Wes Anderson gerçekten iyi bir yönetmen. Ama oldukça garip bir anlatım tekniği kullanmış. Yani filmdeki dekorlar, karakterler ve birbirinden ünlü oyuncular masalsı bir anlatımla beraber harmanlanmış. Ortaya Asteroid City çıkmış.
Spoiler içeriyor
Film olağanüstüydü. Hikayenin oluşması ve Miles'ın örümcek adam olma yolundaki macerası bir yana paralel evrenlerin içine dahil olup sayısız paralel örümcek adamları görmek inanılmazdı. Benim meftun olduğum birkaç örümcek adam var Punkçı Hobie, 2099, kedi örümcek adam, 2d örümcek adam…devamıFilm olağanüstüydü. Hikayenin oluşması ve Miles'ın örümcek adam olma yolundaki macerası bir yana paralel evrenlerin içine dahil olup sayısız paralel örümcek adamları görmek inanılmazdı. Benim meftun olduğum birkaç örümcek adam var Punkçı Hobie, 2099, kedi örümcek adam, 2d örümcek adam ve durdurup böyle de bir örümcek adam varmış dediğim diğer örümcek adamlar... Miles'ın hikayesine dönecek olursak Gwen'in geri dönüşüyle aralarındaki ilişki değişiyor. Miles, Gwen'in 2099 ve ekibiyle olan planını öğrendikten sonra 2099'a karşı çıkıp kendi hikayesini yazmak istiyor. Kendi evrenine döneceği sırada farklı bir evrendeki örümceğin ısırığıyla örümcek adam olan Miles, kendisini ısıran örümceğin evrenine geçiş yapıyor. Gwen bunu öğrendiği sırada Miles'ı aramak için kendi ekibini topluyor. Tam bu sırada film yarıda bitiyor. Heyecanın dorukta olduğu yerde bittiği için nasıl olur diyebileceğiniz bir film. Filmi olağanüstü yapan daha birçok detay var devamı seneye gelir mi göreceğiz.
Dünya tarihini cahil İngiliz bir kadından dinlemek ister misiniz. Elbette bunların hepsi birer şov. Karşısında profesörler de otursa Cunk, onlara saçma sorular sorarak bu belgeseli absürt bir mini diziye çeviriyor. Yine de İngiliz mizahını neden hiç sevmediğimi fark ettiren bir…devamıDünya tarihini cahil İngiliz bir kadından dinlemek ister misiniz. Elbette bunların hepsi birer şov. Karşısında profesörler de otursa Cunk, onlara saçma sorular sorarak bu belgeseli absürt bir mini diziye çeviriyor. Yine de İngiliz mizahını neden hiç sevmediğimi fark ettiren bir yapım.
Wong Kar-wai'nin izlediğim ikinci filmi. Bir seri katilin hikayesi diğer tarafta bu seri katile aşık olan bir fahişe. İkinci yan hikayede ise dilsiz bir adam ve bu adamın inanılmaz hikayesi var. Etraf kanlar içinde ve aşk her zaman bir yerlerde...
Wong Kar-wai 'nin izlediğim ilk filmi. California Dreamin şarkısı her çaldığında aklıma gelecek olan film. Film iki polis memurunun bir mekanda birleşen ayrı ayrı hikayesini anlatıyor. İlki de ikincisi de harika ama benim favorim ikinci hikaye. Posterde gördüğümüz sarı tişörtlü…devamıWong Kar-wai 'nin izlediğim ilk filmi. California Dreamin şarkısı her çaldığında aklıma gelecek olan film. Film iki polis memurunun bir mekanda birleşen ayrı ayrı hikayesini anlatıyor. İlki de ikincisi de harika ama benim favorim ikinci hikaye. Posterde gördüğümüz sarı tişörtlü hanımefendinin çalıştığı yere gelen polis memuru ile olan aşkını seyrediyoruz. Tabi bu çok saf ve platonik bir aşk.
Wong Kar Wai'nin izlediğim üçüncü filmi. Onun filmlerinin havası hiçbir şey söylemeden gözlerden okunabilen duyguları yansıtması bakımından farklı bir yerde benim için. Aşk Zamanı da öyle. Birbirlerine komşu olan bir adamın ve kadının eşlerinin kendilerini eşleriyle aldattıklarını öğrenmelerinden sonra aralarındaki…devamıWong Kar Wai'nin izlediğim üçüncü filmi. Onun filmlerinin havası hiçbir şey söylemeden gözlerden okunabilen duyguları yansıtması bakımından farklı bir yerde benim için. Aşk Zamanı da öyle. Birbirlerine komşu olan bir adamın ve kadının eşlerinin kendilerini eşleriyle aldattıklarını öğrenmelerinden sonra aralarındaki hisler imkansız bir aşka dönüşür. Bu gerilimi, arzuyu ve kararsızlığı izlerken aşkın da nasıl bir yerde durduğunu gözlemliyoruz.
Spoiler içeriyor
İki ay önce izlediğim bu film çoşkulu bir gençlik filmiydi. Dört çılgın ve tahmin edebileceğiniz gibi ezik liseli içlerinden birinin doğum günü için bir parti düzenlemeye karar verir. Sokaklarda, okulda ve marketlerde tanıyıp tanımadığı herkese evlerinde bir parti vereceğini söyleyen…devamıİki ay önce izlediğim bu film çoşkulu bir gençlik filmiydi. Dört çılgın ve tahmin edebileceğiniz gibi ezik liseli içlerinden birinin doğum günü için bir parti düzenlemeye karar verir. Sokaklarda, okulda ve marketlerde tanıyıp tanımadığı herkese evlerinde bir parti vereceğini söyleyen gençler birkaç kişinin katılacağını düşündüğü partiye gece olunca binlerce kişinin akın ettiğini görünce partinin muhteşem bir festivale dönüşeceğini fark ederler. Ev darmadağın olurken her türlü olay patlak vermeye başlar. Filmin Eminemle taçlanan atmosoferi partiyi havalı kılmaya yetiyor. Project X, bir el kamerasıyla başlayıp bir el kamerasıyla bitiyor. Bu süreçte birbirine bağlanan anılar gibi elden ele dolaşan kamera bu büyük partinin inanılmaz anlarını aktarıyor.
The Last of Us, müzikleriyle, video oyunundaki senaryoya bağlı kalınan oyunculuklarıyla harika bir iş olmuş. Heyecanınızı hiç kaybetmeyeceğiniz bir dozda ilerlese de bazen neden daha fazla hastalıklı görmedik diye sitem ettiğim oldu. Joel'i oynayan Pedro Pescal ve Game of Thrones'tan…devamıThe Last of Us, müzikleriyle, video oyunundaki senaryoya bağlı kalınan oyunculuklarıyla harika bir iş olmuş. Heyecanınızı hiç kaybetmeyeceğiniz bir dozda ilerlese de bazen neden daha fazla hastalıklı görmedik diye sitem ettiğim oldu. Joel'i oynayan Pedro Pescal ve Game of Thrones'tan tanıdığımız Bella Ramsey arasındaki uyum ise çok iyi işlenmiş.
Aksiyon olarak iyiydi. Özellikle yaklaşık 20 dakika boyunca süren tek plan çekimle birlikte aksiyonun sınırları zorlanmış. Ben Chris abimi severim ama bu film ilk filmden daha kaliteli miydi tartışılır. Tamam paralı askersin ama karakterin gelişimi robot gibiydi.