Doğrusu da gitmek istemiyordum. Bilmem böyle bir kırgınlığım var. Her yer bana boş ve hüzünlü geliyor. Yeryüz bana eskimiş görünüyor, her yeri toz kaplanmış. Bundan evvel özenip yazmaya başladığım bir eserin müsveddeleri de masanın üstünde tozlanıyor. Sevmek, sevilmek de boş!…devamıDoğrusu da gitmek istemiyordum. Bilmem böyle bir kırgınlığım var. Her yer bana boş ve hüzünlü geliyor. Yeryüz bana eskimiş görünüyor, her yeri toz kaplanmış. Bundan evvel özenip yazmaya başladığım bir eserin müsveddeleri de masanın üstünde tozlanıyor. Sevmek, sevilmek de boş! Insan korkunç bir yalnızlık içindedir. Kimsenin ne düşündüğünü bilemezsiniz! Bu yalnızlığı ben her zaman duymam.
Rüyalarınızda hiç tanımadığınız birisine karşı yoğun hisler hissetmiş miydiniz? Uyandıktan hemen sonra dahi hisleriniz canlı olduğu durumlar yaşamış mıydınız? Aşık olma fikrine kapılmak, kendi zihninizde yarattığınız karaktere bağlanmak... Birisine karşı birşeyler hissedipte, sonrasında hiç hissettiğiniz duyguların aslında ona karşılık değil…devamıRüyalarınızda hiç tanımadığınız birisine karşı yoğun hisler hissetmiş miydiniz? Uyandıktan hemen sonra dahi hisleriniz canlı olduğu durumlar yaşamış mıydınız? Aşık olma fikrine kapılmak, kendi zihninizde yarattığınız karaktere bağlanmak... Birisine karşı birşeyler hissedipte, sonrasında hiç hissettiğiniz duyguların aslında ona karşılık değil de kendi kafanizda oluşturduğunuz imgeye olduğunu hiç düşündünüz mü? Bir gün eve dönüş yolunda kendime sürekli şu soruları sormuştum; Sevmeyi, sevilmeyi biliyor musun? Bu duyguları hakediyor musun? Sadece rol mü yapıyorsun, ya da gerçekten de bu hislerin gerçek mi?
Şüpheye düşmüştüm anlaşılan, sonra düşündüm, bir sevgide ikileme düşüyorsan veya bu duyguya şüpheyle yaklaşıyorsan yaşadığın duygular sahtedir.
Çok daha sonrasında bir eve dönüş yolunda daha bu sefer şu cümleleri kurdum kafamda; Sevmeyi de sevilmeyi de ondan öğrendim, neyin gerçek neyin sahte olduğunu da..
Bence sevgi içinde önemli olan şey zıtlıklarda bir olabilmek . Ortak noktalar, ya da doğru insan denilen şey kafada kurulan imgelerden ibaret bence. Sanki O'na değil de yarattığınız O'na karşı duygular besliyorsunuz bu durumda.
Buraya film dizi veya kitap haricinde birşey paylaşmaktan çekiniyorum(düşünceler, şiir v.s) . Daha önce paylaşmıştım ancak arşive kaldırdım. Bunu yapmak için doğru bir yer mi hiç emin olamıyorum. Güzel bir kitlesi ve aktifliği olduğundan dolayı diğer uygulamalardan ayırıyor kendini, ki…devamıBuraya film dizi veya kitap haricinde birşey paylaşmaktan çekiniyorum(düşünceler, şiir v.s) . Daha önce paylaşmıştım ancak arşive kaldırdım. Bunu yapmak için doğru bir yer mi hiç emin olamıyorum. Güzel bir kitlesi ve aktifliği olduğundan dolayı diğer uygulamalardan ayırıyor kendini, ki başka da bir uygulama bulamadım açıkçası. Çok da düşünmemek gerek aslında neden yazıyorum bunu onu da bilemiyorum
Izleyeli bir kaç haftayı geçiyor. Film hayatta yaşanılan bazı kan donduran gerçekleri göz önüne serip, umutsuz ve çaresiz anlarda kolaylıkla alınabilen kararlar sonrasında yaşanılan acı gerçekleri önümüze sunuyor. Karakterlerin samimiyetine inanabileceğiniz ve film süresi boyunca kendinizi onlarla konuşurken bulabileceğiniz bir…devamıIzleyeli bir kaç haftayı geçiyor. Film hayatta yaşanılan bazı kan donduran gerçekleri göz önüne serip, umutsuz ve çaresiz anlarda kolaylıkla alınabilen kararlar sonrasında yaşanılan acı gerçekleri önümüze sunuyor. Karakterlerin samimiyetine inanabileceğiniz ve film süresi boyunca kendinizi onlarla konuşurken bulabileceğiniz bir film. Içinde derin anlamlar içeren metaforlar, alıntılayabileceğiniz replikler içeren oldukça dramatik bir film. Benim gibi karanlık atmosferleri seviyorsanız bu film çok hoşunuza gidecektir. Sovyet tipi binaları, boş araziler ve gri bir gökyüzü önünde sunulan gerçekler...
