Mısır'da bir kız çocuğu, kadın olmak... Firdevs kendisine saygı duyulmasını hak eden bir kadın, yaşadıkları tercih ya da seçim değil. Başka bir aileye sahip olsa belki de hiç bunları yaşamamış olacaktı. Saygı duyulan bir kadın olacaktı.
mitolojik karakterlerden ve bazı önemli olaylardan bahseden giriş seviyesinde bir kitap. bir süredir yunan mitlojisiyle ilgileniyorum. özellikle yunan ve iskandinav mitolojisiyle ilgili dizi film kitap podcast vb. önerileriniz varsa iletmenizden çok mutlu olurum. ☺☺
"her şeyden bugün emin olmayı ve de bunun küçüklüğümdeki kadar güzel olmasını istiyorum ya da ölmek." "hayat senin sandığın gibi değil. hayat, gençlerin açık parmakları arasından bilmeden akıtıverdikleri suya benzer. ellerini kapat, çabuk ellerini kapat; tut, kaçırma onu."
çok güzel bir film maceracı ve düşündürücü. birkaç gözlerim dolu dolu oldu. "bir film var. orda ruhlar gerçek amaç ve tutkularını bulduklarında dünyaya gelebiliyorlar ama sanırım benim tutkum yok."
Spoiler içeriyor
Okuduğum ilk mitoloji içerikli kitaptı. Açıkçası başta isimleri hatırlamada çok zorlanacağımı düşündüm ama hikaye o kadar güzel kurgulanmıştı ki sanki tüm olanlara zaten şahit olmuş gibiydim. Bu kitaptan sonra da mitolojiyle ilgili daha çok şey okumak istiyorum. Ben çok beğendim.…devamıOkuduğum ilk mitoloji içerikli kitaptı. Açıkçası başta isimleri hatırlamada çok zorlanacağımı düşündüm ama hikaye o kadar güzel kurgulanmıştı ki sanki tüm olanlara zaten şahit olmuş gibiydim. Bu kitaptan sonra da mitolojiyle ilgili daha çok şey okumak istiyorum. Ben çok beğendim.
Şimdi daha sonra hatırlamak üzere kitabın özeti babında buraya bunu yazıyorum. Kitabı okumadıysanız keyfiniz kaçabilir o yüzden okumanızı tavsiye etmem.
Helios ve Perseis'in kızı Kirke, kendini sonradan keşfedecek olan ölümsüz bir cadıdır. Kirke ölümsüz olmasına rağmen bir ölümlü gibi sesi ve görünüşü nedeniyle hep dışlanmıştır. Bir gün sahilde dolaşırken ölümlü bir denizci olan Glaukos ile tanıştı. Onun bir gün öleceğinden çok korktu ve babasına onu bir tanrı yapması için yalvardı. Kimsenin bir ölümlüyü tanrı yapmaya gücü yoktu ama Kirke, Glaukos'un ağzına çiçek özlerini sıktı ve onu bir deniz tanrısı yaptı. Oldukça değişen Glaukos bir nympha olan Skylla'ya aşık oldu. Skylla aslında Glaukos'la alay ediyordu ve kötülük içinde bir nymphaydı. Buna katlanamayan Kirke Glaukos'a olan aşkını kanıtlamak ve içindeki kötülüğün çıkması için Skylla'nın her gün yıkandığı suya bitkilerin özsularını karıştırdı. Skylla korkunç bir canavara dönüştü. Farmakon kullandığı için Zeus onu Aiaie adasına hapis etti. Burada günden güne yeteneklerini keşfeden Kirke'nin adasın bir gün bir gemi yanaştı. Bu Kirke'nin kız kardeşi Pasiphae'nin yolladığı Daidalos'tu. Kız kardeşi bir canavara gebeydi ve doğum yapmak üzereydi bu yüzden Kirke'yi de çağırıyordu. Kirke onlarla gitti, Pasiphae'nin karnını yardı ve içinden canavarı çıkardı. İnsan yiyen bu canavarı sakinleştitmek için bir büyü yaptı. Adasına geri dönerken Daidalos ona bir dokuma tezgahı hediye etti.
