Müthiş bir dram, bir şairin biyografik aşk öyküsü, şiire yeterince ilgili olmayan beni bile ağlattı. Abbie Cornish'in Candy'den sonra en güzel olduğu film ayrıca.
Evet arkadaşlar, bugün bir şeyi itiraf etmek istiyorum, birçoğunuzun youtubeda yaptığı şeyi ben filmlerde de yapıyorum, bazı filmleri 1.25, hatta 1.5 hızda izliyorum, kalitede bir kayıp yaşamadım. Zamandan da tasarruf oluyor, benim gibi yapanlar var mı aranızda?
Uzun zamandır beklettiğim bir Lars filmiydi, hem izlenmedik birkaç Lars filmi kalsın istiyordum köşede, hem de filmlerinin yarattığı yüzleşme etkisinden çekiniyordum. Film sonrası sıcağı sıcağına bir arkadaşımla filmdeki metaforlar üzerine uzun uzun konuştuk, daha da konuşasım var, neler çıkar kim…devamıUzun zamandır beklettiğim bir Lars filmiydi, hem izlenmedik birkaç Lars filmi kalsın istiyordum köşede, hem de filmlerinin yarattığı yüzleşme etkisinden çekiniyordum. Film sonrası sıcağı sıcağına bir arkadaşımla filmdeki metaforlar üzerine uzun uzun konuştuk, daha da konuşasım var, neler çıkar kim bilir? Oldukça zihin açıcı bir film, Tarkovski'ye ithaf edildiği kadar var gerçekten yani.
Tam da bu günlerde okunması gereken, sizi şaşırtacak ayrıntılarla dolu bir kitap. Olayların ve yorumların iki bambaşka dönemde bu denli benzer olması şaşırtacak. Bu dönem geçmeden okuyunuz, çünkü diğer zamanlarda bu etkiyi yaratmayacak.
Ey raf ahalisi, bu aralar ruh haliniz nasıl? Ben arada ufak çaplı krizler geçiriyorum hâlâ. Bir de son zamanlarda neler izliyorsunuz ve ne okuyorsunuz?
Ben bunu bu zamana kadar nasıl kaçırmışım dedirten, Dostoyevski'nin Budala'sının serbest uyarlaması. Oldukça sarsıcı ve ne yazık ki çok gerçek. İzleyin.
Belli başlı klasikleri, okunacak kitapları çok büyük oranda okudum ve daha farklı bilimsel veya tarihi, çok ağır bir dili olmayan ama basit de olmayan kitap önerileri istiyorum. Bu tarz önerisi olan var mı?
Dış dünyadan tamamen uzaklaştığımız bu günlerde, doğanın kıymetini daha da anladık sanıyorum, evimizdeki bitkiler, evcil hayvanlarımız bir nebze bizi doğaya bağlasa da özlüyoruz onu, yani doğayı... Keşke bahçemiz olsaydı diyoruz ve yeşil bir manzaramız... Pekçoğumuzun pencereden bakınca gördüğü tek şeyse…devamıDış dünyadan tamamen uzaklaştığımız bu günlerde, doğanın kıymetini daha da anladık sanıyorum, evimizdeki bitkiler, evcil hayvanlarımız bir nebze bizi doğaya bağlasa da özlüyoruz onu, yani doğayı... Keşke bahçemiz olsaydı diyoruz ve yeşil bir manzaramız... Pekçoğumuzun pencereden bakınca gördüğü tek şeyse beton. Peki doğadan uzaklaşmak yaşamımızda neleri değiştirdi, neden artık odaklanma problemi yaşıyoruz, yaratıcılık düzeyimiz giderek düşüyor? Üstelik de bunca ihtiyacımız varken buna? Kitaplıkta görünce şu günlerde okumam gerekiyormuş diye heyecanla elime aldığım bir kitap oldu, okudukça yorumumu ekleyeceğim.