Eskiden Üsküdar'da yaşam nasıldı diye merak edenler için Türkiye'nin ilk Atom mühendisi tarafından kaleme alınmış nadîde bir eser. Keşke sadece eski Üsküdar'a ah edebilseydik bugünlerde.
İçtiğim çayın, yediğim yemeğin tadının tuzunun olmadığı,birileri bir yandan çocukların yüzü gülsün,neşeleri solmasın diye uğraşırken birilerinin pervasızca tüm dünyaya nanik edercesine milyonlarca insanı yerinden yurdundan edip kundaktaki bebeklerin üzerine kadar acımasızca bomba yağdırdığı zamanlarda hissettiğim güçsüzlük, çaresizlik, dünyaya boşvermişlik, hüzün…devamıİçtiğim çayın, yediğim yemeğin tadının tuzunun olmadığı,birileri bir yandan çocukların yüzü gülsün,neşeleri solmasın diye uğraşırken birilerinin pervasızca tüm dünyaya nanik edercesine milyonlarca insanı yerinden yurdundan edip kundaktaki bebeklerin üzerine kadar acımasızca bomba yağdırdığı zamanlarda hissettiğim güçsüzlük, çaresizlik, dünyaya boşvermişlik, hüzün ve keder duygularımın birbirine girdiği anlarda bu film gelir hep aklıma. Oradaki âmâ çocuk gibi hissederim kendimi.O nedenle bende yeri hep ayrıdır.
Sinema sanki bu dünyada biraz daha tutunabilelim ve umudu yeniden canlandıralım diye var.
Allah'a şikayet edecek çok şeyi birikenlere tavsiyemdir nacizane.
Zehra'nın Gözleri'ni istedim Raf'tan ama hâlâ cevap gelmedi. Ben de tarafım belli olsun diye bu şekilde paylaşmak istiyorum. Gündemde maalesef her daim yer alan Filistin - İsrail mevzusunu daha iyi anlamak için tavsiye edebileceğim ama yüreğinizin kaldıramayabileceği bir film; Zehra'nın…devamıZehra'nın Gözleri'ni istedim Raf'tan ama hâlâ cevap gelmedi. Ben de tarafım belli olsun diye bu şekilde paylaşmak istiyorum. Gündemde maalesef her daim yer alan Filistin - İsrail mevzusunu daha iyi anlamak için tavsiye edebileceğim ama yüreğinizin kaldıramayabileceği bir film; Zehra'nın Gözleri.
Sadeliğin ihtişamının animasyon hali diyebilirim. Hatta bir animasyondan fazlası ve sizi ruhunuzla hasbihâle çağırıyor. Çok travmatik bir yaşamı olan ve içindeki gücün farkına varıp ayağa kalkan çok güçlü bir kız tavsiye etmişti bu filmi bana geçen sene.Bugün onu özlediğimi farkettim…devamıSadeliğin ihtişamının animasyon hali diyebilirim. Hatta bir animasyondan fazlası ve sizi ruhunuzla hasbihâle çağırıyor.
Çok travmatik bir yaşamı olan ve içindeki gücün farkına varıp ayağa kalkan çok güçlü bir kız tavsiye etmişti bu filmi bana geçen sene.Bugün onu özlediğimi farkettim ve bu film geldi aklıma.
Bazen yaranız sandığınız kadar derin değildir; siz o anki acınızla öyle hissediyorsunuzdur ve her şeyin geçeceğini, zamana zaman vermenin gerektiğini öğretiyor hayat bir şekilde. Eskilerin diliyle "Bu da geçer ya Hû",iyisi de kötüsü de. Sen, kubbede hoş bir sadâ bırakmaya meylet.
"İşimiz onu anlamak ! " Bu cümlenin geçtiği sahne filmin özeti.Onu yani insanın acı çeken ruhunu. Psikoloji hastalarının bozuk bir makine gibi değil de arada,herkes gibi dalgalanan bir ruha sahip olduklarını ve her insan gibi onların da anlaşılma isteğine olan…devamı"İşimiz onu anlamak ! " Bu cümlenin geçtiği sahne filmin özeti.Onu yani insanın acı çeken ruhunu.
Psikoloji hastalarının bozuk bir makine gibi değil de arada,herkes gibi dalgalanan bir ruha sahip olduklarını ve her insan gibi onların da anlaşılma isteğine olan ihtiyacını dile getiren kaliteli bir film olmuş.
İdealist olan doktorumuzun sessiz çığlıkları, psikiyatri bilimindeki kırılamayan kahrolası kurallar, uyumsuzluklar, kendini kaybedişleri, empati ve sempati duyguları çok güzel işlenmiş.
İnsana ve kendinize dair merakları olan biri iseniz bir o kadar da öğretici.
