"Korkunç Bir Film" isimli komedi bir film serisi vardı. İşte bu film, o komedi filminin parodi serilerinden birisi gibi olmuş. Tam bir komedi filmi. Gülmek isteyenler izleyebilir. Zira korku ve gerilim namına hiçbir şey yok filmde. Araba içindeki sahne ve…devamı"Korkunç Bir Film" isimli komedi bir film serisi vardı. İşte bu film, o komedi filminin parodi serilerinden birisi gibi olmuş. Tam bir komedi filmi. Gülmek isteyenler izleyebilir. Zira korku ve gerilim namına hiçbir şey yok filmde. Araba içindeki sahne ve son tren sahnesi için izlemek istemiştim ama tam bir hayal kırıklığı yaşadım. İzlemesem de olurmuş yani🤷♂️
Spoiler içeriyor
Şimdi bitirdim. Beklentimin çok üzerinde bir diziydi. Stephen King'in romanından uyarlama bir dizi. Kitabını okusaydım bu kadar etkilenmezdim sanırım. Her bölümünde acaba neler yaşanacak diye merak içinde izledim. Tek sezondan oluşan dizileri daha çok seviyorum. Konunun dallandırıp budaklandırmadan anlatılması hikâyenin…devamıŞimdi bitirdim. Beklentimin çok üzerinde bir diziydi. Stephen King'in romanından uyarlama bir dizi. Kitabını okusaydım bu kadar etkilenmezdim sanırım. Her bölümünde acaba neler yaşanacak diye merak içinde izledim.
Tek sezondan oluşan dizileri daha çok seviyorum. Konunun dallandırıp budaklandırmadan anlatılması hikâyenin özünü kaybetmemesi adına daha cazip görünüyor benim nazarımda. Bu dizi de onlardan birisi. Konu dışına çıkılmadan en duru ve net haliyle işlenmiş bir teması var. Kennedy suikastını engellemek.
Bilim kurgu minvalinde tasarlanmış ve bir geçit vasıtasıyla geçmişe (1960 yılına) gidilerek dünya siyasi tarihinde gizemi çözülemeyen J.F.Kenedy suikastına odaklanmış ilgi çekici ve soluksuz bir macera.
Suikast gibi ciddi bir konu üzerinde boğuşurken aşkın da sarmalına dokunulması bir nebze tatlılık katmış diziye. Aşk ve sevgi temasını gayet dozunda serpiştirmişler.
Bill karakteri dizi boyunca aşırı irrite etti beni ayrıca. Amberson, suikastı engellemek için onu yanına kesinlikle almamalıydı. Bütün işleri berbat etti ki en sonunda belasını da buldu.
Anlayamadığım tek nokta şu: olay suikastın engellemesi mi? Evet. Görev başarılı oldu mu? Evet. Ancak Kennedy'in suikastte ölmemesi neden dünyayı daha da kötü bir yer haline getirdi peki? Her şey daha güzel olsun diye çaba gösterilmedi mi? O kadar emek boşuna mı verildi? O kadar tehlike boşuna mı atlatıldı? Geçitin amacı tam olarak neydi? Kafamda bunun gibi bir çok cevapsız soru var. Dizinin sonu da yok gibiydi zaten. Havada kaldı her şey desem yeridir. Kitapta belki bu soruların cevabı vardır bilemiyorum.
Acaba bazı şeyleri değiştirmemek, yaşandığı gibi bırakmak daha mı doğru? Geçmişe gidemeyiz ve onu değiştiremeyiz. Geçmişe gidilse bile yaşananları değiştirmenin çok daha tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini de tahmin etmek zor olmasa gerek.
Bir de şu var. Son bölümde Harry Dunning, Epping'e babasını öldürdü diye hesap soruyor. Yahu babanı öldürmese senin ailen ölecekti zaten. Senin ailenin balyoz ile öldürülmesini engelledi o adam. Sen hala "ne olursa olsun babamdı" diyorsun.Tabiki dışarıdan o duyguyu anlamlandırmak çok güç ancak Epping bu şekilde suçlanmayı haketmedi.
Son olarak dizi genel anlamda güzel ve sürükleyiciydi. Sonu çok hüzünlü bitse de izlememek büyük bir kayıp olur. Keyifli seyirler...
