Spoiler içeriyor
Top Form an itibariyle 2025’in en yüksek puan alan BL dizisi. Gelboys’u geride bırakarak zirveye oturdu. Diziyi zaten izlemek istiyordum ama durum böyle olunca beklentim artmadı değil. Her neyse,diziyi izlemeden önce animesini 3.kez izledim. Böylece daha iyi bir karşılaştırma yapabileceğimi…devamıTop Form an itibariyle 2025’in en yüksek puan alan BL dizisi. Gelboys’u geride bırakarak zirveye oturdu. Diziyi zaten izlemek istiyordum ama durum böyle olunca beklentim artmadı değil. Her neyse,diziyi izlemeden önce animesini 3.kez izledim. Böylece daha iyi bir karşılaştırma yapabileceğimi düşünüyorum. Konusunu bilmeyenler için orjinal versiyonunu kısaca anlatayım;
Takato 20 yıldır oyunculuk yapan çok ünlü ve yetenekli bir aktördür. 5 yıl üst üste “Beni Sarsın İstediğim Adam” listesinde hep birinci olmuştur. Fakat birgün listede ikinci sıraya düşer. Birinci sırayı Junta isimli yükselmekte olan çaylak bir oyuncu alır. İkili aslında geçmişte birlikte bir işte yer almışlardır ama Junta o projeden sonra iyice yükselmiştir. Hatta Junta öyle yükselir ki kısa sürede başrol oynayacağı ilk filmini alır. Yıllardır en ünlü aktör olan Takato da aynı filmde kendini yardımcı oyuncu olarak bulur.
Takato,Junta’ya kaybetmemek,ona sahne kaptırmamak için çabalarken onun sayesinde aktörlüğe olan tutkusunu daha da çok fark eder. Hem de Junta’nın yeteneğini keşfedip ona aşık olur. Bilmediği şey şudur ki herkesin kendisini sarmasını istediği bir numaralı adam -Junta- aslında Takato’nun kendisini sarmasını istemektedir.
Tay uyarlamamızda Takato’yu Akin,Junta’yı da Jin yapmışlar. Bazı yerler bayağı farklı olsa da hatta karakterlere animeden biraz farklı özellikler ekleseler de dizi genel hatlarıyla animeyle benzer şekilde ilerliyor. Bunlardan spolu kısımda bahsederim.
Dizinin temposu aslında oldukça yavaş. Ama ben buna rağmen beğendim. Diğer Tayland bllerine göre kısa olan bölümleriyle anlatmak istediklerini açık ve net bir şekilde anlatmışlar. Etkileyici sahneler vardı. Bal sahnesi gibi. Açık sahneler konusunda illaki her zaman daha iyi işler çıkıyor ama bu sahne efsaneler arasına girdi bence.
Burada başrollerin kimyası da bunu sağlıyor tabiki. Güçlü bir kimyaları var. Ama ben asıl övgüyü Akin’i oynayan Boom’un hak ettiğini düşünüyorum. Jin’i oynayan Smart da iyiydi ama ben gözümü Boom’dan alamadım. Kendisini Chains Of Heart’ta çok beğenmiştim -COH yazım da uygulamada mevcut- ve oyunculuğu burada da mükemmeldi. Smart’tan çok çok daha iyiydi. Tecrübe de burada kendini gösteriyor. Smart Boom’dan 10 yaş küçük. Hatta o yüzden midir bilmem,Jin animedeki Junta’ya göre daha toy bence. Junta daha erkeksi ve olgundu. Bunu da belirtmek istedim.
Gelelim Top Form Gelboys’tan iyi mi konusuna. İkisini de beğenerek izledim ama ben Gelboys’un sanata çok başka bir yerden baktığını düşünüyorum. Gelboys’tan daha çok etkilenmiştim. Çekimleri ve ekranı doldurma şekli bana benzersiz gelmişti. Belki The Next Prince de Top Form’u geride bırakır 😂
Bu arada dizi devamı gelecek gibi bitti. Yoksa bir özel bölüm mü alacağız?
