"When I was just a little girl I asked my mother, what will I be Will I be pretty? Will I be rich? Here's what she said to me" Neden şarkı sözüyle başladığım gönderilerin bende ayrı bir yeri oluyor? Stop…devamı"When I was just a little girl
I asked my mother, what will I be
Will I be pretty? Will I be rich?
Here's what she said to me"
Neden şarkı sözüyle başladığım gönderilerin bende ayrı bir yeri oluyor?
Stop motiona bayılan ama koyun shaundan nefret eden biri olarak afişi bana koyun shaun vibe'ı verdiği için izlemeyi sürekli ertelediğim bir filmle karşınızdayım. En son ne zaman bu kadar kahrolup güldüm bilmiyorum.
Film, hayata uyum sağlayamamış; bir Avusturya, diğeri Amerikalı olan iki insanın mektup arkadaşlığını konu alıyor. Bununla beraber temizlik hastalığı, asperger sendromu, kendiyle barışık olma, yalnızlık gibi gibi bir çok şeyi mizahla beraber ele alıyor. (Ben güldüm, bence mizah)
Filmin detayları o kadar hoşuma gitti ki, karakterlerin okudukları kitaplar, Max'ın hayali arkadaşının okuduğu kitapların durumla birebir örtüşmesi, Mary'nin dünyasının rengini Max'e yollaması, naif karakterleri ve acımasız yaşantıları o kadar iç burkuyor ki, anlatamam.
İzlemeye bu kadar geç kaldığım için ciddi pişmanlık duyuyorum, phhf
"Qué será, será
Whatever will be, will be
The future's not ours to see
Qué será, será
What will be, will be"
Her şeyden önce gece saat 3, filmi demin hafsa ile bitirdik ve burayı düşüncelerimi fırlatmasam acı çekmekten uyuyamayacağım. Hadi filme geçelim. David Lynch ile tanıştığım, kafamı allak bullak edip, yüreğimi burkan, beni geren, üzen, sevindiren ve gene üzen tahminlerin çok…devamıHer şeyden önce gece saat 3, filmi demin hafsa ile bitirdik ve burayı düşüncelerimi fırlatmasam acı çekmekten uyuyamayacağım.
Hadi filme geçelim.
David Lynch ile tanıştığım, kafamı allak bullak edip, yüreğimi burkan, beni geren, üzen, sevindiren ve gene üzen tahminlerin çok ötesinde garip bir filmdi. Hafsa ile izlememiş olsaydık bunu tekte bittiremezdim.
Her bir zerresi üzerine uzun uzun konuşasım var ama enerjim yok, kahretsin.
Öncelikle filmin müziklerine ve ses efektlerine ne desem az, benim bu kadar dumura uğramamda çok büyük payları var. Film biyografi ve dram diye geçiyor ama bence salt psikoloji, filmde hem bireylerin, hem toplumun psikolojileri çok iyi yansıtılıyor. John Merrick'e herkes gibi tiksinerek bakıyorsunuz ve vereceğiniz karara bağlı olarak olabileceğiniz iki olasılık var.
Birincisi; Merrick'in çirkinliği ile kendi egonuzu tatmin edip, farklı olmasını kabullenmemek ve önyargılarınızda ısrarcı olup, ona eziyet etmek.
İkincisi; önyargılarınızın yanlış olduğunu kabullenip, her ne kadar zor olsa bile Merrick'i kabul etmek.
Film hem buna detaylıca değiniyor, hem sizi duygudan duyguya sokuyor. Temel olarak baktığınızda (farklı olanın dışlanması) zibilyon tane türevi olan ama işleyişinin çok özel kıldığı güzel bir film. Bazen upuzun sahnelerle sizi gererken, bazense resmen karakterin içini gördüğünüz sahnelerle sizi yumuşatıyor. David Lynch'in elinde top oluyorsunuz ve şahsen ben bundan şikayetçi olmadım. Filmdeki minik detaylara kolumu kesip veresim geldi izlerken, harikaydı.
Onun haricinde oyunculuk ve kamera kullanımına ayriyeten parantez açmaya bile gerek duymuyorum, yani söylenecek bir söz yok.
Kafam allak bullak oldu, iyi geceler ve iyi seyirler.
