Gitmek... Bazen bir evden bazen bir şehirden.. Kimi zaman bir yürekten kimi zaman bir sevdadan.. belki istenmeyen , veya sevilmeyen yerden Gitmek.. Gün boyu telefon elinde beklersin bir ses duymak için. Ama o sesi duyamazsın. Görürsün ve ya hissedersin orada…devamıGitmek...
Bazen bir evden bazen bir şehirden.. Kimi zaman bir yürekten kimi zaman bir sevdadan.. belki istenmeyen , veya sevilmeyen yerden Gitmek..
Gün boyu telefon elinde beklersin bir ses duymak için. Ama o sesi duyamazsın. Görürsün ve ya hissedersin orada telefonun ucunda olduğunu ama yine o sesi duyamazsın yutkunursun. Sana müsait olmadığını hissedersin..
Artık anlarsın yavaş yavaş.
Vakti geldiyse göç zamanının hangi pranga engel olabilir ki bu zorunlu gidişe? Hangi zincir bağlayabilir gidenin ayağımı? Hangi gözyaşı durdurabilir gitmek isteyeni? "Açeydim gollerimi, getme diyeydim" keşkeleri sarar mı yüreği..
Ne kalanin ne gidenin akıbetinin belli olmadığı bu seyirde hangisi daha ağırdır insan ruhuna? Gitmek mi kalmak mı denklemi çözülebilir mi?
Bir de giderken kalmak eylemi vardır.. Bedenin gittiği noktada kalp kalır ya hani... Vücudun ayrıldığı durakta kalır ruh.. Ne gidebilirsin ne kalabilir. Arafta bir ömür geçirilir. Tünelin sonundaki beyaz ışığı bekler durursun. Şansın varsa eğer mavi bir gökyüzüyle karşılaşırsın, tünel çıkışındaki o uzun yolda. Eğer hâlâ umut varsa senin için bir el uzanır eline, bir yürek yeniden değer yüreğine, bir ruh sarıp sarmalar ruhunu.,
Sözün özü gidene de bir şey olmaz kalana da... Kim bilir belki ikisi de unutur gider..
Ve Bir zamanlar hangi duyguya yenildiğini... Ne kadar eksildiğin...
Gitmelerin, kalmaları, arafların, eksilmelerin olmayacağı bir hafta sonu olması dileğiyle...
Sizin DÜNYA'nız değişince, burada da çok şeyler değişti..! ANNEANNEM , DEDEM.....😞 Ne güzel evler vardı. İNTERNETİ OLMAYAN , Kapısı açılırken gıcırdıyan , içeride gülümseyen yüzler, sevgi , saygı , sohbet, muhabbet.. Sobanın üstünde demlenen çay. Bir bardak çayın, bir fincan…devamıSizin DÜNYA'nız değişince, burada da çok şeyler değişti..!
ANNEANNEM , DEDEM.....😞
Ne güzel evler vardı. İNTERNETİ OLMAYAN , Kapısı açılırken gıcırdıyan , içeride gülümseyen yüzler, sevgi , saygı , sohbet, muhabbet..
Sobanın üstünde demlenen çay.
Bir bardak çayın, bir fincan kahvenin hatırı. Çiçekliydi perdeler , Eller sımsıcak , Ne güzeldi YÜREKLER...
Peki ya sonra..?
Gıcırdıyan kapılar değişti, sobalar kalktı, EVE İN̈TERNET girdi. Eller soğudu,, çayın, kahvenin hatırı kalktı , yürekler soldu , sohbet , muhabbeet bitti.. Uyku saatleri değişti , düzen bozuldu ,
sevgi bitti , saygı kalmadı , mutluluk yok oldu.. İnsanlar değisti. ANNEANNECİĞİM,DEDECİĞİM..😞
Gece duası : Yüce rabbim nefsimi sana teslim ettim, sana yöneldim. İşlerimi sana emanet ettim ve sana tevekkül ediyorum. Senin merhametine sığınıyor ve aman dileniyorum.”
Nurullah Genç, 'Rüveyda' şiirinde 'Alaca bir at koşar içimde, Zamansız, mekansız nefese doğru." Diye başlayan mısralarını "At vuruldu; içim paramparça Rüveyda." Diye bitirir. Herkes bilmez fakat bu bir ölümdür.
Burası Dünya / Ne Çok Kıymetlendirdik / Oysa Bir Tarla idi / Ekip Biçip Gidecektik" (Cahit Zarifoğlu ) Morg görevlisi 28 numaralı ceset diyor mesela. İnsan bu kadar işte. Bunca macera, bu kadar didişme hırs nereye gitti? Heybemizdeki günahlar ve…devamıBurası Dünya / Ne Çok Kıymetlendirdik / Oysa Bir Tarla idi / Ekip Biçip Gidecektik"
(Cahit Zarifoğlu )
Morg görevlisi 28 numaralı ceset diyor mesela. İnsan bu kadar işte. Bunca macera, bu kadar didişme hırs nereye gitti? Heybemizdeki günahlar ve sevaplar hangisi daha ağır basacak acaba ?
Gerçekten ailecek oturup izlenilecek ve çok mutlu ve huzurlu bir film , yeri geldiğinde hüzünlü bir sekilde gözlerinizden yaşların aktığı bir film. Oyunculuk da çok harika.. Kesinlikle tavsiye ederim. Özellikle ailecek seyredilecek mükemmel bir film