"Size bir sır vereyim. Hep aynı kadın ölecek. Hep aynı kadın doğuracak. Hep aynı kadın kaçacak. Her şey birdir. Her şey birdir. Her şey birdir. O kadın... o aynı kadın... külliyen delidir." İçinde 21 öykü barındıran öykü kitabı. Daha doğrusu…devamı"Size bir sır vereyim.
Hep aynı kadın ölecek.
Hep aynı kadın doğuracak.
Hep aynı kadın kaçacak.
Her şey birdir.
Her şey birdir.
Her şey birdir.
O kadın... o aynı kadın... külliyen delidir."
İçinde 21 öykü barındıran öykü kitabı. Daha doğrusu 21 kalp kırığı, 21 yalnızlık, 21 yorgunluk, 21 delilik öyküsü...
Betimlemeler, metaforlar çokça yer alıyor. Her öyküden sonra üzerinize ayrı bir ağırlık çöküyor, ayrı bir depresiflik yer ediyor zihninizde. Kitapla ilgili bazı yorumlarda bu kadar karamsar olmaya da gerek olmadığını okumuştum fakat bence var. Çünkü hayat bu aslında.
Değinmek istediğim bir başka husus kitapta yer alan çizimler. İnanılmaz etkileyici çizimlerdi. Öykülerle muazzam şekilde bir bütün olduğunu ve öykülere tat kattığını düşünüyorum.
Okuyunuz.
"Delirerek ölenlere..."
Spoiler içeriyor
Bir alıntıyla başlayayım: "Duyduğum acıyı göstermemek yetmiyordu, acı duymamak gerekiyordu." Günlük tarzında yazılan kitapta kahramanın dünyaya ve kendine duyduğu tiksintiden bahsedilir. Varoluşçuluğun temel taşı eserlerindrn birisidir. Kitabın sonlarında yazar "aralarında ilişki yok gibi görünen bütün çabalarının altında aynı isteği bulduğunu"…devamıBir alıntıyla başlayayım: "Duyduğum acıyı göstermemek yetmiyordu, acı duymamak gerekiyordu."
Günlük tarzında yazılan kitapta kahramanın dünyaya ve kendine duyduğu tiksintiden bahsedilir. Varoluşçuluğun temel taşı eserlerindrn birisidir.
Kitabın sonlarında yazar "aralarında ilişki yok gibi görünen bütün çabalarının altında aynı isteği bulduğunu" söyler: varoluşu içinden atmak, kendini temizlemek. Kitabın bütününde de varoluştan duyduğu nefreti sıklıkla dile getirir. Pek tabii benim de aklımda sürekli varoluş kelimesi dolaştı durdu kitap boyunca. Gerçekten varoluş, var olmak utanmamız, nefret etmemiz gereken bir şey midir? Bilemiyorum fakat hayatımın ilerleyen zamanlarında yeniden okumak üzere şimdilik kapattığım bir kitap oldu Bulantı.
Bu arada Sartre sayesinde tanıştığım bir parçayı da şuraya bırakıyorum :)
https://youtu.be/ijmpTlN3HRI
Bırakın Türkiye'yi dünyanın en önemli bilim tarihçilerinden birisi olan, 27 dil bildiği söylenen bir bilim insanı Fuat Sezgin. Kendi adıma konuşacak olursam hakkında ne kadar az şey biliyormuşum ve bu çok üzücü. Kitapta çoğumuzun bildiği gibi, aslında Batı menşeili olduğunu…devamıBırakın Türkiye'yi dünyanın en önemli bilim tarihçilerinden birisi olan, 27 dil bildiği söylenen bir bilim insanı Fuat Sezgin. Kendi adıma konuşacak olursam hakkında ne kadar az şey biliyormuşum ve bu çok üzücü.
Kitapta çoğumuzun bildiği gibi, aslında Batı menşeili olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin Müslümanların icadı olduğundan bahsediliyor. Fakat bu durumu araştırıp açığa çıkarıp insanlara anlatan kabul ettirmeye çalışan insanlar da yine Batılı. Bence bu da üzücü bir durum.
Sadece temenni edebilirim, keşke daha çok araştırsak, daha çok öğrensek, daha çok çalışsak.
"Siz her öykünün bir başı ve sonu olması gerektiğine mi inanıyorsunuz? Çok eskiden bir öykü ancak iki şekilde biterdi: Bütün sınamalardan geçtikten sonra erkek ve kadın kahramanlar ya evlenirler ya da ölürlerdi. Bütün öykülerin ana fikrinin iki çehresi vardır: hayatın…devamı"Siz her öykünün bir başı ve sonu olması gerektiğine mi inanıyorsunuz? Çok eskiden bir öykü ancak iki şekilde biterdi: Bütün sınamalardan geçtikten sonra erkek ve kadın kahramanlar ya evlenirler ya da ölürlerdi. Bütün öykülerin ana fikrinin iki çehresi vardır: hayatın devamı; ölümün kaçınılmazlığı."
Başlangıcı ve sonu olmayan öykülere.. 🌺