"İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar."
"Varlığında bir anlam bulmaya çok odaklısın ki aslında var olduğunu bile unuttun. Yalnızsın. Ve o boşluğu senin için neredeyse anlamsız olan sorumluluklar taşıyarak doldurmaya çalışıyorsun." –Homesick, webtoon #2025
'Hititler döneminden günümüze erişen bir ağıt.' Hitit diyarında geçen bu destan soylu bir genç kız ve komutan arasında ilk görüşte aşktan yasak aşka evrimleşmiş ve tanrılar tarafından lanetlenmiş bir ilişkiyi konu alıyor. Aynı zamanda bu destanı okurken Kadeş Savaşına yani…devamı'Hititler döneminden günümüze erişen bir ağıt.'
Hitit diyarında geçen bu destan soylu bir genç kız ve komutan arasında ilk görüşte aşktan yasak aşka evrimleşmiş ve tanrılar tarafından lanetlenmiş bir ilişkiyi konu alıyor. Aynı zamanda bu destanı okurken Kadeş Savaşına yani yeryüzünün ilk büyük savaşına ve kralların bakış açılarına da şahitlik ediyoruz.
"Krallar hep yanlış, hep eksik anlatır.
Krallar kılıçlarının gölgesi halkın üzerinde eksilmesin ister.
Krallar şöyle düşünür:
Nasıl olur da tahtta daha çok kalırız.
Nasıl olur da daha çok ülkeyi istila ederiz.
En iyisi, en adili bile böyle düşünür.
Çünkü böyle düşünmezse kral olmaz."
"... Ve ülkenin bütün kadınları benim gibiydi.
Benim gibi her gün öldüler.
Öldüler ama umutlarını yitirmediler.
Hepsi savaştan gelecek bir haberi bekliyordu.
Hepsi savaşı kimin kazanacağını değil,
kocasının, oğlunun, kardeşinin
savaştan dönüp dönmeyeceğini merak ediyordu."
"Kalan kişi yaşayacaktır.
Kalan kişi unutarak yaşayacaktır.
Özlemek kutsal ise unutmak da kutsaldır."
"Bir genç kız, bir çiçeği koparmadan, uzaktan koklayarak nasıl severse, ki çiçek o genç kızı bilmez,
Ben seni öyle seviyorum."
"Tanrılar bana akıl verdi, ben kullandım.
Tanrılar bana gönül verdi, ben kullandım.
Tanrılar bana beden verdi, ben kullandım.
Niye beni cezalandırdılar, ben anlamadım."
En ironik ve komik gelen kısımsa bu son alıntıladığım yer oldu.
#2026
Son günlerde kore dizilerine tekrar takıntılı oldum, senaryo bakımından oldukça çeşitli yapıya sahipler. Farklı şeyler denemekten çekinmiyorlar ve bu dizi de onlardan biri. Dizi de duygusal bağ ya da romantizm yok. Sadece hedefe odaklı ve kendi amaçları uğruna herkesi yok…devamıSon günlerde kore dizilerine tekrar takıntılı oldum, senaryo bakımından oldukça çeşitli yapıya sahipler. Farklı şeyler denemekten çekinmiyorlar ve bu dizi de onlardan biri. Dizi de duygusal bağ ya da romantizm yok. Sadece hedefe odaklı ve kendi amaçları uğruna herkesi yok edebilecek bir kadın var.
İlk dakikadan itibaren baş rolümüzün psikolojisi hakkında bilgi edinilebilir. İlk sahne şaşalı bir kırmızı halı sahnesi olmasına rağmen alt yazıda "sosyopat" oyuncu ahjin olarak nitelendiriliyor, böylelikle dizi nereye evrileceği hakkında fikir edinirken her şey başa sarıyor ve çocukluğuna, her şeyin başlama sebebine ve karakterin derinliğine iniyoruz.
Konusunu kısaca böyle özetleyebilirim ama bu sadece buz dağının görünen kısmı, derinlerde daha katmanlı ve çarpıcı. Ayrıca oyunculuklar da çok iyi.