"what happened here, will happen again." Bitirmesi uzun süren ama izlediğim her saniyeye değen çok güzel bir işle karşınızdayım. Ortalama bir dizinin iyi olması için sadece oyuncuların iyi ve müziklerin, kamera açılarının, işleyişin ortalama olması yeter ama tıp dizilerinde işler…devamı"what happened here, will happen again."
Bitirmesi uzun süren ama izlediğim her saniyeye değen çok güzel bir işle karşınızdayım. Ortalama bir dizinin iyi olması için sadece oyuncuların iyi ve müziklerin, kamera açılarının, işleyişin ortalama olması yeter ama tıp dizilerinde işler böyle yürümüyor. Acayip kaotik bu ortamın izleyiciye yansıtılması cidden çok zor ve bu dizi bunu çok iyi başarmış. Gerek müzikleri, gerek oyuncular ve harika kamera açıları olsun cidden hakkını vermişler. Gelecek ve geçmişi aynı anda işlemeleri ilk bir kaç bölüm kafa karıştırsa bile alışınca gelen o puzzle hissine fazlasıyla değiyor.
Dizinin konusuna gelirsem eğer bir doktorun 40'a yakın ameliyata girip 33 hastasının hayatını mahvettiği/sonlandırdığı bir true crime dizisi. Dizi boyunca aklınızdan, bile bile mi yapıyor? neden böyle davranıyor? neden ona tavsiye mektubu yazdılar? gibi gibi zibilyon tane soru geçiyor ve bölümler ilerledikçe soruların sayısı azalıyor.
Açıkçası hala Christopher'ın bunu neden yaptığını ve dizinin tam olarak ne anlatmak istediğinden emin değilim.
o yüzden izlediğim sitedeki bir yorumu aşağı bırakacağım
"Açıkçası kendime soruyorum: bu dizide anlatılmak istenen şey nedir? ABD vatandaşlarına; “ölme ihtimaliniz çok yüksek sağlık sistemine girerseniz hapı yutabilirsiniz. Mecbur olmadıkça doktora gitmeyin. Sakın ha. Bak her yıl 10bin ile 400 bin arası hastaya yazık oluyor” mu diyorlar. Neyse onu boş veriyorum çünkü ben Türkiye’de yaşıyorum. Peki bu adamın olayı nedir? Gerçekten katil mi? Yoksa daha sağını solunu bile bilmeyen süzme salak mı? Ya da gösterildiği gibi asosyal bir sosyopat-narsist miydi? En garip tarfta burası aslında; adam 33 kişiyi kasap gibi doğruyor, ölen var sürünen var. Ama aldığı ceza “yaşlı istismarı”. Hadi bakalım gel çık işin içinden. Bence dizi Berlin Film festivalini kaçıran bir yönetmenin işi. Herşey havada hiçbir şey bağlanmadı ki dizide."
Bulaşık yıkarken son bölümdeki duruşmaya değinmeyi unuttuğumu farkettim, mükemmel bir bölümdü. Bu tarz dizileri biliyorsanız öneriye açığım, heheheh.
Çok çok büyük bir evrene adım atmış gibi hissediyorum. Aslında uzun zamandır başlamak istediğim bir seriydi ama çok üşeniyordum... Daha sonra ne mi oldu? @b.baduman ile tanıştım ve o @bisturi ile her star wars konuştuğunda onları kedi gibi dinlemeye başladım…devamıÇok çok büyük bir evrene adım atmış gibi hissediyorum. Aslında uzun zamandır başlamak istediğim bir seriydi ama çok üşeniyordum... Daha sonra ne mi oldu? @b.baduman ile tanıştım ve o @bisturi ile her star wars konuştuğunda onları kedi gibi dinlemeye başladım ve dedim ki star wars başlama vaktimiz gelmiş.
Evet, bu bir film incelemesi.
Açıkçası filmin ilk dakikalarında şevkim çok kırıldı çünkü (afişinden dolayı) filmi daha yeni zannediyordum ve (her ne kadar beklentimi az tutmam gerektiği söylense bile) biraz beklentim fazlaydı. İzlemeye devam ettikçe ne kadar deli manyak bir evrene adım attığımı farkedip keyiflendim, aksiyon sahneleri olsun, epik karakterleri ve zamanının çok ötesinde olan görsel efektleri olsun cidden çok güzeldi. İlk başta aldığım star trek havası tamamiyle yok oldu ve keyifle seyretmeye devam ettim.