Hadi şimdi spolara geçelim***
Dizide animeden farklı olarak hikaye ilk tanıştıkları zamanla başlıyor. Animedeki gibi birlikte oynayacakları yeni projeyle başlayıp sonradan flashback yapmıyorlar.
İkili yeni dizisini çekmeye başlarken ilk adımı Jin’in atmasıyla flört etmeye başlıyorlar. İki rakip birbirine aşık oluyor. Tabi aslında Jin Akin’i rakip olarak hiç görmüyor. Onun amacı
Akin’in yanında olabilmek için onun kadar yükselmek.
Jin ilk bölümlerde Akin’i izni dışında öpüyor ama neyseki ilk seferleri animedeki gibi olmuyor. Bu benim hoşuma gitti. Mangaya da biraz göz atmıştım ve aslında mangada ilk bölümlerde Junta’nın hareketleri bence tacize varıyor. Burada hiç değilse öyle şeyler görmüyoruz. Daha sağlıklı ilerleyen,karşılıklı konuşulan bir ilişki var.
Finalde ise hikaye animede hiç olmayan bir şeyi ele alıyor. (Belki de mangada olan bir şeydir bu.) Akin,kaybettiği büyükannesinin yazdığı bir senaryo için savaş veriyor,oyunculuğu da bırakıyor. Büyükannesinin senaryosu ona oyunculuk dışında yapabileceği şeyleri de gösteriyor.
Orjinal versiyonuyla karakter karşılaştırması da yapmak istiyorum. Akin animedeki
Takato gibi sevimli ama hep tsundere değil. Takato ya tsundere modunda olurdu ya da yüzünde kendinden geçmiş gibi bir ifade olurdu. Dizide Akin daha çok duygu gösteriyor. Gülümsüyor,kıkırdıyor. Hatta kendi iç dünyasıyla ilgili farklı bir yere de değiniyorlar. İlk kez rol yapmak zorunda olmadığı vurgulanıyor. Birini rolden değil de gerçekten öpüyor ve seviyor. Jin’i de sevimli bir golden retriever yapmışlar. Junta’ya göre toy gibi ama kendinden emin.
Güzeldi,bu da bitti ✅
Spoiler içeriyor
13 yaşındaki Noboru 5 yıl önce babasını kaybetmiştir. Annesi Fusako Hanım o zamandan beri hayatına kimseyi almamış,ithal ürünler sattığı mağazasında gayretle çalışmaya devam etmiştir. Fakat birgün hayatlarına Ryuji isimli bir gemi kaptanı girer. Anne oğul,Ryuji’nin ikinci kaptan olarak çalıştığı gemide,gemiyi…devamı13 yaşındaki Noboru 5 yıl önce babasını kaybetmiştir. Annesi Fusako Hanım o zamandan beri hayatına kimseyi almamış,ithal ürünler sattığı mağazasında gayretle çalışmaya devam etmiştir. Fakat birgün hayatlarına Ryuji isimli bir gemi kaptanı girer.
Anne oğul,Ryuji’nin ikinci kaptan olarak çalıştığı gemide,gemiyi gezerken tanışmışlardır.
Noboru Ryuji’nin önemli şeyler başaracak bir kahraman olduğunu düşünür ve ona hayranlık besler. Fakat 30’lu yaşlarında, hiç evlenmemiş,her zaman “denizi” tercih eden bu yalnız kaptan ile Fusako Hanım evlenmeye karar verirler. Ryuji,kaptanlık yapmayı bırakır.
Denizin çalkantısının verdiği sarhoşluk duygusundan ve kendisini erkekliğin doruğuna sürükleyen yaşantısından vazgeçer. Tenindeki deniz kokusu kaybolur ve üzerine karanın,evin kokusu siner. Noboru,kahramanı sıradan bir hayatı seçince hayal kırıklığına uğrar. Onu cezalandırmak ister. Madem kendisi kahramanını yitirmişti,bu denizci de “denizini” tamamen yitirmeliydi. Hem de sonsuza kadar.
