Bugün normalde film yorumunda bulunacaktım fakat babamın doğum günü olması beni çok etkiledi ve bana babamı hatırlatan bir kitaba yorum yapmak istedim. Kitabı yazan Franz Kafka’nın üslubu beni her ne kadar yorsa da bu anlamlı eseri beni çok etkilemişti. Ayrıca…devamıBugün normalde film yorumunda bulunacaktım fakat babamın doğum günü olması beni çok etkiledi ve bana babamı hatırlatan bir kitaba yorum yapmak istedim.
Kitabı yazan Franz Kafka’nın üslubu beni her ne kadar yorsa da bu anlamlı eseri beni çok etkilemişti. Ayrıca babamla olan ilişkimi hatırlatmıştı. Fakat ben daha şanslıydım. Hayatım boyunca benim için öncelik hep babam oldu. Bana yürümeyi, okumayı, ilerlemeyi ve mutluluğu babam öğretti. Hep yanı başımdaydı ve ne zaman titresem beni kollarımdan tuttu. Bu yüzden çoğu zaman duygusal olarak dizlerimin üzerine düşmedim.
Babam, Kafka’nın babası gibi katı bir baba değildi ama en çok ondan korkardım. En çok onu sevdiğim gibi. Korkumun nedeni ise onu üzecek olmamdı. Çünkü karşımdaki koca adam her şeye ağlayacak kapasitede duygusal bir adamdı. Ve ben onu hep onurlandırmak istedim.
Franz Kafka da ilk başta babasına kendini göstermek istiyor. İyi ya da kötü olarak. Bu beni çok etkiledi. Herkesin benimle aynı derecede şanslı olmamasına üzüldüm.
Kitapta; babasına karşı serzenişini, isyanını kalbinizin en derinliklerinde hissedeceksiniz. Bu zamana kadar korkudan söylemeye cesaret edemediği sözlerin haykırışını beyninizin dokunulmamış köşelerinde tanıklık edeceksiniz.
İşte bu kısım benim en hoşuma giden kısım. Dediğim gibi bana okumayı ve yazmayı öğreten babamdı ve sürekli olarak duygularımı bu şekilde aktaracağımı öğretmişti. Çünkü defalarca kez benim için yazdığı şiirleri bana okurdu. ‘Bak benim sana anlatamadığım duygular bunlar’ derdi. Oysa gözleriyle bile beni sevdiğini anlıyordum.
Babamdan öğrendiğim çoğu şeyi uygulamayı çok severdim. Bu yüzden ilk yazımı da onun için yazdım. Onu ne kadar sevdiğimi, onun gibi gelişmiş bir birey olmayı ve yazar olmak istediğimi anlattım. Ondan sonra her şey aramızda bir sır gibi gelişti ve konuşmak ve iletişim kurmak yerine birbirimize mektuplar ve şiirler yazdık.
Bunun yanı sıra karşılıklı çaylarımızı yudumlarken kitaplar okuduk. En içten yorumlar yaptık. İşte ben babamla büyüdüm. En çok babamı sevdim. Hep de enim olacak.
Fakat Kafka’nın babası çok acımasızmış. Çocuğuna güler yüz göstermeden hep aşağılamış bu yüzden Kafka’nın tüm dünyası babası olmuş.
İki küçük çocuk, iki küçük yürek ve babalarını tüm dünyası yapmış iki birey. Bazı şeylerin ne kadar yaşam kurtarıcı ve aynı anda ne kadar öldürücü olduğunu anladım. Bu yüzden çok etkilenmiş ve gözlerimden yaşlar akarak okumuştum.
Ayrıca kendisi için önemli olan ufak şeylerin babası için önemsiz olması Kafka'yı çok derinden yaralamıştır. Ve kitapta şu şekilde ifade etmiştir. ''Beni çileden çıkaran şeyin seni etkilemesi gerekmez artık ya da tersi, senin için masumiyet olan benim için suç sayılabilir ya da tersi; sende sonuçsuz kalan bir şey beni mezara götürebilir.''
Birçok alıntı beni kitaptan alıp babama bakmaya zorlamıştı. İşte o anda güler yüzlü dev bir adamla karşılaşıp derince bir nefes almıştım.
Bugün yüzünden gülüşleri solmayan o adamın doğum günü. Bir yılını daha benimle harcadı. Beraber kitap okuduk, beraber yazılar yazdık ve çokça fikir ayrılıklarında tartıştık. Benim dünyam bir yıl daha pespembe döndü.
İyi ki doğdun dünyam. Beni korkak bir çocuktan güçlü bir kadına çevirdiğin için teşekkür ederim. Seni seviyorum! 💙
Birçok alıntıyı da sizler için aşağıya bırakıyorum.
‘’Mesele, çocuklarına vereceğin herhangi bir ders değil, örnek bir yaşamdı.’’
.
‘’Evet sen temelde iyi kalpli yumuşak bir insansın, ama her çocuk o iyiliği bulana kadar arayacak sabır ve korkusuzluğa sahip değildir.’’
.
‘’Biraz desteklenmeye, biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulmasına ihtiyacım vardı, sense onun yerine yolumu kesiyordun.’’
.
‘’ Ben zayıf, çelimsiz, kırılgan; sen, güçlü, uzun ve iri yapılı. Kabinin içindeyken bile kendimi çelimsiz bir zavallı gibi hissediyordum, sadece senin karşında değil bütün dünyanın karşısında da öyleydi.’’