Son olarak filme bu kadar gülmem normal mi? İlk başta özellikle r2 ile sarı robota çok eğlendim ve bmo ile wall-e'ye çok benzeyen droidler gördüm falan, çok hoştu anlayacağınız, izleyin.
Şubat Kitap 1.) D.gray-man cilt 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 2.) İnce memed 1 3.) Tembellik hakkı 4.) O sırada 5.) Dublörün dilemması 6.) Az 7.) Mutsuzluk zamanlarında mutluluk 8.) Gece yarısı kütüphanesi 9.)…devamıŞubat
Kitap
1.) D.gray-man cilt 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13
2.) İnce memed 1
3.) Tembellik hakkı
4.) O sırada
5.) Dublörün dilemması
6.) Az
7.) Mutsuzluk zamanlarında mutluluk
8.) Gece yarısı kütüphanesi
9.) Yeraltından notlar
10.) Genç doktorun anıları
Dizi
1.) D.gray-man
2.) D.gray-man hallow
3.) The tatami galaxy
4.) This is going to be hurt
5.) Unnuturel selection
6.) The ice guy and his cool famale colleague (7 bölüm)
7.) Blue lock (19 bölüm)
8.) Star trek (13 bölüm)
9.) Fullmetal alchemist (30 bölüm)
10.) Lycoris recoil
Film
1.) And justice for all..
2.) The fool
3.) Homunculus
4.) Character
5.) Adam by eve: a live in animation
6.) Kaguya sama: love is war live action
Weeeeeeeeeee (beynimin uçma sesi)
Her insan gibi gen tedavileri hakkında etik bir kaygı taşıyorum ve hem bilgi edinmek, hemde kafamdaki sorulara çözüm üretmek amacıyla bu belgesele başvurdum. Zihnim şuan öncekinden bile karışık. İnsanın kendi genini değiştirmesi fikri (artık bir fikir değil gerçi) kulağa çok…devamıHer insan gibi gen tedavileri hakkında etik bir kaygı taşıyorum ve hem bilgi edinmek, hemde kafamdaki sorulara çözüm üretmek amacıyla bu belgesele başvurdum. Zihnim şuan öncekinden bile karışık.
İnsanın kendi genini değiştirmesi fikri (artık bir fikir değil gerçi) kulağa çok cazip gelse bile bunun yanında getirecekleri çok ağır. Bir uçta genetik hastalıkların yok olması, doğaya hakim olmak ve insan evriminin bir üst noktası varken; diğer yanda zengin - fakir arasında varolan uçurumun daha bir derinleşmesi, savaşların artık soykırım boyutuna çok rahat gelecek olması ve gelecek nesille ilgili bir çok etik problem var. Bu bir ütopya mı, yoksa distopya mı bilmiyoruz ve ilk adımı atmadan bunu bilemeyiz.
Belgesele gelirsem eğer, her şeyi çok net açıkladığını ve objektif bir bakış açısı sunduğunu düşünüyorum. 4 bölüm olmasına rağmen türlü türlü hikayeye ve olaya net ve açıklayıcı bir biçimde değiniyor, yani kısaca izleyin.
Merhabalar, pdf epub okumak için hangi uygulamayı kullanıyorsunuz? Ben ReadEra ile Moonreader kullandım. MoonReaderda reklam vardı, ReadErada kapsamlılık neredeyse sıfırdı... ikisinin birleşmişi olan bir uygulama yoktur, dimi?
Evet evet, bundan önce bir çok insanla dizi film izleyip yorumlanmıştım ama ilk kez @midge ile kitap okuduk, harbiden keyifli işti hehe Kitaba gelirsem eğer çok fazla abartı buldum. Özellikle ilk seksen sayfası içinde beni şaşırtan hiçbir şey bulunmayan, şımarık…devamıEvet evet, bundan önce bir çok insanla dizi film izleyip yorumlanmıştım ama ilk kez @midge ile kitap okuduk, harbiden keyifli işti hehe
Kitaba gelirsem eğer çok fazla abartı buldum. Özellikle ilk seksen sayfası içinde beni şaşırtan hiçbir şey bulunmayan, şımarık bir kitap karakterinin hayatıyken, sayfalar ilerledikçe farklı bir hâl aldı. Nora'nın psikolojisi daha iyi anlatılabilir miydi? evet ama bu hâline de kötü diyemem. Yazar, Nora'ya eşlik etme, gelişimini gözlemleme ve kısmen onu anlama şansı tanımış ve açıkçası dilini çok sade ve basit tutmuş.