Yıllar sonra Hermes'in kehaneti gerçek oldu ve Odysseus'un gemisi Aiaie kıyısın yanaştı. Önce mürettebat indi ve yardım istedi . Onlara yardım edip doyurdu ama onlar Kirke'nin adada yalnız bir kadın olmasından yararlanmak istediler. Kirke de onları domuza çevirdi. Mürettebatı dönmeyen Odysseus adaya indi. Kirke ve Odysseus çok güzel zamanlar geçirdiler. Bu uzun zaman sonrasında mürettebatı tekrar eski haline çevirdi, gemilerini onardılar, İthaka'ya dönmek üzere yola çıkma zamanıydı. Kirke onları koruyacak efsunlar yaptı. Odysseus krallığına döndüğünde Kirke hamileydi. Telegonos isimli oğlan doğdu. Artemis bir gün adaya geldi ve çocuğun ölmesi gerektiğini kaderinde kötü şeyler olduğunu söyledi. Onun öldürülmesi için izin vermeyen Kirke adaya tanrıların yaklaşamaması için büyüler yaptı. Telegonos büyüyüp bir genç olduğunda İthaka'ya gidip babası ile tanışmak istedi. Başta istemese de buna izin vermek zorunda kalan Kirke, Trygon'un tanrıları bile öldüren kuyruğundan bir mızrak yaptı ve Telegonos'u Athena'ya karşı koruyacak büyüler ve hediyelerle yolcu etti. Telegonos İthaka'ya vardığında babası seferdeydi. Gemisinden mızrağıyla indiği bir gün babası seferden dönmüştü. Odysseus onu İthaka'yı işgal edecek biri sandı ve mızrağı elinden almaya çalışırken zehirli kuyruk onu öldürdü. Telegonos, Odysseus'un eşi Penelope ve oğlu Telemakhos ile Aiaie adasına döndü. Kirke Odysseus'un intikamını almak üzere Telegonos'u öldüreceklerinden çok korktu ama gerçekte öyle bir niyetleri yoktu.
Bir gün Hermes, Artemis'in adanın büyüsünün bozulması istediğini ve Telemakhos ile görüşmek istediğini haber verdi. Artemis Telemakhos'a bir krallık teklif etti ama bunu kabul etmedi. Telegonos kral olmak istedi ve adadan Artemis'in yolladığı bir gemi ile ayrıldı. Artık adadan ayrılmak isteyen Kirke, babası Helios'a Zeus ile konuşup yasağını kaldırmasını istediğini söyledi. Ardından Kirke ardında Penelope'yi bırakarak, Telemakhos ile yola çıktı. Skylla'ya Trygon'un kuyruğundan sağdığı zehiri verdi Skylla bir süre sonra taş kesildi. Yer yer dolaştılar. Telemakhos ve Kirke birbirlerine aşık oldular. O eski sahile gittiler ve Kirke, Kronos'un kanından olan çiçekleri topladı kesesine koydu. Zaman geçerken Telemakhos ile Kirke'nin çocukları oldu. En sonunda Kirke bir ölümlü olmak üzere topladığı çiçeklerden bir büyü yaptı ve içti.
Depresyon hakkında bilgi edinmek için sade bir dille yazılmış, akıcı ve bilimsel temelli, insan hikayeleri içeren beğendim bir kitap oldu. Depresyonun nedenlerini -biyolojik, psikolojik ve toplumsal nedenlerini- anlamada yardımcı oldu. Sonuç kısmında çok beğendiğim bir pasajı da paylaşmak istiyorum: "Parçalan…devamıDepresyon hakkında bilgi edinmek için sade bir dille yazılmış, akıcı ve bilimsel temelli, insan hikayeleri içeren beğendim bir kitap oldu. Depresyonun nedenlerini -biyolojik, psikolojik ve toplumsal nedenlerini- anlamada yardımcı oldu.
