3000 yıl önce yazılmış bir Likya Şiiri'nden... "Beni bulamazsan üzülme, Eşyalarımı bulacaksın. Kestiğim taşları, açtığım yolları, İşlediğim heykelleri bulacaksın. Ve göreceksin ki binlerce yıl öteden, Parmak izlerimiz değecek birbirine..."
OKUDUM - BİTTİ! 📚 Kitap Adı : SAKİNLER Yazar Adı : ELIZA VICTORIA Sayfa Sayısı : 147 Kitap Puanım : 10 / 7.5 Kitap İncelemem : 👇 Bir bedenden diğerine geçerken yanında götürmek istemeyeceğin şey ne sence? Hafıza mı, yoksa…devamıOKUDUM - BİTTİ! 📚
Kitap Adı : SAKİNLER
Yazar Adı : ELIZA VICTORIA
Sayfa Sayısı : 147
Kitap Puanım : 10 / 7.5
Kitap İncelemem : 👇
Bir bedenden diğerine geçerken yanında götürmek istemeyeceğin şey ne sence? Hafıza mı, yoksa suç mu? 🤔
Sakinler bitti. Şimdi de oturmuş, ne hissettiğimi anlamaya çalışıyorum. Roman gerçekten arka kapakta vaat ettiği gibi “ölümsüzlüğün bedeli” meselesini öyle bir didikliyor ki, kitabı kapattıktan sonra bile ensende bir parmak izi kalıyor.
Eliza Victoria, Filipin edebiyatının bu Ulusal Kitap Ödülü’nü kazanan romanında büyülü gerçekçilikle gerilimi öyle güzel harmanlamış ki, ilk başlarda “tamam da nereye bağlanacak bu?” derken birden kendini o bedenlerin içinde buluveriyorsun. İki kuzen, aile içi bir istismardan kaçmak için büyülü yasağı çiğneyip yeni bedenlere geçiyor ama işin püf noktası şu: kimse onlara “yepyeni bir sayfa” açmıyor. Tam da bu yüzden çarpıcı aslında. Yeni kimlikler, eski cinayetlerin, ihanetlerin, aşkların ağırlığını dosdoğru sırtına yüklüyor. Kaçtığın şeyle yüzleşmek mi daha ağır, yoksa çaldığın bedenin geçmişini sahiplenmek mi? Roman boyunca bu soru ensende.
Filipinler’in mitolojik dokusundan beslenen ama sonunda evrensel bir “beden, hafıza, kefaret” alegorisine dönüşen bu kitap, özellikle kimlik meselesiyle arası bozuk olan, “ben şu an kimin bedeninde yaşıyorum?” sorusunu felsefik bir yerde hisseden okurlar için tam başucu. Ama şöyle de söyleyeyim: Anlatı bazı noktalarda öyle sıkılaşıyor ki, karakterlerin iç sesleri arasında bir an kaybolduğun oluyor. Özellikle ikinci yarıda tempoda biraz dalgalanma var. Bazen “daha fazla görseydim keşke” dediğim sahneler kısa kesilmiş, bazı yerlerde de anlatım biraz dolambaçlı gelmiş.
Yine de final öyle bir noktaya bağlanıyor ki, “ya geçmişinle yüzleş ya da bu yeni bedenin suçlarını üstlen” ikilemini öyle keskin bir yere oturtuyor ki, için için bir şeyler kırılıyor. ⚖️
Puanım: 7.5/10
İyi ki okudum. Keşke karakterlerin duygu haritası biraz daha derin kazınsaymış ama yine de ödüllü bir romandan beklentin buysa fazlasıyla düşündüren, bitince “peki ya ben?” dedirten bir kitap.
Bedenin hafızası varmış… bunu okuduktan sonra daha iyi anladım. 📖✨
#Sakinler #ElizaVictoria #Bitirdim #KitapYorumu #FilipinEdebiyatı #BüyülüGerçekçilik #BedenHafızası #NeOkudum #7point5
OKUMAYA BAŞLIYORUM! 📚 “Bedenin bir hafızası varsa, yeni bir hayata başlamak ne ölçüde mümkündür?” — Arka kapakta öyle bir soru var ki, daha ilk cümleden içime işledi. 🤯 Sakinler, tam da bunu soran bir roman: ölümsüzlüğü başkalarının bedenlerini ele geçirerek…devamıOKUMAYA BAŞLIYORUM! 📚
“Bedenin bir hafızası varsa, yeni bir hayata başlamak ne ölçüde mümkündür?” — Arka kapakta öyle bir soru var ki, daha ilk cümleden içime işledi. 🤯
Sakinler, tam da bunu soran bir roman: ölümsüzlüğü başkalarının bedenlerini ele geçirerek kazanan bir ailenin hikâyesi anlatılıyor. Ama işin içinde yasak, kaçış ve en önemlisi eski bedenlerin peşini bırakmayan suçlar var. İki kuzen, bir istismardan kaçmak için büyülü yasağı çiğnediklerinde karşılarına çıkan şeyse yeni kimliklerinin karanlık geçmişi oluyor.
