Kendiyle çalışan,sorunu olan kişiler için tadımlık bir film. Julia Roberts'in mimikleri ile film boyut atlamış. İnsanın iç ve dış yolculuğu bazen her şey yolunda gibi gözüktüğünde başlar. Her şeyi var ama iç huzuru olmayan birinin içsel yolculuğuna şahitlik ediyoruz filmde.Böyle…devamıKendiyle çalışan,sorunu olan kişiler için tadımlık bir film. Julia Roberts'in mimikleri ile film boyut atlamış.
İnsanın iç ve dış yolculuğu bazen her şey yolunda gibi gözüktüğünde başlar. Her şeyi var ama iç huzuru olmayan birinin içsel yolculuğuna şahitlik ediyoruz filmde.Böyle bir sorgulama anında ve Tanrısına göz yaşları içinde yakarışı ile film başlıyor aslında.
Batı ve Doğu insanın birbirinden çok da uzak olmadığını, hepimizin ortak insansı dertleri olduğunu düşündüm bir an ama Doğu insanın bu tür içsel dertleri yaşamaya bile fırsatının verilmediğini düşününce vazgeçtim bu düşüncemden ne yazık ki.( Bknz. Filistin, Doğu Türkistan,Suriye, Irak, Afganistan...) Ama şunu gördüm ki fiziksel olarak hayatta kalmaya çalışan insanın iç huzur dengesi Batı'dakinde kısmen yok; çünkü yaşamanın,huzurla tek bir nefes almanın kıymetini bilmiyorlar üstlerine her gün bomba yağmadığı için.
Filmde kendini ve dengesini arayışta olan bir ruh, İtalya'dan sonra kendisini Hindistan'da buluyor ve kendini bir ermişe teslim ediyor.İkisinin arasındaki ilişkiyi bizdeki mürid-mürşid ilişkisine benzettim. Orada da teslim olmak lazım ki benim gibi inatçı ruhlara nasip olmuyor bu tür bir ilişki,belki de iyi ki, bilemiyorum.
İlahî aşka varmak için kul aşkından geçip yanmak lazım,muhabbet lazım, yanıp yanıp sönmek lazım ki o dengeyi bulasın. Bunun için de korkmamak,cesur olmak lazım demiş bilginler,alimler ve dahi gurular.
Su Üstüne Yazı Yazmak adında bir kitapta okumuştum; yanılıyor da olabilirim: Aramakla bulunmaz ama bulanlar da arayanlardır!diyordu bu kitap. Film bu cümlenin görselleştirilmiş hali gibi.
Çok yazasım var film üzerine ama kesmek istiyorum burada ve filmden bir replikle veda ediyorum.
" İyi günler, öpsün seni güvercinler."
Ciğerden güldüğünüz günleriniz olsun.
Nizam Namidar adlı oyuncuyu keşfettiğim, ülkemiz tarihine kuş bakışı bakan ve farkında olmadığımız kimlerin ne acılar çektiğini gösteren 2017 yılı yapımı bir dizi. Normalde bu tür dizi sevmem ama bu dizi beni başka diyarlara götürmüştü tvde yayınlanırken izlediğimde. Şimdi dünyanın…devamıNizam Namidar adlı oyuncuyu keşfettiğim, ülkemiz tarihine kuş bakışı bakan ve farkında olmadığımız kimlerin ne acılar çektiğini gösteren 2017 yılı yapımı bir dizi.
Normalde bu tür dizi sevmem ama bu dizi beni başka diyarlara götürmüştü tvde yayınlanırken izlediğimde. Şimdi dünyanın bir yanında bir ülke ölüm kalım savaşı verirken aklıma düştü.
Yönetmenini başka eserlerinden tanıyordum ve o amaçla izlemeye karar vermiştim.Ve beni bu dizide de yanıltmadı ve zaten kaliteli bir yapım olduğu için de çok tutunamadı tvde. Malûm bizde hiç bir başarı cezasız bırakılmaz.
