Konu ve atmosfer itibariyle çok güzel başladı ancak klişelerle ve yeri çok belli olan jump scare sahneler ile sona erdi. İçine şeytan girmiş küçük kız Natalie'nin oyunculuğu gayet iyiydi. Ama ne yazık ki yapılan makyaj o kadar kötü ki sanki…devamıKonu ve atmosfer itibariyle çok güzel başladı ancak klişelerle ve yeri çok belli olan jump scare sahneler ile sona erdi.
İçine şeytan girmiş küçük kız Natalie'nin oyunculuğu gayet iyiydi. Ama ne yazık ki yapılan makyaj o kadar kötü ki sanki kızın yüzüne soyulabilen yüz maskesi yapmışlar da maske uçlarından soyulmaya başlamış. Çok komik bir görüntüydü. Ayrıca filmde sonlara doğru ortaya çıkması gereken bir durumu baştan fazlaca verdikleri ipucuyla açığa çıkarmaları hiç mantıklı olmamış. Rahibe Annie'nin küçükken yaşadığı travma filmin içine parça parça yedirilmiş. O kısımlara bayıldım. Çok gerçekçiydi. Bana Outcast dizisini hatırlattı. Ancak olayın çözümlenişi çok hızlı oldu. Biraz daha zor ve detaylı olabilirdi ancak final sahnesini beğendim. Filmde şeytan çıkarmak için rahip yetiştiren bir okul var ve rahibeler de burada yatan hastalara bakım veriyor. Ancak şeytan çıkarmaya karar verilmeden önce hastanın doktorlar tarafından fiziksel ve psikolojik değerlendirmesi yapılıyor. Bu bütüncül biyopsikososyal değerlendirme sonucunda hastanın bir sorunu çıkmazsa o zaman şeytan çıkarma işlemi yapılıyor. Bu normalde bu tarz filmlerde görmediğimiz bir durum o yüzden bilimi de işin içine katmaları yeni bir soluk getirmiş. Ama onun haricinde hiçbir esprisi yok.
Puanım: 5/10
Spoiler içeriyor
Çok sevdiğim, her bir filmini en ince detayına kadar izlediğim serinin sonuna geldik. Sinemada izleyerek efsaneye güzel bir veda etmiş oldum. Filmi beğenmeyen ve beklentisinin altında kaldığını söyleyen yorumlara denk geldim ancak bence bu vedadan ne anlaşıldığına bağlı. Bu korku…devamıÇok sevdiğim, her bir filmini en ince detayına kadar izlediğim serinin sonuna geldik. Sinemada izleyerek efsaneye güzel bir veda etmiş oldum.
Filmi beğenmeyen ve beklentisinin altında kaldığını söyleyen yorumlara denk geldim ancak bence bu vedadan ne anlaşıldığına bağlı. Bu korku filmi bile olsa veda denildiği zaman duygusal yoğunluğunun daha baskın olacağı anlamına gelir. Tabii ki korku kısmı geri plana atılsın demiyorum, benim de eleştireceğim noktalar var. Ancak yine de bana seyir zevki verdi. Film fragmanlarını izleyen biri değilim o yüzden daha kayıtsız ve düz bakabiliyorum sanırım.
The Devil Made Me Do İt filminde Ed iblisin onu etkilemesiyle ciddi bir kalp krizi geçirmişti ve bu çiftin artık vaka almayıp emekli olmasına sebep olmuş. O yüzden filmin ilk bir saati Warren ailesinin ilişkilerine odaklanmıştı ki ben o sahneleri çok beğendim. İlk filmden polis memuru Brad Hamilton ve serideki diğer karakterler olan Drew ve Peder Gordon'u görmek gayet güzeldi.Judy'nin erkek arkadaşıyla Ed Warren'ın ilişkisi çok eğlenceli işlenmişti. Tam bir babaydı yani. Aşırı doğal oynamış. Zaten Tony'e kızlarıyla evlenmeden önce güzel bir gösterimde bulundular. Keyifliydi. Lorraine desen her zamanki tatlılığındaydı. Oyunculuklarına diyecek söz yok zaten.
