Bir gece yarısı kafa dağıtmak için açıp izledim. Keyifli, klişlerin bol olduğu romantik bir filmdi. Hayat mesajı mı gelecekteki aşkınızı bulmak için mi izliyorsunuz bilmiyorum ama bir romantik filme büyük yük yüklemeyin arkadaşlar. Benim için amacını yerine getirdi. Sıkılmadan gülerek…devamıBir gece yarısı kafa dağıtmak için açıp izledim. Keyifli, klişlerin bol olduğu romantik bir filmdi. Hayat mesajı mı gelecekteki aşkınızı bulmak için mi izliyorsunuz bilmiyorum ama bir romantik filme büyük yük yüklemeyin arkadaşlar. Benim için amacını yerine getirdi. Sıkılmadan gülerek baş rollere düşe düşe izledim.
Amy Adams'ı Manhattan'da Sihir'den biliyordum. Oyunculuğu, mimikleriyle yine iyi bir iş çıkarmış. Matthew Goode'u A Discovery of Witches'tan tanımıştım. Yer yer kaba ama sonunda yelkenleri suya düşürdüğü bir rolde bu sefer. Oyunculuğu bir kenara adama hayran hayran bakmamak elde değil.
Dram dolu bir romantik ağlattı da gülümsetti de ama beni bir türlü içine çekemedi. Son 30 dakikasına kadar sevgileri bana samimi gelmedi bu yüzden filmden çok koptum ve sıkıldım. İstediğim heyecanı bulamadım. Hikaye güzel işlense de çekim iyi olsa da…devamıDram dolu bir romantik ağlattı da gülümsetti de ama beni bir türlü içine çekemedi. Son 30 dakikasına kadar sevgileri bana samimi gelmedi bu yüzden filmden çok koptum ve sıkıldım. İstediğim heyecanı bulamadım. Hikaye güzel işlense de çekim iyi olsa da benim için çok yavaş ve uzun bir film oldu. Bu tarz sevenler varsa hemen açsınlar ve gözyaşları için peçetelerini hazırlasınlar ama ben göre değil.
Birbirine kibar ve saygılı yaklaşan çiftlerin olduğu konu olduğu senaryolara yeni filmlerde zor denk gelir oldum. Bu yüzden ilacımı eski filmlerden alıyorum. Film, kadere inanan bir kadının ilginç fikirleriyle eğlenceli bir şekilde başlıyor ve tekrar kader (ya da kalpleri) onları…devamıBirbirine kibar ve saygılı yaklaşan çiftlerin olduğu konu olduğu senaryolara yeni filmlerde zor denk gelir oldum. Bu yüzden ilacımı eski filmlerden alıyorum.
Film, kadere inanan bir kadının ilginç fikirleriyle eğlenceli bir şekilde başlıyor ve tekrar kader (ya da kalpleri) onları bir araya getirince son buluyor. Böyle filmlerin ortak özelliği, içinden gelecekte bunu biriyle yapmak istiyorum dediğiniz sahnenin olması. Benim sahnemde kitabın içine yazılan numara olurdu. Bir akşam kahveye gerek kalmadan içinizi isıtabilecek güzel bir romantik film keyfi için ideal.
"Bir kez denersek, bir dahaki sefere daha kolay olacak." Start Up sadece romantik bir dizi olarak görülebilir ama içinde çok fazla iş hayatından ve yaşamdan mesajlar içermekte. Bunu yansıtırken hep gerçekçi oldular. Hiçbir durumda 'bu da olmaz' demedim. Diziyi de…devamı"Bir kez denersek, bir dahaki sefere daha kolay olacak."
Start Up sadece romantik bir dizi olarak görülebilir ama içinde çok fazla iş hayatından ve yaşamdan mesajlar içermekte. Bunu yansıtırken hep gerçekçi oldular. Hiçbir durumda 'bu da olmaz' demedim. Diziyi de izlenebilir yapan ve gerçekten keyif almamı sağlayan yönü de buydu.
3 San'ın arkadaşlıkları, sevginin bir nedene ihtiyaç duymaması, başarısız olsalar bile pes etmeden devam etmeleri, aile ilişkileri çok iyi yazılmış ve oynanmış. Defalarca onlarla gülüp onlarla ağladım.
Çekimi ve müzik seçimleride çok başarılıydı. Gereksiz sahne, uzatılmış bakışma yoktu.
Diziyi daha önceden görmeme rağmen başlamadığım için üzüldüm çünkü favorilerim arasına girdi bile.
[Spoiler]
İzlediğim sitede yorumlarda hep 2 erkek arasındaki 'seçim' hakkında yazılar okudum. Benim düşüncem ise izlerken ikisininde yeterince başrol kızı hak ettiğini düşünmedim. Çünkü: "Beyaz yalanlar zararsızdır derler ama bu da bir yalan. Zararsız yalan diye bir şey yoktur. Sonunda hep biri incinir."
