Spoiler içeriyor
Açık sözlü olmak gerekirse klasik bir krallık, hanedanlık dönemi filmi diyebilirim. Oyuncu kadrosu bilindik oyuncularla ki özellikle Scarlett Johansson, Natalie Portman ve Benedict Cumberbatch'ij olması filmi "İzlesem ne kaybederim ki?" dedirtiyor. Bende biraz bu düşüncenin de yardımıyla izlemeye başladım filmi.…devamıAçık sözlü olmak gerekirse klasik bir krallık, hanedanlık dönemi filmi diyebilirim. Oyuncu kadrosu bilindik oyuncularla ki özellikle Scarlett Johansson, Natalie Portman ve Benedict Cumberbatch'ij olması filmi "İzlesem ne kaybederim ki?" dedirtiyor. Bende biraz bu düşüncenin de yardımıyla izlemeye başladım filmi.
Bence filmin değerini yükselten etkenlerin başında oyunculuklar geliyor. Natalie Portman mükemmel oynamış. Scarlett Johansson ve Benedict Cumberbatch Natalie Portman kadar filmde ön plana çıkmıyorlar ki Benedict Cumberbatch toplasanız 5 dakika bile gözükmüyordur filmde. Scarlett (Marry) ise iyi kalpli, merhametli, sadık, güvenilir, para ve gücün değil sevgi ve huzuru arayan ortanca kardeş rolünde kendine yakışan bir performans sergiliyor. Erkek kardeş rolünde Jim Sturgess (George) oynuyor. Bu filme kadar herhangi bir bulunmuş olduğu yapıyı izlemedim fakat filmde kendi rolünü iyi oynamış ve sırıtmayan bir performans sergilemiş. Ve gel gelelim üçüncü ve en büyük kız kardeşe yani Anne rolünü oynayan Natalie Portman'a. Kral'ı saymazsak benim gözümde filmin neredeyse tek başrolü Natalie Portman'dır. Çünkü, olayların başlayıp iyice karışmasına ve en sonunda da verilen karara etkisi çok büyük. Neredeyse filmin her dakikası onunla alakalı. Natalie (Anne) ortanca kız kardeşin aksine çok hırslı, güç ve para peşinde olan kurnaz bir ablayı oynuyor. Ama "ne ekersen onu biçersin" sözünün karşılığı olarak kız kardeşinin aksine Kral'ı parmağında oynatıp, elde etme peşine düşüyor. Onunla olan ilişkisini sevgi ve güven yerine çıkar ve güç için onunla birlikte olması gerektiğine inandırıyor ve birtakım şeyler vaat ediyor. En sonunda da ettiğinin karşılığını buluyor.
Filmin konusunu ve başlangıcını Natalie Portman dışında kısaca anlatacak olursam da, Kral'ın Kraliçe'den erkek çocuğu olmayacağı ve bu nedenle tahtına varis bırakmayacağını düşündüğü için kendine bir metres arayacağını bilen Anne'in amcası bu durumu erkek kardeşine iletiyor ve sonrasında olaylar olaylar.
Spoiler vermeden filmden bahsetmek istiyordum ama gerçekten konu kitaptaki kadar detaylı mı işlenmemiş yoksa kitap mı bu olanlar hakkında yeterince detaylı bilgiler içermiyor bilemedim fakat Boleyn Kızları gerçek hayatta var olmuş birşey galiba. O yüzden kitapta yeteri kadar detay verilmemişse bile atıştırma yapılıp biraz daha dolu bir film olabilirmiş bence. Çünkü, filmin neredeyse tamamı oldu-bitti gibi geldi bana. Olay akışı çok hızlıydı. Ama hızına rağmen gayet de net ve anlaşılırdı.
Film hakkındaki düşüncelerimden biraz daha bahsetmem gerekirse. Filmde bir sahnede kadınların erkekler olmadan birşey yapamayacağını, kırılgan ve narin olmadıklarını belirten 1-2 sahne vardı ki bundan fazlası olduklarını filmin bir kısmından sonra vurgulanıyor gibi. O dışında bahsettiğim sahneler bence başarılı sahnelerdi. Ve ben abartıyor da olabilirim ama belki de o sahnelerde benim çıkardığım şey vurgulanmak istenmemiş de olabilir. Son olarak da çok uzattım ama bu krallıkmış, hanrdanlıkmış, taht kavgasıymış filan bence çok detaylı ve çarpıtılmadan işlenmeyecekse çekilmesi benim açımdan anlamsız. Ancak böyle bir kadroya sahip olabilcekseniz gerçek denilebilecek bir başarı elde edebilirsiniz. Çünkü, en azından benim gözümde bu tarz filmlerin tam uyuşmayacak ama modası geçti gibi. Özellikle Muhteşem Yüzyıl filan - 2-3 tane daha bu tarz film izlemiştim ama adını unuttum neyse- bu tarz film ve dizilerde olay örgüsü genellikle hemen hemen aynı oluyor ve sadece kişiler değişiyor gibi. Bu yüzden de benim için bu tür yapımlar çok dikkat çekici bir şey değilse sıkıcı hale geliyor ve yarıda bırakıyorum.
Benim film hakkında düşündüklerim bunlar. Bence film sadece Natalie Portman için bile izlenilebilir. Vaktiniz varsa izlemenizi öneririm. Teşekkürler.