Vakaya gelecek olursak, Ed'in gençliğini canlandıran oyuncu ona o kadar benziyor ki sahnesi bitene kadar acaba Ed miydi diye düşündüm. Kast seçimi gayet iyi olmuş. Vakada Warren ailesinin ilk filmden beri söylediği "Biz savaşmaktan kaçmayız." ilkesine ters düşen ve yıllar önce yaşanmış bir durumun tekrar gün yüzüne çıkması işlenmiş. Ancak bu işleniş detaysız olmuş. Neden böyle oldu? Ya da bunlar kim? Tam olarak ne istiyorlar ve neden istiyorlar? Ya da neden daha önce değil de şimdi? Gibi sorular benim zihnimde dolandı durdu. Buralar izleyiciye daha detaylı aktarılabilirmiş ilk iki filmde olduğu gibi. Sönük ve yetersiz kalmış. Ayrıca çözümleme açısından çok oldu bittiye getirilmiş. Özellikle bir kişinin ölümü aşırı gereksizdi. Yani öyle bir şeye hiç gerek yoktu. İblis gücü aşısından bakıldığında bir orantısızlık var. Yani iblis bu duruma sebebiyet verebilecek bir güçte lanse edilmedi. O yüzden mantığıma hiç uymadı. Ama Dawn karakterinin vücudundan cam parçaları çıkma sahnesini beğendim. Yenilikçiydi.
Kızları Judy'nin annesi Lorraine gibi yeteneğe sahip olduğunu Annabelle Comes Home filminde öğrenmiştik zaten ama burada da kanıtlanmış oldu. Belki ilerleyen zamanlarda kendisinin filmi bile yapılabilir belli olmaz.
Düğün sahnesi çok güzeldi. Evrene katkısı olan herkes oradaydı. İlk filmdeki Perron ailesi, ikinci filmdeki Hodgsonlar, üçüncü filmdeki küçük David, düğüne katılan davetliler arasındaki Valak ve serinin başmimarı James Wan.Herkes düğündeydi ve bu kısımda aşırı duygulandım. Tabii Annabelle de filmin içinde kendine yer buldu.
Kısacası yorumlara çok aldırmamak lâzım. Herkesin bakış açısı, yüklediği anlam ve yakaladığı detaylar birbirinden çok farklı olduğu için izleyip kendiniz karar vermelisiniz. O zaman seriye filmden bir replik ile veda edeyim.
Her vaka farklıdır. Her aile farklıdır. Aynı olan tek şey korkudur.
Puanım: 7/10
Spoiler içeriyor
Serinin en farklı filmiydi. Farklı olduğu kadar seyir zevkinin de yüksek olduğunu düşünüyorum. Özellikle ilk on dakikası o kadar hareketliydi ki çok etkileyici bir giriş sahnesi olmuş. Zaten olaylar da oradan hareketle dallanıp budaklanmış. Warrenler bu vakada, birini 22 yerinden…devamıSerinin en farklı filmiydi. Farklı olduğu kadar seyir zevkinin de yüksek olduğunu düşünüyorum. Özellikle ilk on dakikası o kadar hareketliydi ki çok etkileyici bir giriş sahnesi olmuş. Zaten olaylar da oradan hareketle dallanıp budaklanmış. Warrenler bu vakada, birini 22 yerinden bıçaklayarak öldürmüş Arne'nin aslında suçsuz olduğunu, ona bunun şeytan tarafından yaptırıldığını mahkeme önünde ispatlamaya çalışıyorlar. Ve eğer bunu başarabilirlerse tarihte bir ilki başarmış olacaklar. Bu filmin bakış açısının farklılığı bu sefer buna sebebiyet veren şeyin bir insan olması. Warrenler hep iblislerle kısacası görünmeyen varlıklarla uğraşmışken bu sefer buna canlı, var olan bir insan da eklenince enteresan olmuş. Ama ne yazık ki filmin biraz ortalarına doğru olayın kiminle bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Bariz belli etmeselermiş daha iyi olurmuş. Ancak seri filmleri içinde böyle farklılıklar olması kesinlikle yeni bir soluk getiriyor.
Oyunculuklar, atmosfer her zamanki gibi gayet iyiydi. Klişeler ve jump scare sahneler de aynen devam etmiş. Küçük oyuncu David aşırı tatlıydı ve rolünün hakkını iyi vermiş. Kısacası daha çok gerilimin ön planda olduğu bir film olmuş. Ama özellikle benim dikkatimi çeken Ed ve Lorraine çiftinin kıyafet seçimlerinin çok iyi olması. Birbirleri ile uyumlu giyinmelerine bayılıyorum.
