Johnny Depp filmlerine yorum yapılmaz, sadece izlenir. Buraya filmde geçen sevdiğim bir alıntıyı ekleyeceğim; "Kötülük pek çok maske giyebilir, hiçbiri iyilik maskesi kadar tehlikeli değildir."
Hristiyan bir polisin kaybolan bir kızı aramak için pagan kültüre sahip olan insanların yaşadığı bir adaya gelmesiyle başlar. İki inanç sisteminin birbiriyle çarpışmasını izliyoruz. Film eski bir yapım ve sanırım oldukça ilgi çekici olmuş ki uyarlamasını / tekrar çekimini yapmışlar.…devamıHristiyan bir polisin kaybolan bir kızı aramak için pagan kültüre sahip olan insanların yaşadığı bir adaya gelmesiyle başlar. İki inanç sisteminin birbiriyle çarpışmasını izliyoruz. Film eski bir yapım ve sanırım oldukça ilgi çekici olmuş ki uyarlamasını / tekrar çekimini yapmışlar.
Fazla detaya girmeye gerek yok paganizm ve ayinlere / rituellere ilgisi olan gözünü kırpmadan izleyebilir.
Spoiler içeriyor
"Her gölge ne kadar koyu olursa olsun sabah güneşi tarafından tehdit edilir." Spiritüalizme kaynaklık yapan bir film; Bu alıntıyla başlamak istedim. Yorumlara baktığımda herkesin farklı değerlendirmeler yapıp farklı anlamlar çıkardığını gördüm. O halde bende kendimce bir yorum yapayım dedim. Tamamen…devamı"Her gölge ne kadar koyu olursa olsun sabah güneşi tarafından tehdit edilir."
Spiritüalizme kaynaklık yapan bir film;
Bu alıntıyla başlamak istedim.
Yorumlara baktığımda herkesin farklı değerlendirmeler yapıp farklı anlamlar çıkardığını gördüm. O halde bende kendimce bir yorum yapayım dedim.
Tamamen derin anlamlar arayarak izlemeye başladım filmi. O yüzden dünyalık yerlerine pek dikkat ettiğim söylenemez. O yüzden o konularda pek yorum yapmak istemiyorum.
Üç bilinç hali görüyorum. Başrolümüzün içinde bulunduğu üç reankarne durumu.
Bunları da yorumlarda yazmışlar o yüzden oraya da pek değinmeyeceğim.
Eşi tamamen her gerçeklikte ona ruh rehberliği yapıp kaynağa sürükledi.
Boyut atlanması gereken konular vardı ve başrolümüzün bu evrelerini adeta görmüş bulunduk. Zaten en sonunda ilahi boyuta vardı ve kaynakla bütünleşti.
Burada tamamen çıplak bir gözle spiritualizm gözlemlenmektedir.
Her gerçeklikte kötü ile karşılaşıp yolculuğuna devam ediyor çevresindeki insanlar ona her zaman şaşkın gözletle bakıyor fakat o kaynağa odaklanmış bir şekilde adımlarını atmakta sakınmıyor.
Ruh rehberi, eşi onun bu gelişiminde ona yardımcı oluyor ve bunun farkında olarak yapıyor.
Başrolümüz en sonunda kaynağa ulaşıyor, öz suyu içiyor ve onunla bütünleşiyor.
En üst mertebeye böylelikle ulaşmış oluyor.
Paralel evren diye Özcan Deniz'e rağmen açtığım dizide yine bir kadına şiddete rastladım. Üstelik özcan denizin dizideki eşinin de şiddet uyguladığı eski eşine benzemesi cabası..! Bugüne kadar rafıma hep en beğendiklerimi not aldım ama bu sefer kesinlikle izlememeniz gereken bir…devamıParalel evren diye Özcan Deniz'e rağmen açtığım dizide yine bir kadına şiddete rastladım. Üstelik özcan denizin dizideki eşinin de şiddet uyguladığı eski eşine benzemesi cabası..!
Bugüne kadar rafıma hep en beğendiklerimi not aldım ama bu sefer kesinlikle izlememeniz gereken bir diziyi not alıyorum. Ayrıca özcan denizin hiçbir dizisini izlememenizi rica ediyorum.
Bu konudan çok güzel olaylar çıkarabilecekken kendi bilinç altının yansıması olan kadına şiddeti ürün olarak kullanması onun ne denli bir psikopat olduğunu gözler önüne seriyor.
Arkadaşlar izlemeyin, izlettirmeyin.
