İkinci el kitap satan bir kitapçıda 1968 yılında basılmış olan eski bir basımına rastladım ve hemen aldım. Önceden okuduğum versiyonunun kısaltılmış olduğunu fark ettim ve bu eski basımdan çok keyif aldım.
Spoiler içeriyor
Film 5 eşcinsel arkadaşı anlatıyor. Ama odak noktası Noah isimli karakterde. Hepsi bir şekilde tanışmışlar ama sonra beş parasız olan bu genç adamlar,çalışma hayatına girince hepsinin yolları ayrılmış. Yine de her sene toplanıp kısa bir süreliğine Fire Adasına gidiyorlar. Bu…devamıFilm 5 eşcinsel arkadaşı anlatıyor. Ama odak noktası Noah isimli karakterde.
Hepsi bir şekilde tanışmışlar ama sonra beş parasız olan bu genç adamlar,çalışma hayatına girince hepsinin yolları ayrılmış. Yine de her sene toplanıp kısa bir süreliğine Fire Adasına gidiyorlar. Bu adada yaşayan ve burada bir evi olan Erin isimli kendilerinden çok büyük bir lezbiyen kadınla arkadaşlar. Kadın her sene onlara evini açıyor ve birlikte zaman geçiriyorlar. Adaya genel olarak eşcinseller geliyor.
Noah tek eşliliği sevmeyen,farklı kişilerle tek gecelik eğlenceler yaşayan bir tiptir. Romantik şeyleri sevmez. Gruptaki herkesle yakın olsa da Howard ile aralarındaki dostluk daha bir başkadır. Howard ise Noah’ın aksine romantik şeyleri sever. Hiç ilişkisi olmamıştır. Ciddi bir ilişki istemektedir. Noah bu tatilde Howard’ın kabuğundan çıkması ve birini bulması için onu zorlar. Tatildeki bir partide Howard, Charlie isimli çok zengin,eşcinsel bir adamla tanışır. Bu sayede hem Howard’ın hem de Charlie’nin arkadaş grubu birbirleriyle tanışmış olur. Charlie yanında Will isimli bir arkadaşıyla da gelmiştir. Will de sessiz sakin hatta biraz sıkıcı görünen çok zengin,eşcinsel bir avukattır. Noah ve Will birbirlerine laf atmalı,itme çekmeli tuhaf bir ilişki içine girerler.
Dahası Erin’in kötü bir haberi de vardır. İflasın eşiğindedir ve evi yakın zamanda elinden alınacaktır. Evi kaybetme korkusuyla diken üstünde olan Noah ve arkadaşları tatilden zevk alamaz olurlar. Zamanın farklı aktığı Fire Island’da bu sene işler nasıl gidecek?
Şimdi spolu kısma geliyorum;
Önemli olanın ev değil de birlikte bir arada olmalarını anlıyorlar.
Noah,Howard’ı bir ilişki için zorladığına pişman oluyor. Arkadaşının kırılgan ve romantik birisi olmasına saygı duyuyor. Kendisi de Will ile -geleceklerini düşünmeyerek/planlamayarak- bir araya geliyor. Film ilerledikçe anlıyoruz ki aslında Noah da romantik şeyler istemiyor değil. Bu hali bir maske gibi.
Bence Noah ve Will iyi bir çift olmuşlardır. Gelecekte tek eşli olup birbirlerine bağlanmışlardır diye düşünüyorum. Ve film bu şekilde bitiyor. Bir tık uzundu sanki. Ama yine de fena değildi. Jane Austen’ın Gurur ve Önyargısından izler vardı sanki. İsimlerde bile benzerlik vardı.
Spoiler içeriyor
Filmin en başında 1968 yılındayız. Hans Hoffman isimli bir adam 175. madde sebebiyle yani eşcinsel olduğu ve erkeklerle cinsel birliktelikler yaşadığı için 24 ay hapis cezası alıyor. (Hatta bir birliktelik yaşadığı genç bir öğretmen de hapse gönderiliyor) Hapse girdiğinde oraya…devamıFilmin en başında 1968 yılındayız. Hans Hoffman isimli bir adam 175. madde sebebiyle yani eşcinsel olduğu ve erkeklerle cinsel birliktelikler yaşadığı için 24 ay hapis cezası alıyor. (Hatta bir birliktelik yaşadığı genç bir öğretmen de hapse gönderiliyor) Hapse girdiğinde oraya alışık bir tavrı var diye düşünürken daha önce de girdiğini öğreniyoruz.