İzleyecek olanlara iyi seyirler.
Puanım: 7/10
Spoiler içeriyor
Evrenin en muhteşem filmi. İç içe geçmiş katmanlı yapısı, karanlık atmosferi, oyuncu seçimleri ile korkuseverler için tam bir görsel şölen. James Wan filmin içine öyle ince detaylar işlemiş ki bunları fark etmeniz için çok dikkatli izlemeniz gerekiyor. Demonolojide, bir iblisin…devamıEvrenin en muhteşem filmi. İç içe geçmiş katmanlı yapısı, karanlık atmosferi, oyuncu seçimleri ile korkuseverler için tam bir görsel şölen. James Wan filmin içine öyle ince detaylar işlemiş ki bunları fark etmeniz için çok dikkatli izlemeniz gerekiyor. Demonolojide, bir iblisin adını bilmek size güç kazandırırken, iblisin gücünü ise zayıflatır. O yüzden iblisin adı Warrenların evinin bazı noktalarında gizlenmiş. Pencere kenarında, mutfakta, kütüphanede ve kızları Judy'nin yaptığı bileklikte iblisin adını görebilirsiniz ki hepimizin aşina olduğu birisi zaten.
Onun haricinde Ed ve Lorraine'nin kimyasının uyumu bu filmde daha çok ortaya çıkmış. Onları izlerken büyülü bir dünyaya adım atmış gibi hissediyorum. Çok farklı bir havaları var.
Bence sinema tarihinin en iyi çiftlerinden biri.
Filmin sonuna gerçekte yaşanmış bu olayın, gerçek ses kayıtlarının eklenmesi olağanüstü olmuş. Bu detay bile filmin sıradan bir yapım olmadığını bizlere gösterir nitelikte.
Puanım: 10/10
Korku Seansı Evreni'nin 6.filmi. Çok ünlü bir efsane olan Meksika'daki La Llorona yani Ağlayan Kadın efsanesi ele alınmış. Aynı zamanda Beyazlı Kadın ismiyle Supernatural'ın da bir bölümünü oluşturmuştur. Film genel itibari ile aşırı sıkıcıydı. Klişelerle doluydu. Korkutan, geren herhangi bir…devamıKorku Seansı Evreni'nin 6.filmi. Çok ünlü bir efsane olan Meksika'daki La Llorona yani Ağlayan Kadın efsanesi ele alınmış. Aynı zamanda Beyazlı Kadın ismiyle Supernatural'ın da bir bölümünü oluşturmuştur. Film genel itibari ile aşırı sıkıcıydı. Klişelerle doluydu. Korkutan, geren herhangi bir sahnesi yoktu. La Llorona'nın görüntüsünü Valak gibi tasvir edilmiş. Biraz da olsa birbirlerini andıran bir taraf var. Oyunculuklar ortalama sayılır. Korkudan gözlerin dolsun, ağzın hafif açılsın, bir de üstüne vücut titremesi ekledin mi korku filminde oynamaya hak kazanıyorsun zaten. Eskiden rahip olan bir adam bu aileye yardım etmeye geliyor ama o kadar komik ki. Kapının önüne tohum döküyor ve diyor ki: "Bu tohum kapının önünde durduğu sürece La Llorona içeri giremez." Ne yani ailecek sürekli kapının önünde yatıp tohumun uçmasını mı engelleyelim? İşin tuhafı ön kapıya bu işlemi yaparken arka kapıya yapmıyor bile. Kadın arka kapıdan giriyor bu sefer. Gerçekten merdivenaltı rahibi yardım etsin diye bulup getirmişler. Nasıl yarım doktor candan ederse bu da aynı hesap. İzleyici zekâsı ile alay edilen, sonu itibariyle de çok basit biten, şu ana kadar izlediğim evrenin en vasat filmi.