Exxen'de gibiden sonra en kaliteli dizi diyebilirim. Eksiklikler var, anlamsız drama sahneleri var ama yine de güzel. Ben bu diziye oldukça güldüm. Zaten Serhat Kılıç'ın yer aldığı tüm projeleri izliyorum ve hepsini de beğeniyorum. Karakterler güzel hepsine oturmuş ama sezon…devamıExxen'de gibiden sonra en kaliteli dizi diyebilirim. Eksiklikler var, anlamsız drama sahneleri var ama yine de güzel. Ben bu diziye oldukça güldüm. Zaten Serhat Kılıç'ın yer aldığı tüm projeleri izliyorum ve hepsini de beğeniyorum. Karakterler güzel hepsine oturmuş ama sezon finali verdi büyük ihtimal yeni sezon gelmez çünkü exxen zaten çöp bi platform... neysee seref beyin finalini ben kafamda yazdım gerisi beni ilgilendirmez. Kaliteli oyunculuklarla çerezlik bir dizi izlemeye değer.
Spoiler içeriyor
Öncelikle söylemek isterim ki iki oyuncuyu da çok severim. Film gayet güzeldi ama sanırım benim canımı en çok yakan romantik filmlerden oldu. Her şey bir yana ilk başta profesörün konusunu güzel bağlayamadıklarını düşündüm, tüm film boyunca ona üzüldüm. Jesse kesinlikle…devamıÖncelikle söylemek isterim ki iki oyuncuyu da çok severim. Film gayet güzeldi ama sanırım benim canımı en çok yakan romantik filmlerden oldu. Her şey bir yana ilk başta profesörün konusunu güzel bağlayamadıklarını düşündüm, tüm film boyunca ona üzüldüm. Jesse kesinlikle korkağın tekiydi, bize gerçekçi bir şekilde bu konuyu işlediler ve sonunda başta ilgisini bile çekmeyen kadını sırf yaşıt ve beğenileri aynı diye tercih etmesi kadar korkakça ve saçma bir durum daha yok! Elizabeth oldukça fedakar ve anlayışlı davrandı. Jesse 'ye sevdiği kitabı kötülerken nasıl tahammül etti bilmiyorum açıkcası ben bunu yapamazdım. Jesse her hata yaptığında Elizabethin yanıma geldiği zamanlar onun hatalarını bir kenara bırakıp onunla güzelce konuştu. Jesse diğer kadınla sevgiliyken bile Elizabethe mektup yazabildi.
Sanırım burada gördüğüm durum Elizabethin jesseyi gerçekten kaliteli, kendi ayaklarının üzerinde duran, özgür ruhlu ve edebi bir kişilik sanması fakat jesse öyle biri değildi, o korkağın tekiydi.
Yaralandığım nokta tamda bu oldu.
Bana göre film bize jessenin elizabethi seçmemesi bu durumun gerçekliğini, kendi yaşına uygun biriyle mutlu olmasını (ki kesinlikle mutlu değildi) değil de elizabethin hayal dünyasından çıkmasını, asıl kafasını kitaba gömen kişinin elizabeth olduğunu fark ettim. Her şeyi kitaplardaki gibi yaşamak istedi. Aşkı, mektuplaşmaları, duyguları, biraz drama, mutluluk ve sonunda umut. Ama bilmediği bir şey var ki jesse elizabethin ona verdiği değeri gram hak etmedi.
Tarikatler, ayinler, ritüeller ve paganizm ilginizi çekiyorsa kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Gerçekten izlerken sadece önde yaşanıp bitenlere değil gerisine de bakmamız gereken bir filmdi. (Selamlaşma sahneleri de dahil) Ters köşe bir sonla ben bunu nasıl anlayamam deyip aslında olayı başa…devamıTarikatler, ayinler, ritüeller ve paganizm ilginizi çekiyorsa kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.
Gerçekten izlerken sadece önde yaşanıp bitenlere değil gerisine de bakmamız gereken bir filmdi. (Selamlaşma sahneleri de dahil)
Ters köşe bir sonla ben bunu nasıl anlayamam deyip aslında olayı başa sarıp, polislerin flash back sahneleri gibi kafanızda sahneler ve cümleler geçecektir.
Not: Bize güzellikler ve çiçekler de sunsa tarikat tarikattır.