Filipin Ulusal Kitap Ödülü’nü almış bu romanı kütüphanemin en görünür yerine koydum. 📚✨
ŞİMDİ BU KİTAP İLE BİR YOLCULUĞA ÇIKIYORUM. Ya geçmişle yüzleşecekler ya da çaldıkları bedenlerin suçlarını üstlenecekler… Hangisi daha ağır basar, çok merak ediyorum. ⚖️🔥
#OKUMAYABAŞLIYORUM #Sakinler #ElizaVictoria #FilipinEdebiyatı #BüyülüGerçekçilik #şimdizamanı #okuyorum
''Hepimiz öleceğiz, hepimiz. Ne sirk ama! Bu, herkesin birbirini sevmesi için tek başına yeterli bir sebep olmalı. Ama olmuyor. Önemsiz şeyler tarafından yıldırıldık ve yenildik. Koca bir hiçlik bizi yedi bitirdi.'' Charles Bukowski
Boşluklar olmalı. Yatağa uzanıp tavanı seyret, bu çok çok önemlidir. Hiçbir şey yapmamak, çok çok önemli. Ve bu çağdaş toplumda kaç kişi yapıyor bunu? Çok az. Bu yüzden herkes kaçık, saldırgan, öfke ve nefret dolu. #CharlesBukowski
OKUDUM - BİTTİ!!! 📚📚 Kitap Adı : HÜCRE Yazar Adı : JOSE REVUELTAS Sayfa Sayısı : 41 Kitap Puanım : 10 / 10 Kitap İncelemem : 👇 Şöyle bir kitap var: tek bir paragraftan oluşuyor. Sayfalarca süren bir nefes gibi.…devamıOKUDUM - BİTTİ!!! 📚📚
Kitap Adı : HÜCRE
Yazar Adı : JOSE REVUELTAS
Sayfa Sayısı : 41
Kitap Puanım : 10 / 10
Kitap İncelemem : 👇
Şöyle bir kitap var: tek bir paragraftan oluşuyor. Sayfalarca süren bir nefes gibi. İçine girdikçe boğuluyorsun ama bir yandan da nefesini tutmuş izliyorsun. José Revueltas’ın Hücre’si tam olarak bu. Meksika’nın o nemli, boğucu, çürümüş hapishane koridorlarında geçiyor her şey. Ama aslında hepimizin içinde olduğu daha büyük bir hapishaneyi anlatıyor: iktidarın, bekleyişin, kaderin insafına terk edilme halini. 🕳️🚬
Albino, Polonio ve Hergele… İsimleri bile bir lanet gibi geliyor insana. Uyuşturucu yoksunluğuyla kıvranan, bedenleri çöküşte ama gözlerinde hâlâ bir direnç kırıntısı olan üç mahkûm. Ve onları izleyen, sistemin ta kendisi olan gardiyanlar. Revueltas o kadar ustaca anlatıyor ki bu “hapishane içinde hapishaneyi”, suçluyla gardiyanın, suçla cezanın nasıl iç içe geçtiğini tüm çıplaklığıyla görüyorsunuz. Bu bir panoptikon. Her an izleniyorsun, her an suçlusun.
Revueltas bu kitabı yazarken 1968 öğrenci hareketinin lideri olarak ağır bedeller ödemiş biri. Yani bu sadece bir kurgu değil; etten kemikten bir isyanın, hapishanenin soğuk taşlarında yoğrulmuş bir başkaldırı. Pablo Neruda “Meksika ruhunun bir sentezi” diyor onun için. Valeria Luiselli ise bu başyapıt olmadan çağdaş Latin Amerika edebiyatını anlamanın imkânsız olduğunu söylüyor.
Kısa ama dolu dolu bir eser. 41 sayfada fırtına gibi geçiyor, bitince arkanıza yaslanıp bir süre “ne okudum ben?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Çünkü her cümle, her diyalog, her boşluk bile bir anlam taşıyor. Revueltas’ın kalemi öyle keskin ki okurken içinizi acıtıyor, ama bir türlü bırakamıyorsunuz.
Benim için 10 üzerinden 10. Öyle nadir kitaplardan işte: bitirince uzun süre kafanızın içinde yankılanacak, içinize işleyecek türden. Edebiyatın sizi sarsmasını, düşündürmesini, biraz da rahatsız etmesini seviyorsanız — bu tam size göre.
