BENİ HİÇ ANLAMADIN Beni hiç anlamadın, anlamayacaksın. Aslında o kadar da farklı değiliz, farklı bakıyoruz sadece, farklı düşünüyoruz. Senin sözde doğruların var; benim kalpte yanlışlarım. Senin gitmeyen korkuların var; benim bitmeyen duygularım. Senin uzun kahvaltıların var; benimse yetmeyen uykularım. Sen…devamıBENİ HİÇ ANLAMADIN
Beni hiç anlamadın, anlamayacaksın.
Aslında o kadar da farklı değiliz,
farklı bakıyoruz sadece,
farklı düşünüyoruz.
Senin sözde doğruların var;
benim kalpte yanlışlarım.
Senin gitmeyen korkuların var;
benim bitmeyen duygularım.
Senin uzun kahvaltıların var;
benimse yetmeyen uykularım.
Sen bir ömür sonrasında yaşıyorsun;
ben bir saat öncesinde.
Sen hayata koşuyorsun,
ben hayatın gölgesinde.
Öyle ki, bir adım mesafe bile
bazen gurbet oluyor işte...
&&&&&
Beni hiç anlamadın, anlamayacaksın.
Oysa ben içinde sen olmayan
bir cümle kurmak isterdim,
içimden gelerek.
İçmeden içimi dökmek isterdim.
Hani hep soruyorsun ya bana,
ben senin neyinim, diye.
Sen benim düş güzelim,
sen benim rüyamsın.
Sen içimdeki maviliği
taşıyan gökyüzümsün.
Sen, en karanlık
tarafımı gören gecemsin.
Sen, aynı günaha battığım suç ortağım,
idam hükmünü bozan kararımsın.
Sen kalbime yararım,
sen ömrüme zararımsın.
Sen, yaşanmamış gün,
sen yaşanacak zamanımsın.
Şimdi sorma artık bana,
ben senin neyinim diye.
Sen anahtar sözcüğüm,
sen gizli öznem, sen imlâ hatamsın.
Sen satırbaşım, sen sırdaşım,
sen arkadaşımsın.
Sen seve seve yaptığım yanlışımsın.
&&&&&
Beni hiç anlamadın sen, anlamayacaksın.
Oluruna bıraksam her şeyi,
bilmemki başıma ne işler açacaksın?
Öyle bir yerdesin ki bende;
dokunsam yakacak, bıraksam kaçacaksın.
Bilmiyorum, sen söyle güzel gözlüm;
ne yapayım ben seninle?
Dağları mı dizeyim önüne kal diye,
yoksa gidişini seyre mi durayım?
Derdini veren mi olayım,
derdinden verem mi ben?
Aklımda kumpaslar, yüreğimde tuzaklar,
bin mayın patlar içimde
bir hayalin sonunda.
Kadere düğüm atıp,
kedere düğün tutar kalbim...
Ellerim başlı başına muamma,
dilim sığmaz ağzıma,
gözlerim bana yabancı,
gönlüm ise iflah olmaz bir yalancı...
Ben dürüstüm aslında,
acınla kıyaslamam,
kıyaslayamam hiç bir gülüşünü.
Yalnızlık da sevseydi
beni sensizlik kadar,
bir sıcak bakışa çoktan
râm olurdum ben de.
&&&&&
Kafam karmakarışık ama şunu bil ki
bana bir tek sen iyi geliyorsun.
Senin yanında unutuyorum zamanı,
bir tek seninleyken düşünmüyorum;
beni üzen sancıtan hiç bir şeyi...
Kimim var ki senden başka,
kim anlar ki senden başka?
Bu kadar çarpmasan yüzüme gerçekleri,
sen de anlarsın aslında.
Cevap veremeyeceğim sorular yerine,
duymak istediklerini sorsan.
Onlara dokunup, kanatmak yerine,
yaralarımı sarsan; olmaz mı?