Puanım: 4/10
Spoiler içeriyor
Annabelle'i yarattık, elden ele dolaşırdık. Hadi bir de Warren ailesinin evinde gezintiye çıkaralım demişler. Doğru düzgün korkutma ögesi içermeyen, çok sıradan bir film olmuş. Sürükleyiciliğine lafım yok ama Annabelle serisinde ısıtılıp ısıtılıp aynı şeyin önümüze gelmesi seyir zevkini büyük ölçüde…devamıAnnabelle'i yarattık, elden ele dolaşırdık. Hadi bir de Warren ailesinin evinde gezintiye çıkaralım demişler. Doğru düzgün korkutma ögesi içermeyen, çok sıradan bir film olmuş. Sürükleyiciliğine lafım yok ama Annabelle serisinde ısıtılıp ısıtılıp aynı şeyin önümüze gelmesi seyir zevkini büyük ölçüde düşürüyor.
Film Warrenların kızı olan Judy'le ilgilenmek için eve bir bakıcının gelmesi ve onun sinir bozucu arkadaşının da bir amaç uğruna zorla kendini eve davet ettirmesiyle başlıyor.
Daniela karakteri o kadar sinir bozucuydu ki filmin ilk bir saati onunla geçti resmen. Diğer bakıcı kıza gelince; o da zaten hep bu anı bekliyormuş gibi o kadar soğukkanlıydı ki bu kadarı insan doğasına aykırı kesinlikle. Artık saçmalamak oluyor çünkü. Oyunculuklarını o yüzden beğenemedim. Zaten klişe korkutma sahneleri, jump scare sahnelerin ''Bakın, ben buradayım!" demesi tamamen hayal kırıklığı. Bir de şu evin arka kapısının yol geçen hanı gibi açık olması beni aşırı sinirlendirdi. Ama Judy' nin oyunculuğu yaşına göre fena değildi. Bu filmde hoşuma giden sadece iki durum var: İlki, Judy'nin de annesi gibi bazı yetenekleri olduğunu anlamamız. İkincisi ise; Warrenların çözdüğü bazı değişik paranormal olayların filmde yer almasaydı ki Kayıkçı hikâyesi etkileyici olmuş. Onun haricinde sanki 1970'lerde çekilen bir korku filmiymiş gibi gerilimi arttırmak için her yerin sisle kaplanması gibi absürt şeyleri günümüz teknolojisinde saçma buluyorum. Son itibariyle de oldu bittiye getirilmiş. En azından ailenin Judy ile konuşup onun bazı yeteneklere sahip olduğunu anlaması ve izleyiciye yani bizlere de bunu aktarmasını isterdim. Evreni tamamlamak için izlenebilir. Onun haricinde bir esprisi yok.
Not: Filmdeki televizyon programında Annabelle bebeğininin gerçek görüntüsünü görebilirsiniz.
Puanım: 5/10
James Wan'dan korku sinemasına can getiren, hareket kazandıran bir film. Filmlerine detayları ve ipuçlarını nakış gibi işleyerek görünmez bir ağ yaratıp kendi evrenini oluşturmayı başardı. O yüzden benim için en iyi yönetmenlerden biridir. Bu filme gelecek olursak; 1971 yılında Perron…devamıJames Wan'dan korku sinemasına can getiren, hareket kazandıran bir film. Filmlerine detayları ve ipuçlarını nakış gibi işleyerek görünmez bir ağ yaratıp kendi evrenini oluşturmayı başardı. O yüzden benim için en iyi yönetmenlerden biridir.
Bu filme gelecek olursak; 1971 yılında Perron ailesinin banka aracılığı ile aldığı evlerinde yaşadıkları doğaüstü olaylar anlatılıyor. Bu yaşananlar gerçek olaylardan alınmış ve bu aile de o yıllarda paranormal araştırmacılar olan Ed ve Lorraine Warren ile çalışmışlar. Ed unvanı olmayan bir iblisbilimciyken, eşi Lorraine ise güçlü bir medyum. James Wan böyle bir film yapmaya karar verdiğinde Perron ailesi ve Warren çiftinden izin almış ve aynı zamanda film için danışmanlık yapmasını istemiştir. Vera Farmiga rolüne hazırlanırken de Lorraine Warren'la bizzat görüşmeler yapmıştır. Kendisi de film setini ziyaret etmiştir.