Spoiler içeriyor
İzleyeli uzun zaman oldu bu filmi. Baş karakterimiz Antonius Block'un Ölüm Meleği ile yaptığı muazzam diyaloğun repliklerini yazıp kaydetmiştim paylaşırım diye. Bugüne kısmetmiş. İnsanın anlam ve Tanrı arayışına dair olağanüstü epik bir film. 📍 +Olabildiğince açık konuşmak istiyorum ama kalbim…devamıİzleyeli uzun zaman oldu bu filmi. Baş karakterimiz Antonius Block'un Ölüm Meleği ile yaptığı muazzam diyaloğun repliklerini yazıp kaydetmiştim paylaşırım diye. Bugüne kısmetmiş. İnsanın anlam ve Tanrı arayışına dair olağanüstü epik bir film.
📍
+Olabildiğince açık konuşmak istiyorum ama kalbim boş. Bu boşluk, yüzüme tutulan bir ayna gibi, kendimi görüyorum. İçim korku ve tiksintiyle doluyor. İnsanlara karşı duyarsızlığımla kendimi çevremden soyutladım. Şimdi bir hayaletler dünyasındayım. Rüyalarım ve hayallerimde tutsak kaldım.
-Yine de ölmek istemiyorsun.
+Hayırr! İstiyorum.
-Neyi bekliyorsun?
+Bilgi istiyorum.
-Garanti istiyorsun.
+Her neyse. .. İnsanın duyularıyla Tanrıyı kavrayabilmesi o kadar imkansız mı? O neden yarım vaatlerin ve görülmeyen mucizelerin ardına saklansın ki? Kendimize inancımız yoksa başkasına nasıl inanç duyabiliriz? Benim gibi inanmak isteyen ama yapamayanlara ne olacak? Ya inanmayan, inanamayanlar? İçimdeki Tanrıyı neden öldüremiyorum. Onu kalbimden atmak istememe rağmen neden alçaltıcı ve acı verici şekilde içimde yaşamaya devam ediyor. Neden her şeye rağmen bu şaşırtıcı gerçeklikten kurtulamıyorum. Dinliyor musun?
-Dinliyorum.
+Ben bilgi istiyorum. İnanç ya da varsayım değil, bilgi. Tanrının elini uzatıp kendini göstermesini, benimle konuşmasını istiyorum.
-Ama o suskun.
+Karanlıkta ona sesleniyorum ama sanki hiç kimse yok.
-Belki de kimse yoktur.
+O halde yaşam korkunç bir şey. Her şeyin hiç olduğunu bilen biri, ölüm karşısında yaşayamaz.
-Çoğu insan ne ölümün ne de yaşamın hiçliğini düşünür.
+Ama bir gün hayatın son anlarında karanlıkla yüzleşmeleri gerekecek.
-Ahh. O gün.
+Korkumuzdan bir imge yaratır ve sonra da o imgeye "Tanrı" adını veririz.
-Endişelisin.
+Bu sabah ölüm bana geldi. Birlikte satranç oynuyoruz. Bana tanıdığı sürede acil bir işi halledeceğim.
-Neymiş o?
+Bütün yaşamım nafile bir arayıştan, avarelikten, anlamsızca konuşmalardan başka bir şey değildi. Kızgınlık ya da sitem duymuyorum çünkü çoğu insanın yaşamı benimki gibi. Ama kalan süremi anlamlı bir işte kullanmak istiyorum.
-Onun için mi ölümle satranç oynuyorsun?
+Zeki bir rakip ama daha bir taş bile kaybetmedim.
-Ölümü nasıl yeneceksin peki?
+Fil ve atı birlikte oynuyorum. Henüz farketmedi. İlk hamlede kenardan çökerteceğim.
(Ölüm kendini ifşa eder.)
-Bunu unutmayacağım.
+Beni kandırdın, aldattın ama yine karşılaşacağız. Bir yol bulacağım.
-Handa görüşürüz. Oyuna devam ederiz.
(Ölüm gider.)
...
+İşte elim. Oynatabiliyorum. Akan kanı hissediyorum. Güneş hala tepede. Ve ben, ben Antonius Block. Ölümle oynuyorum.
📌Filmden bir başka kesit:
-O da ne öyle?
+Ölümün dansı.
-O ölüm mü?
+Evet, hepsiyle dans ediyor.
-Bunları niye çiziyorsun?
+İnsanlara bir gün öleceklerini hatırlatmak için.
-Bu onları mutlu etmez.
+Niye hep mutlu olsunlar ki? Niye biraz da korkmasınlar?
-O zaman resmine kimse bakmaz.
+İnan bana bakarlar. Bir kafatası, çıplak bir kadından daha ilginçtir.
-Onları korkutursan...