Biraz sonra abimle birlikte film izlemeyi düşünüyoruz, ikimizin de film birikimi oldukça geniş ve bu yüzden dolayı iyi bir film bulmakta zorlanıyoruz. Psikolojik,Gerilim,Drama, Doğaüstü, gibi türlere özgü iyi bir film önerebilir misiniz? Birden fazla öneri yapabilirseniz çok sevinirim.
Eski bir diziymiş, benden de yaşlıymış. Kılık kıyafetiyle, naifliği ve samimiyetiyle ne güzel Türkiyeymiş. Türkçemiz ne kadar anlaşılır ne kadar naifmiş. Saygı ne büyük bir rol oynuyormuş o zamanlar... Aile sıcaklığı, ufak çaplı tartışmalar, hüzünlü neşeli anılar gibi bir çok…devamıEski bir diziymiş, benden de yaşlıymış. Kılık kıyafetiyle, naifliği ve samimiyetiyle ne güzel Türkiyeymiş. Türkçemiz ne kadar anlaşılır ne kadar naifmiş. Saygı ne büyük bir rol oynuyormuş o zamanlar... Aile sıcaklığı, ufak çaplı tartışmalar, hüzünlü neşeli anılar gibi bir çok duygu ve konuyu barındıran samimi ve güzel bir dizi. Sanki geçmişimde, evimdeki sobanın başucunda yatıyorum ve dışarıda yağmur yağıyor. Öyle bir hissiyat içinde izliyorum diziyi. Bana hiç görmediğim zamanların özlemini hissettiriyor. Bir nostalji içinde oluyorum hiç görmediğim zamanlara uzanan. En çok da Türkçe'nin naif ve güzel konuşulması çok hoşuma gitti.
Müzikal niteliği yönünden öne çıkan bir filmdir. Müziğin film içindeki uyumundan zevk alanlar için izlenilesi bir film olduğunu düşünüyorum. Çok uzun bir film olmamakla birlikte, sizleri sıkmayacak bir akışa sahiptir. Tatlı ve bir o kadar da hüzünlü bir romantik yapımdır…devamıMüzikal niteliği yönünden öne çıkan bir filmdir. Müziğin film içindeki uyumundan zevk alanlar için izlenilesi bir film olduğunu düşünüyorum. Çok uzun bir film olmamakla birlikte, sizleri sıkmayacak bir akışa sahiptir. Tatlı ve bir o kadar da hüzünlü bir romantik yapımdır ayrıca. İzlemek isterseniz, şahsi düşünceme göre bu filme bir şans verebilirsiniz ve pişman olmayacağınızı düşünüyorum.
( İzlediğim film sayısı profilimde yer alan sayıdan çokça artmıştır, uygulamayı 2 yıl önce indirmiş ve o zamanın kayıtlarını tutmuştum).