1945 yılında yine aynı sebepten önce bir toplama kampına gönderilmiş, sonra da hapse. İçeri ilk kez girdiğinde Viktor isimli biriyle oda arkadaşı oluyor. Viktor başlarda Hans’ı odadan atmaya çalışıyor ve onunla hiç konuşmuyor. Ama sonra Hans’ın kalan 4 aylık cezası süresince arkadaş oluyorlar.
Sonra yine zamanda sıçrıyoruz. 1957 yılına geliyoruz. Hans yine cinsel kimliği yüzünden hapse giriyor. Ama bu sefer erkek arkadaşı da hapse giriyor. Hans erkek arkadaşıyla buradan kaçmak ve uzaklara gitmek istiyor. Muhtemelen hem fiziken özgür olmaya hem de cinsel kimliklerine gönderme yapıyor.
Bu arada Viktor yine aynı şekilde hapiste. Hans içeri her girdiğinde Viktor orada. Çünkü Viktor cinayet işlemiş. Haliyle o daha uzun süre yatıyor.
Film bu üç ayrı zaman dilimini iç içe şekilde anlatıyor. Kafanız karışmıyor çünkü her yıl karakterlerin fiziksel özellikleri değişiyor. Buna göre hangi yılı anlattıklarını anlıyorsunuz.
En sonunda tekrar 1968 yılına dönüyoruz. Bu sürede Hans gerçekten acı şeyler yaşıyor. (Çok ayrıntı olmasın diye anlatmıyorum) Hans bir şekilde tekrar Viktor ile oda arkadaşı oluyor. Birbirlerine aşık oluyorlar mı ben anlayamadım ama duygusal olarak birbirlerine çok bağlanıyorlar.
Günün birinde eşcinsellik kanunu kalkıyor ve Hans özgür bir adam oluyor. Viktor başlarda buraya çok alıştığı için dışarı çıkamayacağını düşünüyor ama Hans’ın dışarı çıkacak olması onu etkiliyor. Çaresizce o da çıkmak istiyor.
Hans dışarı çıktığı gün bir kuyumcunun camını kırarak bir şey çalıyor ve polislerin onu alması için orada bekliyor. Tekrar içeri girmek ve Viktor’u görmek için yapıyor diye düşünüyorum.
Çekim tarzı çok güzeldi. Filmde az konuşma var. Oyuncular çok çok iyi bir iş çıkarmış. Hans ve Viktor’un arasındakiler biraz havada kalıyor.
Çok etkileyici sahneleri vardı,oyuncuları da çok beğendim ama ne bileyim...ben çok çok çok hayran kalmadım filme. Sanırım romantizm seven birisi olarak illa romantik şeyler görmek istedim. Ama film farklı bir şey yaparak romantizm ve duygu sömürüsü olmadan bir şeyler iletmek istemiş.
Spoiler içeriyor
Alex Claremont-Diaz Amerika’nın ilk kadın başkanının oğludur. 21 yaşındadır ve siyaset bilimi okumaktadır. Anne ve babası o 14-15 yaşlarındayken ayrılmıştır. Claremont soyadını annesinden, Diaz soyadını da babasından almaktadır. Babası da siyasetle ilgilenen Meksika göçmeni bir adamdır. Alex babasından Meksika genleri…devamıAlex Claremont-Diaz Amerika’nın ilk kadın başkanının oğludur. 21 yaşındadır ve siyaset bilimi okumaktadır. Anne ve babası o 14-15 yaşlarındayken ayrılmıştır. Claremont soyadını annesinden, Diaz soyadını da babasından almaktadır. Babası da siyasetle ilgilenen Meksika göçmeni bir adamdır. Alex babasından Meksika genleri almıştır. Ablası June da annesine benzemektedir. Annesi,babasından ayrıldıktan sonra başka birisiyle evlenmiştir.