Ey güzel gözlüm,
ey sahipsiz yazılarımın
kimliksiz kahramanı;
içimden cenazeni kaldırıp,
gözyaşımı döksem ardından,
"çık" desem aklımın çaprazlarından,
"git artık, bit ne olur bit..." desem;
biter mi?
Ya da, hayallerine düşsem tepetaklak.
Başımı çarpsam dizlerine,
ılık ılık aksa mutluluk içime ve
can versem gözlerinde... Yeter mi?
&&&&&
Beni hiç anlamadın sen, anlamayacaksın.
Aslında o kadar da farklı değildik,
senin sözde doğruların vardı;
benim kalpte yanlışlarım.
Senin gitmeyen korkuların vardı;
benimse bitmeyen duygularım.
Senin uzun kahvaltıların;
benimse yetmeyen uykularım.
Şimdi/nin önemsiziydi yarının artıkları,
can kafesimin demir parmaklıklarıydı
içimde bıraktıkları.
Dilim düşman olsa da benliğime,
içinde sen olmayan
bir cümle kurmak isterdim,
içimden gelerek.
İçmeden içimi dökmek isterdim ama
içtikçe hasretini içim
gider doyamam özlemine.
Saçlarından tutup gecenin,
koynuna bırakmak isterim hayallerimi.
Yanağına bir öpücük,
yastığına bir gül bırakmak isterim.
Sevgiden fazlası olmaz,
sen içimi gör yeter,
işte bu yüzden, en çokta bu yüzden;
ne olur kal yanımda.
Ben susuyormuş gibi yaparım,
sen dinliyormuş gibi.
Ben sevmiyormuş gibi yaparım,
sen bilmiyormuş gibi.
Hadi kal yanımda, beni
anlasan da, anlamasan da...
Hadi KAL YANIMDA...
~ Ahmet Çabuk ~
Eskisi kadar özlemiyorum seni Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık Biraz yorgunum Biraz kırgın Biraz da kirletti sensizlik beni Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama İyiyimler yamaladım dilime Tedirginim aslında, seni unutuyor…devamıEskisi kadar özlemiyorum seni
Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık
Biraz yorgunum
Biraz kırgın
Biraz da kirletti sensizlik beni
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
İyiyimler yamaladım dilime
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni
Gel diye beklemiyorum artık
Hatta istemiyorum gelmeni
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde
Ara sıra geliyorsun aklıma, bana ne diyorum
Benim derdim yeter bana bana ne
Alıştım mı yokluğuna
Vaz mı geçiyorum, varlığından
Tedirginim aslında
Ya başkasını seversem
İnan o zaman seni hayatım boyunca affetmem
Özdemir Asaf
Tolstoy diyor ki: “Belki de her şeyi kabullenip hayatı akışına bırakmak lazım. Zorlamak bazen çözüm değildir. Ve zorla olan hiçbir şey güzel değildir.”
Aklımın dur dediği yerlerde duramadım Söylenmemiş sevgilerde Açılmamış şarapların tadı var Geceler senden önceydi Şafağı gördüm sende Tutkulu duyguların yansıyan ışığıydı Parlayan gözlerinde Yasaklar davet gibi çağırdı olmazlara Her zaman hep sana yöneldi duygularım Aklımın dur dediği yerlerde duramadım Yasaklar…devamıAklımın dur dediği yerlerde duramadım
Söylenmemiş sevgilerde
Açılmamış şarapların tadı var
Geceler senden önceydi
Şafağı gördüm sende
Tutkulu duyguların yansıyan ışığıydı
Parlayan gözlerinde
Yasaklar davet gibi çağırdı olmazlara
Her zaman hep sana yöneldi duygularım
Aklımın dur dediği yerlerde duramadım
Yasaklar davet gibi çağırdı olmazlara
Çıkmazlar sokağında hep seni sabahladım
Olmazı olur sandım
Yoruldu umutlarım
Tutku, duygularımın yansıyan ışığıdır
Parlayan gözlerimde…
Yıldız Kenter