Spoi
Ahjin'e üzüldüğüm birçok sahne oldu. Kız en başından beri huzurlu bir yuva isterken alkolik bir anne ve iğrenç bir babaya sahipti, üvey annesi desen o da onu suda boğmaya çalıştı. Liseye geçtiğinde normal bir liseli olmaya çalıştı ve başarılıydı. Hukuk fakültesine gitmeye hak kazanmışken babası bu hakkını da elinden alınca Ahjin'in en büyük değişimi gerçekleşti. Tek başında hayatta kalmaya çalıştı, ahjinin zihni sadece tek bir şeye kodlu oldu, geçmişte olduğu gibi asla güçsüz düşmemek bu yüzden de yapabileceği en iyi şey zirveye çıkmak. Onun için 'zirve' dokunulmaz olmak değil de aşağılanmamak, hor görülmemek ve saygı duyulmasını sağlamaktı. Kötü bi aileden gelen yetimden daha fazlası olduğunu tüm dünyaya ve kendine kanıtlamak istiyordu. Ama zirveye çıkarken dayanağa ihtiyacı vardı ve bu amaç uğruna birçok insanı gözden çıkardı.
Finalse diziye yakışacak en iyi sondu bence.. Ya da sezon finali mi demeylim? Çünkü ahjin ölmeden bu dizi bitmez. Ahjin'in hırsı ve intikam duygusu buna izin vermez. Özellikle kocasının işini bitirmeden yok olacağını sanmıyorum. Final biraz taaşşuk ı talat ve fitnat'ın finaline benziyor. Senarist herkesi bir şekilde öldürmeyi başardı. Junseo, Junseo'nun üvey annesi, jaeoh... Ayrıca son sahnede ahjin'in bu zamana kadar yaşadıklarının kısa bir sembolü olarak enkazdan yara bere halde ölmeden çıkmayı başarıp uçurumdaki taşlara tutunarak zirveye çıkmayı başarması da diziyi özetler nitelikte.
Fakat merak ettiğim şey bu diziyi bir psikolog izleseydi yorumu ne olurdu? Çünkü her bir karakterin ayrı ayrı yorumlanmaya ihtiyacı var.
#2026
"Biz mi diziyi bitirdik dizi mi bizi bitirdi bilmiyorum." Her ne kadar son sezonu beğenmesem de hatıralarımda efsane bir dizi olarak kalacak. İlk dört sezonunda korkuyu çok iyi yanısıtıp dostluğu da arka planda ilmek ilmek işlemişlerdi ve hikayeye geniş bir…devamı"Biz mi diziyi bitirdik dizi mi bizi bitirdi bilmiyorum."
Her ne kadar son sezonu beğenmesem de hatıralarımda efsane bir dizi olarak kalacak.
İlk dört sezonunda korkuyu çok iyi yanısıtıp dostluğu da arka planda ilmek ilmek işlemişlerdi ve hikayeye geniş bir perspektif sunmuşlardı. Ama her sezon finalinden sonra arada yıllar olunca ister istemez bir önceki sezonu unutuyorum ve her seferinde tekrar hatırlamak için izlemek gerekiyor. Dördüncü sezon 2022 de yayımlanmış ve final sezonuysa dört yıl sonra yayımlandı. Bunun çok büyük bir eksi olduğunu düşünüyorum ama buna rağmen büyük bir izleyici kitlesi var çünkü konusu da bir o kadar iyi.
Fakat hayal kırıklığına uğratan asıl noktaysa ilk sezonların bu kadar iyi ilerlemesi ve beklentiyi yükseltmesiyle final sezonunun aceleye gelmişcesine çalakalem bir senaryosu olması. Çok fazla rastlantı ve açık uçlu bırakılmış kısım olduğunu düşünüyorum. Ve de oyunculuklarda da büyük bir değişim var, ilk sezon ki Eleven ile son sezon ki El arasında çok büyük bir fark var. Çocuk oyuncu olmasına rağmen o kadar başarılıydı ki... Şimdiyse mimiksiz ve biraz zoraki gibiydi. Ayrıca 1.sezon o kadar başarılıydı ki herkes ana karakter gibiydi, 5.sezonsa herkes yan karakterdi. Özellikle Eleven. Başrolün bu kadar az ekran süresi olacağını hiç tahmin etmemiştim.
Ancak her şeye rağmen güzeldi. Final sahnesinde Mike, Will, Lucas ve Dustin'in çocukluklarını görmek duygulandırdı. Dizi başlayalı resmen 10 yıl olmuş, çok garip.. Onların büyümesini seyrederken biz de onlarla büyüdük. Abimle izlediğim ilk dizilerdendi o yüzden yeri bende ayrı olacak.
