“It's a funny sight: the goalie without the ball but expecting the shot.“ Hayatımın bu denli zor yaşanılır olmasının nedenini ben bile böyle açıklayamazdım. Ortada top yok ama kaleci şut bekliyor.
"Zeki bir tipsin küçük adam, evrenin minyatür efendisi; ama şu ölümlüler işte, hem zayıf hem de dayanıksızlar. Mideleri konuşunca akıllarını, akılları konuşunca kalplerini unuturlar. Hele bir kalpleri konuşmaya görsün; işte o zaman dünyayı unuturlar."
17 yaşında gerçeklerle yüzleşmek eğlencelidir, hatta gövde gösterisidir ancak 70 olduğunda yapabileceğin tek şey yüzleşecek gerçekler yokmuş gibi davranmaktır.
Gerçek başarısızlığı ve getireceklerini kaldıramayacağından dolayı kendine çelme takıp duran, kontrollü olarak kendini sabote eden bi adam. Filmden bahsediyorum.
Film bir köprü altında yaşayan andreasın yaşadığı birtakım mucizevi olayları anlatıyor. Fakat bu mucizeler yoruma açık. Filmin başında yaşlı bir adam andreasa 200 frank veriyor ve tek şartı daha sonra paran olduğunda bi kiliseye gidip 200 frank bağışlayacaksın oluyor. Andreas…devamıFilm bir köprü altında yaşayan andreasın yaşadığı birtakım mucizevi olayları anlatıyor. Fakat bu mucizeler yoruma açık. Filmin başında yaşlı bir adam andreasa 200 frank veriyor ve tek şartı daha sonra paran olduğunda bi kiliseye gidip 200 frank bağışlayacaksın oluyor. Andreas bu parayı anında şaraba yatırıyor. Daha sonra karşısına bir iş teklifi çıkıyor tam 200 frank kazanıyor parayı kiliseye götürmeyi düşünüyor ancak yine şarap içmeye gidiyor. Karşısına eski bir dostu çıkıyor ona kalacak yer veriyor ama andreas ordan da uzaklaşıyor. Bir başka arkadaşı ona yemek ısmarlıyor üzerine çok güzel bir takım alıyor fakat andreas bunların da değerini bilemiyor. Aslında böyle demek tam doğru olmaz çünkü andreası anlayabiliyorum dünyanın en şanslı insanı da olsanız en şanssızı da başınıza gelen iyi şeyler hakkında ben bunları haketmiyorum hissine kapılırsanız eğer size açılan bütün kapıları kendi ellerinizle kapatmış oluyorsunuz. O yüzden hem bu hissi hem de andreasın tavrını anlayabiliyorum. Karşısına çokça fırsat çıkıyor parayı kiliseye götürmek için ama her seferinde bir şey oluyor ve parayı götürmüyor. Bunu da şuna yoruyorum: eğer parayı götürseydi tanrı onu affedecekti ya da en azından andreas öyle düşünüyordu. Ama o affedilmek istemiyordu çünkü af demek artık temiz biri iyi şeyler yapmak zorunda olan biri ve artık sarhoş olamayacak birine dönüşmesi demekti. Ama kendini hem buna layık görmedi hem de bu sorumluluğu almak istemedi. Yani kurtuluşunu reddetti ve yaşadığı sarhoş hayatına dönmek istedi. Filmin sonunda ise elinde parayla kilisede ölmesi bu durumu çok güzel anlatıyor. Affedilmemiş günahkar biri ama buna rağmen huzurlu.
Çatlak da yok artık. Çatlaklar, çukurlar ve sığınaklar bitti artık. Ekim bunalımı sona erdi. Karayipler bunalımı. Füze rampaları bunalımı. Büyük şeyleri adlandırmak onları öldürmek demektir. Kelimeler ufaktır, yetersizdir, cılızdır. Ölseydim, her şey bitmiş olacaktı. Oysa yaşıyorum. Ve yaşamak, aynı zamanda…devamıÇatlak da yok artık. Çatlaklar, çukurlar ve sığınaklar bitti artık. Ekim bunalımı sona erdi. Karayipler bunalımı. Füze rampaları bunalımı. Büyük şeyleri adlandırmak onları öldürmek demektir. Kelimeler ufaktır, yetersizdir, cılızdır. Ölseydim, her şey bitmiş olacaktı. Oysa yaşıyorum. Ve yaşamak, aynı zamanda alabildiğine yoğun anlarını yok etmek demek. (Ne saçma sözler!) Bunalım günlerinin temiz ve boş gürünümünü sürdürmek istiyorum. Çevremdeki her şey, korku ve istekler beni soluksuz bırakıyor. Olamaz. Buna ekleyecek başka bir şeyim yok. Bitti. Adam (ben) mutsuz, ama yaşamak istiyor...
Sözlerin ötesinde.
Safiye Ayla 1979 yılında katıldığı bi programda hey gidi günler şarkısını söylüyor. Uzun zamandır dinlediğim en güzel şey. Eğer dinlemediyseniz öneririm ki dinlediyseniz de tekrar dinlemenizi öneririm. Kayıt youtubeda mevcut.
Melahat Pars’ın “her gecenin sabahı bir rüyayla yalandır” şarkısını paylaşmak istiyorum. Her gecenin sabahı bir rüyâyla yalandır Acılar, göz yaşları bana senden kalandır Ne yaşadımsa ancak o an ki hatırandır Acılar, göz yaşları bana senden kalandır Acılar, göz yaşları bana…devamıMelahat Pars’ın “her gecenin sabahı bir rüyayla yalandır” şarkısını paylaşmak istiyorum.
Her gecenin sabahı bir rüyâyla yalandır
Acılar, göz yaşları bana senden kalandır
Ne yaşadımsa ancak o an ki hatırandır
Acılar, göz yaşları bana senden kalandır
Acılar, göz yaşları bana kalan rüyandır.
O kadar güzel bi beste ki. Şadi Kurtuluş’un güftesine diyecek hiçbir şey yok zaten. Melahat Pars kendi eserlerini başkalarından dinlemeyi severmiş, kendi sesinden dinlemezmiş. Ama en sevdiği bestesi sorulunca da bütün bestelerim evlatlarım gibidir hepsini severim ama bu besteyi çok çok severim diyip bu eseri söylüyor. Sanırım gamlı hazan ile bu eser benim en sevdiklerim melahat pars’tan.