Bombayı Almanlardan önce yapmak... Nihayetinde bombayı ilk kim ele geçirirse sadece İkinci Dünya Savaşı'nı kazanmakla kalmayacak, tüm dünyayı yönetecek.
'' Adamın biri bir gün doktoru görmeye gider. Ve ona der ki: 'Doktor Bey, vücuduma parmağımla dokunduğumda acıyor. Başama dokunsam acıyor, bacaklarıma dokunsam acıyor, karnıma, elime dokunsam acıyor.' Doktor onu muayene eder ve sonra ona der ki: 'Vücudun sağlam ama…devamı'' Adamın biri bir gün doktoru görmeye gider. Ve ona der ki: 'Doktor Bey, vücuduma parmağımla dokunduğumda acıyor. Başama dokunsam acıyor, bacaklarıma dokunsam acıyor, karnıma, elime dokunsam acıyor.' Doktor onu muayene eder ve sonra ona der ki: 'Vücudun sağlam ama parmağın kırık!' Muhterem beyim, hasta olan sizin düşünceleriniz. Fakat sizinle ilgili bir sorun yok. Bakış açınızı değiştirin. "
Bakış açını değiştir dünyan değişsin sözüne çok iyi bir örnek.
Filmin başkarakteri intihar etmek için yola çıkan ve öldükten sonra üzerine toprak atılmasını isteyen biridir. Yolda üç kişi ile tanışır. Kürt bir asker, Afkanlı bir öğretmen ve son olarak da tarihçi bir Türk. İlk ikisi bu teklifini kabul etmez. En sonki tanıştığı kişi kabul eder.
" Hayat dümdüz ilerleyen bir tren gibidir, rayların sonuna geldiğinde son durağa ulaşır. Ve ölüm son durakta bekler."
"Diğer taraftaki insanlar burayı görmeyi istiyor, sen ise oraya gitmek için acele ediyorsun."
Spoiler içeriyor
"Beynin nesi bu kadar ilginç? Evrenin tüm sırları beyinde saklı." "+Görünüşe göre yargılamamak lazım. Ama bu imkansız değil mi? - Beni görür görmez bir hükme vardığınızdan eminim." "+Gemide çalışmak zor olmalı. Hapishaneye andırıyor, değil mi? -Gökyüzündeki kuşlar bile kendi hapishanesinde.…devamı"Beynin nesi bu kadar ilginç?
Evrenin tüm sırları beyinde saklı."
"+Görünüşe göre yargılamamak lazım. Ama bu imkansız değil mi?
- Beni görür görmez bir hükme vardığınızdan eminim."
"+Gemide çalışmak zor olmalı. Hapishaneye andırıyor, değil mi?
-Gökyüzündeki kuşlar bile kendi hapishanesinde. Kendilerinden kaçamıyorlar. Biz de öyle. "
"İnsanların hak etmediği bir yetkiyi alması hiçbir zaman iyi sonuçlanmıyor."
"İnsanın bütün gerçekliği aslında zihninin içindedir."
"Her sefere aynı hataları yapıyorlar. Har seferinde de ölüyorlar. Çünkü duygularını bir kenara bırakmıyorlar. Oysa duyguları onları zayıflatıyor. İnsan doğasının en büyük zaafı bu. Sevg, öfke, nefrete dayanarak kar vermemek gerekiyor. Bunlar zihni bulandıran, saçma sapan hisler. "
"Beynimiz son derece karmaşık bir yapıdır. Hatırlamak istediğimiz şeyleri unutmaya ne kadar uğraşsak da bunları asla tamamen silemeyiz. Bunlar kimliğimizi parçasıdır, hamurumuza geçmiştir. "
Prometheus, 1899 yılında New York dan kalkan göçmenleri taşıyan bir gemi. Ana dili farklı olan ve birbirini anlamayan insanların birarada olduğu bir gemi bu. Prometheus, Yunan Mitolojisinde olimpos'tan ateşi çalmış ve insanlığa vermiş titan anlamına geliyor. Bunu yaptığı için sonsuz bir döngüde cezalandırılmış. Dizide de bu vurgulanmış. Similüsyon üzerinde durulmuş. Bunu ben 'tam cevabı bulduğunda sorular değişir' özdeyişi ile tanımlıyorum. Gerçeklik nedir? Gerçekliğin gerçekliğinden nasıl emin olacağım? Bu benim duygularımın algıladığı mı? Yoksa bundan bağımsız deneyime ve değişime bağlı olan mı? Gerçeklik, benim zihnime zorunlu olarak bağlı olan kendi zihnimin dışında hiçbir şeyi tam olarak bilemeyeceğim düşüncesi mi? Gibi birçok soruyu sormamızğ bağlayan ve zihnimizde farklı düşüncelerin oluşmasını sağlayan birçok ayrıntı vardı. Mistik bir havası var. Ücgenli simge gemi şirketinin legosu. Filmin birçok yerinde de mevcut. Platon'un mağa alegorisini üzerinde durulmuş. Ana karakterimiz çok küçük bir yaşta iken babasının odasında bu alegoriyi anlatan bir metin buluyor ve etkileniyor. Bizler tıpkı Platon'un mağara alegorusu gibi duvara yansıyan gölgeleri görüyoruz. Benim gerçekliği sandığım sadece yanılsamalar olabilir mi? Hakikatin kendisi ise o gölgelerin olmasına yol açan ateşin önünden geçen idealar. İçerisinde bulunduğum yaşamın aslında o gölgeden ibaret olması düşüncesi dizi boyunca üzerinde durulan düşünce. Ahh çok güzel bir diziydi.Dark'ın yapımcıların yaptığı bir dizi imiş. Bazı bölümlerini sıkıcı buldum ama güzeldi, beğendim.