Ancak film çekilirken oyuncular ve ekip üyeleri açıklanmayan olaylar yaşadıklarını söylemişlerdir. Çekim yapılacak sahne başlamadan önce setin bazı bölgelerinde garip sesler duyulmuş ve gerçek Perron ailesi seti ziyarete geldiğinde şiddetli bir rüzgâr çıkmış ama ağaçlar hareket etmemiştir. Belki de en korkutucu olan Vera Farmiga filmin senaryosunu okuduktan sonra bilgisayarında üç dijital pençe izi belirmesi.Fiziksel bir durum değilmiş ama görsel olarak yanmış gibi görünüyormuş. Bilgisayarını temizlemek ya da kapatıp açmak işe yaramamış. Ayrıca çekimlere başlamadan birkaç gün önce sabah uyandığında, bacağının üst kısmında tırnak izine benzeyen üç uzun çizik görmüş ve bir yere çarpma sonucu oluşmamış. Vera Farmiga o yüzden bazı sahneleri çektikten sonra dua etmeye başlamış. Çünkü 3 rakamı şeytani varlıkları temsil eder. Hristiyanlıkta Kutsal Üçleme'ye bir hakaret anlamına gelir.
Filme tekrar dönecek olursak, filmin hafif karanlık ve bunaltıcı atmosferi çok iyiydi. Jump scare sahneler tam kıvamındaydı ve tam kilit noktalara yerleştirilmişti. Özellikle mahzendeki el çırpma detayı çok yaratıcı olmakla beraber, yönetmenin gücünü de ortaya koymuş. Kullanılan ses efektleri gerilim dozunu arttırmış. Oyunculuklar da çok başarılıydı. Özellikle Ed ve Lorraine çifti birbirlerine aşırı iyi uyum sağlamışlar. Giydikleri kıyafetler ve saç şekilleri yaşanılan döneme oldukça uygun ve gerçekten sizi o yıllara götürüyor.
Filmdeki eski dolap gerçekten Perron ailesine ait ve gerçek olaylara tanık olmuş bir nesne ve aynı zamanda evleri 2021 yılında satın alınarak paranormal turizme açılmış.
Filmde fazla kan ve açık şiddet olmamasına rağmen Amerikan Film Derecelendirme Kurulu, filmi doğrudan çok korkunç olduğu gerekçesiyle R (17 yaş üstü) olarak sınıflandırmış ki bu çok nadir görülen bir durumdur. Kısacası korku filmi sevenler için görsel bir şölen. Meraklılarının kesinlikle izlemesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
Not: Filmin sonunda jenerik akarken filmde olayı yaşayan karakterleri görebilirsiniz. Özellikle gazete küpürlerine de yer verilmiş. Oyuncular ve olayı yaşayanların fotoğraf ve isimlerinin eşleştirilmesi hoş olmuş.
Puanım: 9/10
Okuduğum ilk iki kitabına göre zayıftı. Başlangıçta olay örgüsü iyi ilerledi ama sonuçlandırma kısmı bana göre çok zorlama olmuş. Yani aklımda soru işaretleri bıraktı. Kitap içinde bunların da açıklanması gerekiyordu diye düşünüyorum. Çoğu gizemi çözmek basitti ama bazıları için de…devamıOkuduğum ilk iki kitabına göre zayıftı. Başlangıçta olay örgüsü iyi ilerledi ama sonuçlandırma kısmı bana göre çok zorlama olmuş. Yani aklımda soru işaretleri bıraktı. Kitap içinde bunların da açıklanması gerekiyordu diye düşünüyorum. Çoğu gizemi çözmek basitti ama bazıları için de daha fazla detay verilmesi gerekiyordu. Bu kitapta şifre çözücü çok kötü hazırlanmış. Yazanı okumak için baya çaba sarf ettim. Yine de okunabilir bir kitap. Okuyacak olanlara keyfili okumalar.
Puanım: 5/10
Korku Seansı Evreni'nin kronolojik olarak 3.filmi ama Annabelle bebeğinin çekim yılı açısından düşünürsek bu ilk filmi oluyor. Ancak Annabelle Creation filmini izlemeden bunu izlerseniz aklınızda çok fazla soru işareti kalır. Çünkü filmler tamamen bağlantılı. Gerilimi orta düzey hatta aza yakın…devamıKorku Seansı Evreni'nin kronolojik olarak 3.filmi ama Annabelle bebeğinin çekim yılı açısından düşünürsek bu ilk filmi oluyor. Ancak Annabelle Creation filmini izlemeden bunu izlerseniz aklınızda çok fazla soru işareti kalır. Çünkü filmler tamamen bağlantılı.