Böylesi bir dizide manevî değerlerimizin işlenişi özellikle beni ayrı bir etkiledi,vurdu kırdının ötesinde bir şeydi.
Meraklısına tavsiyemdir.
Tam bir 'kadının fendi erkeği yendi' dizisi olmuş. Atıştırmalık,kafa yormayan dizi arayanlar için birebir. Yemek yerken iyi gitti ama son bölümde artık yemek yemeyi bekleyemeyip tek fırtta son bölümü yuttum heyecan ve meraktan ve neden Mete Horozoğlu'nu daha çok tvde…devamıTam bir 'kadının fendi erkeği yendi' dizisi olmuş.
Atıştırmalık,kafa yormayan dizi arayanlar için birebir. Yemek yerken iyi gitti ama son bölümde artık yemek yemeyi bekleyemeyip tek fırtta son bölümü yuttum heyecan ve meraktan ve neden Mete Horozoğlu'nu daha çok tvde göremiyoruz diye merak ettim.Ya da görünüyor da ben aktif tv izleyicisi olmadığım için kaçırıyorum. 2013 dizisini 2023'ün son ayında bitirdiğimden belli olsa gerek bu durum.
Tutunamayanların Mehmet belki tam tutunuyorum derken alt üst oldu bizi de yanında aldı götürdü zaten ucundan hayata tutunduğumuz şu zamanlarda. Son bölümde diyor ya "ben aynı salak Mehmet :)".Gerçekten mayası temiz insanı hiç bir vicdansızlık, kötülük bozamıyor, aksine birine aynı şeyleri kendi yaşatacak diye insanlardan kaçıyor.
İntikamın, hırsın,nefsine uymanın ne kadar da öngörülemez kötülüklere yol açtığını gösteren bunun yanında aşkın da insanı nasıl hem iyi hem de kötü bir insan yaptığını gösteren başarılı bir dizi.
Spoiler içeriyor
Behzat Ç.'nin aşık ve tutkulu yazar versiyonunu izlemiş gibi oldum. Kitabını bir kaç sene önce okumuştum ama filminden daha çok etkilendim.Her kitabın film uyarlaması güzel olmuyor ama bu filmi tavsiye ederim kesinlikle. Arif bey baştan Issız Adam rolünde gibi görünürken…devamıBehzat Ç.'nin aşık ve tutkulu yazar versiyonunu izlemiş gibi oldum.
Kitabını bir kaç sene önce okumuştum ama filminden daha çok etkilendim.Her kitabın film uyarlaması güzel olmuyor ama bu filmi tavsiye ederim kesinlikle.
Arif bey baştan Issız Adam rolünde gibi görünürken aynı ıssızlığı başkası kendisine yaşatınca vurgun yedi. Bazen hayat yaşattığını yaşatır insana ki ders çıkarıp bir daha aynı hatayı yapmayasın.
Her acı ne kadar acıtsa da insanın canını, zayıf yönlerini güçlendirirek değiştirir insanı,yeter ki insan dipte kalmaya ısrar etmeyip bu değişikliğe izin versin. Ne demiş Nietzsche abimiz sonuçta: Beni öldürmeyen acı güçlendirir.
Arif, kıskançlık gibi bir insanı çokça zorlayan duygusuna Müzeyyen'i daha çok incitmemek için ket vurup yönetebilirken, sevdiği kadının da öyle davranacağını zannetti en azından neden sorusunu sordurtmamasını beklerdi, haklı olarak.Ama her şey alma verme dengesine uymuyor yaşamda ne yazık ki.
Hayatta bir insana yaşatabilecek en zor şey belirsizlik duygusu ve kendisini suçlamakla baş başa bırakıp afedersiniz ama bok gibi değersiz biri gibi ortada bırakma duygusudur.
Böylesi bir durumdan herkes Arif gibi yeni birini bulup çıkamıyor; psikolojik sorunlarla baş başa kalıp hayata küsüyorlar.
