Filmden daha etkileyici ve duygusal bir hikâye bekliyordum ama karakterlerle ve hikâyeyle çok bağ kuramadım. Yine de müzikleri ve dansları gerçekten çok güzeldi. Özellikle “City of Stars “şarkısının bende yeri ayrı. 🎶✨
Benim için gerçekten çok rahatsız edici bir filmdi. Özellikle karakterlerin yaşananlara karşı tepkileri beni oldukça şaşırttı. Sanki her şey çok normalmiş gibi ritüelin içine girip kendilerini tamamen olaylara bırakmaları bana hiç inandırıcı gelmedi. Film boyunca yaşananlar giderek daha rahatsız edici…devamıBenim için gerçekten çok rahatsız edici bir filmdi. Özellikle karakterlerin yaşananlara karşı tepkileri beni oldukça şaşırttı. Sanki her şey çok normalmiş gibi ritüelin içine girip kendilerini tamamen olaylara bırakmaları bana hiç inandırıcı gelmedi. Film boyunca yaşananlar giderek daha rahatsız edici bir hâl alıyor ve ben izlerken sürekli bir huzursuzluk hissettim. Atmosferi ve görüntüleri ne kadar başarılı olsa da hikâyenin işlenişi ve karakterlerin davranışları benim filme bağlanmamı zorlaştırdı. Açıkçası ben filmi etkileyiciden çok rahatsız edici ve yer yer anlamsız buldum.
Uuuzunn bir aradan sonraaa başından sonuna kadar merak duygusunu koruyan bu filmin yorumu ile geldim. 17 çocuğun bir anda ortadan kaybolmasıyla başlayan hikâye gerçekten insanı içine çekiyor. Film ilerledikçe “Ne oluyor?” diye düşünmekten kendimi alamadım. Gerilim atmosferini ve hikâyenin işlenişini…devamıUuuzunn bir aradan sonraaa
başından sonuna kadar merak duygusunu koruyan bu filmin yorumu ile geldim.
17 çocuğun bir anda ortadan kaybolmasıyla başlayan hikâye gerçekten insanı içine çekiyor. Film ilerledikçe “Ne oluyor?” diye düşünmekten kendimi alamadım. Gerilim atmosferini ve hikâyenin işlenişini oldukça başarılı buldum. Yer yer kafamı karıştıran ve biraz fazla uzatılmış hissettiren kısımlar olsa da genel olarak izlerken sıkılmadığım, sonuna kadar merakla takip ettiğim bir film oldu.
İki sevdiğim dünyanın — Hint ve Kore yapımlarının — aynı hikâyede buluşması oldu. Priyanka Arul Mohan’ın canlandırdığı karakterin yeni bir ülkede kendine yer bulma çabası, hem duygusal hem de sıcak bir anlatımla verilmiş. Kültürler arasındaki farklar, uyum süreci ve yalnızlık…devamıİki sevdiğim dünyanın — Hint ve Kore yapımlarının — aynı hikâyede buluşması oldu. Priyanka Arul Mohan’ın canlandırdığı karakterin yeni bir ülkede kendine yer bulma çabası, hem duygusal hem de sıcak bir anlatımla verilmiş. Kültürler arasındaki farklar, uyum süreci ve yalnızlık hissi çok abartılmadan, sade bir şekilde aktarılmış.
Ben filmi gerçekten çok sevdim çünkü hem tanıdık hem de farklı hissettirdi. Hint yapımlarındaki duygusallıkla Kore işlerinin o sade ve içe dönük anlatımı güzel bir dengede buluşmuş. Bu iki tarzın bir araya gelmesi filmi benim için daha özel bir noktaya taşıdı.
Genel olarak izlerken beni yormayan, aksine içine çeken ve samimiyetiyle bağ kurabildiğim bir film oldu. Son zamanlarda en çok sevdiğim yapımların Hint ve Kore içeriklerinden çıkması da bu filmle birlikte iyice netleşmiş oldu.
Alışılagelmiş "yakışıklı prens gelir ve zor durumdaki genç kızı kurtarır" klişesinden farklı Elodie’nin kendi ayakları üzerinde durup kaderini kendi ellerine almasını izlemek çok iyiydi. Filmin o masalsı başlayan ama bir anda karanlık bir hayatta kalma mücadelesine evrilen atmosferi beni içine…devamıAlışılagelmiş "yakışıklı prens gelir ve zor durumdaki genç kızı kurtarır" klişesinden farklı Elodie’nin kendi ayakları üzerinde durup kaderini kendi ellerine almasını izlemek çok iyiydi.
Filmin o masalsı başlayan ama bir anda karanlık bir hayatta kalma mücadelesine evrilen atmosferi beni içine çekmeyi başardı.
Filmin "kurban" rolünü reddedip intikam ve güç temalarını ön plana çıkarması ve Millie Bobby Brown’un performansı, o çaresizlikten doğan öfkeyi ve kararlılığı bana çok iyi geçirdi. Bazı sahnelerde mantık sınırları biraz zorlanmış olsa da, ben bu tür modern masalların getirdiği o güçlendirici mesajı ve görsel şöleni izlemeyi çok sevdim
Serinin o ilk iki filmde beni koltuğa çivileyen, nefesimi bile almaktan korktuğum o eşsiz gerilimini bulmayı çok ummuştum; ancak film bittiğinde içimde kalan his tam olarak senin dediğin gibi "sönük" bir deneyimdi. Ben bu evrene dahil olduğumda, sessizliğin bir ölüm…devamıSerinin o ilk iki filmde beni koltuğa çivileyen, nefesimi bile almaktan korktuğum o eşsiz gerilimini bulmayı çok ummuştum; ancak film bittiğinde içimde kalan his tam olarak senin dediğin gibi "sönük" bir deneyimdi. Ben bu evrene dahil olduğumda, sessizliğin bir ölüm kalım meselesi olduğu o klostrofobik dünyayı ve karakterlerin her tıkırtıda yaşadığı o saf dehşeti sevmiştim. Bu filmde ise yönetmen koltuğunda farklı bir isim görmenin etkisiyle olsa gerek, kendimi bir korku-gerilim filminden ziyade, kıyametin ortasında geçen oldukça melankolik ve hüzünlü bir dramın içinde buldum.