Bir nokta ve ötesi Neyse, aslında gerçekten neyse mi bilemiyorum. Emin olamıyorum, gerçi sonucu değişmez üzücü gerçeğin karşısında içim şüpheyle dolmuş olsa ne fark edecek ki? Şimdi, zaman zaman değişen bu duygu değişimlerim hep o noktadan öte gelmektedir. Apar topar…devamıBir nokta ve ötesi
Neyse, aslında gerçekten neyse mi bilemiyorum. Emin olamıyorum, gerçi sonucu değişmez üzücü gerçeğin karşısında içim şüpheyle dolmuş olsa ne fark edecek ki? Şimdi, zaman zaman değişen bu duygu değişimlerim hep o noktadan öte gelmektedir. Apar topar evden çıkışlarım da o noktaya bağlı kalmış olmalı diye düşünüyorum. Apansızca bir yıldırım çarpması hızında gelişen duygularıma yenik düşmüşlüğüm de o noktadan olsa gerek. Geçmişin biriktirdiği kırıntıları bir türlü toplayamıyorum. Mantığımla bir olamıyor, duygu ve düşüncelerimi kontrol etmekte çok zorlanıyorum. Ama mutluluğun kaybolmuş izlerini tekrar kez anmamak ne kadar mümkün? Aynı çocukluğumuz zamanında oluşan saflığı hiç unutamayışımız gibi, ben de o noktaya bağlı günlerin benliğimdeki muazzam değişimini bir türlü çıkaramıyorum zihnimden. Beni ansızın o noktaya yönelten duygularım karşısında yenik düşüyorum, ki bu yenik düşmüşlüğüm zayıf gelmiş bedenime dahi üstün geliyor. Tüm bu yazıların kaynağı olan o noktayı irdelemek ve açmak gayretine düşmek istemiyor aksine o noktanın bende saklı kalmasını istiyorum.
Kendimle çatışmak ve bunu buraya dökmek istiyorum. Ki aslında ne geceler geçti zihnimin içinde uçuşan düşünceler ile mücadelelerimin geçtiği... Ama bir türlü toplayıp dile getiremedim bu mücadeleleri. Anlaşılamıyor olmuşluğum da bundan olsa gerek. Zihnimde yaptığım muhakemeler hep saklı kaldı. Birinci, ikinci veyahut üçüncü şahıslar birbirleri ile tartışırdı, ve aslında hepside benim birer maskemdi. Ama karmakarışık bir hal alıyordu, asla bu sorunları bir bütün halinde açıklığa getiremezdim. Ve tekrar ama ki, zihnimde yaptığım o muhakemelerin açıklık, akış, mantık, kafiye ve uyarlılık yönünü asla dile getirip dökemezdim. İkileme düşerdim şu bahsi konu nedeniyle, düşünürdüm ki gerçek anlamda bu dilden dökülen kelimeler mi beni yansıtırdi yoksa zihnimden geçen bu cümleler mi?
Gerçekten yaşadığım olaylar sonrasında dile getiremediğim duygular derinlerimde bir yerde yaralarımı tuzlarlardı. Ve dile getirmek istediğimi düşündüğüm her cümle sonrasında tıkır tıkır işlerdi zihnimde. Bazı geceler karşı şahısların diyaloglarını bile kurar, kendimle konuşturur ve şahsıma ait başka bir dünya yaratırdım. O an hayal etmek midir, aşırı düşünmek midir nedir kestiremiyorum fakat zihnimde başka türlü şahıslar yaratır kendimle muhakeme ettirirdim. Ve hatta yeni yeni yer ve zaman dilimleri yaratır, olayları da bir başka değiştirirdim. Lafın kısası sadece şahsıma maskeler takmaz da kendi maskelerimi de dağıtırdım birinci ve ikinci şahıslara. Şahsi münhasır bir bambaşka dünya yaratır içine de apaçık bir benlik koyardım.
Geceler işte, bambaşka olurdu bu şekilde. Şuurun akıl almaz hayal dünyasında ender bir balık gibi koskocaman bir kalabalıkta çırpınır dururdum. Ve bazı zamanlar bu sadece gecelere özgün olmaz da günün herhangi bir zaman diliminde gerçekleşirdi. İşte bu olanca tehlikeliydi. Bu yüzdendir ki hiç olmayacak şüpheler birdenbire oluverirdi. Karşımda gözlerimle gördüğüm gerçekliklere bu şahsı münhasır hayal dünyasından parçalar katınca vay halime... Kendimi önü geçilmez çatışmalar silsilesi içinde bulur, soyut kavramlar karmaşası somut işlevli organlarımın çalışmasına olanak sağlamazdı. Bu nedendir ki dilim tutulur, sonra da bilinen o cümleye bir örnek olurdum. İşte bu cümle şudur, ''Konuşulamayan duygular unutulmazdır".
