Hunger, lezzetli bir anlatının içinde acı gerçekleri sunan güçlü bir film. Eğer bir film izledikten sonra oturup kendi hayatını sorgulamak istiyorsan — bu film seni fazlasıyla doyuracak. Ya da belki aç bırakacak… düşündürerek...
Ben "Anne with an E"ye Bayıldım... Devamının gelmesini çok isterdim... Her bölümde hem gözlerim doldu hem de içim umutla doldu. Dili, atmosferi, karakterleri öyle sahici ki sanki Avonlea’da ben de yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama bu dizi sadece yeşil vadilerde geçen…devamıBen "Anne with an E"ye Bayıldım... Devamının gelmesini çok isterdim...
Her bölümde hem gözlerim doldu hem de içim umutla doldu. Dili, atmosferi, karakterleri öyle sahici ki sanki Avonlea’da ben de yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama bu dizi sadece yeşil vadilerde geçen naif bir hikâye değil — aynı zamanda insanın ruhuna dokunan, düşündüren ve değiştiren bir anlatı.
Öncelikle Anne’in karakteri... Hayal gücü sonsuz, lafını esirgemeyen, duyarlılığıyla dünyaya başka bakan bir kız çocuğu. Onun zor geçmişine rağmen sevgiye, dostluğa ve değişime olan inancı öyle ilham verici ki. Kendimden çok şey buldum onda. Anne, bana bir kadının sesini bulmasının, korkmadan konuşmasının ne kadar kıymetli olduğunu hatırlattı.
Dizi, sadece bireysel hikâyelere değil, büyük sosyal yaralara da parmak basıyor. Cinsiyet eşitliği, ırkçılık, sınıf ayrımı, çocuk hakları, yerli halkların acı dolu geçmişi… Hepsi öyle incelikle işlenmiş ki asla didaktik değil ama tokat gibi. Özellikle Ka’kwet’in hikâyesi içimi dağladı. Bir çocuk olarak yaşadığı adaletsizlik, bana bu dünyanın hâlâ ne kadar yol alması gerektiğini gösterdi.
Kostümler, sinematografi ve müzikler ise bir şiir gibi. Görsel anlamda da tam bir ziyafet. Ama ne yalan söyleyeyim; en çok Anne’in kurduğu cümlelere, içten gelen ben diliyle haykırdığı duygulara bayıldım. O kadar saf, güçlü ve kendine has bir dili var ki sanki bir romanın içindeymişim gibi hissettim.
Anne with an E, yalnızca bir dönem dizisi değil; sevmenin, direnmenin, fark yaratmanın hikâyesi. Ben bu diziye gerçekten bayıldım. İçimde bir yer artık hep Anne gibi düşünecek, onun gibi hissedecek. Çünkü bazı hikâyeler unutulmaz — bu da onlardan biri.
Netflix’te izlediğim Straw, beni ilk dakikasından itibaren içine çeken yoğun bir dram oldu. Taraji P. Henson’ın canlandırdığı Janiyah karakteriyle kendimi hemen özdeşleştirdim; sabahın köründe başlayan, hiç dinmeyen bir mücadele izledim sanki. Hasta bir çocuk, işsizlik, borçlar, anlayışsız bir sistem... Her…devamıNetflix’te izlediğim Straw, beni ilk dakikasından itibaren içine çeken yoğun bir dram oldu. Taraji P. Henson’ın canlandırdığı Janiyah karakteriyle kendimi hemen özdeşleştirdim; sabahın köründe başlayan, hiç dinmeyen bir mücadele izledim sanki. Hasta bir çocuk, işsizlik, borçlar, anlayışsız bir sistem... Her şey üst üste geldikçe ben de Janiyah gibi daraldım, nefes alamaz hâle geldim. Gün ilerledikçe yaşananlar iyice kontrolden çıkıyor ve bir noktada kendimi “Bu kadar da olmaz!” derken buldum. Özellikle bankadaki standoff sahnesi çok güçlüydü, gerilimi damarlarımda hissettim. Ama beni en çok vuran kısım finalde geldi: Meğer Janiyah’ın kızı o gün hayatta bile değilmiş, hepsi zihninin bir oyunuymuş. Bu gerçeği öğrendiğimde içim burkuldu, o çaresizliği tüm hücrelerimde hissettim. Taraji P. Henson’ın oyunculuğu çok etkileyiciydi, hikâyenin duygusunu yürekten taşıdı. Filmin bazı sahneleri biraz abartılı ve melodramatik geldi, ama genel olarak bu abartı bile karakterin yaşadığı yoğunluğu anlatmak için yerindeydi diyebilirim. Zaman zaman senaryo fazla sıkıştırılmış gibi hissettirse de verdiği mesaj net: Sistem dışındaki insanlar ne kadar görünmez olabilir? Straw, mükemmel bir film değil belki ama insanın dayanma sınırlarını anlatan, sert ama samimi bir hikâye. İzledikten sonra uzun süre düşündüm; çünkü bu film aslında birçok kadının, birçok annenin gerçeği.