+Düşünürler ve...
-Düşündükçe...
+Daha da korkarlar.
-Sonra da rahiplerin kollarına koşarlar.
+Bu beni ilgilendirmez.
Spoiler içeriyor
📍Gus: "Annem haklıydı. Devriniz bitti, insanlar fazlasını haketmiyor. Siz sadece alırsınız, birbirinize düşman olursunuz, kendinizi düşünürsünüz, çalar, yalan söylersiniz. Siz olmayan her şeyden nefret edersiniz. Hayvanlardan daha iyi olduğunuzu sanırsınız ama hayvanlar etraflarındaki her şeyi yok etmez. Bunca zaman insanları…devamı📍Gus: "Annem haklıydı. Devriniz bitti, insanlar fazlasını haketmiyor. Siz sadece alırsınız, birbirinize düşman olursunuz, kendinizi düşünürsünüz, çalar, yalan söylersiniz. Siz olmayan her şeyden nefret edersiniz. Hayvanlardan daha iyi olduğunuzu sanırsınız ama hayvanlar etraflarındaki her şeyi yok etmez. Bunca zaman insanları savundum. İçlerindeki iyiliği aradım. Niçin? Bunca zaman insanlar kurtarılmaya değer sandım ama yanılmışım, haketmiyorsunuz."
Gus'ın son sezon son bölümünde insanlar hakkındaki bu sözleri dizinin ana fikriydi zannımca ve bu fikre katılmadan edemedim.
Kıyamet sonrası kurgunun masalsı tadıyla işlendiği, dostluk ve arkadaşlık temelinde eğlenceli ve bir o kadar aksiyonu bol post-apokaliptik türünde bir diziydi. Bu türün ismini de ilk defa öğrenmiş oldum. Gus çok tatlı bir çocuktu ama Wendy'nin ses tonu hepsinden daha tatlıydı.
Fikrimce iki sezon içinde konu çok dağıtılmadan Abbot isimli kötü karakterle dizi bitirilebilirdi ya da Abbot finale kadar kötüyü temsil edebilirdi diye düşünüyorum. Bu hali ile de güzel ve başarılı bir iş çıkarılmış ama düşünmeden edemedim. 3.sezon biraz zorlama çıkmış gibi ama yine de düşmeyen temposuyla sonuna kadar izlettirdi. Keyifli ve rahatlatıcı bir finali vardı. Kardeşimin tavsiyesiyle izledim ve çok beğendim. Ben de bir kardeşiniz olarak tavsiyemdir. İyi seyirler.
📌"Mesele sevdiğin birileri olduğunda yapabileceklerine şaşırırsın."📌(S1:B8)
📌"Hayat bizi beklemez, bazen ona yetişmemiz gerekir. "📌(S2:B8)
Spiral faciasından sonra ilaç gibi bir seri devamı olmuş. Testerenin ilk serilerindeki hazzı, duyguyu, gerilimi ve heyecanı tekrar yaşamak iyi geldi gerçekten. Bu sefer intikam temalı işlenmiş bir hikayeydi ama serinin felsefesi dışına çıkılmadığı aşikar. Sürpriz bir son ile efsane…devamıSpiral faciasından sonra ilaç gibi bir seri devamı olmuş. Testerenin ilk serilerindeki hazzı, duyguyu, gerilimi ve heyecanı tekrar yaşamak iyi geldi gerçekten. Bu sefer intikam temalı işlenmiş bir hikayeydi ama serinin felsefesi dışına çıkılmadığı aşikar. Sürpriz bir son ile efsane bir senaryo ve kurgu ortaya çıkarılmış. İyi seyirler.
"Derler ki: Buda ya da İsa, kendi adına yapılanları görse, ya güler ya da ağlardı. " Filmin ilginç bir teması var. Kurgunun finali biraz kısır kalsa da anlatılmak istenen güzel bir şekilde dile getirilmiş. Profesör John Oldman, tam 14.000 yıl…devamı"Derler ki: Buda ya da İsa, kendi adına yapılanları görse, ya güler ya da ağlardı. "
Filmin ilginç bir teması var. Kurgunun finali biraz kısır kalsa da anlatılmak istenen güzel bir şekilde dile getirilmiş. Profesör John Oldman, tam 14.000 yıl boyunca yaşamış ve günümüze kadar ölümle tanışmamış olan bir mağara adamı. Tarih boyunca başına her türlü bela gelmiş, gezmedik yer bırakmamış açıkcası bu seyahatlere de mecbur kalmış. İnsanların onun hiç yaşlanmadığını, değişmediğini anlamamaları için her on yılda bir olduğu yeri terk etmek onun için olası bir durum haline gelmiş. Yine bu filmde de en son yaşadığı hayata veda etmek üzere iken farklı alanlarda uzmanlaşmış birkaç profesör arkadaşına gerçek kimliğini ve o güne kadar yaşadıklarını açıklamaya çalışmasına şahit oluyoruz. Her bir hikayede de şaşkınlık dolu soruların ve cevapların içinde buluyorsunuz kendinizi. Kendinizi farklı bir çemberden ilk defa farkedip seyredecek ve yeniden düşüncelerinizi inşa edeceksiniz. Çünkü bu hikayelerde senin de cevaplandırmak istediğin, merak ettiğin birçok soru var.