Sonuç kısmında çok beğendiğim bir pasajı da paylaşmak istiyorum:
"Parçalan arıza yapmış bir makine değilsin sen. İhtiyaçları karşılanmayan bir hayvansın. Bir topluluğun parçası olmaya ihtiyacın var. Hayatın boyunca sana pompalanan, mutluluğun yolunun paradan ve bir şeyler satın almaktan geçtiğini söyleyen abur cubur değerlere değil, anlamlı değerlere ihtiyacın var senin. Anlamlı bir işe ihtiyacın var. Doğal dünyaya ihtiyacın var. Saygı gördüğünü hissetmeye ihtiyacın var. Güvenli bir geleceğe ihtiyacın var. Tüm bunlarla bağlantı içinde olmaya ihtiyacın var. Gördüğün yanlış muamele için hissettiğin utançtan kurtulmaya ihtiyacın var. Bunlara her insanın ihtiyacı var; içinde yaşadığımız kültürde fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılamak konusunda nispeten iyiyiz hemen hiç kimse açlıktan ölmüyor örneğin, ki bu muazzam bir başarı. Ama psikolojik ihtiyaçları karşılamak konusunda çok kötüyüz. Senin -ve etrafındaki onca insanın- depresyon ve kaygı yaşamasının hayati sebeplerinden biri bu. Beynindeki kimyasal bir dengesizlikten mustarip değilsin. Yaşam tarzımızdaki toplumsal ve ruhani bir dengesizlikten mustaripsin sen. Sana bu zamana kadar söylenenlerin aksine, mesele serotonin değil toplum. Mesele beynin değil, çektiğin ıstırap. Biyolojin çektiğin sıkıntıyı artırıyor olabilir elbette. Ama nedeni o değil. Direksiyonda oturan o değil. Esas açıklamanın ya da esas çözümün yeri orası değil."
Spoiler içeriyor
Diziye mükemmel diyenler hayatlarında hiç fantastik bi şey izlememişler herhalde. Resmen bölüm sonu canavarını geçmek için tüm tuşlara basmışlar gibiydi simurgundan tut ademle havvasına, sırat köprüsüne, efendim ordan geçiyor horusuna. Diziyi sırf başladım diye bitirdim ya
Spoiler içeriyor
Florentino Ariza bir gün Fermina Daza'yı evinin önünde badem ağacının altında halasına okuma öğretirken görüyor ve aşık oluyor. Bundan böyle her gün Fermina Daza'yı görmek için bir bankta kitap okuyor numarası yaparak kızı görmeyi bekliyor. En sonunda 70 küsür sayfalık…devamıFlorentino Ariza bir gün Fermina Daza'yı evinin önünde badem ağacının altında halasına okuma öğretirken görüyor ve aşık oluyor. Bundan böyle her gün Fermina Daza'yı görmek için bir bankta kitap okuyor numarası yaparak kızı görmeyi bekliyor. En sonunda 70 küsür sayfalık bir mektup yazıyor. Annesinin uyarısıyla mektubu kısaltarak ona mektubu yolluyor ama kızın cevap vermesini beklerken sanki kolera olmuşçasına aşkından hastalanıyor. Sonra bir şekilde Fermina Daza'nın babası bu aşkı öğreniyor ve kızını halasıyla birlikte şehirden uzaklaştırıyor. Kız gitmeden Ariza'ya mektupla yerini bildiriyor ve ikisi sürekli mektuplaşıyorlar. Günler geçip Daza şehre gelip Ariza'yı yeniden gördüğünde onu reddediyor. O zamanlar Fransa'da okulunu bitirip gelen ve doktorluk yapan Doktor Juvenal Urbino ile tanışıyorlar. Başta kız huysuzluklar yapsa da sonunda evleniyorlar. Fakat onların da