New York gibi dünyanın en gürültülü şehrinde o ilk kaos anlarını izlemek benim için heyecan verici bir başlangıçtı, fakat hikaye ilerledikçe odak noktasının hayatta kalma stratejilerinden sapıp bir dilim pizza peşindeki bir "son arzu" yolculuğuna dönüşmesi bende senaryonun zayıf kaldığı hissini uyandırdı. Önceki filmlerinde iliklerime kadar hissettiğim o "her an her şey olabilir" duygusunu bu sefer yakalayamadım. Canavarların artık gizemini tamamen yitirmiş olması ve filmin o meşhur sessizlik unsurunu sadece bir fon müziği gibi kullanması, bence bu yapımı diğer iki dev işin gölgesinde bırakmış.
İzlerken en çok dikkatimi çeken şey, erkeklik kavramını mizahi ama eleştirel bir yerden ele alması oldu. Dizi, farklı karakterler üzerinden erkeklerin ilişkilerde, arkadaşlıkta ve günlük hayatta yaşadığı çelişkileri gösteriyor. Özellikle “modern erkeklik” meselesi etrafında dönen diyaloglar yer yer oldukça tanıdık…devamıİzlerken en çok dikkatimi çeken şey, erkeklik kavramını mizahi ama eleştirel bir yerden ele alması oldu. Dizi, farklı karakterler üzerinden erkeklerin ilişkilerde, arkadaşlıkta ve günlük hayatta yaşadığı çelişkileri gösteriyor. Özellikle “modern erkeklik” meselesi etrafında dönen diyaloglar yer yer oldukça tanıdık ve gerçekçi hissettiriyor.
Buna rağmen bazı bölümlerde hikâye biraz yüzeyde kalmış gibi geldi bana. Konu ilginç ama bazı karakterlerin yaşadığı dönüşüm daha derin işlenebilirdi. Yine de temposu hızlı olduğu için izlerken sıkmayan, aralarda açıp izlenebilecek bir dizi olarak kaldı bende. Mizahı sayesinde ciddi bir meseleyi ağırlaştırmadan anlatmayı başarması dizinin en güçlü tarafı.
İzlemeye başlarken doğal afet odaklı bir film izleyeceğimi düşündüm. Başlangıç da zaten bu beklentiyi oluşturuyor; büyük bir felaketin yarattığı kaos, insanların hayatta kalma mücadelesi gibi klasik afet filmi unsurlarıyla ilerliyor. Ancak film ilerledikçe hikâye farklı yönlere kaymaya başladı ve odak…devamıİzlemeye başlarken doğal afet odaklı bir film izleyeceğimi düşündüm. Başlangıç da zaten bu beklentiyi oluşturuyor; büyük bir felaketin yarattığı kaos, insanların hayatta kalma mücadelesi gibi klasik afet filmi unsurlarıyla ilerliyor. Ancak film ilerledikçe hikâye farklı yönlere kaymaya başladı ve odak yalnızca felaket olmaktan çıkıp başka meselelerin etrafında dolaşmaya başladı.
Bu değişim aslında ilginç bir fikir olabilirdi ama anlatının bazı yerlerde tam olarak oturmadığını hissettim. Olaylar bir noktadan sonra farklı karakterlerin hikâyelerine ve başka temalara yöneliyor fakat bu geçişler yeterince derinleştirilmiyor. Bu yüzden bazı sahneler ve karakterler yarım kalmış gibi duruyor.
Genel olarak izlerken merak duygusu tamamen kaybolmadı ama film bittiğinde hikâyenin bazı parçalarının tam yerine oturmadığını düşündüm. Başlangıçta kurulan doğal afet gerilimi güçlüydü; keşke film bu çizgiyi daha net takip etse ya da yön değiştirdiği noktaları biraz daha sağlam kurabilseydi.
Tom Hanks’in oyunculuğuna her zaman hayranlık duyan biri olarak, A Man Called Otto filmini izlemek benim için gerçekten unutulmaz ve kalbe dokunan bir deneyim oldu. Filmin her anından çok büyük keyif aldım; hikaye beni hem güldürdü hem de derinden duygulandırdı.…devamıTom Hanks’in oyunculuğuna her zaman hayranlık duyan biri olarak, A Man Called Otto filmini izlemek benim için gerçekten unutulmaz ve kalbe dokunan bir deneyim oldu. Filmin her anından çok büyük keyif aldım; hikaye beni hem güldürdü hem de derinden duygulandırdı. Tom Hanks, her zamanki ustalığıyla Otto karakterine öyle bir ruh katmış ki, onun o huysuz ama aslında altın kalpli halini izlerken kendimi tamamen hikayenin içinde buldum.
Animasyon izlemeyi gerçekten çok seven biri olarak, bu filmi maalesef pek beğenmedim. Hikaye ve karakterler hiç hitap etmedi, izlerken bir türlü içine giremedim. Bu türden normalde aldığım keyfi bu filmde bulamadığım için benim adıma hayal kırıklığı yaratan bir deneyim oldu.