•Öncelikle şunu belirterek başlamak istiyorum yorumuma, bu dizi Hz. Yusuf’un as. hayatını Kuran’a bağlı kalarak müthiş bir şekilde anlatmış. Bu dizi hakkında söyleyebileceğim hiçbir şey bu dizinin gerçek kalitesini karşılayacak nitelikte olmayacaktır. Ancak bir miktar yaklaşabilirsem ne mutlu bana… •Dizide…devamı•Öncelikle şunu belirterek başlamak istiyorum yorumuma, bu dizi Hz. Yusuf’un as. hayatını Kuran’a bağlı kalarak müthiş bir şekilde anlatmış. Bu dizi hakkında söyleyebileceğim hiçbir şey bu dizinin gerçek kalitesini karşılayacak nitelikte olmayacaktır. Ancak bir miktar yaklaşabilirsem ne mutlu bana…
•Dizide Hz Yusuf’un as. hayatını daha annesinin karnındayken bile getirdiği kerametlerinden başlayarak dünyaya gelince putperestlerin tapınağının yanmasını, uzun süredir yağmur yağmayan Kenan kasabasına yağmur yağmasını, çocukluğunda etrafındakiler tarafından ne kadar sevildiği, ileride gerçekleşecek olan gördüğü rüyayı, kardeşlerinin onu kuyuya atmasını, bir kervanın Allah’ın hikmeti üzerine o kuyuya gelmesini, Yusuf’u bulmasını ve onu kardeşlerinden bir daha buraya getirmemeleri şartıyla satın almasını, kervanın onu Mısır’a götürerek soylu bir saray görevlisine satması, bu soylu adamın (Potifar) Yusuf’u eşi Züleyha’ya hediye etmesini, kısa bir süre içinde Hz. Yusuf’un başta efendilerini ve etrafındaki herkesi bilgisi ve zekasıyla kendine hayran bırakmasını, isminin Mısır diline yakın olan Yuzarsif olarak değiştirilmesini, zaman içinde büyüyüp genç yakışıklı bir delikanlı olan Hz. Yusuf’a karşı efendisi Züleyha’nın karşı konulmaz arzular beslemesini, iffet sahibi Yuzarsif’in bu tarz isteklerin hiçbirine kesinlikle karşılık vermemesi üzerine Mısırlı kadınların ona birçok tuzak kurması, Züleyha’ın hazırladığı bir toplantı üzerine Yuzarsif’i gören Mısırlı 40 kadının ellerini kesmesi ama Yuzarsif’in güzelliği karşısında bunu hiç farketmemesini, sonunda Züleyha’nın iffet sahibi Yuzarsif’in ona karşılık vermemesi üzerine onu zindana attırmasını, çeşitli işkenceler yaptırmasını, uzun süre zindanda kalan Yuzarsif’in zindandaki herkesin kısa sürede sevgisini kazanması ve onları yeniden hayata tutundurmasını, pislik içinde olan zabira zindanını daha temiz ve yaşanabilir hale getirmesini, 3 gün sonra imparatora ihanet etme suçundan yargılanacak olan 2 mahkumunun gördüğü rüyayı isabetli bir şekilde yorumlaması üzerine birinin eski görevi olan imparatora şarap sunmasına tekrar gelmesi diğerinin ise idam ettirilmesini, aradan yılar sonra babası gibi putlara inanmayan yeni Mısır imparatorunun gördüğü rüya karşısında aciz kalan mısırlı rüya yorumcular sonucunda imparatora şarap sunan İnarus’un onların gördüğü rüyayı yorumlaması üstünden 3 gün geçtikten sonra kelimesi kelimesi doğru çıkan zindandaki Yuzarsif’in olayını anlatması, bunun üzerine Yuzarsif’in yorumunu dinleyen imparatorun bunu çok mantıklı bulması üzerine onu saraya davet etmesi, Hz. Yusuf’un saraya gelmesi ve kendisine büyük haksızlık yapıldığı ve iftira atıldığının ortaya çıkması, Hz. Yusuf’un imparatorun rüyasındaki mısırın başına gelecek olan 7 yıllık bolluk ve 7 yıllık kıtlıktan nasıl bir yol izleyerek Mısır’ı kıtlıktan kurtarmasını, ondan sonra yüksek makamlara gelerek Mısır’ın azizi oluşunu, Mısır halkını tek Tanrı’ya geçmesini sağlamasını, ondan sonra kardeşlerinin kıtlıktan dolayı Mısır’a buğday almaya gelmesini ve kuyuya attıkları kardeşlerinin Mısır azizliği makamına geldiğini öğrenmesini, en sonunda ise yaklaşık 40 yıl boyunca hasret kaldığı babası Hz. Yakup’la buluşmasını anlatıyor.
