Spoiler içeriyor
İnsanlar hem yalnız kalmayı hem de yalnız olmama durumunu tercih etmeyi severler. Bunun nedeni ise kendimce yalnız kaldıklarında yalnız olmamanın değerini anlamalarıdır. Çünkü biz doğduğumuz andan itibaren bir şeylere, kişilere veya topluma bağımlı hale geliriz. Bizler aslında doğuştan bağımlı insanlar…devamıİnsanlar hem yalnız kalmayı hem de yalnız olmama durumunu tercih etmeyi severler. Bunun nedeni ise kendimce yalnız kaldıklarında yalnız olmamanın değerini anlamalarıdır. Çünkü biz doğduğumuz andan itibaren bir şeylere, kişilere veya topluma bağımlı hale geliriz. Bizler aslında doğuştan bağımlı insanlar olarak başlarız hayata ve yalnızlığın etkisini, yoksunluk belirtisini ise davranıslarımız da gösteririz.
Karakterimiz çocukluğunda annesinin ölümünün etkisiyle babasının değişimine tanık olmuş ve sevgiden ihmal edilen bir çocukluk geçirmiştir zannımca.
Burada bir baba oğul ilişkisi görürüz. Ancak bu ilişki ideal baba oğul ilişkisi değildir. Çünkü ideal ilişki sevgiyi ve sıcaklığı hissettirir. Burada ise babasının da etkisiyle belirlenen bir role bir işe girmiş karakterinin rutinlerini görürüz.
Babasının baskısını artık sadece evde değil işinde de hisseden Kenan bu yüzden başka yere tayin edilir. Babasının davranışları kendisini rahatsız hissettirdiği kadar dile getirmemesine de neden olmaktadır. Çünkü çoğu evlada susmak öğretilmiştir. Bu saygı diye öğretilmiştir.
Çocuklara "katı" kurallar ve sevgisizligi saygı çerçevesinde öğretmek ise bir yerde patlama noktasına ulaştırarak, Kenanda olduğu gibi gerçek ve hayali birbirine karıştırarak psikolojik etkisini göstermiştir. Her insan da aşma noktası ve yansıtılması farklıdır.
Tamir ettiği arabanın kendisine çocukluk günlerini ve mutlu ailesini anımsattığı için yaptığını düşünmekteyim. İnsanlar geçmişe duyduğu özlemi nesneleştirerek tekrardan yaşayabileceğini düşünebilir.
Psikolojide çoğu kuramcı çocukluk yaşantılarının karakter gelişimi üzerindeki etkisine fazlaca değinmiştir. Erken yaşantı travmaları ve deneyimleri kimlik oluşumunda etkilidir. Kenan çocukluğunda annesinin ölümüne tanık olmuş ve babasının ihamlini yaşamış bir bireydir.Kenan içine kapanan, sevgisizliği bize de çokça hissettiren ve doğru bir tabir mi bilemiyorum ama duygularının olmamasını sağlayan otomatik bir insandır.
Bir diğer aklımda yer edinen konu ise sokak lambalarının bozulması ve babasına tamir edeceğini demesine rağmen babasının bunu yapması kendisini rahatsız hissettirmistir. Ancak bunu babası dışında herkese soyleyebilecekken babasına bunu tam anlamıyla ifade edememiştir. Her zaman böyle yaptığı ise kendisine bir şeyleri yapabilme fırsatı sunmamasını gösterir.
Çok uzatmadan son sahneye gelmek istiyorum bana Karanlıktakiler filmini anımsattı biraz.. Son sahneler de artık insanın taşma noktasıdır. Kenanın hayatı boyunca bastırdığı duyguların dışavurumudur. Bastırma bizim oluşturdugumuz bir savunma mekanizmasıdır. Aşırı kullanımı ise sanırım böyle bir tepkiye yol açabiliyor
Kıssadan hisse diyeceğim fakat öyle olmuyor özellikle psikolojik açıdan girince çıkılmıyor, film otomatik bir yaşamı konu alan, otomatikleşmede çevre faktörünü aile faktörünü gözümüze sokan, bize biçilen rolleri istesek de istemesek de benimseten sistem ve etkilerin bir yapımı olmuş.