İzlediğim bir filmin sonucunda aldığım ilham, bir takım duygularımın harekete geçmesine neden oldu ve zihnimde olması gerektiğine inandığım tek bir düşünce ile karşı karşıya kaldım. Daha sonrasında dışarıdan gelen sesler kulağımı tırmalayıp zihnime gerçekliğin kapısını sundu. Kapının ardında geçtiğim andan…devamıİzlediğim bir filmin sonucunda aldığım ilham, bir takım duygularımın harekete geçmesine neden oldu ve zihnimde olması gerektiğine inandığım tek bir düşünce ile karşı karşıya kaldım. Daha sonrasında dışarıdan gelen sesler kulağımı tırmalayıp zihnime gerçekliğin kapısını sundu. Kapının ardında geçtiğim andan sonra acımasızca saldıran şüphe kurtları karşısında güçsüzlük ile eridim gittim. İşte o senaryo;
Anlık gelen düşünce ve hislerimi yenebilirim ve ansızın o noktaya dek yürüyebilirim diye düşünmüştüm, duygularım olanca hücum halinde vücudumu harekete geçirecekti ki zihnim birden kalabalık halinde bir takım engeller oluşturdu. Anlık yıldırım gibi geçip giden hislerim kayboldu. Sonra şüpheler belirdi, aslında duygularımdan emin olduğumu hissettiren kalbimin sesini dinleyip tabularımı yıkabilirdim fakat dışarıdan gelen sesler kulağımı tırmalayıp bu alıngan benlikte büyük bir ses etti ve tüm vücudum bu evin içinde sıkışıp kaldı. Aslında belki de bu kalbimden gelen sesler yanıltıcı ve aldatıcı bir yankıdan başka bir şey değildi . Emin olmadığım bir takım duygular zincirinden müstarip olmuş benliğim karşısında aklım ile muhakeme eder bir halde buldum kendimi.
İyi de bende bu kadar büyük bir yer edinmiş bir şahsın kalbimde çeşitli yankılara neden olduğu duygulardan dalgalanan kalbim karşısında bu sefer ne diye aklımın içini yiyen kurtlardan kurtulamadim? Gözlerimin önünden geçen çeşitli şeritlerde gördüğüm benliğimin mutluluğu karşısında derin özlemler hissetmiyor muyum? Çocuksu bir dinginliğin meydana getirdiği ilahi saflığın ve saf duyguların sebebi o şahıs değil miydi?
Açıklayamadığım bazı nedenlerden dolayı bugün kalbimde yankılanan yıldırıma karşı, engeller silsilesi aklımı hareket geçirip vücudumun harekete geçmesini engelledi. Fakat tekrar kez soruyorum, ben kendimden çoğu kez emin hissettim, o şahıs ile benliğimin bir bütün halinde olduğumu hissettiğim o zamanlar ben çocukça mutlu, sakin ve rahatlamış hissederdim. Karşılıklı bir duygu alışverişi olmadığını hissettiğin o an insan nasıl da çaresiz bir şekilde kıvranıyor. Çoğu kez savaşlar verip bir mücadele halinde olmak istemenin bile anlamsızlığı karşısında diz çöküp ağlamak ister hale geliyor. Çabalamak artık bocalamak haline geliyor. Yüzme bilmeden bir denize atlamak gibi artık vermek istenen tüm mücadeleler.
Artık çaresizce özlemek
Çaresizce iç münakaşalar,
Çaresiz keşkeler ve şüpheler
Artık umutsuzca hayaller
Umutsuzca sığınmak ona
Umutsuz istek ve arzular
Artık diz çöküp ağlamak
Pes etmek zamanı.