•Tabi bu süreçte oğlundan ayrı kalan ve hasretinden acılar içinde kıvranan babası Hz. Yakup’un çektiği ızdırapları ve bunun sonucu gözlerini kaybetmesini, oğlu Yusuf’a verdiği bir hırkanın ona gönderilmesi üzerine gözlerinin tekrar açılmasını ve Hz. Yusuf’un emri üzerine Mısır’a gelmeleri ve hasretin son bulup kavuşmalarını anlatıyor. Ayrıca Züleyha’nın da Yuzarsif’in aşkıyla yanıp kül olması be bu aşkın onu bitirmesini, gözlerini kaybetmesini, erkenden çökmesini, en sonunda Yuzarsif’in tanrısı olan bir tek Allah’a inanması ve Yuzarsif’le karşılaşmasını, Yuzarsif’in Allah’ın emri üzerine bu yaşlı ve kör kadınla evlenmesini, Yuzarsif’in duası ve Allah’ın hikmeti üzerine herkesin gözü önünde Züleyha’nın gözlerinin açılması ve eski güzelliğine kavuşması mucizelerini anlatıyor…
•Diziye biraz teknik açıdan baktığımızda ise yönetmen koltuğunda Ashâb-ı Kehf dizisi yönetmenliğini yapmış Farajullah Salahshur oturuyor. Gerçekten mükemmel bir yapım çıkarmış tebrik ediyorum. Ashâb-I Kehf de aynı şekilde mükemmeldi. Oyunculuk, kostüm, atmosfer, çekim gerçekten inanılmaz. İranlılar bu işi gerçekten çok iyi yapıyorlar tebrik ediyorum emeği geçen herkese. Son olarak ne kadar izlesem izleyeyim hiçbir zaman sıkılmıyorum. Her ne kadar replikleri ezbere bilsem de doymuyorum. İzlemeyenin kalmadığını bildiğimden dolayı spoiler tuşuna basmıyorum. (1.000.000/10)
Hayatımda okuduğum en sıkıcı kitaptır kendisi. Sırf bitsin diye dershaneye giderken 10-15 dk lık otobüs yolculuğunda okuyordum zamanımı almasın diye. Hiçbir şey anlamıyorsunuz kitaptan. Anlamak için Fransız tarihine, kültürüne hakim olmanız gerek. Bir sürü yabancı isim var okurken kadın mı…devamıHayatımda okuduğum en sıkıcı kitaptır kendisi. Sırf bitsin diye dershaneye giderken 10-15 dk lık otobüs yolculuğunda okuyordum zamanımı almasın diye. Hiçbir şey anlamıyorsunuz kitaptan. Anlamak için Fransız tarihine, kültürüne hakim olmanız gerek. Bir sürü yabancı isim var okurken kadın mı erkek mi onu bile bilmiyordum. Çünkü çok fazla var ve hepsi gereksiz. Bir adaya düşseniz ve tek başınaysanız, yapacak hiçbir şeyiniz yoksa ve sadece bu kitap yanınızdaysa ancak öyle okunabilir.
Sovyet birliğinde kamplarda eğitim gören koministleri ve bir koministin istihbaratçılar tarafından öldürülmesini konu ediniyor. Ahmet Ümit’in edebi dilini beğeniyorum şahsen. Kitap sürükleyiciydi. Tarihi ve sosyalizm konulu kitapları seviyorsanız tavsiye ederim.
Baba, Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler…devamıBaba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.
Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.
Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.
Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.
Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.
Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.
Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.
Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…
Oğlun Deniz Gezmiş
6 Mayıs 1972, Merkez Cezaevi
Deniz Gezmiş’in idam edilmedin önce ailesine yazdığı son mektubu. Senin gibi şanlı bir adama ancak böyle alnı açık, başı dik şanlı bir ölüm yakışırdı.