Dinler tarihi konusundaki diyaloglar da muhteşemdi. Her bir ifade derinlemesine bir sorgulama kapısı açıyor izleyenin zihninde. Tarih bilinmezlerle dolu. Her bilinen aslında bambaşka bir şekilde kendini gösterdi ve insanlar onu kendi kalıpları içine soktu ve bugünlere getirdi. Geçmişi bizzat görüp yaşamış birinden dinlemek ne kadar objektif ve doğru olurdu değil mi? Mümkün olmadığını biliyorum ya da biz bildiğimizi sanıyoruz, bunu da bilemeyiz.
Daha öncesinde izlemiştim bu filmi ve konusu da az çok hatırımdaydı ama birkaç yerde tekrar denk gelince tekrar izlemek istedim. Tek bir odada çok şey anlatılan nadir filmlerden. Tıpkı 12 öfkeli adam filmi gibi. İzleyin izlettirin.
Filmden bir diyalog;
-İncil'deki her şeye tamamen inanıyor musun Edith?
+Evet... Bak, sen sormadan söyleyim, çok yerinin değiştirildiğini biliyorum. Tanrı, anlaşılması için sözünü insan aracılığıyla iletti.
-İlk seferde doğru anlatamamış.
+Biz mükemmel değiliz, bize anlatması için uğraşması gerekmiş.
- İlk seferde bizi doğru yapamamış mı Edith?
İyi seyirler...
Cüneyt Arkın'ın defalarca izlesem de sıkılmayacağım filmlerinden. Yad etmek adına 3-4 gündür hep Cüneyt Arkın'ın filmlerine sardım. Her izlediğimde de aynı beğeni duygusuyla harmanlandım. Aksiyon ve komedinin buluştuğu çok eğlenceli bir film. Her biri birbirinden üç kağıtçı üç kafadar hapiste…devamıCüneyt Arkın'ın defalarca izlesem de sıkılmayacağım filmlerinden. Yad etmek adına 3-4 gündür hep Cüneyt Arkın'ın filmlerine sardım. Her izlediğimde de aynı beğeni duygusuyla harmanlandım. Aksiyon ve komedinin buluştuğu çok eğlenceli bir film.
Her biri birbirinden üç kağıtçı üç kafadar hapiste tanışır ve kaynaşırlar. Üçü de aynı anda hapisten çıktıklarında geçmişte yaptıkları her türlü pis işi bırakma kararı alırlar. Ayrı ayrı düzgün ve namuslu bir yaşam tarzını benimsemek isterler ancak kısa yoldan para kazanma güdüsünü bir türlü bırakamazlar.
Her biri birbirinden fırıldak bu üç arkadaş, kabadayı birine ait 2 milyon değerinde bir paranın elden transfer edileceğini öğrenirler. Tatlı paranın kokusunu alan üç arkadaş, ayrı ayrı bu paranın peşine düşerler. İlk başta birbirlerinden haberleri yoktur ancak aynı parayı tek başlarına elde etmek adına kıyasıya bir kapışma içinde bulurlar kendilerini. Birbirlerine her defasında dostça gözükürler ama paranın yüzü daha tatlıdır her biri için. Para için her türlü dalavereyi çevirmekten geri durmazlar.
Horoz Ali, Deve Ömer ve Piç Rıza'nın tadına doyum olmaz kovalamacası çok keyifliydi. Tabiki o para, en sonunda kimseye yar olmadı ama onun için girişilen her eylem oldukça kararlı ve zevkliydi. İyi seyirler.