Gerilimi orta düzey hatta aza yakın denilebilir. Korku unsurları yine her zaman olduğu gibi; kapı çarpmaları, değişik sesler duyma, görüntüler görme şeklinde. Benim en çok sevdiğim sahne asansör sahnesiydi ki asansörleri hiç sevmem. Etkileyici bir sahne olmuş. Oyunculuklar da film atmosferine uygundu. Özellikle kadın oyuncu gerilimi ve annelik duygusunu iyi yansıtmış. Ama atılan ve geri gelen oyuncak bebeği ne diye kendi bebeğinin yattığı odaya koyarsın ki? Kesinlikle akıl tutulması yaşadı orada. Erkek karakterimiz ise yakışıklı bir doktor ve doktorların sahip olduğu o ukala havaya biraz sahip olsa da eşinin yaşadıkları şeyler dolayısı ile ona deli muamelesi yapmaması ve inanması gözümde artı puan kazandırdı.
Ancak yataktan kalkmaması gereken ve çok zor bir durum yaşamış hamile karısını bırakıp birkaç günlüğüne iş için başka bir şehre gitmesi ki - hayır diyebilirdi bence - yine de bencil olduğunun göstergesi.
Sonu itibari ile de basitti. Fazla bir esprisi yoktu. İblisin görüntüsünün üzerine biraz daha çalışılarak daha detaylı oluşturulabilirmiş. Evrene katkısı için izlenebilir.
Puanım: 6/10
Korku filmi dediğin böyle olur! Korku Seansı Evreni'nin 2.filmi olmasının yanında Annabelle adı verilen o korkutucu bebekle de tanışmış oluyoruz. Korkutucu olmasının yanı sıra güzel bir bebek bence. Annabelle oyuncak ustası olan Mullis'in nadir olarak yaptığı bebeklerden biri. Bu bebeği…devamıKorku filmi dediğin böyle olur!
Korku Seansı Evreni'nin 2.filmi olmasının yanında Annabelle adı verilen o korkutucu bebekle de tanışmış oluyoruz. Korkutucu olmasının yanı sıra güzel bir bebek bence. Annabelle oyuncak ustası olan Mullis'in nadir olarak yaptığı bebeklerden biri. Bu bebeği de kızının görünüşüne benzeterek yapıyor ve oyuncakçı dükkanlarına satıyor. Bazı olaylar oluyor ve aradan yıllar geçiyor. Aile yetimhaneden 6 tane kızı evlerine alıyorlar ve olaylar başlıyor.
Filmin atmosferi çok güzeldi ve çocuk oyunculara özellikle Janice'a bayıldım. İleride birçok projede göreceğimize eminim. Jump Scare sahneler çok fazlaydı ve etkileyiciydi. Özellikle bir tanesinde gerçekten beni korkutmayı başardı. Çarşafın insan şeklini aldığı ve çerçeve sahnesi de oldukça yaratıcıydı. Sinemanın korku türündeki taze kan ihtiyacını karşılar cinsten bir film olmuş.
Ancak yaratığın görüntüsü biraz yapay olmuş. O sahnelere kadar her şey gayet iyiydi ama canavarın tasvir edilişi ciddiyeti bozdu. Daha farklı bir şey olabilirdi. Bir de evde kıyamet kopmuş, yani evde farklı bir varlık olduğu ortada ama Rahibe kadının oyunculuğu bu sahnenin gerilimini taşıyamamış. Bana duyguyu geçiremedi. Evdeki çocuklara yardım çağırın diyor ama eve gelen kişiler polis. Çocuklara rahibi arayın desene. Polis ne yapabilir o an? Mantıksız bir sahne olmuş.
Son itibariyle de baya beğendim. Buradan film Annabelle 1 ile bağlanmış. O yüzden sadece Annabelle filmlerini izlemek istiyorsanız bundan başlamalısınız.
Ayrıca filmin sondaki jeneriği bittikten sonra filmde çerçeve içinde de gösterilen Valak karakterini görebilirsiniz. Ayrıca filmin sonunda Janice'e hediye edilen bebek ile gerçek Annabelle bebeğinin görüntüsü aynıdır.
İyi seyirler.
Puanım: 8/10