Leyla vardı, aşkını anlatmasına törenin engel olduğu, sevdiğini söylemeyi ar edinmiş, geleneklerin tutsağı. Mecnun aşkını söyleyebiliyordu ama onunki tam da yüreğinde gizli kalmıştı. Aşkını gizli tutan aşık, elbette açıklayandan üstündür. Babil’de ölüm İstanbul’da aşk-İskender Pala
Bir sarmaşık diyordu o aşk için. “Aşk” sözcüğü zaten sözlükte “sarmaşık” demekmiş. Bir sarmaşık çınarları, servileri nasıl sarıp sarmalarsa aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri. Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda. Dıştan yemyeşil ve…devamıBir sarmaşık diyordu o aşk için. “Aşk” sözcüğü zaten sözlükte “sarmaşık” demekmiş. Bir sarmaşık çınarları, servileri nasıl sarıp sarmalarsa aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri. Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda. Dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur, çürütür, çökertirmiş.
Babil’de ölüm İstanbul’da aşk - İskender Pala
Aşk ayrılığının bir azap olduğunu söylüyor, sonra da azabın a-z-b kökünden türediğini, bunun da “lezzet” demek olduğunu söylüyordu. Demek ki aşkın azabında bir lezzet vardı ve dertleri zevk edinmeyince aşkın tadı çıkmıyordu. Babil’de ölüm İstanbul’da aşk - İskender Pala
>Cephede Gazi olup askerden terhis edilen roman kahramanın cephedeki günlerine rahmet okutan sosyal hayatını işliyor. >Cepheden İstanbul’a döndüğünde karşılaştığı durum ve insaların ne kadar aşağılık olduğunu görünce cephede bunlar için mi savaştık sözlerinin dökülmesi… >Anlatılan döneme ilişkin yazarın psikolojik ve…devamı>Cephede Gazi olup askerden terhis edilen roman kahramanın cephedeki günlerine rahmet okutan sosyal hayatını işliyor.
>Cepheden İstanbul’a döndüğünde karşılaştığı durum ve insaların ne kadar aşağılık olduğunu görünce cephede bunlar için mi savaştık sözlerinin dökülmesi…
>Anlatılan döneme ilişkin yazarın psikolojik ve sosyolojik tahlillerini de bir roman kahramanı üzerinden yapmasını çok başarılı buldum.
>Aslında üzüldüğüm durum ise romanda anlatılan toplumun günümüzde de yaşanıyor olması. İşlerin yürütülme şekli, insanın kendini para için, mülk için nasıl sattığını, şeref, haysiyet, onur, gurur gibi değerlerin hiç öneminin olmadığını görmek yıkıcı oldu.
>Ve gelelim roman kahramanımızın aşkına. Ah Nihat orada da bize ızdırap yaşattın. Alacağın olsun.
En kısa sürede bir başka Peyami Safa romanında buluşmak üzere. Mutlaka okuyun derim:))