Gökyüzünü görmemizi engelleyecek binalar, rahatsız edici büyüklükteki reklam panoları, çevreye atılmış tenekeler, plastikler, kağıtlar, sigaralar, bunaltıcı trafik, kalabalık kafeler, akşama kadar beklediğimiz kuyruklar, nehirlere, göllere atılmış çöpler, fabrikaların bacalarından çıkan yüksek dozda karbondioksit oranı içeren pislikler, ağaçları, böcekleri hiçe saydığımız…devamıGökyüzünü görmemizi engelleyecek binalar, rahatsız edici büyüklükteki reklam panoları, çevreye atılmış
tenekeler, plastikler, kağıtlar, sigaralar,
bunaltıcı trafik, kalabalık kafeler,
akşama kadar beklediğimiz kuyruklar,
nehirlere, göllere atılmış çöpler,
fabrikaların bacalarından çıkan yüksek dozda karbondioksit oranı içeren pislikler,
ağaçları, böcekleri hiçe saydığımız ormanlar...
İşte Homo Sapiens. İşte yaşadığımız dünya.
İşte aptallığın sonucunda yaratılmış dünya.
Sahi ne zaman bir şeyleri değiştirmeye çalışacağız? O "Şimdi" ne zaman gelecek?
Bu videoyu tüm insanlığa izletsek bile insanlar yine de devam etmez mi? Çünkü aptallık bazıları için süper bir tatmin kaynağı haline gelmiş.
Dünyaya sıçıp, batırmaktan usanmadık mı?
-"Hayatı seçmek" nedir? -Ne? -"Hayatı seçmek."Simon bazen söylüyor bunu."Hayatı seç,Veronika." diyor. -"Hayatı seç" 1980'lerdeki uyuşturucu karşıtı kampanyanın iyi niyetli sloganıydı. Biz de ona eklemeler yapardık. Mesela ben derim ki, özel tasarım iç çamaşırı seç. Ölmüş bir ilişkiye biraz hayat katmak…devamı-"Hayatı seçmek" nedir?
-Ne?
-"Hayatı seçmek."Simon bazen söylüyor bunu."Hayatı seç,Veronika." diyor.
-"Hayatı seç" 1980'lerdeki uyuşturucu karşıtı kampanyanın iyi niyetli sloganıydı. Biz de ona eklemeler yapardık. Mesela ben derim ki, özel tasarım iç çamaşırı seç. Ölmüş bir ilişkiye biraz hayat katmak adına beyhude bir çaba. El çantalarını seç. Yüksek topuklu ayakkabılar seç. Kendini mutlu gibi hissetmek için kaşmir ve ipek seç. Kendini camdan atan bir kadın tarafından Çin'de üretilmiş bir iPhone seç ve Güney Asya'da bir mağazadan alınmış ceketinin cebinden çıkarma. Facebook'u, Twitter'ı, Snapchat'i, Instagram'ı seç ve tanımadığın insanlara kin kusacak binbir türlü başka yol seç. Profilini güncellemeyi seç. Kahvaltı ettiğini dünyaya duyur ve birinin, bir yerlerde bunu umursadığını umut et. Eski sevgililerini aramayı seç. Onlar kadar kötü görünmediğine çaresizce inanmak için. İlk otuzbirinden son nefesine kadar her şeyini bloglardan paylaşmayı seç. İnsan ilişkisinin indirgendiği nokta dijital bir veriden fazlası değil. Estetik ameliyat olan ünlüler hakkında bilmediğin on şey seç. Kürtaj için bağırmayı seç. Tecavüz şakalarını, kadınlara laf atmayı eski sevgilini ifşa etmeyi seç ve bitmek tükenmek bilmeyen depresif kadın düşmanlığını. 11 Eylül'ün hiç yaşanmadığını ve yaşandıysa, sorumluların Yahudiler olduğunu seç. Ne zaman biteceği belli olmayan mesaileri ve işe gitmek için iki saat yol gitmeyi seç ve çocukların için de aynısını ama daha kötüsünü seç. Kendi kendine belki onların başına gelmediğini telkin et. Sonra arkana yaslan ve acıyı, sikko bir mutfakta üretilen adı bilinmeyen bir uyuşturucudan bilinmeyen dozlarda alarak dindir. Tutulmayan sözü seç ve keşke başka türlü hareket etseydim de. Kendi hatalarından asla ders çıkarmamayı seç. Tarihin tekerrür edişini izlemeyi seç. Her zaman hayalini kurduğun şeye ulaşmak yerine ulaşabileceğin şeye ulaşmaya kendini yavaştan alıştırmayı seç. Aza kanaat et ve mutluymuş gibi yap. Hayal kırıklığını seç ve sevdiklerini kaybetmeyi seç. Onlar hayattan ayrılırlarken senin bir parçan da onlarla birlikte ölür. Ta ki bir gün parça parça hepsinin öldüğü güne kadar ve senden ölü ya da diri denebilecek tek bir parça kalmayacak. Geleceğini seç Veronika. Hayatı seç.