Bu bir büyüme hikayesi. Noboru kahramanı yittiği için sadece öfkeli değil. Kara bir delikten izlediği yetişkinlerin dünyası kafasını da karıştırıyor.
İlk birkaç sayfada hikaye beni pek içine almadı.
Şiirsel ve süslü dili kafam karıştırdı. Ama sonra
dili sadeleşti ve hikaye çok akıcı şekilde ilerledi. Mishima’dan okuduğum beşinci kitap sanırım. Altın Köşk Tapınağı’ndan diğerleri kadar keyif alamamıştım ama bu kesinlikle Mishima’nın beğendiğim eserlerinden oldu. Yine Mishima’nın kana olan açlığını okuyoruz. Tabi Kiralık Hayat ya da Bir Maskenin İtirafları kadar vahşet içermiyor.
Ben beğendim 👍
Burada spoya girmek istiyorum***
Noboru’nun odasındaki bir delikten annesini
çıplakken ya da Ryuji ile beraberken gözetlemesi beni çok ürpertti…Derken kitabın ortalarına doğru arkadaşlarıyla birlikte yavru bir kediyi kestikleri an geldi…Evet,belki de bu olay nasıl çocuklar olduklarını ortaya koyuyordu. Hatta kitabın sonunda olacaklar için önceden verilen bir işaretti. Ama sanki Şef en kötüleri gibiydi. Finalden önce söyledikleri korkunçtu. Özgürlüğü tamamen yanlış anlaması,babasına ve diğer babalara bakış açısı,“Elimizi kana bulamazsak dünya kuruyacak” demesi…ve en önemlisi 13 yaşında cinayet işlerlerse yakayı kurtarabileceklerinin bilincinde olması…Sanki diğerleri ondan kabul görmek için bu korkunç şeyleri yapıyorlardı.
Kitap biraz açık bitti. Ryuji’yi gerçekten öldürdüler mi bilmiyoruz. Ama Şef’in korkunç fikirleri ve diğer çocukların kabul görme açlığı yüzünden onlardan umudu kesmiş oluyoruz zaten…
Spoiler içeriyor
Güzeldi ama bazı yerlerini -özellikle güzelliğe bakış açısı ve Kaşivagi ile felsefe,Budizm konuştuğu yerler- derinlikli anlayabildiğimi düşünmüyorum. Sanırım şuanda hayatımın yoğun bir döneminde olduğumdan kitabın o ağır bulduğum yerlerine kendimi tamamen veremedim. Kafam başka yerlerdeydi. Bazı cümleleri tekrar tekrar okudum.…devamıGüzeldi ama bazı yerlerini -özellikle güzelliğe bakış açısı ve Kaşivagi ile felsefe,Budizm konuştuğu yerler- derinlikli anlayabildiğimi düşünmüyorum. Sanırım şuanda hayatımın yoğun bir döneminde olduğumdan kitabın o ağır bulduğum yerlerine kendimi tamamen veremedim. Kafam başka yerlerdeydi. Bazı cümleleri tekrar tekrar okudum. Ama yine de okuduklarımdan istediğim gibi derinlemesine bir anlam çıkaramadım.
Bir kitap okuduğumda anlatılan çoğu şeyi anlamak,okuduğumu sorgulamak benim için çok önemli. Bunları yapamayınca,kendimi de veremeyince maalesef bazı yönlerden ağır bulduğum bu kitap benim için yağ gibi akıp gitmedi,bitirmekte de zorlandım biraz. Bu yüzden pek keyif alamadım…Mishima da severim oysa. Böyle olması beni üzdü.