Buna benzer sıkıntılı bir süreçte iseniz lütfen yardım alın ve asla size verilen o duyguyu kabul etmeyin.
Arif'in sondaki golüne de ayrıca tebrikler.
Özellikle gençken okumayı dilerdim ben de Cemil Meriç gibi.Ama enerjimi irademi kullanma yolunda harcadığım için o sıralarda bu kitabı farketmemişim. Lisenin başında olan genç arkadaşların muhakkak okumasını tavsiye ederim.Yabancı bir düşünürün gözünden sizi,size,fizyolojik, sosyolojik, psikolojik her açıdan anlatacak ve çözüm…devamıÖzellikle gençken okumayı dilerdim ben de Cemil Meriç gibi.Ama enerjimi irademi kullanma yolunda harcadığım için o sıralarda bu kitabı farketmemişim. Lisenin başında olan genç arkadaşların muhakkak okumasını tavsiye ederim.Yabancı bir düşünürün gözünden sizi,size,fizyolojik, sosyolojik, psikolojik her açıdan anlatacak ve çözüm yolları sunacak bir kitap olmuş.
Akıl akıldan üstündür diyerek gençliğin getirdiği dürtüleri değil de aklını kullanmayı seçip bu dürtüleri mantıklı bir şekilde kontrol etmeyi tercih eden; sizinle aynı yoldan geçmiş birilerini okuyup aynı tuzaklara düşmek istemeyen ve fakat nasıl yapacağını bilmeyen arkadaşlar ve son nefesinde keşkeleri daha az bir insan olarak ölmek isteyenler için okunması elzem bir kitap.
Bulmaca gibi bir film. Tam "aha buldum!" diyorsun diğer sütuna geçtiğinde bulduğunun yanlış olduğunu anlıyorsun. Yani psiko-kriminel,gerilim, gizem hepsini içeren kült bir film ama korku filmi diyemem. Alfred Hitchcock'tan ilk izlediğim Pscyho'da (Sapık) daha çok korkmuştum. Bu filmde korkudan ziyade…devamıBulmaca gibi bir film. Tam "aha buldum!" diyorsun diğer sütuna geçtiğinde bulduğunun yanlış olduğunu anlıyorsun. Yani psiko-kriminel,gerilim, gizem hepsini içeren kült bir film ama korku filmi diyemem.
Alfred Hitchcock'tan ilk izlediğim Pscyho'da (Sapık) daha çok korkmuştum. Bu filmde korkudan ziyade merak ve şaşkınlık ve hayal kırıklığı vardı.Yanlış teşhis koymuş bir psikiyatrist gibi hissediyorum kendimi.
"İnsan gerçekten hayret ediyor."
Ve şüphe..Bundan sonra korkularımı sadece kendimle paylaşayım bari yarın kimin elinde oyuncak olur bilinmez.
Ancak şiire tutkun olanların hissedebileceği bir film. Şairlerin,yaşamı, şiir dilinde kelimelere dökebilmesi benim için diğer alemle bir bağlantılı gibi gelmiştir hep. Bu dünyaya ait değillermiş gibi gelirler,hele de çoğu kişi tarafından anlaşılmayacak şekilde ifade ettilerse hislerini. Nev'in hareketli Kelebek şarkısı…devamıAncak şiire tutkun olanların hissedebileceği bir film. Şairlerin,yaşamı, şiir dilinde kelimelere dökebilmesi benim için diğer alemle bir bağlantılı gibi gelmiştir hep. Bu dünyaya ait değillermiş gibi gelirler,hele de çoğu kişi tarafından anlaşılmayacak şekilde ifade ettilerse hislerini.
Nev'in hareketli Kelebek şarkısı fonda film izlerken sözleriyle var oldu zihnimde. Ama müziğin sesi kısık, sadece sözleri ile;
Açar mı kanatların bir gün yine?
Kelebek kaç gün var geriye
Kısacık ömür yeter mi onca hayale?
