Spoiler içeriyor
Ted,30’lu yaşlarına gelmiş herkesten izole yaşayan bir adamdır. Kedisi Olivia ve evine ara sıra gelen kızı Lauren ile birlikte yaşamaktadır. Yıllar önce Ted’in yaşadığı yerin yakınlarındaki gölde küçük bir kız kaybolmuştur. Ve Ted de bu kaybın şüphelilerinden birisi olmuştur ama…devamıTed,30’lu yaşlarına gelmiş herkesten izole
yaşayan bir adamdır. Kedisi Olivia ve evine ara sıra gelen kızı Lauren ile birlikte yaşamaktadır.
Yıllar önce Ted’in yaşadığı yerin yakınlarındaki gölde küçük bir kız kaybolmuştur. Ve Ted de bu kaybın şüphelilerinden birisi olmuştur ama hiçbir kanıt bulunamayınca Ted’e yapılan suçlama kalkmıştır. Yıllar sonra karşı eve,kaybolan kızın ablası Dee gizlice yerleşir. Ve gerçekler ortaya çıkmaya başlar.
Hikayeyi Ted,Olivia,Lauren ya da Dee gibi karakterlerin ağzından okuyoruz. Olayları kendi bakış açılarından anlatıyorlar.
Olaylar 200 sayfadan sonra ortaya çıkmaya başlıyor ve bu arada açıkçası bu ilk 200 sayfa bana pek keyif vermedi. Kendimce “ne kadar basit,kitabın hiçbir çekiciliği yok” diyip bırakmayı dahi düşünmüştüm. Ama sonra devamında üst üste ters köşelerle karşılaşıyoruz. Şimdi spolu kısımda bundan bahsedeceğim zaten.
Genel olarak kitaba hayran kaldım falan diyemem. 2022 BFA En İyi Korku Romanı ödülünü de nasıl almış anlayamadım.
Ama sondaki ters köşe bombardımanı da takdir edilesi cinsten bence. Şaşırtıcıydı. Gerilim ve psikoloji romanları okumaya sevenler bakabilir. Ama büyük beklentileriniz olmasın.
Spolu alana hoşgeldiniz****
Uzun bir ters köşe listesi hazırladım;
Başlarda Ted’in bu suçlanmadan dolayı bir travma yaşadığını sanıyoruz. Onu masum sanıyoruz. Kızının annesi ile boşandığını ve onu bazen ziyarete geldiğini sanıyoruz. Hatta kızının şiddete meyilli olduğunu ve babasına zarar vermeye çalıştığını da.
Ama Lauren kızı falan değil. Hatta çocuğun adı bu bile değil. Ted cani bir katil ve bu kız çocuğu da kaçırdığı son çocuk. Kızı evde çalışmayan,üzerine hava delikleri açılmış bir buzluğa kapıyor. Bu ilk ters köşe.
Gelelim ikinci ters köşeye.
Aslında Olivia diye bir kedi yokmuş. Adını bilmediğimiz bu çocuk,kilit altında yaşadığı korkunç travmalar sonucunda dissosiyatif kimlik bozukluğu yaşamaya başlıyor ve bir yanı da kendini kedi zannetmeye başlıyor. (Hatta Gece Vakti isminde bir kedi kimliği daha var) O hem çaresizce kurtulmaya çalışan Lauren hem de Ted’i koşulsuz seven kedi Olivia. Bu iki kimlik kendilerini tamamen başka kişiler sanıyor. Ama sonra ne olduğunun farkına varıp birleşerek ve ana benliğe dahil olarak kendilerini kurtarmaya çalışıyorlar.
Bu bölümlerde Ted’in geçmişine gidip annesiyle yaşadıklarını da okuyoruz. Ted’in annesinin babası yani büyükbabası da bir katilmiş annesinin söylediğine göre. Annesi Ted’e bu canilik senin kanında var tarzı bir şey söylüyor.
Biz “e başlarda bizim katile sempati mi duymamızı istiyorlardı o zaman” derken üçüncü bir şaşırtmayla karşılaşıyoruz.
Üçüncü ters köşe;
Meğer hem Olivia hem de Lauren yokmuş. Bu kimlik bozukluğunu yaşayan Ted’in ta kendisiymiş.
Şimdi dördüncü ters köşe geliyor. Dee Ted ile yüzleşirken öğreniyoruz ki Dee’nin ailesiyle göle gittiği gün kardeşi aslında kendi ihmalkarlığı yüzünden yaralanıyor ve sonra da gözünü kardeşinin yaralı bedeninden ayırdığı anda bir araba çocuğu alıp gidiyor...
HAYDAAA derken bir şoka daha hazır mısınız? Beşinci ters köşe; Ted meğer annesi tarafından istismara uğruyormuş. Meğer o eski buzluğa kapatılan Tedmiş. O bu kadar acıyı kaldıramayınca kafasında başka kişiler yaratmış.
Son ters köşe; Asıl katil Ted’in annesi. O küçük kızı ve hatta bir sürü çocuğu kaçırmış ve öldürmüş...Ted masum. Annesinin dediği gibi cani birisi değil. Bu kadar acıya maruz kalınca acıyı dahi hissedemez olmuş. (Hatta kadın intihar edip çocuğundan kendisini ormana gömmesini dahi istemiş !)
Korkunç.
Finalde Ted artık acıyı hissedebilmeye başlıyor.
Annesinin yaptığını bildiği ama hayatta kalmak için bilmeden derinlere ittiği gerçekleri polise açıklıyor.
Arkadaş ediniyor. Bütün kişiliklerinin farkına varış kucaklayarak iyileşme belirtileri göstermeye başlıyor.
Bayağı şaşırtmacalı ha?