Spoiler içeriyor
Heyecanla izledim. Bazı karakterlere hayran kaldım. Ama bir yandan da çok sinirlendim. Bundan spolu kısımda bahsederim. Tokyo’ya giden bir hız treninde yaşanan terör saldırısı anlatılıyor. Filmin 1975 versiyonu da var. Hatta Sonny Chiba falan oynuyor. İki film arasında bağlantı var…devamıHeyecanla izledim. Bazı karakterlere hayran kaldım. Ama bir yandan da çok sinirlendim. Bundan spolu kısımda bahsederim. Tokyo’ya giden bir hız treninde yaşanan terör saldırısı anlatılıyor. Filmin 1975 versiyonu da var. Hatta Sonny Chiba falan oynuyor. İki film arasında bağlantı var ve zannedersem bu filmde 75 versiyonundan kesitler kullanılmış.
Hadi şimdi spoya geliyorum*** filmi izleyecekler buraya bakmasın
Bombaları koyanın liseli velet olduğunu daha başta anlamıştım. Evinde,babası tarafından şiddete uğrayan liseli bir kız çocuğu babasından intikam almak için yapıyor bunu.
Tesadüfi şekilde babası 1975’teki hız treni olayında faili öldürdüğüne dair yalan atıp övünen polis memuru.
Tabi kızın tek amacı babasından intikam almak değil. İnsanların sahte ifadelerini bırakıp gerçek yüzlerini de göstermelerini bekliyor onlardan.
Bu sırada da yüzlerce kişinin hayatını tehlikeye atıyor….Kıza başından beri sinir oldum. Suçlunun o olduğu ortaya çıkmadan önce bile. İfadesi,mimikleri falan beni sinir etti. Kız rolünü iyi oynamış 😂
Tamam,evde korkunç şeyler yaşamış. Hatta annesi de. Ama kişisel intikamını başka şekilde alamaz mıydın be çocuğum? Evet,trende iyi olup olmadığı sorgulanan kişiler vardı da diğer masumlardan ne istedin? Git intikamını başka şekilde al diyor insan…Yaşamaya da devam etmek istemiyorsan diğer insanlara “öldürün beni,öldürün beni” deme. Hele Takaichi’mize hiç deme. Takaichi karakteri ne etkileyiciydi. Ve tabi Matsumoto Hanım olsun,treni kurtarmak için kontrol merkezinde özveriyle çalışanlar olsun,Japon toplumunun sorumluluk duygusunu gözler önüne seriyorlar. Vallahi şaka maka değil bir noktada işler iyi gitmeyince birileri bu sorumluluk duygusundan kendi canına kıyacak zannettim.
Her neyse,ben filmi beğendim. 75 versiyonunu izleyenler var mı ve izlemeye değer mi?
Spoiler içeriyor
Orjinal versiyondaki 40 bölümün özetinin özetinin özeti 😂 olmuştur herhalde derken haklı çıktım. Ama benim için önemli olan bu değil. Önemli olan müzikal olduğunu bilmemem! Ve ben müzikal hiç sevmem…🥲Her 10 dakikada bir şarkı girdi ve birçok olayı şarkılarla anlattılar.…devamıOrjinal versiyondaki 40 bölümün özetinin özetinin özeti 😂 olmuştur herhalde derken haklı çıktım. Ama benim için önemli olan bu değil. Önemli olan müzikal olduğunu bilmemem! Ve ben müzikal hiç sevmem…🥲Her 10 dakikada bir şarkı girdi ve birçok olayı şarkılarla anlattılar. En az 10 müzik diyorum...bu durum seyir zevkimi çok azalttı. Orjinal versiyonunu anımsayamadığım bir sebepten ötürü yarım bırakmıştım. Bu filmden sonra boş bir vakitte artık tekrar başlarım herhalde. İzlemeye değer olan orjinali çünkü.
Spoiler içeriyor
Üniversite son sınıf öğrencisi Daji’nin üniversite yılları için hayali tutkulu bir aşk yaşamaktır. Fakat erkek arkadaşının onu aldatmasıyla hayal kırıklığına uğrar. Mezun olmasına az zaman kala,tam hayali gerçek olamayacak derken Daji’nin karşısına Shui çıkar. Shui,eski erkek arkadaşının oda arkadaşıdır. İkili,Daji…devamıÜniversite son sınıf öğrencisi Daji’nin üniversite yılları için hayali tutkulu bir aşk yaşamaktır. Fakat erkek arkadaşının onu aldatmasıyla hayal kırıklığına uğrar.