Alex,ablası June ve hem eski kız arkadaşı hem de çok çok yakın arkadaşı olan Nora, Beyaz Saray Üçlüsü olarak anılmaktadırlar. Bu üç genç,siyasi etkinliklerde boy göstermekte ve konumları gereği yaptıkları hep takip edilmektedir. Alex’in tanıdığı çok kişi olsa da ve dışarıdan çok sosyal olarak görünse de aslında June ve Nora dışında hiç gerçek arkadaşı yoktur. Kendini derslerine vermiştir ve ailesi gibi o da siyasete atılmak istemektedir.
Alex birgün İngiltere Prenslerinden Philip’in düğünü için İngiltere’ye davet edilir. Prens Philip’in kardeşi Henry ile araları hep kötü olmuştur. İlk kez yıllar önce Rio’daki olimpiyatlarda tanışmışlardır ve Henry orada ona kötü davranmıştır. O zamandan beri birbirlerini sürekli iğneler şekilde konuşurlar. Henry dış görünüş olarak kendi atalarına benzeyen,-sarı saçlı,mavi gözlü ve beyaz tenli-,sessiz ve biraz mesafeli bir tiptir. İkili düğünde kazayla düğün pastasını devirir ve birbirinin üzerine düşer. Sonraki gün ise bütün gazetelerde manşetlerde yer alırlar. İmajlarını düzeltmek için iki taraf da gizli bir anlaşma yapar. Alex ve Henry yakın arkadaş gibi davranmak zorundadır. Hatta bunu kanıtlamak için bir sürü etkinliğe birlikte katılmalılardır.
Alex,Henry ile birlikte zaman geçirdikçe onun gerçek kimliğini görmeye ve bahsetmekten hep kaçındığı ailesiyle ilgili şeyleri öğrenmeye başlar. Henry aslında yazar olmak isteyen,kırılgan,hep bir maskeyle gezen,soğuk bir sarayda duygularını bastırarak yaşamış eşcinsel bir prenstir. Aralarındaki nefret önce arkadaşlığa sonra da çok özel bir şeye dönüşür. İkisi de aslında geçmişten beri birbirlerine duydukları hislerin farkına varırlar. Birbirlerine duydukları hisleri tüm dünyaya haykırmak isterlerse de monarşi ve Alex’in annesinin konumu ve ABD’nin yeni seçimi kapıdayken her şey onlara engel olmaktadır.
Yine de aşk kazanır...
Tatlı ve çerezlik bir kitaptı. Filmi şuan yapım aşamasındaymış. Seçilen oyuncuları kitaptaki karakter tasvirlerine çok yakıştırdım. Merakla bekliyorum.
Spoiler içeriyor
Evelyn Çin’den Amerika’ya göç etmiş Çinli bir kadındır. Gençliğinde şimdiki eşi Waymond ile evlenmek istediğinde babası ona sırt dönmüştür,o da eşiyle birlikte göç etmiştir. Amerika’da bir çamaşırhane açarlar ve bir kızları olur. Çamaşırhane işini büyütmek isterler fakat bir sürü karışık…devamıEvelyn Çin’den Amerika’ya göç etmiş Çinli bir kadındır. Gençliğinde şimdiki eşi Waymond ile evlenmek istediğinde babası ona sırt dönmüştür,o da eşiyle birlikte göç etmiştir. Amerika’da bir çamaşırhane açarlar ve bir kızları olur. Çamaşırhane işini büyütmek isterler fakat bir sürü karışık vergi işi vardır. Evelyn hayattaki koşuşturmacaya çok odaklandığından eşiyle arası açılmıştır. Kızı ise eşcinsel olduğunu ve bir kız arkadaşı olduğunu söylemiştir. Evelyn,kızı Joy’a onun cinsel yönelimini kabul ettiğini söylese de içten içe aslında bunu tamamen kabul edememiştir.
