üzerinden geçen zamanla tesiri daha da artan, her şeyi vermeyen, kayda değer replikleri bulunan bir film. hoş olmayan tek bir sahne yok. açayım, oynasın kendi kendine. bakıp da rast geldiğim sahne bile hoşuma gider eminim ki. o kadar.
barındırdığı şeyler keyifli, dinginleştirici. hissettirdiklerini algılamak hiç zor değil fakat söyleme döküldüklerinde dağınık durmaları oldukça olası. like this.
vakti zamanında böyle bir durumun hasıl olup olmadığına hiç kafa yormadığım, değinen belgesellere ve yazılara da rastlamadığım bir konuyu işleyen bu filmi müteşekkir hislerle izledim. sinematografisi de hiç fena değildi açıkçası.
hikayeye sadık kalmak için gerektiğinde önemli bir karakteri öldürmekten çekinmeyen, kendini izlettiren ters köşe bir diziydi. keyifli olduğu için fazla oyalanmadan benzer dizi ve filmlere yönelmeniz kaçınılmaz. aynen öyle. pardon. yes ma'am.
duygu azlığı, düşünce çokluğu ve nedense bana boş gelen koca koca laflar yığını. dörtte üçünü iki haftada, kalan birini ise bir buçuk saatte bitirdim. çünkü kalan biri, koca koca laflardan nasibini en az almış olan kısımdı.
ana karakter az konuşuyor ve sürekli bakıyor diye derinlik aramaya gerek yok. iyi birkaç sahne dışında oldukça vasat bir filmdi. izlemesem de olurmuş dediğim filmler arasında kendine yer bulmakta hiç sıkıntı yaşamadı.
etkileyici birçok sahnesi ve repliği bulunan başarılı bir filmdi. komünizm eleştirileri ise oldukça yerindeydi. izlenecekler listenizdeyse eğer öne çekin, pişman olmazsınız.