Spoiler içeriyor
Hiçbir kitabı yayınlanmamış yazar Arif, bir gün bir kadına aşık olur. Bu derin duygularının esirindeyken kadının ona aşık olmadığını fark bile edemez. Müzeyyen için her zaman özgür ruhlu diyordu, Müzeyyen de kendini öyle sanıyordu. Aslında Müzeyyen sadece hissedemediği duyguların zindanından…devamıHiçbir kitabı yayınlanmamış yazar Arif, bir gün bir kadına aşık olur. Bu derin duygularının esirindeyken kadının ona aşık olmadığını fark bile edemez. Müzeyyen için her zaman özgür ruhlu diyordu, Müzeyyen de kendini öyle sanıyordu. Aslında Müzeyyen sadece hissedemediği duyguların zindanından kendini kurtarmaya çalışıyordu. Hepimiz Müzeyyene kızdık belki, belki de bu yaptığı için onu suçladık fakat gelgelelim biraz Müzeyyen'i anlamaya;
Aşk her zaman erkekler için mi özeldir? Hayır burada cinsiyetçilik yapmıyorum ama her zaman erkekler mi çok sever kadınları? Kadınlar da erkekler gibi bağlı kalamaz mi geçmişlerine, onları unutmaya çalışmak için başka sevgilerde bulamaz mı kendilerini? Bulurlar. Ama konu bu da değil, çünkü konu Müzeyyen de olsa Arif de olsa bir insanın bir insanı sevemeyince onunla geçirdiği her bir zamanın ona cehennem gibi gelmesi. Mutsuz evlilikler bas döndürür, Müzeyyen hiçbir zaman mutsuz olmak istemedi. Belki sizde kendinizden bir şeyler göreceksiniz Müzeyyen'de. Hepimiz aşık oluruz, hepimizin hayatından her bir zerresine aşık olduğumuz bir insan geçer. Fakat bazen bitmişse bazı şeyler, giden de gitmişse çoktan geri dönüşü olmayacaktır. O halde yeni arayışlara gireriz, kalbimiz onun için atıyorken biz kendimizi o karanlıktan kurtarmak isteriz. O karanlıktan kurtulduk sandığımızda kendimizi kendi ellerimizle bir zindana hapsettiğimizi anlarız. Gitsem gidemem senden, kalsam kalamam sadece sevgine muhtacım. Müzeyyen'in Arif'in yüzüne konuşacak cesareti yoktu, küçük bir not bırakıp gitti. Kalbi yalnız atmaya devam ederken Arif ounla konuştuğu zaman bu sevginin çok güçlü olduğunu anladı. Ona çay teklifi ettiğinde ise bunu Arif'i sevdiği için yapmadı, kendini memnun etmek için yaptı. Arif ise çoktan silmisti her şeyi, çünkü biliyordu ki Müzeyyen ona geri dönse yine aynı şeyleri yaşayacaklar...
Oysa Arif başta söylemeliydi her şeyi, gerekirse kavga yapıp tartışırlardı ama kendi sonunu getirdi.
"Ne olmuştu da, “Seninle dünyanın her yerine gelirim,” diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı."
Arif her şeyi fark edip gidemedi, çünkü aşıktı.
Astral Seyahate ilgisi olanların kesinlikle izlemesi gereken bir mini dizi. Bu dizi bir kitap uyarlamasıymış. Öncelikle şunu söylemem gerekiyorki İskoçya'da çekilmiş olan bazı yerleri ve ya tümü tam olarak bilmiyorum fakat çok güzeldi. İskoçya'nın havası bi farklı tabii :)Her şey…devamıAstral Seyahate ilgisi olanların kesinlikle izlemesi gereken bir mini dizi. Bu dizi bir kitap uyarlamasıymış. Öncelikle şunu söylemem gerekiyorki İskoçya'da çekilmiş olan bazı yerleri ve ya tümü tam olarak bilmiyorum fakat çok güzeldi. İskoçya'nın havası bi farklı tabii :)Her şey bi psikolog ve biraz değişik eşinin yeni bir yere taşınmasıyla başlıyor.
Eşinin değiştiğini düşünen ve ondan gün gün uzaklaşan psikoloğun önceden tanışıp sonra şans eseri sekreteri çıkan kadınla ilişkisinin başlamasıyla her şey çıkmaza giriyor. Tabi konumuz bu kadar basit değil çünkü bu kadın bir yandan psikolokla ilişkisini sürdürürken bir yandan da psikoloğun eşi ile çok yakın arkadaşlık ilişkisi kurar. Konu maalesef aldatmayla sınırlı değil çünkü psikoloğun eşi kızımız yani (Adele) geçmişinde ağır travmalar atlatmış. Şimdi gelelim asıl mevzuya...