Mezun olmasına az zaman kala,tam hayali gerçek olamayacak derken Daji’nin karşısına Shui çıkar. Shui,eski erkek arkadaşının oda arkadaşıdır. İkili,Daji aldatıldığını öğrendikten sonra hesap sormak için exinin yurt odasına gittiğinde tanışırlar. Sinema TV bölümünde okuyan Shui’nin hayali Pekin’e gitmek ve ünlü bir yönetmen olmaktır. Sadece filmler hakkında konuşan,ilginç abartılı hareketleri olan Shui ucube gibi görünen ve pek arkadaşı olmayan birisidir.
Exinden intikam almak için Daji ile Shui sevgiliymiş gibi davranırlar. İkili bu süreçte birbirini tanımaya başlar. Daji Shui’nin filmleri neden bu kadar sevdiğini anlar ve filmlere olan tutkusu onu çok etkiler. Hatta Shui sayesinde geleceğiyle ilgili planlarını tamamen değiştirir.
Daji mezun olduğunda memleketinde kendi için hazır olan hayatı seçmek yerine Shui sayesinde fırsatlar ülkesi Pekin’e gitmeye karar verir. Pekin’e gidecek,orada iş bulup çalışacak ve kıdemlisi olduğu Shui’nin mezun olup gelmesini bekleyecektir. Tek etkilenen kişi tabiki Daji değildir. Shui de Daji’den çok etkilenmiştir. O da bir an önce Pekin’e gitmek ve Daji’ye kavuşmak istiyordur.
Pekin Daji’nin beklediği gibi bir yer çıkmaz. Kısa süre sonra Shui de Pekin’e geldiğinde ikili kendilerini bir göz odada sefaletin içinde bulurlar. Pekin’in onlara “kucak açmayacağını” zor olaylarla anlarlar. Fakat birbirlerinden başka hiçbir şeyleri olmayan bu çiftin aşkları vardır ve Daji Shui’yi destekleyerek onu hayaline kavuşturma konusunda çok kararlıdır.
Yalnız burada eklemem gereken bir şey var. Biz sadece Daji-Shui çiftini izlemiyoruz. Bir de 2023 yılının Pekin’inde 20’li yaşlarında olan
Leyi ve Zihao ikilisini de izliyoruz.
Shui 2007-2009 yılları arası Daji ile hayatlarında önemli olan her şeyi kayda almış ama sonra bu kayıtlar bir şekilde yıllar sonra Leyi ile Zihao’nun eline geçiyor ve ikili bu video kayıtlarını izliyor. İlginç bir şekilde bazen hayatlarındaki olaylar Shui ile Daji’nin yaşadıklarıyla da paralel gidiyor,başlarına benzer olaylar geliyor. Aynı olaya 80 kuşağı ile 2000 kuşağından bir ikilinin nasıl tepkiler verdiğini görüyoruz. Leyi ile Zihao, Shui ile Daji’nin yaşadıklarıyla aşkı sorguluyorlar.
Ve sonra hayatlarında bir noktada bu iki çiftin kaderleri kesişiyor. Anlayacağınız üzere gelecekteki Daji ve Shui’yi de görüyoruz tabiki. Bu çiftin -dile kolay- 18 yıl boyunca yaşadıklarına şahit oluyoruz.
Hiç böyle bir Çin dizisi izlememiştim. Evet,bazı yerlerde efektler belli oluyor ama genel anlamda çekim tarzı diziden çok sinema filmi gibi bence. Hatta böyle ara ara 90’lar Hong Kong sinemasına kayıyor. Ana karakterlerimiz bazen kameraya bakarak izleyiciyle konuşuyor ve “duvarı” yıkıyor. 2000’li çiftimiz de tam Z kuşağı. (Bunu kötü anlamda söylemiyorum) Leyi tam Osaki Nana gibi.
