Eğer fotoğraf resim sanatına ilginiz yüksek seviyede ise size gerçekten bu kitabı öneririm. Okuması bir günümü aldı. Kitap yedi deneme içeriyor. Çoğunlukla resimler ve fotoğraflar üzerinde bakış/görme durumlarından bahsediliyor. Bir resme bir fotoğrafa nasıl bakmamız gerektiğini o eserin bizimle kurduğu…devamıEğer fotoğraf resim sanatına ilginiz yüksek seviyede ise size gerçekten bu kitabı öneririm. Okuması bir günümü aldı. Kitap yedi deneme içeriyor. Çoğunlukla resimler ve fotoğraflar üzerinde bakış/görme durumlarından bahsediliyor. Bir resme bir fotoğrafa nasıl bakmamız gerektiğini o eserin bizimle kurduğu ilişkiyi akıcı bir anlatımla bizlere sunuyor. Reklamlar ve kadınlar hakkındaki denemeler favorim.
7.5/10
Alıntılar
"Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler."
.
.
.
"Her bir fotoğrafa baktığımızda, ne denli az olursa olsun fotoğrafçının sınırsız görünüm olanakları arasından o görünümü seçtiğini fark ederiz."
.
.
.
"Fotoğraf makinesi resmin fotoğrafını çekerek resmin imgesinin taşıdığı biricikliği ortadan kaldırmış oldu."
.
.
.
"Fotoğraf makinesi aracılığıyla artık resim seyirciye gitmektedir, seyirci resme değil."
.
.
.
"Bunun tersine bir kadının varlığı ise onun kendine karşı olan tutumu gösterir; kadının varlığı hareketlerinde, sesinde, fikirlerinde, yüz ifadelerinde, giysilerinde, seçtiği çevrelerde, zevklerinde ortaya çıkar."
.
.
.
"Bunu şöyle yalınlaştırabiliriz: Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler."
.
.
.
"Yağlı boya resmi öbür resmin türlerinden ayıran şey nesnelerin dokunulabilirliği dokusunu, parlaklığını, ve katılığını yansıtabilmedeki üstünlüğüdür."
.
.
.
"Sıradan 'gündelik yaşam' resimleri Hals gibi bir ustanın elinden çıktıkları zaman bile çok değişikti."
.
.
.
"Böyle resimler iki şeyi bir arada söyler: Yoksullar mutludurlar; varlıklılar dünya için bir umut kaynağıdır."
.
.
.
"Doğu Avrupalıların birçokları için Batı'daki bu imgeler Doğu'da onların sahip olamadıkları şeyleri özetler gibidir. Reklamın insanlara özgür seçme hakkı verdiği sanılır."
.
.
.
"Reklamlarla her birimize bir nesne daha satın alarak kendimizi ya da yaşamlarımızı değiştirmemiz önerilir."
.
.
.
"Aldığınız bu yeni nesne der reklam, sizi bir bakıma daha zenginleştirecektir - aslında o nesneyi almak için para harcayarak biraz daha yoksullaşacak olsanız bile."
.
.
.
"Reklam nesneleri değil toplumsal ilişkileri amaçlar. Reklam zevk değil mutluluk vaat eder bize; dışarıdan başkalarının gözüyle görülen bir mutluluk. Kıskandırmanın gerektirdiği bu mutluluk da çekicilik yaratır."
.
.
.
"Kıskanılmaksa insanda, ancak yalnız başına takılabilecek bir kendine güven duygusu yaratır. Bu duygu da yaşantınızı sizi kıskananlarla paylaşmamanızdan gelir. İnsanlar size ilgi ile bakarlar, oysa siz onlara öyle bakmazsınız - bakacak olursanız o denli kıskanmazlar ki sizi!"
.
.
.
"...reklam imgesi alıcıdan aslında onun kendisine karşı duyduğu sevgiyi çalar; sonra da bu sevgiyi ona alacağı ürünün fiyatına yeniden satar."
.
.
.
"Reklamlara 'alınan' her sanat yapıtı iki işi bir arada görür. Sanat bir zenginlik simgesidir güzel yaşam demektir: Dünyanın zenginlere ,güzellere sunduğu değerli nesnelerin bir parçasıdır."
.
.
.
"Reklamın dayandığı temel huzursuzluk şu korkudan doğar: Hiçbir şeyin yoksa sende bir hiç olursun."
.
.
.
"Büyük ölçüde işçi sınıfına seslenen reklamlarda satılan özel ürünün kişiyi baştan aşağıya değiştireceğinden söz edilir (Külkedisi); orta sınıfa yönelen reklamlardaysa bir ürünler dizisiyle yaratılacak genel havanın içinde doğacak değişik ilişkiler vurgulanır (Büyülü Saray)."
.
.
.
"İş saatlerinin anlamsız, sonu gelmez sürgitliği, düşlenen biri gelecekle 'dengelenir'; gelecekte girişilecek düşsel etkinlikler o andaki edilgenliğine yerini doldurur. O kadın ya da erkek işçi düşlerinde gerçek tüketici olur. Çalışan ben, tüketen beni kıskanır."
.
.
.
"Kapitalizm sömürdüğü çoğunluğu, isteklerini çok sınırlı bir biçimde tanımlamaya zorlayarak sürdürür varlığını. Bir zamanlar bu sonuç çok yaygın bir yoksullukla sağlanıyordu. Bugünse gelişmiş ülkelerde halka istenecek, istenmeyecek şeylerin ne olduğunu, yanlış ölçütleri zorla kabul ettirerek yapıyor."