Spoiler içeriyor
Seyir zevki yüksek bir filmdi. 2 saat 14 dakika olmasına rağmen hiç sıkıcı değildi. Aksiyonu boldu. Sonuna kadar keyifle izledim. Efektler muazzamdı ve hiçbir sahnesinde efektler sırıtmıyordu. Tek seferlik yaşam hakkı taşını, ölen eşi için değil de (ki baş karakter…devamıSeyir zevki yüksek bir filmdi. 2 saat 14 dakika olmasına rağmen hiç sıkıcı değildi. Aksiyonu boldu. Sonuna kadar keyifle izledim. Efektler muazzamdı ve hiçbir sahnesinde efektler sırıtmıyordu.
Tek seferlik yaşam hakkı taşını, ölen eşi için değil de (ki baş karakter film boyu bu taşı, ölen eşi için elde etmeye çalışıyordu) filmin başından sonuna kadar sıkı fıkı dost olduğu arkadaşı Holga için kullanması çok dokunaklı ve bir o kadar fedakarca bir davranıştı.
Bir sahnedeki Dorik'in şu sözü çok iyiydi.
"İnsan değil mi işte, hep yalan söyler. "
İyi seyirler.
Spoiler içeriyor
Neresinden başlayayım bilmiyorum. Baştan aşağı fiyasko bir film. Testere ile uzaktan yakından alakası yok. Testere serisine yakışmayan bir film olmuş. Bir de havalı olsun diye filmin adını spiral yapmışlar. İlk olarak ölüm sahneleri hiç inandırıcı değildi. Gerçek testere bu kadar…devamıNeresinden başlayayım bilmiyorum. Baştan aşağı fiyasko bir film. Testere ile uzaktan yakından alakası yok. Testere serisine yakışmayan bir film olmuş. Bir de havalı olsun diye filmin adını spiral yapmışlar.
İlk olarak ölüm sahneleri hiç inandırıcı değildi. Gerçek testere bu kadar basit aletleri kullanmaz ve domuz maskesiyle video çekmez. Kaset ve videolardaki kadın sesine değinmek bile istemiyorum.
Testerenin kurnaz bir profili, kurgusu ve kendine has gerilimi vardı. İnanın bir buçuk saat boyunca oyun ha başladı ha başlayacak derken film bitti. Kurgu ve ölüm sahneleri namına bir şey beklemeyin. Bir çok izleyen arkadaşım kanlı sahnelerin iyi ve testerenin tarzına uygun olduğunu yazmış. Ben buna katılmıyorum.
Bu seferki testere tam bir komedi. Bıyıkları yeni terlemiş testere mi olur? Sözde babasını öldüren polisten ve tüm polislerden intikamını almak için testerenin yöntemini kullanmak istemiş ve bunun için de polis teşkilatına akademi birincisi olarak girmiş. O değil intikamı da adam akıllı alamadın zaten. Babanı öldüren adamın ortağı ile alıp veremediğin ne? Hadi onu da geçtim onun da babasından ne istedin?
Ayrıca gerçek testere hem yaş olarak hem de düşünce yapısı olarak olgun bir insandı. Yani birçok şeyi tecrübe etmiş ve bu yaşadıklarından yola çıkarak kendince bir düzen kurmaya çalışan bir insandı. Kurbanlarını hiçbir zaman kendisi bizzat öldürmedi ki kendisi de bir serisinde katillerden nefret ettiğini söyler. Ama bu filmdeki yeni yetme "dejtere", bir sahnede kurbanın derisini yüzüyor. Ha bu derisi soyulmuş adamın nasıl bir oyun oynadığını da bilmiyoruz. Filmde gösterilmemiş.
Gerçek testere kurbanlarıyla bizzat iletişim de kurmaz. Oyun alanına girmez, dahil olmaz. O düzeneği kurar ve uzaktan izler. Bu filmde o ekseni bile takip etmemişler.
Sahneler arası geçişlerde bir o kadar kopuk olmuş. Filmde bağlantı kurmakta zorlanıyorsunuz. Senaryoya hiç özen gösterilmemiş. Sırf reklam ve maddiyat için çekilmiş gibi.
Oyunculuklar zaten çok yapmacık. Kimse role vermemiş kendisini. Başrolümüz bile rolün hakkını verememiş. Hatta sinirli bir şekilde aracın içinde tepinirken acayip bir gülme aldı beni.
İnanın daha söylenmesi gereken bir sürü şey vardır ama şimdilik bunları belirtmek istedim. Güzelim testere serisini ne hale getirmişler. Kim bilir onuncu filminde ne saçmaladılar. Hiç izlemek istemiyorum ama merak işte.
10/4