Dizi çok tatlı başlıyor. O kadar şirinler ki. Ama sonra Pekin’de korkunç bir mücadele veriyorlar. Ev arkadaşları da kendileriyle aynı durumda ve aslında onların da hikayelerini izliyoruz. Ve sonra daha ne olabilir ki derken hayattan daha da çok darbe yiyorlar. Özellikle 4.bölüm ve 13.bölüm arasında “bir türlü gün yüzü görmeyecekler mi” diyorsunuz. Arada güzel günler geliyor ama sonra dizinin sonuna kadar başka sınavlar veriyorlar. Dizinin yarısından sonraki her bölüm ya Daji’ye ya da Shui’ye sinir oluyoruz. Hikaye bence çok hayatın içinden,çok gerçekçi. Film sektörünün gerçek yüzü de gösteriliyor. Pekin değişmiyor,aynı acımasızlığıyla kalıyor. Ama insanlar değişiyor…karakterlerin yolculukları onları başka kişilere dönüştürüyor.
Komik yerleri de var ama anlayacağınız üzere dram ağırlıklı bir dizi. Ben beğendim ama bir yandan da çok stres oldum.
Bu kadar sinir olacağımı bilsem böyle bir dönemdeyken izlemek istemezdim 😂
Bu arada elbette çok farklılar ama diziyi izlerken aklıma hep 2018 yapımı bir Çin filmi geldi. Us And Them. Bazı yerlerini benzetir gibi oldum.
Şimdi burada spoya girmek istiyorum ***
Dizinin belirli bir yerine kadar kendi kendime
şunu diyordum; “hiç değilse Chunzilla evlerinde çok iyi insanlara denk geldiler. Her biri ne iyi çocuklardı. Yaşlı amca da ne iyiydi.” Ama sonra Dumbell ve Jingshu’nun nasıl insanlara dönüştüklerini görünce şaştım kaldım…bu hikayede en değişen kişiler onlar oldu.
Ve bir de finale değineyim. Shui 40’ına gelmişken sanki hayaline tekrar biraz yaklaşmıştı. Yönetmen olabildi/olabilecek mi bilmiyoruz. Bir araya geldiler mi o da meçhul. Ama sanırım onlara yakışacak son buydu. Bu kadar yaşanmışlığın üzerine eskisi gibi olabilirler miydi? İş için görüşmeye devam ettiklerini düşünüyorum yine de.
Spoiler içeriyor
Bir plastik cerrah olan Michel yaz tatili için kızı Vanessa ile birlikte İspanya’ya gitmeyi planlar. Yeni antika arabasıyla yollara düştüklerinde araba tam da bir kamp alanı yakınlarında arızalanır. Flots Blues Kampı sakinleri hemen yardımlarına koşar ve araç bir tamirciye verilir.…devamıBir plastik cerrah olan Michel yaz tatili için kızı Vanessa ile birlikte İspanya’ya gitmeyi planlar. Yeni antika arabasıyla yollara düştüklerinde araba tam da bir kamp alanı yakınlarında arızalanır. Flots Blues Kampı sakinleri hemen yardımlarına koşar ve araç bir tamirciye verilir. Araç iki gün içinde tamir edilirken Michel ve kızı da kamp sakinlerinden Patrick’in çadırına davet edilirler.
Flots Blues kampçıları bu yıl başka başka şeylerle sınanmaktadır. 30 yıldır 17.parselde konaklayan Jacky ve eşi Laurette bu yıl bir rezervasyon hatası yüzünden 18.parsele geçmek zorunda kalır ve her zamanki yerini isteyen Jacky iyice çirkef birine dönüşür. Sophie ve Paul çiftinin arasına Paul’un sakladığı bir sır yüzünden soğukluk girmiştir. Michellerin yanında kaldığı Patrick’in de bir sırrı vardır. Sürekli geleceklerini söylediği karısı ve kızı nedense gelmemektedir. Michel de kafa yapısının bir türlü uyuşmadığı insanlarla kampta sıkıcı günler geçirir ve dahası arabanın tamiri de talihsizlikler yüzünden bir türlü tamamlanamaz. Kamptaki herkes berbat günler geçirir. Ama bir olaydan sonra tek yürek olurlar ve Flots Blues Michel’e çok önemli bir şey öğretir.