Birgün eşi Waymond aniden farklı davranmaya başlar ve ona farklı bir evrenden,Alfa evreni isimli bir yerden geldiğini söyler. Kendi
evrenindeki Evelyn ölmüştür ama aşırı zeki birisidir. Alfa evrenindeki Evelyn insanların diğer evrenlerdeki bedenleriyle,sahip oldukları yetenekleriyle bağ kurmayı öğrenmiş ve insanlığa da bunu öğretmiştir. Waymond, kendi evrenindeki Jobu isimli kötü birisi dünyanın sonunu getireceğini söyler. Diğer bütün evrenlerdeki Evelynler hayatlarında çok başarılı ve yetenekliyken bu evrendeki Evelyn’in hayatı karmaşası içindedir. Her başladığı işi yarım bırakmaktadır. Tüm bunlara rağmen başka bir evrenden gelen Waymond,dünyayı bu evrendeki Evelyn’in kurtarabileceğini söyleyerek ondan yardım ister.
Çok ilginç bir filmdi. Film 3 parta bölünmüştü. Kurgusu çok zekice işlenmiş ve aralara da absürtlükler serpiştirilmiş. Görüntüler de çok acayipti. Ama başarılıydı.
Şimdi ayrıntıya girmek istiyorum;
Diğer evrendeki kötülük Jobu,aslında Evelyn’in kendi kızı Joydu. Film aslında bir yandan bir annenin eşcinsel kızını kabul etmesini anlattı. Ana mesaj ise Evelyn’in bütün hayatlarındaki karmaşalarını kabul edip karmaşasının aslında güzel olmasını fark etmesiydi. Bir ara diğer hayatlarındaki başarılarına ve o hayatlarının güzelliklerine kapılır gibi oldu. Ama sonra kendi asıl hayatını kabul etti. Ayrıca babasıyla arasında olan geçmiş travmasını da çözdü.
Çok ilginçti gerçekten.
Spoiler içeriyor
Yıl 1930’lar. Weilong Şanghay’da fakir ailesiyle yaşayan genç bir kızdır. Hong Kong’ta liseye giderken birgün hiç görmediği halası Liang Hanım’ın evine gider ve kendisine evini açmasını rica eder. Halası çok zengin olan bir adamın cariyeliğini yapmış ve adam,öldüğünde kadına büyük…devamıYıl 1930’lar.
Weilong Şanghay’da fakir ailesiyle yaşayan genç bir kızdır. Hong Kong’ta liseye giderken birgün hiç görmediği halası Liang Hanım’ın evine gider ve kendisine evini açmasını rica eder. Halası çok zengin olan bir adamın cariyeliğini yapmış ve adam,öldüğünde kadına büyük bir servet bırakmıştır. Liang Hanım yüksek sosyete ile oturup kalkmakta ve bir sürü partiye katılmaktadır. Bu zengin adamın cariyesi olduğunda kendi ailesi ona sırt dönmüş ve sonra da hiç konuşmamışlardır.
Weilong’un halası çok soğuk görünse de kızı evine alır ve onu da çevresine sokmaya başlar. Weilong’un giyimi ve tarzı değişir,sosyalleşmeyi öğrenir. Evindeki bir partide halasının arkadaşı olan zengin Qiao Cheng Bey’in melez oğlu George ile tanışır. Ve ona kalbini kaptırır. Weilong çapkın George’u elde etmeyi düşlerken halasının Weilong için başka planları vardır. Genç ve güzel Weilong sayesinde çevresine zengin adamları çekmeyi düşünmektedir.
Şimdi ayrıntılı yere geliyorum;
Bu çok açıkça söylenmese de halanın aslında yeğenini,Weilong’tan yaşça çok çok büyük olan Situ Bey’in cariyesi yapmaya çalışması anlaşılıyor. Bu sayede kendisi de finanse edilecek herhalde.
Fakat Liang Hanım planlarını bir süre rafa kaldırıyor. Weilong George ile birliktelik yaşadıktan sonra hala, bu sefer de kızın “itibarını” korumak için onu George ile evlendirmeye çalışıyor. Weilong ve George evleniyorlar. George içinde bir yerlerde Weilong’u sevse de ona sadık olamıyor ve onu sürekli aldattığını Weilong da biliyor. George ona hiç yalan söylemiyor. Weilong da anladığım kadarıyla kendini finanse etmesi için Situ Beyle birliktelikler yaşıyor - Weilong, George ile olan yaşam giderlerini sanırım Situ Bey’den sağlıyor- ama içten içe George onu sevsin istiyor.