Türkiye'nin siyaset tarihini anlatan en iyi belgesel. Hazır ülkenin kaderini belirlecak olan seçim de yaklaşıyorken izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. İnönü Dönemi, 1960 Darbesi, 1971 Muhtirası, 1980 Darbesi, Özal Dönemi ve 28 Şubatı merkeze alarak 1930'lardan 2003'e uzanan bir belgesel serisi. Anlatımın…devamıTürkiye'nin siyaset tarihini anlatan en iyi belgesel. Hazır ülkenin kaderini belirlecak olan seçim de yaklaşıyorken izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. İnönü Dönemi, 1960 Darbesi, 1971 Muhtirası, 1980 Darbesi, Özal Dönemi ve 28 Şubatı merkeze alarak 1930'lardan 2003'e uzanan bir belgesel serisi. Anlatımın tarafsız ve geniş perspektiften bakılması da bu belgesi mükemmel yapan şey. Yakın tarihimizi anlayıp tahlil etmek için de önemli. Mehmet Ali Birand'ın anlatımı yapımı kaliteli yapan unsurlardan.
"İnsanlar hiçbir zaman kendilerine anlatılanlardan bir şey öğrenmezler, kendi çabalarıyla öğrenirler yalnızca." "Deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada…devamı"İnsanlar hiçbir zaman kendilerine anlatılanlardan bir şey öğrenmezler, kendi çabalarıyla öğrenirler yalnızca."
"Deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun.
”İnsanların mutluluk olasılığı ne kadar yükselirse, mutsuzlukları da o kadar artıyor demek.”
"Başını beladan kurtarmanın en iyi yolu sorumluluğu paylaşmaktır.”
" Dr. Igor’a göre bu şu anlama geliyordu: İnsanlar ancak koşullar buna elverdiğinde delirme lüksüne sahiptiler."
"İnsanların mutluluk olasılığı ne kadar yükselirse, mutsuzlukları da o kadar artıyor demek.”
"Aslında herkes deli, en deliler de deli olduklarının farkında olmayanlar."
"Keşke herkes kendi içsel deliliğini bilse ve onunla birlikte yaşamayı öğrense."
“Temelde, hayatta başımıza gelen her şey kendi suçumuz, başka hiç kimsenin değil. Bizlerin başından geçen zorlukların pek çoğu başkalarının da başından geçiyor, ama onlar tamamen başka tepkiler veriyorlar. Biz en kolay yolu seçtik sanki: ayrı bir gerçeklik. "
"Hepimiz kendi dünyamızda yaşıyoruz. Ama yıldızlı bir gecede gökyüzüne bakarsan, oradaki binlerce dünyanın birleşerek takımyıldızlar, güneş sistemleri, gezegen toplulukları kurduklarını görürsün."
"İnsanlar farklı olmaktan neden bu kadar korkarlar?"
Farklı olmak deliliği de beraberinde getirir de ondan. Delilik bu değil midir zaten. Bizim gibi olmayan, bizim gibi hareket etmeyen, konuşmayan, davranmayan kişiler genel olarak delidir. İnsanların istediği gibi olursan o zaman 'normal' oluyorsun(!). Düşünülmesi gereken birçok şey vardı. Delilik üzerinde çokça durulmuş. Okunabilir ama çok da beğenmedim.
İnceleme değil! Kitabı okumaktan, daha doğrusu anlayamamış olmaktan çok korkuyordum. Bundan dolayı da uzun zaman başlamak için cesaret edemedim. Okumaya başladığımda bu korkunun gereksiz olduğunu gördüm. Okudukça da bu korku hayranlığı, şaşkınlığa dönüşte. Yazarın da dediği gibi 'bu kitabı okumak…devamıİnceleme değil!
