otuzbir çekmeyi dehşet hastalıklara neden olan (sadece kör ettiği aklımda kalmış) tehlikeli bir eylem olarak lanetliyordu. #georgigospodinov #zamansığınağı #alıntı #kitapalıntısı
Neler oluyordu? Havada dolaşan neydi? Kavgaya tutuşma sevdası. Aşırı bir huzursuzluk ve adı konmamış bir sabırsızlık. Genel bir karşılıklı atışma, öfke patlamaları, hatta yumruk yumruğa gelmeler. Her gün, durup dururken kişiler ya da gruplar arasında şiddetli tartışmalar ve kontrolden çıkmış…devamıNeler oluyordu? Havada dolaşan neydi? Kavgaya tutuşma sevdası. Aşırı bir huzursuzluk ve adı konmamış bir sabırsızlık. Genel bir karşılıklı atışma, öfke patlamaları, hatta yumruk yumruğa gelmeler. Her gün, durup dururken kişiler ya da gruplar arasında şiddetli tartışmalar ve kontrolden çıkmış bağrışmalar oluyordu.
Thomas Mann, "Aşırı Huysuzluk", Büyülü Dağ
#georgigospodinov #zamansığınağı #thomasmann #aşırıhuysuzluk #büyülüdağ
Bir noktada, zamanın ne zaman başladığını, dünyanın tam olarak ne zaman yaratıldığını hesaplamaya koyulmuşlar. On yedinci yüzyılın ortalarında İrlandalı piskopos Ussher sadece söz konusu yılı değil, başlangıç tarihini de hesaplamış: MÖ 22 Ekim 4004. Cumartesiye denk geliyormuş (tabii ki). Bazılarına…devamıBir noktada, zamanın ne zaman başladığını, dünyanın tam olarak ne zaman yaratıldığını hesaplamaya koyulmuşlar. On yedinci yüzyılın ortalarında İrlandalı piskopos Ussher sadece söz konusu yılı değil, başlangıç tarihini de hesaplamış: MÖ 22 Ekim 4004. Cumartesiye denk geliyormuş (tabii ki). Bazılarına göre Ussher tam saat de vermiş - öğleden sonra altı civarı. Cumartesi öğleden sonra, bana kesinlikle inandırıcı geliyor. Can sıkıntısı çeken bir yaratıcı haftanın başka hangi gününde dünya kurup kendine yoldaş aramaya kalkışır ki?
OKUMAYA BAŞLIYORUM! 📚✨ Georgi Gospodinov'un Uluslararası Booker Ödüllü eseri "Zaman Sığınağı" ile geçmişin labirentlerinde kaybolmaya hazırım! 🕰️ Bu romanın hafıza, zaman ve nostalji üzerine dokunaklı tefekkürlerini keşfetmek için sabırsızlanıyorum. "Geçmiş klinikleri" ve anıların sığınağı fikri beni şimdiden büyüledi. Bu edebi…devamıOKUMAYA BAŞLIYORUM! 📚✨
Georgi Gospodinov'un Uluslararası Booker Ödüllü eseri "Zaman Sığınağı" ile geçmişin labirentlerinde kaybolmaya hazırım! 🕰️
Bu romanın hafıza, zaman ve nostalji üzerine dokunaklı tefekkürlerini keşfetmek için sabırsızlanıyorum. "Geçmiş klinikleri" ve anıların sığınağı fikri beni şimdiden büyüledi. Bu edebi yolculuğa benimle birlikte çıkacak olanlar var mı? Yorumlarda buluşalım! 👇
#ZamanSığınağı #GeorgiGospodinov #MetisYayınları #KitapÖnerisi #OkumayaBaşlıyorum #Edebiyat #BookerÖdülü #KitapKurdu #YeniKitap #OkumaHalleri #GeçmişinLabirentleri #KitapAşkı #NeOkuyorum #OkumakGüzeldir
“Sizin benimle ilgili düşündüklerinizin, benim için bir önemi yoktur. Sizin düşüncelerinizi ben kişisel algılamam. İnsanlar bana, 'Miguel sen iyisin,' dediklerinde de kişisel algılamam, 'Miguel sen en kötüsün,' dediklerinde de kişisel algılamam. Siz mutluyken bana, 'Miguel sen bir meleksin,' diyeceğinizi bilirim.…devamı“Sizin benimle ilgili düşündüklerinizin, benim için bir önemi yoktur. Sizin düşüncelerinizi ben kişisel algılamam. İnsanlar bana, 'Miguel sen iyisin,' dediklerinde de kişisel algılamam, 'Miguel sen en kötüsün,' dediklerinde de kişisel algılamam.