Filmin adı “Aşktan Sonra Aşk” olduğu için başka şeyler bekliyordum. Weilong,George’u aşacak ve yeni,gerçek bir aşkla karşılacak sanıyordum. Ya da aradan bir süre geçtikten sonra George ona gerçekten aşık olacak diye bekledim. Fakat öyle olmadı. İkili renksiz,aşksız ve sadakatten uzak ama birbirlerini bırakamadıkları bir evlilik sürdürmeye başladılar. Birbirlerine olan duygularını tarif edemiyorum.
Ara ara da halanın geçmişini gördük. Kendisi,hayatını paylaştığı adamın resmî nikahlı eşi olamadığı için çektiği acıları gördük. Belki de bu yüzden çabalayarak Weilong’u George’un resmî nikahlı eşi yapmaya çalıştı.
Böyle bir evlilik sürdürmeye çalışmak çok üzücü. İkisi için de ayrı üzüldüm. Bunun dışında filmin çekimlerini çok beğendim. Herkese hitap edecek bir film değil,uzun ve ara ara durağanlaşan bir film. Ama ben kopamadan izledim. Beğendim.
Spoiler içeriyor
Kuea Keerati Taylandlı aristokrat ve çok zengin bir ailenin biricik oğludur. Ailesi geçmişte Çin’den gelen Wang ailesine yardım etmiş ve Wang ailesi bu sayede işlerini kurmuş,zengin olmuşlardır. Wang ailesinin oğlu Hia Lian Kuea’dan yaşça biraz büyük olmasına rağmen iki genç,…devamıKuea Keerati Taylandlı aristokrat ve çok zengin bir ailenin biricik oğludur. Ailesi geçmişte Çin’den gelen Wang ailesine yardım etmiş ve Wang ailesi bu sayede işlerini kurmuş,zengin olmuşlardır. Wang ailesinin oğlu Hia Lian Kuea’dan yaşça biraz büyük olmasına rağmen iki genç, küçüklüklerini birlikte geçirmişlerdir ve birbirlerini çok sevmektedirler. Wang ailesi kendisine yardım eden Keerati ailesine karşı hep minnet duymuştur. İki aile çocukları uygun yaşlara geldiğinde onları nişanlamak için anlaşırlar. Ve Kuea üniversiteyi bitirdikten sonra da aileleri iki genci evlendirmeyi planlarlar.
Kuea 20 yaşına geldiğinde Hia Lian ile nişanlanır. Her cuma günü mutlaka randevuya çıkarlar. Kuea Hia Lian’ı hala çok hatta artık “başka” sevmektedir. Hia’nın kendisini sevmesi için onun yanında onun seveceği bir kişi gibi yani nazik bir beyefendi gibi davranır. Fakat aslında motor sürmeyi seven,çok salaş giyinen,bateri çalıp şarkı söyleyen bir çocuktur. Öyle ki Kirin sahne adıyla bir mekanda yüzünü gizleyerek sahne almaktadır. Dahası Hia’ya üniversitedeki bölümüyle ilgili de yalan söylemiştir.
Hia küçükken Kuea ile çok samimi olsa da büyüdüklerinde ona soğuk davranmaya başlamıştır. Hia nişanlarını sadece iki ailenin arasındaki bir söz olarak gördüğünü ve bu sözü tutmaya çalıştığını söyler. Dahası yanında robot gibi davranan bir nişanlı görmek istemez. Kuea duygularına karşılık alamadığını düşünerek nişanı bozmaya çalışır. Fakat Hia’nın nişanı bozmaya hiç niyeti yoktur. Zamanla Kuea’nın gerçek kişiliğini ve zevklerini görür. Hia’nın geçmişten beri sakladığı duyguları ortaya çıkmaya başlar.