500.000 yıl önce insan doğaya giriş yapıyor. Üzerinde "welcome" yazan bir kıyafetle. Güzel gönderme. Zamanla birçok hayvanı öldürüyor. Sırf DNA'sı yaşasın diye. Sırf tatmin olsun diye. Denizleri kirletiyor, ağaçları kesiyor. Doğduğumuz doğadan tamamen farklı bir ortam yaratıyor. Beton dediğimiz ortamları.…devamı500.000 yıl önce insan doğaya giriş yapıyor. Üzerinde "welcome" yazan bir kıyafetle. Güzel gönderme. Zamanla birçok hayvanı öldürüyor. Sırf DNA'sı yaşasın diye. Sırf tatmin olsun diye. Denizleri kirletiyor, ağaçları kesiyor. Doğduğumuz doğadan tamamen farklı bir ortam yaratıyor. Beton dediğimiz ortamları. Varoluşunu olabildiğince çirkinleştiriyor. İçerisinde doğduğu doğadan bağımsız bir yerleşim ortamı. Her tarafı çöp, gürültü, bulantı, bunaltı ortamını. Animasyonun sonlarına doğru insan çöplüğün üzerinde bir tahta oturuyor. O sırada Nietzsche'nin sözü aklıma geldi: "Dünyanın en yüce tahtına da çıksanız oturacağınız yer, yine kendi kıçınızın üstüdür."
Çöplüğün üzerinde bir taht.
Evren 13.5 milyar yıl yaşında. Fakat 80 yıl; insanın doğayı mahvetmesi, sıçıp batırması ve yok etmesi için yeterli bir süre.
İşte "MAN" adlı bu animasyon bizim aptallığımızı anlatıyor.
Çok sevdiğim animatör Steve Cutts bu animasyonla içerisinde bulunduğumuz sistemi çok sert bir şekilde eleştirmiş. Sistemin bize mutluluk satabileceğini düşündürmüş olması ve bizim de sistem sayesinde mutluluğu bulacağımızı sanmamız büyük aptallık. Kapitalizm bizim varoluşumuzu mahvetmekte ve bizler de bu mahvoluşu…devamıÇok sevdiğim animatör Steve Cutts bu animasyonla içerisinde bulunduğumuz sistemi çok sert bir şekilde eleştirmiş.
Sistemin bize mutluluk satabileceğini düşündürmüş olması ve bizim de sistem sayesinde mutluluğu bulacağımızı sanmamız büyük aptallık.
Kapitalizm bizim varoluşumuzu mahvetmekte ve bizler de bu mahvoluşu hala destekliyoruz.
Bu aptal, lanet sistemde boğulduğumuzu çok iyi şekilde gösteren bir animasyon.
Bu sert, haklı eleştiriyi izleyin.
Hayatın anlamı nedir? Hayatımda her daim üzerine düşüneceğim bir konu. Ana karakterimiz de üzerine bayağı düşünmüş. Varoluşun ne demek olduğunu anlayabilmiş gibi. Kendi anlamını kendi yaratmış. Yaptıklarının ya da yaptıklarımızın, yapacaklarımızın hiçbir önemi olmadığının farkında. Nihilizmin ne demek olduğunu gayet…devamıHayatın anlamı nedir?
Hayatımda her daim üzerine düşüneceğim bir konu. Ana karakterimiz de üzerine bayağı düşünmüş. Varoluşun ne demek olduğunu anlayabilmiş gibi. Kendi anlamını kendi yaratmış. Yaptıklarının ya da yaptıklarımızın, yapacaklarımızın hiçbir önemi olmadığının farkında. Nihilizmin ne demek olduğunu gayet iyi biliyor. Bizler,bazilyonlarca yıldız arasında küçücük bir kum tanesinde varoluş çabamızı gerçekleştirmek için çırpınıp duruyoruz. Bu karakter dediklerimin farkında.