Ama maalesef kitap bana farklı hiçbir şey katmadı, şaşırtmadı.
Pişmanlıklarımla olan sorunlarımı çözeli bayağı oldu. Dünümü değiştirerek, bugünümden olmak istemiyorum. Bugünüm yarının dünü ve yarının beninin buna pişman olmayacağı şekilde yaşamaya çalışıyorum. (Karışık oldu ama işte böyle)
Hatalarım var mı? evet ama hepsi kafamda bir şeyleri değiştiren hatalardı.
Mükemmel miyim? elbette, ayıpsınız. Ben kendime mükemmel demeyeceğim de kim diyecek?
Kendimle problemlerim var mı? evet ama problem olmasa gelişme olmaz ve gelişme olmasa kendimden tiksinirim.
Noranın bu raddeye gelmesini okumak, onun yerinde olsam ne yapardım diye düşünmek keyifliydi ama dediğim gibi kitap çok abartı.
Yeraltı insanı bunu kesinlikle okuyucuları için yazmadı. 157 sayfa boyunca "okuyucular" adı altında yaptıklarına anlam vermeye, suçun kendisinde olmadığını anlatmaya, çevresindekileri suçlamaya ve hep kendiyle çelişmesini okudum. Bir iç çatışmanın bu bok gibi çeviriye sahip yayınevinden bile bu derece vurucu…devamıYeraltı insanı bunu kesinlikle okuyucuları için yazmadı.
157 sayfa boyunca "okuyucular" adı altında yaptıklarına anlam vermeye, suçun kendisinde olmadığını anlatmaya, çevresindekileri suçlamaya ve hep kendiyle çelişmesini okudum. Bir iç çatışmanın bu bok gibi çeviriye sahip yayınevinden bile bu derece vurucu olmasını beklemiyordum.
İleride Hasan Ali Yücel klasiklerinden tekrar ve tekrar okuyacağım gibi duruyor ve Şehinşah'ın bir şarkısının (hangisi unuttum) başındaki diyaloğun nereden geldiğini hep merak etmişimdir, buradanmış meğer")
Yani kısaca, okuyun.
Tekrar pardon kendim. "Martı, manyak mısın? Live action izlenir mi?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim, size hemen cevap vereyim. Büyüyünce ilk iş görüşmemde bana "bu hayattaki en büyük başarın nedir?" diye sorduklarında, yüzümde gururlu bir sırıtışla gözlerimi kısıp "izlediğim tüm animelerin…devamıTekrar pardon kendim.
"Martı, manyak mısın? Live action izlenir mi?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim, size hemen cevap vereyim.
Büyüyünce ilk iş görüşmemde bana "bu hayattaki en büyük başarın nedir?" diye sorduklarında, yüzümde gururlu bir sırıtışla gözlerimi kısıp "izlediğim tüm animelerin live actionunu seyretmek" diyeceğim. Bu biraz Erman Çağlar'ın film festivallerinde 4 yıl boyunca en kötü filmlere gidip, salonda tek kalmasını ve bunu devam ettirmesine benziyor. Sağlıklı insanların bunu anlayacağını düşünmüyorum, daha doğrusu benden başkasının bunu anlayacağını düşünmüyorum. Tek düşündüğüm şey filmler her ne kadar kötü olursa olsun keyif aldığım.
Evet, şimdi filme geçelim.
Animesi benim en çok eğlenip, güldüğüm anime olabilir. Filme dün sabah başladım ve oyuncuların sesleri, mimikleri, kendileri beni cidden rahatsız ettiğinden kapayıp bu sabah tekrar izlemeyi denedim ve başardım. Animesinden az biraz farklıydı, kalitesiz görsel efektlerine, oyuncuların ergen seslerine ve mıymıy karakterlere sövmek yerine keyif almaya başladığım anda film bende apayrı bir etki bıraktı. (Yo, film hâlâ bok gibi)
Filmin sonuna doğru kendimi kahkaha atarken buldum. (Bknz: martı ciyaklaması :D) uzun zamandır böyle kahkaha atmamı sağlayan tek şeyin bu sikko film olduğundan dolayı kendimi garipsesem de, garipsenecek daha mühim şeylerim olduğuna karar verip gülmeye devam ettim.
İşte bu da böyle bir yorum, ayrıca filmin müzikleri güzeldi.