-Peki… Ben o zaman da bir subaydım. Ya siz neydiniz? Güntülü, yırtıcı pars bakışlarını Selim’e dikti. Onu ürperten, hatta çıldırtan bir eda ile, şaşkınlıktan başını döndüren bir soğukkanlılıkla cevap verdi: -Ok atılmayanlardan biri…
Belçikalı, zayıf, kısa boylu bir adam. Sorgu esnasında ara sıra ufak şişede bir ilaç kokluyor. Hakikat tamamen ortaya çıktı. Rusya'dan gelen birkaç Ermeni, Joris'in evinde hazırlanmışlar. Birkaç yerli Ermeni de yardım etmiş. İdama mahkum olan bu adamı Sultan Hamid affetmiş,…devamıBelçikalı, zayıf, kısa boylu bir adam. Sorgu esnasında ara sıra ufak şişede bir ilaç kokluyor. Hakikat tamamen ortaya çıktı. Rusya'dan gelen birkaç Ermeni, Joris'in evinde hazırlanmışlar. Birkaç yerli Ermeni de yardım etmiş. İdama mahkum olan bu adamı Sultan Hamid affetmiş, ihsan vermiş ve Avrupa'da aleyhindeki cereyanlar ve suikastlerden haber vermek üzere maaşlı hafiye yapmış.
Koca Sultan, bu işleri bir gün senin öz Türk milletin de yapacak ve sen onların elinden yakanı kurtaramayacaksın. Eğer aklın eriyorsa fikirleri boğma, onlara yol ver ve hürmet et. Muhitini saran cahil ve riyakâr, murdar ahlaklı insanları dağıt da Avrupa hükümdarları gibi milletini saadete götür. Sen de milletinin sevgisi arasında mesut yaşa. Fakat yazık ki daha ismini bile zor yazabilecek derecede irfanın var.
Etrafındaki yüzlerce cariyenin şehvet halkası içindeyse bunu bütün hanedanın gibi yozlaştırmışsın. Mithat Paşa gibi bir veziri, Mahmut Paşa gibi bir damadı boğduran, en namuslu, hamiyetli ve malumatlı insanları zindanlarda, menfalarda çürüten, muhitini hafiye ağları içinde kuklaya çeviren insandan ne beklenir. Dün İttihat ve Terakki'yi de boğdun. Mithat Paşa'nın Jön Türkleri gibi onların da mahvolduğuna belki inanıyorsun. Fakat fikirler ölmüyor, birbirine zincirleniyor. Muhakkak her müstebit gibi fikirler arasında sen de boğulacaksın.
Spoiler içeriyor
"Ben yaralıyım galiba, Yusuf!.." Genç adam dizginleri elinden attı. Hayvan büsbütün hızlandı. Yusuf'un gözlerine ve ağzına karlar doluyordu: "Ne diyorsun Muazzez!" diye haykırdı. "Nerenden yaralısın?.. Kim vurdu seni?" Genç kadın cevap vermedi, kocasına sarılan kolları onu sıkmaya çalıştı. Yusuf tekrar…devamı"Ben yaralıyım galiba, Yusuf!.."
Genç adam dizginleri elinden attı. Hayvan büsbütün hızlandı. Yusuf'un gözlerine ve ağzına karlar doluyordu:
"Ne diyorsun Muazzez!" diye haykırdı. "Nerenden yaralısın?.. Kim vurdu seni?"
Genç kadın cevap vermedi, kocasına sarılan kolları onu sıkmaya çalıştı. Yusuf tekrar sordu: "Yaran nerede? Bir yerde durup bağlayalım!"
"Bilmem Yusuf... Nasıl istersen... Yaramın nerede olduğunu bilmiyorum. Yalnız bir yerlerim acıyor. Çok acıyor... Sonra canım çekilir gibi oluyor... Ama durmayalım... Çabuk gidelim!"
Yusuf şaşkın gibi:
"Nereye gidelim?" dedi. Muazzez ancak duyulabilir bir sesle:
"Nereye istersen götür Yusuf... Gidelim!" diye fısıldadı.
"Şiir kitabının sonlarındaki yazıları kıskanma. Hiçbir zaman dolmamış olan boş gönlümün sesleridir onlar. Sen benim bütün kafamı ve ruhumu doldurduğun zaman bak neler yazacağım. Sana bu mektupla beraber bir şiir gönderiyorum. Bu şiir bütün mazim ile alakamı kestiğime alâmettir. Yeni…devamı"Şiir kitabının sonlarındaki yazıları kıskanma. Hiçbir zaman dolmamış olan boş gönlümün sesleridir onlar. Sen benim bütün kafamı ve ruhumu doldurduğun zaman bak neler yazacağım. Sana bu mektupla beraber bir şiir gönderiyorum. Bu şiir bütün mazim ile alakamı kestiğime alâmettir. Yeni bir hayata, aydınlık, sevgi ve fedakârlık dolu bir hayata atılmak üzere olduğumu biliyorum. Asıl senin için fedakârlık yapmak bana en büyük saadeti verecektir. Yalnız senin için yaşamak, hayatımdan senden başka her şeyi silip atmak istiyorum. Fikirlerimi, gayeleri seninle paylaşmak, doğru bulduğumuz şeylere beraber inanmak istiyorum.
Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku... Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz."
Sabahattin Ali, 25 Mart 1935.
“Hatay'a şahsi davam olarak bakıyorum.Sözünü ettiğim bir durumda tutacağım yolu çoktan kararlaştırmış bulunuyorum: Cumhurbaşkanlığı'ndan ve milletvekilliğinden istifa edeceğim, serbest bir Türk vatandaşı olarak bu işte çalışan arkadaşlarla birlikte Hatay topraklarına geçeceğim. Bildiğin gibi bunun emin yolları var. Oradaki mücahitlerle ve…devamı“Hatay'a şahsi davam olarak bakıyorum.Sözünü ettiğim bir durumda tutacağım yolu çoktan kararlaştırmış bulunuyorum: Cumhurbaşkanlığı'ndan ve milletvekilliğinden istifa edeceğim, serbest bir Türk vatandaşı olarak bu işte çalışan arkadaşlarla birlikte Hatay topraklarına geçeceğim. Bildiğin gibi bunun emin yolları var. Oradaki mücahitlerle ve anavatandan bize katılacak kuvvetlerle sorunu yerinde ve içten halledeceğim.
İsterse Türkiye Hükümeti, beni ve arkadaşlarımı asi ilan eder, hakkımda soruşturma da açar.Ben Fransızların, Suriye ve Lübnan'a kolayca bağımsızlık vereceklerini sanmıyorum. Biz hareketimizi onlara da yayarak Suriye ve Lübnan'ın gerçek bağımsızlıklarını da sağlayabiliriz. Ama göreceksin, dava yakında istediğimiz gibi çözülecektir."
Hasan Rıza Soyak, Atatürk’ten Hatıralar, C.2, İstanbul, 1973, s. 606-608.
Senden önce kitaplarda arıyordum derinliği. Kitaplardan utanıyorum. Sen bütün kitaplardan daha derinsin, sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku. Karanlıklardayım ve cinnetin sesi yüzümü kamçılıyor: bir baykuş kahkahası, bir kobra ıslığı. Karanlıklardayım, zindanımı aydınlatan tek ışık cıvıltılarınızdı. Yıldızım benim ve…devamıSenden önce kitaplarda arıyordum derinliği. Kitaplardan utanıyorum. Sen bütün kitaplardan daha derinsin, sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku.
Karanlıklardayım ve cinnetin sesi yüzümü kamçılıyor: bir baykuş kahkahası, bir kobra ıslığı. Karanlıklardayım, zindanımı aydınlatan tek ışık cıvıltılarınızdı. Yıldızım benim ve uzaklardasınız.
-Mevlana
Beni düşündüğünü gösteren satırların kalbimin sana karşı olan bağlarını bir kat daha kuvvetlendirdi. Benim için dünyada her şey sensin. Bunun için benim de her şeyim senindir. İlk günlerde pek lüks yaşamasak bile muhakkak ki seni dünyanın en mesut insanı yapmak…devamıBeni düşündüğünü gösteren satırların kalbimin sana karşı olan bağlarını bir kat daha kuvvetlendirdi. Benim için dünyada her şey sensin. Bunun için benim de her şeyim senindir. İlk günlerde pek lüks yaşamasak bile muhakkak ki seni dünyanın en mesut insanı yapmak için her şeyi yapacağım. Çünkü sen sevgin ile beni dünyada erişilebilecek saadetlerin en büyüğüne eriştirdin.
Sabahattin Ali, Hep Genç Kalacağım.
Artık onu sevdiğinde şüphe yoktu. Bunu kendine itiraf ediyor, ilk günlerde onu tereddüde düşüren çekinmeler yavaş yavaş yok oluyordu. Hem bu, niçin o kadar büyütülmeliydi? Sevmek bir kabahat miydi? Böyle olsa bile mademki elinde değildi.
Bir kılıca benzemek isteyen değneklerle, Uğraşacağız diye zararlı böceklerle; Ah... Neden bu çocuklar bahçeye indiler ki? Bir tane akıllısı çıkmadı içlerinden: "Tırtılları düşürdük" diye sevinçlerinden Çiçeklerin üstünde öyle tepindiler ki! Ahmak bir gurur gezdi tahtadan silahlarda Sanki bozgun bir ordu…devamıBir kılıca benzemek isteyen değneklerle,
Uğraşacağız diye zararlı böceklerle;
Ah... Neden bu çocuklar bahçeye indiler ki?
Bir tane akıllısı çıkmadı içlerinden:
"Tırtılları düşürdük" diye sevinçlerinden
Çiçeklerin üstünde öyle tepindiler ki!
Ahmak bir gurur gezdi tahtadan silahlarda
Sanki bozgun bir ordu konakladı tarhlarda;
Vurulan bir silahşor gibi düştü heykeller...