Spoi
Kali Henry'i öldürmesi gereken sahnede "Merhaba ağabey" dediği ve birkaç saniyelik hata yüzünden Henry'i öldürememesi yüzünden abim o kadar sinirlendi ve laf saydı ki gülmekten gözümden yaş geldi.
Eleven'in ölmemesi ve yeni bir başlangıç yapması iyi oldu ama yeni bir sezon ya da yeni bir bölüme gerek yok bence. Dizi uzadıkça uzadı ve saçma bir noktaya doğru evrildi. Ama içimden bir his Holly, Derek ve arkadaşlarının olduğu Stranger Things'le bağlantılı devam dizisi gelebilir diyor.
#2020 #2026
"İnsanların eşitlik istediği bir dünyada yaşıyoruz ama birçok insan hataları için eşit sorumluluk almıyor. Bazıları eylemlerinin sonuçlarını kabul etmeyi seçer, bazıları da bunu görmezden gelmeyi... Çünkü bu, kolaylıkla kurtulmalarını sağlayan daha kolay bir seçenek." "Bir insanı motive eden en büyük…devamı"İnsanların eşitlik istediği bir dünyada yaşıyoruz ama birçok insan hataları için eşit sorumluluk almıyor. Bazıları eylemlerinin sonuçlarını kabul etmeyi seçer, bazıları da bunu görmezden gelmeyi... Çünkü bu, kolaylıkla kurtulmalarını sağlayan daha kolay bir seçenek."
"Bir insanı motive eden en büyük kuvvet nedir?
Güç mü, çekici olması mı, yetenek mi, zafer mi, aşk mı? Bir insanı motive eden en büyük kuvvet... Nefrettir."
İlk defa bir dizi izlerken bu kadar sinirlenmiş ve gerilmiş hissediyorum. Bir insanın ne kadar nankör ve bencil olabileceğini tüm çıplaklığıyla görebildim. Hani ‘yok artık ya, bunu da yapmış olamaz, değil mi?’ diye düşürünürken sangyeon çıkıp onu da yapıyor ve…devamıİlk defa bir dizi izlerken bu kadar sinirlenmiş ve gerilmiş hissediyorum. Bir insanın ne kadar nankör ve bencil olabileceğini tüm çıplaklığıyla görebildim. Hani ‘yok artık ya, bunu da yapmış olamaz, değil mi?’ diye düşürünürken sangyeon çıkıp onu da yapıyor ve bunu yaparken ne gocunuyor ne de yüzü kızarıyor. Diziyi izlerken şöyle bir yorum gördüm: İtinayla kızın hayatının her döneminde girip içine etmeyi yaşam gayesi edinmiş. Gerçekten o kadar doğru ki. Ama dizi kötümser duygular dışında birçok duyguyu da en üst seviyede yaşattı. Aşkı, saygıyı, empatiyi, özveriyi ve bir zamanlar dostluğu.
Bu diziye başlarken konusu vs bilmiyordum. sadece go eun’un ne kadar yetenekli ve iyi oyuncu olduğunu bilerek başladım. Kim go eun her zaman ki gibi yeteneğiyle parlıyordu fakat beni dizinin içine çeken şey konusu oldu, 15 bölümü 3 günde bitirdim. (park ji hyun'un da oyunculuğu yadsınamaz. Kadın o kadar başarılı bir şekilde rolünün hakkını yerine getirmiş ki ilk bölümler de kendinden nefret ettirdi jqkskwşw) Beni bu kadar etkileyen başka bir dizi oldu mu hatırlamıyorum, her dakikasında duyguları o kadar yerinde - dozunda veriyor ki kendimi diziyle bütünleşmiş ve uzaktan bir gözlemci değil de tüm bu olayları yaşamış olan benmişim gibi hissettim... Diziyi daha da iyi yapan noktalardan biri de herkesin yaşadıklarını duru bir şekilde gösterilmesi ve onların bakış açısıyla da bakmamızı sağlaması. Herkesi anlamamız için şans tanınması.
Şunu da belirtmek istiyorum, romantik bir dizi izlemeyi bekleyerek açtığım sayfadan çok daha büyük bir cevher bularak çıktım. Kdramalara ön yargıyla yaklaşmaya herkesin sevebileceğini düşünüyorum. Özellikle My Liberation Notes izleyip beğendiyseniz bunu da kesin beğenirsiniz.