Netflix’te izlediğim Gönül, Soner Caner’in yönettiği ve beni ilk dakikadan içine çeken, sıcacık bir film oldu. Piroz’la Sümbül’ün aşkı hem masalsıydı hem de bir yerlerden tanıdık geldi bana. Filmin görselliği, müzikleri ve oyunculukları çok içten ve doğal hissettirdi. Her sahnede…devamıNetflix’te izlediğim Gönül, Soner Caner’in yönettiği ve beni ilk dakikadan içine çeken, sıcacık bir film oldu.
Piroz’la Sümbül’ün aşkı hem masalsıydı hem de bir yerlerden tanıdık geldi bana.
Filmin görselliği, müzikleri ve oyunculukları çok içten ve doğal hissettirdi.
Her sahnede Anadolu’nun o samimi ruhunu hissettim.
Müzikler o kadar güzeldi ki bazı anlarda filmi değil, bir türkü dinliyormuşum gibi hissettim.
Yine de bazı yerlerde tempo çok yavaşladı ve ilgimi biraz kaybettim.
Karakterlerin iç dünyasına daha derin girilseydi çok daha etkileyici olabilirdi diye düşündüm.
Dram ve mizah arasında geçişler bazen biraz keskin geldi bana.
Bazı sahneler de sanki biraz aceleye gelmiş gibiydi.
Ama tüm bunlara rağmen film bende sıcak bir his bıraktı.
Gösterişli değildi ama çok içten ve dürüsttü.
Eksikleri olsa da yine de güzeldi.
Bazı filmler vardır, izlenmez... Yaşanır. Bölük, işte tam da böyle bir film. Her karış toprağı şehit kanıyla yoğrulmuş bu vatanda, farklı şehirlerden, farklı geçmişlerden gelen gençlerin tek yürek olduğu bir asker ocağını anlatıyor. Filmin kalbinde yatan isim ise Şehit Piyade…devamıBazı filmler vardır, izlenmez... Yaşanır. Bölük, işte tam da böyle bir film. Her karış toprağı şehit kanıyla yoğrulmuş bu vatanda, farklı şehirlerden, farklı geçmişlerden gelen gençlerin tek yürek olduğu bir asker ocağını anlatıyor.
Filmin kalbinde yatan isim ise Şehit Piyade Teğmen Murat Ayaş. Film, kahramanımızın anısına ithaf edilmiş. Şehidimizin hatırası, sadece yazıyla değil; filmdeki her bakışta, her susuşta ve her selamda hissediliyor...
“Biz burada ölmekten değil, unutulmaktan korkarız.”
#SiziUnutmayacağız
Uzun zamandır listemde duran izlemek istediğim bir seriydi... Tarih meraklısıysanız ve bir belgesel-dram karışımı deneyimi izlemek istiyorsanız oldukça iyi ama dikkat, gerçeklikten biraz ödün veriliyor...
"Hayat hayallerimiz değil yaşadıklarımızdır." Mimi, hem güldüren hem de duygulandıran sıcacık bir film! Taşıyıcı annelik gibi ciddi bir konuyu keyifli bir dille işlerken, Kriti Sanon da harika bir performans sergilemiş. İzlerken hem düşündürüyor hem de yüzünüzde tatlı bir gülümseme bırakıyor.…devamı"Hayat hayallerimiz değil yaşadıklarımızdır."
Mimi, hem güldüren hem de duygulandıran sıcacık bir film! Taşıyıcı annelik gibi ciddi bir konuyu keyifli bir dille işlerken, Kriti Sanon da harika bir performans sergilemiş. İzlerken hem düşündürüyor hem de yüzünüzde tatlı bir gülümseme bırakıyor. İzleyin derim
Senaryo yarım yamalak hazırlanmasa açıkçası çok daha güzel bir film ortaya çıkabilir iş çünkü konusu fena değil ve iç çatışmalardan çok olayı örgüsüne odaklanılması daha iyi olurmuş