Yıllardır aradığım filmi buldum! 2010-2012 yılları arasında bir yaz tatilinde,tatil boyunca bu film teve2 kanalında oynayıp durmuştu. Televizyonu her açtığımda bu film oynuyordu 😂 ya da Komşu Kızı Odette filmi oynuyordu. Kanalın Fransız filmlerine sardığı bir dönemdi sanırım.
Her neyse. Ben bu tarz filmleri çok seviyorum. O zaman da ortasından izlemeye başladığım halde filmi beğenmiştim. Daha sonra film aklıma geldiğinde de maalesef bulamamıştım. Ama hep aklımda bir yerdeydi.
Dün aklıma geldi ve -artık film arama konusunda daha iyi olduğum için sanırım- filmi buldum. Hatta devam filmleri olduğunu da gördüm. Bu arada filmi sadece yify/yts’de İngilizce altyazılı bulabildim. Türkçe dublaj dahi yok. Ben de öyle izleyeyim dedim. Zevk alarak izledim. Patrick karakteri filmin rengi resmen 😂 beni en çok o güldürdü. Devam filmlerini de izlemek istiyorum.
Spoiler içeriyor
Lise 2.sınıf 2.şubeden Lee Heesu okulda ilişki tavsiyeleri vermesiyle ünlüdür. Her teneffüste ya da boş bir arada birileri mutlaka Heesu’ya gider ve ilişkileriyle ilgili dert yanıp tavsiye isterler. Fakat tuhaf olan şey şudur ki tavsiyeleri çok iyi tutan Heesu’nun aslında…devamıLise 2.sınıf 2.şubeden Lee Heesu okulda ilişki tavsiyeleri vermesiyle ünlüdür. Her teneffüste ya da boş bir arada birileri mutlaka Heesu’ya gider ve ilişkileriyle ilgili dert yanıp tavsiye isterler. Fakat tuhaf olan şey şudur ki tavsiyeleri çok iyi tutan Heesu’nun aslında daha önce hiç sevgilisi olmamıştır. Dahası,terzi kendi söküğünü dikemez ya Heesu da kendi tek taraflı aşkını bir türlü itiraf edememiştir. Heesu,en yakın arkadaşı Chanyeong’tan hoşlanmaktadır. Chanyeong okulun en popüler çocuğudur ve kızlar peşini bırakmamaktadır.
Heesu birgün okulda masasının üstünde çok sevdiği havuç suyunu bulur ve sonrasında masasına sık sık bırakılmaya da devam eder. Birinin ona karşı hisleri mi var emin olamayan Heesu bu konuyu bir kenara bırakır. Okul kulüplerini seçme vakti geldiğinde bu sefer Chanyeong’un peşine takılmayıp Rehberlik Kulübü’ne katılır. Kulüp üyeleri bir site açmıştır ve bu siteye okuldan kişiler anonim olarak mesaj bırakıp tavsiye istemektedirler. Bu arada kulübe Heesuların sınıfından Seungwon isimli birisi başkanlık yapmaktadır.
Seungwon aslında kendi sınıflarında olduğu halde Heesu onunla hiç samimiyet kurmamıştır. Aklının sadece üniversite meselelerinde olduğu düşünülen Seungwon birgün Heesu’dan ilişki tavsiyesi ister. Heesu bazı sebeplerden ötürü Seungwon’un yan sınıftaki Jiyu’ya aşık olduğunu düşünür. Halihazırda komşu da olan Heesu ve Seungwon yakınlaşmaya başlar. Fakat sonrasında Chanyeoung’un da Jiyu’dan hoşlandığını fark eden Heesu,kendi hoşlandığı kişiyi kaybetmemek için Jiyu’yu Seungwon’a ayarlamaya çalışır. Dahası başka karmaşık olaylar da olur. Kulübün sitesine kendiyle ilgili olabilecek tuhaf anonim mesajlar atılır ve instagramdan da tehdit mesajları almaya başlar. Ama bir noktadan sonra Heesu Seungwon’u yanlış anladığını fark eder. Seungwon tamamen başka birinden hoşlanmaktadır. Ve Seungwon’u tanımaya başladıktan sonra artık kendi kalbi de bir başkası için atmaya başlamıştır.