Siz okudunuz mu? Yoksa hâlâ koridorlarda mı bekliyorsunuz? 🖤🗝️
#Hücre #JoséRevueltas #MeksikaEdebiyatı #LatinAmerikaEdebiyatı #OkudumBitti #10/10 #Panoptikon #SuçVeCeza #Başyapıt #KitapÖnerisi #Edebiyat #SarsıcıKitaplar 📚🕊️🔥
OKUMAYA BAŞLIYORUM! 📚 Bazı kitaplar vardır, kapağını açtığınız an üzerinize demir parmaklıklar iner. José Revueltas’ın Hücre’si tam olarak böyle bir başlangıç. ⛓️💥 Elimde tuttuğum bu kitap sıradan bir roman değil; tek bir paragraftan oluşan bir kabus, bir isyan, bir panoptikon.…devamıOKUMAYA BAŞLIYORUM! 📚
Bazı kitaplar vardır, kapağını açtığınız an üzerinize demir parmaklıklar iner. José Revueltas’ın Hücre’si tam olarak böyle bir başlangıç. ⛓️💥
Elimde tuttuğum bu kitap sıradan bir roman değil; tek bir paragraftan oluşan bir kabus, bir isyan, bir panoptikon. 1960’ların Meksika’sında, uyuşturucu yoksunluğuyla titreyen üç mahkûmun zihnine hapsolmaya hazırım. Gardiyanın kim, mahkûmun kim olduğunun birbirine karıştığı o ince çizgide yürümek için sabırsızlanıyorum.
Neruda’nın dediği gibi; aykırı, hırpani ve cin fikirli bir ruhun labirentine giriyorum. Latin Amerika edebiyatının bu sert yüzüyle tanışmak için daha fazla bekleyemezdim.
Işıkları kapatın, kapıları kilitleyin... OKUMAYA BAŞLIYORUM! 🕯️📖
Bakalım bu hücreden sağ çıkabilecek miyim?
#Hücre #JoseRevueltas #CanYayınları #LatinAmerikaEdebiyatı #OkumayaBaşlıyorum #KitapÖnerisi #DünyaEdebiyatı #NeOkuyorum #KitapKurdu #Panoptikon #MeksikaEdebiyatı
OKUDUM - BİTTİ! 📚 Kitap Adı : KAMBUR Yazar Adı : SAOU ICHIKAWA Sayfa Sayısı : 71 Kitap Puanım : 10 / 6 Kitap İncelemem : 👇 Şöyle bir kitap düşünün: her yerde karşınıza çıkıyor, koskoca ödüller var peşinde, arka…devamıOKUDUM - BİTTİ! 📚
Kitap Adı : KAMBUR
Yazar Adı : SAOU ICHIKAWA
Sayfa Sayısı : 71
Kitap Puanım : 10 / 6
Kitap İncelemem : 👇
Şöyle bir kitap düşünün: her yerde karşınıza çıkıyor, koskoca ödüller var peşinde, arka kapağı okuyorsunuz resmen sizi baştan çıkarıyor… Kambur benim için tam olarak buydu işte. Aldım, okudum, bitirdim. Şimdi içimde tarif etmesi biraz zor bir his var 🎭
Saou Ichikawa gerçekten cesur bir işe kalkışmış: solunum cihazına bağlı bir bedenin içinden, dünyayı dijital ekranlardan izleyen, erotik içerik yazarak hayatta kalan bir kadının gözünden anlatıyor her şeyi. Mizah da var, hüzün de, marjinallik de, entelektüel analiz de… Ama işte bütün bu “da”lar yan yana gelince bazı sahneler bana denemesini yapmış ama tam pişmemiş bir yemek gibi hissettirdi. 🍽️
Kitabın konseptine, kurmaya çalıştığı o “kıpırtısız beden / uçsuz bucaksız zihin” fikrine hayran kaldım. Hatta bazı cümlelerinin altını çizip kenarına notlar aldım. Ama bütün olarak baktığımda bir türlü o büyük patlamayı yaşayamadım.
Akıcı ama bana anlatıldığı kadar etkileyici gelmedi yani. Arka kapak yazısını görünce, aldığı ödülleri okuyunca beklentim nirvanaya fırlamıştı. O yüzden bir miktar hayal kırıklığı oldu diyebilirim. 🌊
Ama sırf birkaç cümlesi için bile okunur muydu? Evet. Bir kadının “normal”in dışında kalmanın tam merkezinden topluma nasıl baktığını görmek için bile değer miydi? Değerdi. Sadece benim için puanı 10 üzerinden 6.
Yani ne tam hayal kırıklığı ne tam hayranlık. Tam ortada, kendine has bir tat bırakan, üzerine konuşulası bir roman. Siz okuduysanız ne hissettiniz?
#Kambur #SaouIchikawa #kitapyorumu #okudumbitti #beklentiyönetimi #JaponEdebiyatı #6/10 #edebiyat #kitapönerisi #birazhayalkırıklığı 🖤📚🎯