Kitabı okumaktan, daha doğrusu anlayamamış olmaktan çok korkuyordum. Bundan dolayı da uzun zaman başlamak için cesaret edemedim. Okumaya başladığımda bu korkunun gereksiz olduğunu gördüm. Okudukça da bu korku hayranlığı, şaşkınlığa dönüşte. Yazarın da dediği gibi 'bu kitabı okumak için zaman ayırın.' Bu kitap, yavaş yavaş ve uzun bir zaman diliminde yazılmış. Tıpkı yazılışı gibi okudum ben de. Okudum çıkıp gittim. Geri döndüm ve biraz daha okudum. Okudum, çıkıp gittim ve biraz daha düşündüm. Clarissa Estes' in kurtlar ve kadınlar arasına kurduğu o müthiş benzerlikleri okudukça esere daha da bağlandım. Mit ve öyküler ile kadınların yaşadıklarını, hislerini, toplum tarafından nasıl görüldüğü anlatılıyor. Kitabın yarısını bir sesli kitap okuma kanalında Estes' in Canto Dora deyimi ile seslendirmesini yaptım. Benim için aşırı güzel bir okuma deneyimiydi. İnceleme yapma konusunda iyi olmadığımı düşünsem de bu kitabı yıllar sonra tekrar okuyup şu anki hislerimi de unutmamak için bu yazıyı paylaşıyorum. Bu kitabı okurken dinlediğim şarkıları ve kitap sayesinde keşfettiğim şarkının playlistini de ekliyorum. Kurtlarla Koşan Kadınlar https://open.spotify.com/playlist/5oSU25AOUCBbBUq4595BDa
Spoiler içeriyor
'Bu dünya kurulalı beri insanoğlu sevdiği her şeye ihanet etti. Biz sadece izledik. Anlamayı bekledik. Çünkü dünya senin değil insan. Dünya, yalnızca sana ait değil.' Bundan yıllarca yıl evvel böyle söyledi yılanların şahı. Ey insan, sen sakın sevme beni. Ama…devamı'Bu dünya kurulalı beri insanoğlu sevdiği her şeye ihanet etti. Biz sadece izledik. Anlamayı bekledik. Çünkü dünya senin değil insan. Dünya, yalnızca sana ait değil.' Bundan yıllarca yıl evvel böyle söyledi yılanların şahı. Ey insan, sen sakın sevme beni. Ama insan dinlemedi. Aşık oldu şahmarına ve onu kendine aşık etti. Sonra da öldürdü sevdiğini. Kor gibi yanan bir vicdan, iflah olmaz bir pişmanlık kaldı geri. Ve cevaplanmamış sorular...
Yeryüzü insan olmadan daha mı iyidir? Hep mi yok eder insanoğlu, hep mi ihanet eder? Yoksa bizim için mi. Hâlâ umut var mı. Bir yerlerde bir hata yaptık sonra unuttuk gitti. Ama içimizden bazıları hissediyorlar. Bu yüzden ait olamıyorlar bu dünyaya, hayata karışamıylar. Yaşadıkları şeyin adı 'dünya sancısı'
Bu nasıl bir giriştir böyle 😍.
Yarım bırakmak zorunda kaldım.
29.07.22 Uzay meraklıların hayranlıkla izleyebileceği bir film. İki astronotun olası bir durum sonrasında hayatta kalmasını konu ediniyor. Müthiş bir görsel şölen vardı. Nasıl çekildiğini araştırdım ama net bir bilgi edinemedim.
20.07.22 "+Anne ve babamdan şikayetçiyim -Niçin +Beni dünyaya getirdikleri için. " "yetişkinlerde beni dinlemelerini istiyorum. Çocuk yetiştirmeye çocukların çocuk yapmasını istemiyorum..." Bazı sahnelerinde durdurup ağlamış olabilirim. Başrolünde bir çocuğun olması ve içinde bulunduğu düzene karşı çıkması çok iyiydi. Belgesel niteliğinde…devamı20.07.22
"+Anne ve babamdan şikayetçiyim
-Niçin
+Beni dünyaya getirdikleri için. "
"yetişkinlerde beni dinlemelerini istiyorum. Çocuk yetiştirmeye çocukların çocuk yapmasını istemiyorum..."
Bazı sahnelerinde durdurup ağlamış olabilirim. Başrolünde bir çocuğun olması ve içinde bulunduğu düzene karşı çıkması çok iyiydi. Belgesel niteliğinde bir yapım.
18.07.22 "Bu hayattaki bütün kötülükleri aslında hiç tanımadığımız insanlar yapar. Bunun içinde her sabah uyanır uyanmaz yaptığımız tek şey, kendimizi kandırmak. " Fullemek Türkçe değil, hatta hiçbir dilde karşılığı yok. "Yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak sadece doğrular kalsa. " "Türkiye…devamı18.07.22
"Bu hayattaki bütün kötülükleri aslında hiç tanımadığımız insanlar yapar. Bunun içinde her sabah uyanır uyanmaz yaptığımız tek şey, kendimizi kandırmak. "
Fullemek Türkçe değil, hatta hiçbir dilde karşılığı yok.
"Yanlış bildiğimiz her şeyi unutsak sadece doğrular kalsa. "
"Türkiye de insanlar seri katıl olmaz, Türkiye de insnalar cinnet geçirir."
"insan öleceğini idrak edemeyince geride kalanlara ne olacağını da düşünmüyormuş meğer."
"Her insan dünyaya geldiğinde kalbinde siyah bir leke vardır derler. Hayattaki amacını bulunca o leke kaybolup gider."
"Sen hiç birine tek bir soru sormayacak kadar sevdin mi? "
"20 yıl yaşamış ama ne yaşadığını biliyor mu acaba?"
"insan hayatta hiçbir şeyi ertelememeli."
"zaten ne demiş şair ;" Hayat hatradır, unutursan ölürsün. "
-kim demiş bunu?
+unuttum."