Bay Han, Dal Mi'yi ilk gördüğünde de uzun zaman sonra tekrar gördüğünde de aklındaki tek şey büyükanneye olan borcuydu. Her şey Do San'ın hislerini fark ettikten sonra ortaya çıktı. Do San ise yalana ortak oldu. Dal Mi için her şeyi sahte haline getirdiler. İkisi de özür diledi ama Bay Han hata yapmaya devam etti. Bu yüzden senaryoya bağlı kalarak da Do San'dan hoşlanmasına sevindim.
Do San karşısına değişerek çıkmasaydı dikkatini çekmeyecekti yazıldı yorumlarda ama o gece öncesinde zaten Dal Mi onu bulmuştu. Kitapçıda gerçek haliyle görmüştü ve bu halini beğendiğini söylemişti. Gerçek iş yerini hala merak ettiğini de belirtti. Onu işini yaparken nasıl izlediğine bakın ve ellerinin çok değerli olduğunu da söyledi. Yani Dal Mi'nin karşısına gerçek kişiliği ile çıksaydı, belki daha uzun sürerdi ama yine Do San'ı sevecekti.
Bay Han içinse mektuplaştıkları dönemde tek karlı çıkan Dal Mi değildi, Han'da çok yalnızdı ve bu sayede mektuplarını beklediği arkadaşı olmuştu. Birlikte olmadılar ama bence Han içinde güzel bitti. Kendini tanımaya başladı, sadece güçlü yönlerini biliyordu fakat zayıf yönlerini de gördü ve kabullenip ona göre hareket etti. İlk defa kârı düşünmeden yatırım yapmak istedi. O da bu şekilde kendi yolunu yavaşça buldu.
Son olarak Start Up'ın inşaa edildiği yeri çok beğendim. Bağımsız, özgür ve her şeyin merkeziymiş gibi duruyor. Gerçekten yeni bir başlangıç için ilham verici.
Sakin geçen bir filmdi. Bu durgunluk yüzünden her an kapatma isteği geldi, devamında ne olacağını merak etmedim. İkisi de çok utangaç karakterlerdi, bazıları için bu tatlı olabilir ama benim için can sıkıcıydı. Kurgu çok basitti, ana olaya heyecan katacak başka…devamıSakin geçen bir filmdi. Bu durgunluk yüzünden her an kapatma isteği geldi, devamında ne olacağını merak etmedim.
İkisi de çok utangaç karakterlerdi, bazıları için bu tatlı olabilir ama benim için can sıkıcıydı. Kurgu çok basitti, ana olaya heyecan katacak başka hiçbir şey yoktu.
Ayrıca kamera çok titredi, çekimi beğenmedim.
Erkek oyuncunun birçok filmini izledim ama en kötüsü buydu, biraz hayal kırıklığına uğradım.
Spoiler içeriyor
Başı gerçekten çok keyifliydi. Hatta bir şey yazarken zaman geçsin diye filmi açmıştım ama sahne kaçırmamak için yazmayı bıraktım. Bazı sahnelerde ikiside çok tatlıydı, içim kıpır kıpır, sıcacık oldu izlerken. En sık karşılaştığımız kızın görünümünün değişmesi yerine erkeğin değişmesi ve…devamıBaşı gerçekten çok keyifliydi. Hatta bir şey yazarken zaman geçsin diye filmi açmıştım ama sahne kaçırmamak için yazmayı bıraktım. Bazı sahnelerde ikiside çok tatlıydı, içim kıpır kıpır, sıcacık oldu izlerken. En sık karşılaştığımız kızın görünümünün değişmesi yerine erkeğin değişmesi ve kızın o halde görür görmez aşık olmaması iyi oldu yoksa anında kapatabilirdim. İkinci erkeğin olayı çok kısa sürdü ve öğretmen ile karakol olayını hiç konuşmamaları garip geldi ama izletti. Filmin bitişinden korkuyordum ama tam yerinde olmuş. Puanı düşük olsa bile izlenebilecek okul temalı güzel bir romantik komedi.
"Savaşın hilesi olmaz, bu kıza dersini vermeliyim." ile başlayıp nereye gittiğini anlayamadığım sonra bir şekilde toparlayan bir filmdi. İlle de dram olsun diyip biraz bocaladıklarını ve bazı olayların çok hızlı anlatıldığını düşünüyorum. Karakterlere gelecek olursam kız erkekteki boy farkına bu…devamı"Savaşın hilesi olmaz, bu kıza dersini vermeliyim." ile başlayıp nereye gittiğini anlayamadığım sonra bir şekilde toparlayan bir filmdi. İlle de dram olsun diyip biraz bocaladıklarını ve bazı olayların çok hızlı anlatıldığını düşünüyorum.
Karakterlere gelecek olursam kız erkekteki boy farkına bu film için bir şey demeyeceğim çünkü kızımız ne sakar, ne de tembel. Gayette aklı başında, tekvando da uzman ve İnternet oyununda 4 kez şampiyon olmuş. Erkek ise yakışıklı, zengin, sporla ilgilenen ve yüksek lisansını fotoğrafçılık üzerine yapan bir öğrenci. Üniversitenin en kısa ve en uzunu olan bu çift filmin başlarında gerçekten çok güldürdü. Bu yüzden çerezinizi alıp kafanızı dağıtmak için izleyebilirsiniz.
Not: Filmin sonunda adam gönlümü çaldı.