-Spoiler içerir-
Evinde yangın çıkma sonucunda ailesini kaybetmiş olan Adele rehabikitasyon merkezine gider. Bu arada onu yangından kurtaran kişide psikolog yani david. Yangından etkilenmeme nedenide astral seyahatte olması. Rehabilitasyon merkezinde gay bi çocukla arkadaşlık kurar ve oradan çıkınca çocuğu evine çağırır. Tabi bu sırada bir gün sonra sevgilisi david'i çağıracaktır. Kimseye açmadığı sırrını rehabilitasyon merkezinde tanıştığı rob'a açar ve onunla astral seyahat yaparlar. Sonra David gelir ve üçü çok iyi anlaşır fakat david tekrar gidip geldiğinde Rob ölmüştür. Aslında ölenin bedenen rob fakat ruhen adele'nin olduğunu söylesem inanır mısınız? Evet maalesef öyle...
Çook büyük bir şaşkınlık geçirdim bunu ilk öğrendiğimde. Tabi aslında astral yaparken adele'nin geçmiş yaşamda aurası ve ya ruhu her neyse onun rengi morken neden mavi oldu? Neden rob'un astral yaparken ki hali oldu diye şaşırsamda anlamamıştım. Rob aslında david'den hoşlanmış ve adele ile ruhlarını değiştirmişti. Bunun aynısını rob'u adele'nin öldürdüğünü öğrenincede diğer kadının bedenine girdi.
Gerçekten uzun zaman etkisinden çıkamayacağım bir diziydi hele ki Adele'yi oynayan oyuncuya bayıldım. Atmosferi, oyuncuları, senaryosu, her şeyiyle mükemmel bir dizi olmuş. Kesinlikle gözüm kapalı tavsiye ederim.
Spoiler içeriyor
"Bir gün yanlış bir karar vermiştim. Etrafımda kimse yanlış yaptığımı düşünmüyor, bana hak veriyordu. Şunu gördüm: Herkesin onayladığı şey yanlış sayılmıyor." Bozkır'da çekilen sakin, durağan bir polisiye dizisi. Başta Ekin Koç için izlesemde (Ekinin çoğu dizileri için geçerli) diziyi gerçekten…devamı"Bir gün yanlış bir karar vermiştim. Etrafımda kimse yanlış yaptığımı düşünmüyor, bana hak veriyordu. Şunu gördüm: Herkesin onayladığı şey yanlış sayılmıyor."
Bozkır'da çekilen sakin, durağan bir polisiye dizisi. Başta Ekin Koç için izlesemde (Ekinin çoğu dizileri için geçerli) diziyi gerçekten çok sevdim. Evet bir polisiye dizisinden heyecan, aksiyon bekleyenler için tavsiye edeceğim bir dizi değil fakat dinlendirici bir dizi arayanlar için Bozkır gerçekten öyle. Nuri Pamir ve Seyfi çok iyi ikili olmuş. Kanıt dizisi gibi Seyfi daha durgun yardımcısı Nuri Pamir ise suçlulara ve olaylara karşı daha öfkeli ve sinirli. Dizi o kadar bizden bir dizi ki Türkiye'de zenginlerin nasılda kendilerini aklayacaklarını gösteriyor. Adalet denen şeyin olmayışından, amirlerin bile zenginler karşısında eğilmesinden bahsediyor. Konuya gelirsek eğer, bir çocuğun öldürülmesiyle başlıyor ve benim en üzüldüğüm olay da suriyeli bir vatandaşın sırf suriyeli diye suçlanıp öldürülmesi oldu. Çocuklar öldürülüyor. Başta adrenochrom tarzında bir şey sansamda bu konunun detayına fazla girilmedi. Aslında Bozkır dizisinde sevmediğim tek bir şey var ki neyin neden yapıldığı bize söylenmiyor. Aa tabi Seyfi başkomserin dediği "insanlar bir neden arıyor, katili aklamak için" tarzında cümlesinide es geçmememiz lazım. Haklı aslında bir katil birini öldürüyorsa illa bir neden olmamalı hastalıklı bir ruh dememiz daha doğru olacaktır. Finaline gelecek olursak istediğim gibi bitti mi sorusuna hayır daha iyisi olabilirdi diyebilirim. Ama diziyi diğer polisiye dizilerindende ayıran bu olmuş her zaman adalet yerini bulmuyor biz ne yapsak yapalım elimizden bir şey gelmez. Ölümde adalet değil yaşamakta katil için kurtulmak olurdu ne de olsa kendini aklardı. Ama bu dizi izlenir. Oyunculuklar, bozkırın güzelliği, Türkiye'nin gerçek hali, birbirinden farklı karakterler ve daha fazlası... Seyfi'nin kıvrak zekası, Nuri Pamir'in karakteri ve olayların içine düşüşünüde es geçmemek lazım. Bu arada dizide geçen cümlelerde bir o kadar anlamlı.
"Adalet zamanın kölesidir. Sikilir durur."