Spoi
Sang yeon hakkında hep pozitif düşünmeye çalıştım; abisini kaybetti, annesini kaybetti ve maddi açıdan sıkıntı yaşadı vs. Ama eunjung da yaşadı. Babasız büyüdü ve küçüklüğünden beri fakirdi. Acı karşılaştırmaktan nefret ederim ama Sang yeon'un kendini aklamaya çalışması asabımı bozdu. Herkesin yaşadığı farklı zorluklar var ve bununla bir şekilde başa çıkmaya çalışıyor. Ama bu kız hep suçlayacak biri arıyor. Her zaman kıskanç ve kötü kalpli, hem de çocukluğundan beri. Normalde dizilerde bir süre sonra iyi bir karakter gelişimi görürüz ama bu kız gittikçe kötüleşiyor. Aşırı manipületif ve kendini akıllı sanıyor. Hele ki Eunjung'un eserini çalıp bu şekilde zengin olması da cabası. Ancak Eunjung'un hâlâ Sangyeon'u sevdiği hissediliyordu. "Birini sevmemek kolay, sevmediğin aklına bile gelmez, ama nefret ettiğin aklında yer eder" demişti Eunjung. Ama nefret ettiği kadar seviyor da.
Son bölüme kadar düşüncem hep bu yönde oldu... Hala kötü biri olduğunu düşünüyorum. Ama son bölüm nedense onun bu kadar çaresiz ve güçsüz olduğunu görünce ağladım. Cidden uzun süredir böyle ağlamamıştım, beni kadar etkileyiceceğini hiç düşünmemiştim. Onu böyle görmek her şey daha farklı olabilirdi hissi yarattı. Ne olursa olsun o kadar acı çekmesi ve sonunda öldüğünü görmeyi hiç istemezdim. Özellikle "Yarın güneşin doğuşunu izleyeceğim. Son gün doğumuma veda etmeliyim." dediği sahne çok etkileyiciydi. Sangyeon bu dünyayı terk ettikten sonra bütün olan bitenle Eunjung'un başbaşa kaldığı ve ağırlığın omuzlarına çöktüğünü görmek üzücüydü. 'Ölen mi gider yoksa kalan mı ölür?' onları izlerken aklıma gelen cümle oldu.
#2025
Sıkıcı değildi ama izlerken çok da eğlenmedim. Film 2009 yılında yayınlandığında o dönem için iyi bir yapım sayılsa da benim beklentimi karşılamadı. Beğendiğim noktaysa o yıllarda popüler şarkıları duymak oldu. #2025
Yavaş tempoyla başlayıp gittikçe hızlanan kara mizah filmi. İlk yarım saat sıkılıp kapatmayı düşünürken hiç beklemediğim bir yere evrildi ve sonunu merakla beklemeye başladım. Filmin konusundan kısaca bahsedecek olursam iki suikastçinin Londra'dan Brugge'a gelmesiyle ve bu şehirde yaşadıkları şeyler anlatılıyor.…devamıYavaş tempoyla başlayıp gittikçe hızlanan kara mizah filmi. İlk yarım saat sıkılıp kapatmayı düşünürken hiç beklemediğim bir yere evrildi ve sonunu merakla beklemeye başladım.
Filmin konusundan kısaca bahsedecek olursam iki suikastçinin Londra'dan Brugge'a gelmesiyle ve bu şehirde yaşadıkları şeyler anlatılıyor. İlerleyen dakikalarda bu suikastçilerin bile kendi prensipleri ve etik/ahlak kavramları olduğunu izlemek filmin garip hissettiren yönlerinden biri oldu.
Film komedi, dram veya aksiyon gibi belli kalıplara sokulacak tarz da değil: Bünyesinde hepsinde biraz barındırıyor. İzlemek isteyenlere önerim bunun bilincinde olup başlamaları yoksa biraz sıkıcı gelebilir. (Ayrıca ilk dakikadan itibaren kamera açıları insanı cezbediyor, bu nedenle sinematografi açıdan zengin bir film olduğu kesin.)
Dayımla bir saatlik film seçiminin ardından kesinlikle izlemeye değdi🤝🏻
#2025
"Fark ediyorsun ki, tüm hayatınız, sevginiz, nefretiniz, hatıralarınız, acılarınız… Hepsi aynı şeydi. Hepsi bir rüyaydı. Kilitli bir odada sakladığınız rüya. İnsan olduğuna dair bir rüya!"