Siz mutluyken bana, 'Miguel sen bir meleksin,' diyeceğinizi bilirim. Ama bana kızgın olduğunuzda, 'Miguel sen şeytanın tekisin,' dersiniz.
Her iki halde de söyledikleriniz beni etkilemez. Çünkü ben ne olduğumu biliyorum. Kabul görmek, onaylanmak gibi bir ihtiyacım yok. Birisinin bana kim ve ne olduğumu söylemesine ihtiyaç duymuyorum.
Hayır, hiçbir şeyi kişisel algılamıyorum. Sizin bakış açınız, sizin dünyanızı yansıtır. Siz kendinizle uğraşırsınız, benimle değil. İnanç sisteminiz doğrultusunda oluşturduğunuz fikirleriniz, daima kendinizle ilgilidir, benimle değil.
Bana, 'Miguel söylediklerin beni incitiyor' da diyebilirsiniz. Ama sizi inciten benim söylediklerim değildir. Söylediklerim sizin yaralarınıza dokunduğu için incinirsiniz. Sizi inciten sizsiniz.”
Don Miguel Ruiz - Dört Anlaşma
"Ne olur geri dönme!" Büyük harflerle, kendine sığmayan büyüklükte... Alışır insan. Alıştığı, alışmaya başladığı anı da bilir üstelik. Gidenin yokluğuna alışmaya başladığını, bir hastalığın nekahet dönemine girdiğini bildiğin gibi bilirsin. Ve ondan sonra esecek bir rüzgâr, çalacak bir telefon, gecenin…devamı"Ne olur geri dönme!"
Büyük harflerle, kendine sığmayan büyüklükte...
Alışır insan. Alıştığı, alışmaya başladığı anı da bilir üstelik. Gidenin yokluğuna alışmaya başladığını, bir hastalığın nekahet dönemine girdiğini bildiğin gibi bilirsin. Ve ondan sonra esecek bir rüzgâr, çalacak bir telefon, gecenin bir yarısı pişman olmuş biri beliriverdiğinde kapıda... En baştan, ta en baştan başlamak zorunda kalırsın hummaya. O yüzden işte, bir gün bir anda artık istemez olursun, geri gelmesini hiç istemez olursun. Giden bir kere gitmiştir çünkü. Bir kere giden ne kadar geri gelse gelmez. Gelişi bir türlü dikiş tutturamaz. Bu yüzden içinden, çok içinden yalvarmaya başlarsın:
"Ne olur geri dönme!"
Artık geri dönme...
İtalo Calvino'nun bir hikâyesidir. Âşık olduğu sevgilisinin her anını fotoğraflamaya karar verir adam. Giderek bir saplantıya dönüşür bu. O kadar çok fotoğraf çekmeye başlar ki, sonunda kadın bıkar ve gider. Bu kez adam, kadının yokluğunun fotoğrafını çekmeye başlar. Kadın "her yerde olmadığı" için her şeyin ve her yerin fotoğrafını çekmeye başlar adam, her anın fotoğrafını. Giderek kadının yokluğu, var olan her şeye yayılmaya başlar böylece. Onun gibi bir şey işte. O yüzden bir genç adam da elinde kara bir boyayla dolaşıyor İstanbul'da bugünlerde. Her yere yazıyor:
"Ne olur geri dönme!"
Belki önce kızın geçme ihtimali olan yerlere yazıyor. Sonra biraz düşününce başka yerlere. Sonra geceleri aklına geliyor kızın şehrin herhangi bir yerinde, orasında ya da burasında olabileceği, şuraya ya da buraya işinin düşebileceğini. Gidip oralara da yazıyor:
"Ne olur geri dönme!"
Bunun ne acıklı olduğunu, ne korkunç bir alışmak olduğunu biliyor adam. Peki kadın biliyor mu? Adamın nasıl bir isyan ve inatla ağulu aşkı başından kovmaya çalıştığını? Geri dönse adamın yeniden bütün şehri dolaşacağını... Bütün şehri dolaşıp tek tek o yazıların üzerini daha da kara bir boyayla kapatmaya çalışacağını... Hayatın maskarası olduğunu düşünüp düşünüp enayiliğine ağlayacağını... Şimdi, bugün, hayatın karşısında böyle maskara olmamak için bağıra bağıra yazdığını o cümleyi:
"Ne olur geri dönme!"
Ve bunun dünyanın en güçlü geri dön çağrısı olduğunu...