Dünyayı derin bir şekilde değerlendirdiğimizde her şeyin anlamsız bir çabadan ibaret olduğunu biliyor.
İzlediğim en derin felsefi metne sahip filmlerden. Fargo'nun 3.sezonundan tanıdığımız David Thewlis karakterle bütün olup iyi bir iş çıkarmış. Mutlaka izlemelisiniz. Favorilerinizin arasına gireceğinden şüphem yok ama ağırdır, söyleyeyim.
"Sen aslında var olmuş ve var olacak herkessin ya da her şeysin."
"Buradan anlaşılıyor ki kaç tane kitap okumuş olursan ol bu dünyada, asla, asla ama asla anlayamayacağın bazı şeyler vardır."
"Ya Tanrı kendini eğlendirmek için bizi bıraktıysa?"
"Şu anla ilgili hiçbir sorun yok, şu an iyidir, şu anla ilgili tek sorun aslında böyle bir şeyin varolmamasıdır.Çünkü şu an gelecektir, gelecekte geçmiş. Ve hepsi aslında aynıdır. Varoluşa geçiş ve öteki tarafa geçiş. Varolmak ve yok olmak. Gelecek şimdidir."
"Nasıl ki dinozorların nesli tükendiyse aynısı bizim de başımıza gelecek. Hiçbir önemimiz yok. Sadece bir fikirden ibaretiz."
"-gidecek bir yerin yok mu?
-sonsuz sayıda gidecek yerim var benim, sorun nerede kalınacağı."
"Sıkıldım mı? Hayır hiç de sıkılmadım. Ben hiç sıkılmam. Herkesin derdi bu, herkes sıkılıyor. Doğa size açıklandı ve sıkıldınız, yaşayan beden açıklandı ve sıkıldınız, evren size açıklandı ve siz bundan da sıkıldınız. Şimdi yalnızca ucuz heyecanlar istiyorsunuz; bunlardan bol bol istiyorsunuz ve yeni oldukları sürece ne kadar adi, saçma oldukları fark etmiyor. Hakkımda ne söylersen söyle ama ben hiç de sıkılmıyorum."
Sağlam dizi. "It gets easier. Everyday, it gets a little easier. But you gotta do it everyday. That's the hard part. But it does get easier." ''evren acımasız, umursamaz bir boşluk. mutluluğun anahtarı anlam aramakta değil, kendini önemsiz saçmalıklarla meşgul…devamıSağlam dizi.
"It gets easier. Everyday, it gets a little easier. But you gotta do it everyday. That's the hard part. But it does get easier."
''evren acımasız, umursamaz bir boşluk. mutluluğun anahtarı anlam aramakta değil, kendini önemsiz saçmalıklarla meşgul tutmakta. ve sonunda, ölmüş olacaksın.''
"-Bir sürü film yazdım ve çok para kazandım ama tatmin olamadım.Oscar'ı kazanıp sahneye çıkınca o heykele baktım ve "Bu, hayatımın en mutlu anı olmalıydı"diye düşündüm.Ama hiç daha sefil hissetmemiştim.
-Ayık olduğun için mi?
-Oscar anlamsız.Her şey anlamsız.
Kendimi başkalarına yardıma adadım.Evimi uyuşturucu bağımlıları için rehabilite merkezi yaptım.Bu sistemi kurdum.Bazılarına yardım ettik ama çoğunu da ihmal ettik.Bu da her şeyi anlamsızlaştırdı.
-Herkes senin için endişelendi.Öylece ortadan kaybolamazsın.Pek çok kişiyi incittin.
-Bazen kendi mutluluğunun sorumluluğunu alman gerekir.
-Sence bu,biraz bencilce değil mi?
-Sana ne diyeceğimi bilmiyorum.
Hayatımda ilk kez mutluyum ve bunun için kötü hissetmeyeceğim.
Ne kadar sefil olduğumuzu farketmemiz uzun zaman alıyor.
Böyle olması gerekmediğini anlamak daha da uzun sürüyor.
Yalnızca her şeyi boşverdikten sonra mutlu olmanın yolunu bulabilirsiniz."
"Mr. Peanutbutter: Sweetie, you know I support you, whatever you want to do, but you're not gonna find what you're looking for in these awful made-up places. The universe is a cruel, uncaring void. The key to being happy isn't a search for meaning. It's to just keep yourself busy with unimportant nonsense, and eventually, you'll be dead."
"-See you on the otherside .
-Oh BoJack , no . There is no otherside .
This is it ."