Filmin sonunda psikiyatristimizin de dediği gibi hastalara olmasa da sizde de ufak dokunuşlara sebep olabilecek bir film.
Çok seneler önce izlemiştim bu filmi. Az önce, birilerine zarar vermekten korktuğun için istemeden de olsa o kişiden uzak durmak üzerine düşünüyorken bu film geldi aklıma. Konusu saf aşk üzerine ama benim aklımda yıllar geçse de kalan ve yer yer…devamıÇok seneler önce izlemiştim bu filmi. Az önce, birilerine zarar vermekten korktuğun için istemeden de olsa o kişiden uzak durmak üzerine düşünüyorken bu film geldi aklıma. Konusu saf aşk üzerine ama benim aklımda yıllar geçse de kalan ve yer yer kullandığım sahne ise ayakkabı tamircisi amcanın söylediği sözdü; yalnız yaşayan Allah'a komşudur. Öylesine güzel bir teselli cümlesi ki azıcık ruha nefes aldırıyor boğazına kadar pisliğe batmış şu dünyada.
Hüzünlenmenize arkadaş arıyorsanız bu film birebir tıpkı diğer Majid Majidi filmleri gibi.
https://www.netyazi.com/baran-fitratin-dili/
Geçenlerde kıymetli bir gence doğum günü vesile ile üzerinde bu Küçük Kara Balık'ın resminin olduğu bir kupa hediye edince arşive bu kitabı eklemediğimi farkettim. Genç arkadaşım meğerse kitabı okumamış ama hâlbuki karakteri tıpkı bu balık gibiydi; kupayı da özellikle bu…devamıGeçenlerde kıymetli bir gence doğum günü vesile ile üzerinde bu Küçük Kara Balık'ın resminin olduğu bir kupa hediye edince arşive bu kitabı eklemediğimi farkettim. Genç arkadaşım meğerse kitabı okumamış ama hâlbuki karakteri tıpkı bu balık gibiydi; kupayı da özellikle bu yönde tercih etmiştim. Ama merak edip kitabı okuyacağını biliyorum.
Daha sonra döndüm geçmişime beni ben yapan kitaplara baktığımda; Martı, Küçük Prens ve Küçük Kara Balık başı çekiyordu. Ruhun sonsuzluğuna erişmek,kendinin ve dünyanın sınırlarını merak etmek, keşfetmek ve harekete geçmek için bu kitaplar birebirdi benim için.
Çocuklukta, gençlikte doğru kitaplara rast gelip okumak, yemeğe katılan baharat oranı ile eşdeğer sanki. Ne kadar yemeğin malzemelerini iyi bilip baharatları ona göre eklersen yemek de o kadar lezzetli olur.
Ve bu mesele sadece çocuklar için değil yetişkinler için de geçerli bence; çünkü hepimiz aslında hâlâ birer büyük çocuğuz.En azından ben öyle hissediyorum.
Size hayatınızın sırrını vermeyecek ama kendi yolunu bulan Avusturyalı bir psikiyatristin gerçek yaşam öyküsünü verecek ve bundan yola çıkarak kendi ekolünü oluşturma hikayesini anlatacak bir eser. Yıllar geçse de üzerinden tadı damağınızda kalacak olan belki de bir daha hiç aynı…devamıSize hayatınızın sırrını vermeyecek ama kendi yolunu bulan Avusturyalı bir psikiyatristin gerçek yaşam öyküsünü verecek ve bundan yola çıkarak kendi ekolünü oluşturma hikayesini anlatacak bir eser.
Yıllar geçse de üzerinden tadı damağınızda kalacak olan belki de bir daha hiç aynı tadı bulamayacağınız kokoreç yemek gibi. Nedense bu kitap bana bu anımı hatırlattı.:)
"Giderken Bana Bir Şeyler Söyle" 1. Ne kahretmektir muradım seni Ne de üzmek anla nolur beni İsterim anlamak için gayret etmeni Bir de faniliği gayretmeni isterim İsterim anlarken hayret etmeni Hem fanilere hayretmeni isterim Okumadım henüz,bu pasajına denk geldim.Şu bölüm…devamı"Giderken Bana Bir Şeyler Söyle"
1.
Ne kahretmektir muradım seni
Ne de üzmek anla nolur beni
İsterim anlamak için gayret etmeni
Bir de faniliği gayretmeni isterim
İsterim anlarken hayret etmeni
Hem fanilere hayretmeni isterim
Okumadım henüz,bu pasajına denk geldim.Şu bölüm bile okuma isteği uyandırdı. Yanına da Safiye'den Sır'ı dinlerken denk gelmesi vardır bir hikmeti dedirtti,belki de ruhumun ihtiyacı olan şey bunlar.