ilişkisi tam tıkırında değil hatta doktor bir kadınla Daza'yı aldatıyor bile. Bu sırada Ariza kendini Daza'ya saklamaya karar verse de sonra bu kararından dönüyor. Hayatında bir çok ilişkisi oluyor ama yine de Ariza doktorun ölmesini ve Daza'yla birlikte olma hayallerini sürdürüyor. Bir gün şehirde çanlar çalıyor ve Ariza şehirde nüfuslu birinin öldüğünü anlıyor ve bunun doktor olduğunu hemen anlıyor. Daza'ya onu sevdiğini söylüyor ama Daza onu kovuyor ve hakaretler dolu bir mektupla ona karşılık veriyor. Buna rağmen Ariza ona aşk mektupları yazmaya başlıyor mektupların sıklığı o kadar artıyor ki her gün yazar oluyor. En sonunda bir gün Daza'nın evine gidiyor ve böylece her Salı günü evde buluşuyorlar. Beraber bir gemi yolculuğuna çıkıyorlar. Artık gemi geri dönüp de yolculuk bitmesine yakın, Ariza gemi kaptanına ne olursa hiçbir kıyıda durmayız ve sürekli gemide kalırız diye soruyor ve gemide kolera hastalığının olduğunu belirten sarı bayrağı asıyorlar. Böylece ikisi de yaşlılıklarından ölene kadar gemide aşklarını yaşıyorlar.
Kitabı okumak yorumlarda okuduğumun aksine bana zor gelmedi ve Florentino Ariza'nın yıllarca karşılıksız bir aşk yaşarken başkalarıyla birlikte olması çoğu kişiye samimiyetsiz geldiğini anladım ama insanın aklında bazı şeylerin bir matematik denklemi gibi tek bir doğru cevabı olmadığından bana çok da tutarsız gelmedi. Bundan alakasız olarak, ülkece cinselliği tabu olarak yaşadığımızdan aşkın içinde cinselliğin de bulunduğunu unutanlara Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinin tabanına bakmalarını öneririm. Sadece kitabın sonlarına doğru Ariza'nın kendinden yaşça küçük bir genç kıza ilgisi uygunsuz olduğunu söyleyebilirim ama bir kurgu okuduğumuzdan buna takılmadım.
Florentino Ariza'nın, Fermina Daza'nın sadece 2 saat yansımasını hapseden aynayı satın almak için 1 yıl boyunca lokanta sahibini sıkıştırması ve sonunda aynayı satın alıp evinin salonuna asması ve de Daza'yı gardenya kokularıyla hatırlaması bence kitaba romantiklik katmıştı.
Kısa bir şiir kitabı ama oldukça etkileyici ve düşündürücü. Ben pdf dosyasını edinip okuyabildim, mümkün olursa isteyenlerle paylaşabilirim. Hayattaki tüm tercihlerimizi çalışarak zamanımızla, kanımızla, canımızla ödüyoruz. Okurken aklımda hep bu vardı. Kitaptan alıntı yapacağım çok yer var elbette ama en…devamıKısa bir şiir kitabı ama oldukça etkileyici ve düşündürücü. Ben pdf dosyasını edinip okuyabildim, mümkün olursa isteyenlerle paylaşabilirim.
Hayattaki tüm tercihlerimizi çalışarak zamanımızla, kanımızla, canımızla ödüyoruz. Okurken aklımda hep bu vardı.
Kitaptan alıntı yapacağım çok yer var elbette ama en beğendiğim ikisi:
"Söyleşi bitince kalktı ayağa:
– İyi, dedi,
Daha kolay olur elbet, satın alıp okumak
Kitaplar daha ucuz olursa.
Ama
Ya okumak için gerekli zaman?
O nasıl ucuzlayacak?"
"– Güzel günler gelmez bize,
Diyor İşçi B,
Biz güzel günlere yürümedikçe!"