Kitapta Deniz’in ve silah arkadaşlarının eylemlerini ve ideolojilerini objektif bir şekilde anlatıyor.
Etkili bir sunum nasıl yapılır detaylıca anlatılmış. Ve bunun üzerine birçok TEDx konuşmasını örnek vermiş. O videoları YouTube’da bulabilirsiniz. Eminin izlerken çok şey katacaktır size…
•Bu kitabı 3-4 sene önce okumuştum. Bende bir şeyi yarım bırakamama hastalığı olduğu için bitirmiştim. Okurken o kadar sıkılmıştım ki şu an içeriğini bile hatırlamıyorum. Çünkü bitsin diye okuyordum bitsin ki diğer güzel kitapları okuyayım. Ama sonunda ise hem bitirmenin…devamı•Bu kitabı 3-4 sene önce okumuştum. Bende bir şeyi yarım bırakamama hastalığı olduğu için bitirmiştim. Okurken o kadar sıkılmıştım ki şu an içeriğini bile hatırlamıyorum. Çünkü bitsin diye okuyordum bitsin ki diğer güzel kitapları okuyayım. Ama sonunda ise hem bitirmenin verdiği huzur hem de bitmesinden dolayı duyduğum tuhaf bir üzüntü vardı….
Beni çok sarmadı şahsen hiç akıcı gelmedi. Aşırı klasik sevenler dışında kesinlikle tavsiye etmiyorum.
•Yorumlar sayesinde konusunu hatırladım ve iki çift laf etmek istiyorum. Beni sarmamasının birinci sebebi üslubu ve dili heralde. Hiç akıcı gelmedi. İkinci sebebi de konusu… Emma’nın kendisini seven ve ona sadık bir beyefendiye rağmen doyumsuz istek ve arzuları, kocasını defalarca aldatması fln. Ne kadar anlamaya çalışsam da hiçbir şekilde Emma’ya hak veremiyorum. Kendini de harap ettin adamı da. Ne geçti eline salak kadın. Sadece nefretimi kazandın. Okumayın ya boşverin bu kitabı.
Spoiler içeriyor
•Senaryo güzel. Yemek fikri iyi bir metafor. Mesaj ve eleştiri başarılı. Oyunculuk desen göze batan bişey göremedim. Süre kısa. Film sürükleyici. Aktarılmak istenen verilmiş. Sosyal ve ekonomik adaletsizlik. Üsttekiler alttakileri hiç düşünmez. İyi olanlar ise sistem içinde kötüleşmeye başlar. Herkes…devamı•Senaryo güzel. Yemek fikri iyi bir metafor. Mesaj ve eleştiri başarılı. Oyunculuk desen göze batan bişey göremedim. Süre kısa. Film sürükleyici. Aktarılmak istenen verilmiş. Sosyal ve ekonomik adaletsizlik. Üsttekiler alttakileri hiç düşünmez. İyi olanlar ise sistem içinde kötüleşmeye başlar. Herkes payına düşeni alsa kimse aç kalmaz. Genel olarak başarılı bir yapım…
~spoiler~
•Sonunu anlamayanlar için ben de başka bir yorumda görmüştüm. Filmin 36. dakikasında yöneticinin tatlı içerisine kıl girdiği için elemanlara kızdığı sahne aslında filmin sonu. Goreng ve Baharat’ın Sembolik olarak gönderdiği yemek yukarıya ulaşmış ama yönetici kıl girildiği için kimsenin yemediğini zannediyor. Yani bütün çabaları boşa gitmiş oldu ve düzen aynı şekilde devam ediyor. Baharat kan kaybından öldü. Kahramanımız Goreng ise aşağıda açlıktan ölmüş. En son kat ise ahireti temsil ediyor çünkü Goreng orda Trimagasi ile karşılaşıyor.
•Ayrıca çocuk da yok aslında. Miharu Goreng’in hayatını kurtardı fakat Goreng onun hayatını kurtaramayınca onun hikayesine inanıp çocuğu kurtarmayı kafasına koydu. Böylece vicdanını rahatlatmaya çalıştı. Değişik ama güzel bir film. Mide bulandıran ve +18 sahnelerin olduğunu da söylemek isterim. Dünyadaki ve ülkemizdeki adalet de mide bulandırmıyor mu sanki….?