Yorumlarımı webtoonunu hiç okumamış biri olarak yapacağım. Yani bunu bağımsız bir dizi olarak değerlendireceğim.
Ben keyif alarak izledim. Kaliteli bir diziydi. Bölüm süreleri uzun. Prodüksiyon güzel. Başrolümüz Heesu’yu Night Has Come’da görmüştüm. Yan karakterleri oynayan oyuncular da tv dizilerinden tanıdığımız yüzlerdi. Şaşırdım. BL’lerde genelde hiç ünlü olmayan oyuncular hatta çaylaklar rol alır,diziden sonra ünlenirlerdi.
Bu arada bence bu diziye gençlik dizisi gibi bakmak gerekiyor. Evet,ana çift iki erkek. Ama boyxgirl olan yan çift de onlar kadar eşit ekran süresine sahip. Dört farklı genç anlatılıyor ve aslında hepsinin hayatında başka başka sorunları var. Biri sevdiği kişinin peşinden koşmaktan neleri sevdiğini bile bulamamış,biri aşırı başarılı abisinin gölgesinde kalmış,birisi sessiz bir evde neredeyse tek başına büyüyor ve biri de maddi sıkıntılarla boğuşup hayallerine ulaşmaya çalışıyor vs
Tabi ben bazen keşke ana çiftimizden daha çok sahne alsaydık demedim değil. Yakınlaşma sahneleri sanki bir tık eksik kalmış. Finalde birlikte ve mutlu oldukları anlara daha çok yer verebilirlerdi. Bu arada astronomi üzerinden yapılan benzetmeler bazı yerlerde çok hoşuma gitti. Ben beğendim 👍
Hadi şimdi spoya gireyim**
Heesu verdiği tavsiyeleri aslında ortanca ablasından -hatta ablalarından- alıyor desem 😂😂 üç ablası sayesinde ilişkiler konusunda çok şey öğreniyor. Okuldaki kişiler sayesinde de kafasında bir şeyler dank ediyor ama bence
üç ablası onun bu konuda en önemli rolleri oynayan kişiler.
Heesu ve Seungwon’un pencereden pencereye konuşmaları çok hoşuma gitti. Ve Seungwon’un sessiz evinde Heesuların evindeki her şeyi duyup gözünü kapadığında ne yaptıklarını canlandırdığı sahne de öyle. Ölen bir yıldızın parçalarından yeni bir yıldızın doğması ise bence dizinin en güçlü metaforuydu. Heesu’nun Chanyeong için duyguları bitti ama sonra da kalbinde yeni duygular filizlendi,Seungwon için.
Spoiler içeriyor
Bir yengeç konserveleme gemisinde korkunç şartlar altında çalışan işçiler,emeklerinin sömürüldüğünü fark edip hak ve adalet arayışına girer. Kitap çok kısa ve dili de oldukça sade. Ama sadece 118 sayfayla yazarın etkileyici bir iş çıkardığını düşünüyorum. İşçilerin durumu insanın içine işliyor.…devamıBir yengeç konserveleme gemisinde korkunç şartlar altında çalışan işçiler,emeklerinin sömürüldüğünü fark edip hak ve adalet arayışına girer.
Kitap çok kısa ve dili de oldukça sade. Ama sadece 118 sayfayla yazarın etkileyici bir iş çıkardığını düşünüyorum. İşçilerin durumu insanın içine işliyor. Ben beğendim.
Üzücü olan da şu ki Kobayaşi işçilerin haklarını ararken yazdıkları yüzünden polis tarafından tutuklanmış ve işkenceler yüzünden gencecik yaşta hayatını kaybetmiş…