Ana çiftin kimyası çok güzeldi,yakınlaşma sahneleri de çok gerçekçi ve samimi hissettirdi. Fakat eğlenceli başlayan dizi bir süre sonra bana sıkıcı gelmeye başladı. Diziye renk katan kişiler Hia Lian’ın sekreteri ve Kuea’nın okuldan arkadaşlarıydı. Dizinin potansiyelinin çok harcandığını düşünüyorum.
İkinci çiftin arasındakileri uzun süre anlayamadık. Bağları ne,nasıl tanıştılar vs Karmaşık bir çifti. Üçüncü çift çok çok daha iyiydi. Açıkcası üçüncü çifti daha çok görmek isterdim.
2022 bl dizileri arasında çok beklentimin olduğu bir diziydi. Bir süre sonra keyif alamamaya başlamıştım. Neyseki final bölümü güzeldi,böylece biraz da olsa topladıklarını düşünüyorum. Finalde eşcinsel evlilikleri ve eşcinsel çiftler için eşitlik konularının daha çok altı çizildi. Ve en son sahnede de bu dizinin yapımcılarının yeni dizisi Bed Friend’ten 4 ana karakteri gördük. Yayın tarihini bilmiyorum ama sanırım Domundi bu sahneyle bu dizinin artık yayına gireceği mesajını verdi.
Spoiler içeriyor
Pippa ve Thomas yeni bir eve taşınan,birbirlerini çok seven bir çifttir. Pippa tıp mezunudur ve prestijli bir göz kliniğinde çalışmaktadır. Thomas da reklam jingleları vs yapan bir müzisyendir. Taşındıkları apartmanın hemen karşısındaki apartmanda göz alıcı ve tutkulu bir çift yaşamaktadır.…devamıPippa ve Thomas yeni bir eve taşınan,birbirlerini çok seven bir çifttir. Pippa tıp mezunudur ve prestijli bir göz kliniğinde çalışmaktadır. Thomas da reklam jingleları vs yapan bir müzisyendir.
Taşındıkları apartmanın hemen karşısındaki apartmanda göz alıcı ve tutkulu bir çift yaşamaktadır. Perdelerini kapamadan yaşamlarını herkese teşhir etmektedirler. Pippa ve Thomas’ın başlarda karşı evdeki olaylara sadece gözü dalar. Sonra hobi olarak evi izlemeye başlarlar. Ve en sonunda da kendi hayatlarını unutup saplantılı şekilde komşularının hayatlarına odaklanırlar.
Basit başlayan bir röntgencilik neye sebep olabilir? Bir başkası hayatını teşhir ediyorsa onun hayatına karışma hakkımız var mı?
Bol ters köşeli bir filmdi. Evet,bazı şeyleri tahmin edebildim. Ama olayın gidişatında hiç beklemediğim ve hatta üst üste şok eden canice şeyler oldu. Ben beğendim. Sadece son sahnelerdeki görüntüler daha iyi olabilir diye düşünüyorum.
Spoiler içeriyor
Eğlenerek izledim. Bütün oyuncular harika bir performans sergilemiş. Ben çok Ezgi Mola’yı beğendim. Bir de Uraz Kaygılaroğlu’nu. En sevdiğim bölümler de Ebenin Avı ve Doyamadım oldu. Çekimler ve kostümler vs Türkiye için çok çok iyiydi. Devamı gelecek mi acaba?
Spoiler içeriyor
Kento için açıp izlemeye başlamıştım. Fakat müzikal gibi olduğunu gördüm. Üçüncü şarkı girdiğinde yani 20.dakikalarda filmi bıraktım. Animesini severek izlemiştim. Maalesef filmde çokça kopukluk var. Mesela dün olan önemli bir olay hakkında konuşuyorlar ama dün olan şeyleri göremiyoruz. Devam edeceğimi…devamıKento için açıp izlemeye başlamıştım. Fakat müzikal gibi olduğunu gördüm. Üçüncü şarkı girdiğinde yani 20.dakikalarda filmi bıraktım. Animesini severek izlemiştim. Maalesef filmde çokça kopukluk var. Mesela dün olan önemli bir olay hakkında konuşuyorlar ama dün olan şeyleri göremiyoruz. Devam edeceğimi sanmıyorum...