Gücenme dünya hali böyle
Sen boşver onları uç gönlünce
Onların hiç kanatları olmadı ki
Sen boşver onları uç kendin gibi kelebek gibi
Onların ruhu böyle rengarenk değil saf ve tertemiz
Saf ve tertemiz iki genç ruhun, şairin hayatına tanık olup,benim hüznüm kendime az bir de üstüne ekleyeyim diyorsanız izleyin.
Hüznü anlamayan nesle aşina değiliz vesselam.
Az önce Kıraç'tan Sevda Kuşun Kanadında'yı dinlerken aklıma geldi böyle bir dizi olduğu ve izlediğim bu diziyi. Belki meraklısı vardır diye de eklemek istedim. Dönem dizilerini merak edenler için izlenilebilir bir dizi Hatırla Sevgili gibi. Benden önce yorumlayan arkadaş yorumunda…devamıAz önce Kıraç'tan Sevda Kuşun Kanadında'yı dinlerken aklıma geldi böyle bir dizi olduğu ve izlediğim bu diziyi. Belki meraklısı vardır diye de eklemek istedim. Dönem dizilerini merak edenler için izlenilebilir bir dizi Hatırla Sevgili gibi.
Benden önce yorumlayan arkadaş yorumunda gayet açıklayıcı bir şekilde bahsetmiş dizinin konusunu,merak eden varsa okuyabilir,ikinci kez bahsetmek istemedim.
Hayata anlam katan değerleriniz siz ölseniz de izleriniz onları yaşatır çünkü ne demişti V for Vendetta : Fikirler ölmez; onlara kurşun işlemez. İş ki; hakikat uğruna can verile..
Diziyi aklımda kalıcı kılan imkansızlığın aşkının tarihî olaylar çerçevesinde son derece duru ve görsel bir şölen şeklinde tasvir edilmesiydi.Ve tabii ki dizinin adı. Siz yine de dizide olduğu gibi Cem Karaca'dan dinleyin Sevda Kuşun Kanadında'yı,diziden çok çok daha iyi çünkü.
Uzun bir süreden sonra ilk defa bir film hakkında uzunca yazma ve ikinci defa filmi izleme isteğim oluştu. Filmi de durdura durdura izledim bazı noktaları daha iyi anlayabilmek için ama ikinci bir seyir daha iyi olacaktır. Film ,İsmet Özel'in Üç…devamıUzun bir süreden sonra ilk defa bir film hakkında uzunca yazma ve ikinci defa filmi izleme isteğim oluştu. Filmi de durdura durdura izledim bazı noktaları daha iyi anlayabilmek için ama ikinci bir seyir daha iyi olacaktır.
Film ,İsmet Özel'in Üç Frenk Havası'nın; Freud'un,Adler'in,Jung'un,Masterson'ın,Elizabeth Kübler Ross'un sinemaya aktarılmış hali gibi..Bu alana ilgisi olanların zevkle izleyecekleri psikolojik drama tarzında bir film.
Filmin ilk sahnesi beni benden aldı. Aynı sahnenin son sahne olması ise aha bu bu muymuş dedirttiyor.Hayat,iki durak arasında bir yolculuk ve aslında iki durak da bir.
Savaşa dair, Amerika'nın ne halt olduğuna dair bir şeyler bulurken kendimizin de aslında ne kadar iki yüzlü ,kendimizden uzak, korkak,bencil ve kompleksli varlıklar olduğumuzu dile getiren sahnelerinden etkilenmemek elde değildi.Film,bir nevî kendimizle yüzleşme.
Daha fazla yazıp filmin büyüsünü bozmak istemiyorum fakat filmi izlerken İsmet Özel'den aklıma gelen şu dizeleri de paylaşmadan geçemeyeceğim:
"Bize ne başkasının ölümünden demeyiz
çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin
başka ölümler çeker bizi
ve bazen başkaları
ölümü çeker bizim için."