Modern Dünyada hepimiz birer oyuncuyuz. Çoğu zaman rol yapıyoruz insanlara karşı belkide en çok kendimize karşı. İyiyiz,yanlız değiliz ve mutluyuz. Hepimiz zengin ve rahat bir hayat hayali kuruyoruz. Ama gerçekten bunu mu istiyoruz? 13 yaşında bir kızın hatıra defterine yazdığı…devamıModern Dünyada hepimiz birer oyuncuyuz.
Çoğu zaman rol yapıyoruz insanlara karşı belkide en çok kendimize karşı.
İyiyiz,yanlız değiliz ve mutluyuz.
Hepimiz zengin ve rahat bir hayat hayali kuruyoruz.
Ama gerçekten bunu mu istiyoruz?
13 yaşında bir kızın hatıra defterine yazdığı şu sayfaları bugün paylaşıyorum burada, umarım kendisi bu gönderiyi görmez ve kızmaz bana,
"Çok şaşırdım hayatı basit gören insanların olduğunu öğrendiğimde,uç hayaller kurmuyorlar,telaş etmiyorlar,hiç bir uğraşları yok.Çok tuhaf geldi bu bana,bende onlara tuhaf geldim biliyorum,herneyse.Sadece karmaşık,heyecanlı ve maceralı bir hayat yaşamak istiyorum."
Bu film tam olarak bunu hissettiriyor.
Hikayemiz bir farenin büyük,rahat,şatafatlı bir malikanede "evcil hayvan" olarak yaşaması ile başlıyor.Ne hoş bir hayat değil mi? Ama hayır.Fare yanlız.Gerçekten yanlız.
Beni en çok etkileyen sahne şuydu
Faremiz akşam olup yatağa girdiğinde "iyi geceler" diyor ama kimse yok,cevap verecek tek bir canlı bile yok.
Serim bölümü verildikten sonra artık geçelim düğüme,
Roddy (bu faremizin ismi oluyor) tam olarak macerayi reddeden ve konfor alanından çıkmak istemeyen biri,size birini hatırlattı mı? Evet aynada her gün gördüğün o yüzü.
Ama hayat onu bir şekilde maceraya zorla itiyor ve kendisini bir anda bilmediği bir şehirde,farelerin yaşadığı bir şehirde buluyor.
Buradaki metaforu beğendim.Roddy'nin yaşadığı yer üstteki villaydı ama fare şehri kanalizasyonda klasik sınıf muhabbeti.
Roddy burada asla hissedemediği o aidiyeti hissedecek.Buyük bir sofrada tek bir kaptan yemek yemeye çalışan bir aileye misafir olucak.
Ve sonrasında konfor alanına geri dönecek.
İşte bütün olay burada kahramanımıza kalıyor.Geri döndü ama fare şehrinde bir tehlike var şimdi ne yapacak? Tabii ki de artık kaçmayacak.
Çünkü Hanımlar,Beyler o etrafınıza ördüğünüz duvarları bir kez yıkarsanız ve gökyüzünü görürseniz bir daha asla kendi elinizle o duvarı inşa etmezsiniz.
Film yorumum buraya kadar.
Ama filmde yine bir cok gönderme var.
Mesela filmde bir kurbağa var,kendisi Fransız.
Filmde fransızlara ve ingilizlere alttan alta güzel laf atmışlar.
Söyle bir replik geçiyor,
İngiliz Kurbağa: "Hadi ama, biraz çaba göster!"
Fransız Kurbağa: "Ben bir Fransızım! Biz sadece öğle yemeği ve teslim olmak için çaba gösteririz."
Bir başkası,
İngiliz Kurbağa (The Toad): "Peki ya plan? Sen hiç başkalarını düşünmez misin?"
Fransız Kurbağa (Le Frog): "Düşünmem, ben bir Fransızım!"
İngiliz kültürü eleştirisi çok iyiydi.
Ekstra bilgi vermeye devam
Filmde sürekli Dünya Kupasının finali hakkında dönüyor olaylar ve Dünya kupasında İngiltere-Almanya karşı karşıya
filmin sonunda ise ekrana bir gazete cıkıyor gazetede "İngiltere penaltılar ile kazandı." yazıyor.
Filmin yapımcıları olan Aardman ekibi İngiliz ve resmen burada kendileri ile dalga geçiyorlar.İngiltere aslında 1966'da Dünya şampiyonu oldu (ki bu tek şampiyonlukları) ve 2006 da çeyrek finale bile çıkamadı.
Artı olarak sonda gazetede yazan o yazı ingilterenin sürekli penaltılarla elenmesine bir göndermedir :).
Film bir stop motion gibi görünsede CGI filmi.Peki bunun nedeni ne? Aardman stüdyo stop motion yapımları ile tanınmıştır (Koyun Shaun vb.) Ve normalde de bu filmi stop motion yapacaklarmış ama filmde kanalizasyon sahneleri olduğu ve kil'in yapısı bozulacağı için bundan vazgeçmek zorunda kalmışlar.
Filmin seslendirme kadrosu da yıkıyor.(Roddy'nin türkce seslendirmeni:Umut Tabak adamın sesini en az bir kere duymuşsunuzdur harika bir seslendirmen.Kurtlar Vadisi izleyenler coktan anladı bile :) Bir çok farklı yapımda işi var zaten)
Filmde daha baska detaylar var ama onları bulmakta size düşüyor.İzleyen ve farketmediklerimi farkedenler varsa benide bilgilendirebilirler güzel olur.
Bu göndermeleri farkedemeyecek kadar küçükseniz ortalama bir film ama alttan alta yaptıkları bu mesajlar yemeğe tat katmış ve ortalamanın bir tık üstü olmuş.
Belkide hepimiz birer Roddyiz ve artık o konfor alanından çıkma vaktimiz geldi.
Kırın duvarları,yakın perdeleri ve hiç çekinmeyin düşmekten.
☆Aldığı Başlıca Ödüller ve Adaylıklar ☆
Annie Ödülleri (2007): Film tam 9 dalda aday gösterildi ve 5 tanesini kazandı. Özellikle "En İyi Senaryo" ve "En İyi Karakter Animasyonu" ödüllerini aldı.
BAFTA Adaylığı: İngiliz Akademisi tarafından "En İyi Animasyon Film" dalında aday gösterildi.
Seslendirme Ödülü: Orijinal seslendirmede Kurbağa'yı seslendiren efsanevi aktör Ian McKellen, Annie Ödülleri'nde "En İyi Seslendirme" ödülünü kazandı.