Kitabı almadan önce ne kitap ne de yazar hakkında bir fikrim vardı. Çok rastgele bir alışveriş sonucu aldım. Biraz okuduktan sonra anladım ki işlenen konu tıpkı George Orwell'ın 1984'ü gibi totoliter bir rejimin hakim olduğu, sınıf ayrımlarının bariz belli olduğu…devamıKitabı almadan önce ne kitap ne de yazar hakkında bir fikrim vardı. Çok rastgele bir alışveriş sonucu aldım. Biraz okuduktan sonra anladım ki işlenen konu tıpkı George Orwell'ın 1984'ü gibi totoliter bir rejimin hakim olduğu, sınıf ayrımlarının bariz belli olduğu bir dünyada ve bu dünya vatandaşlarının her an her yerde izlenebildiği bir distopyada geçiyor. Başka bir esere bu kadar benzerlik normalde itici gelir ancak bu sefer bir şans vermek istedim.
Bu distopyada iktidar "Kapı" adı verilen adaletten, hukuktan yoksun bir tiranlıktır. Sisteme karşı duran insanların gösterdiği tepkiler "Utanç Verici Olaylar" olarak adlandırılmış ve bundan sonra Kapı bir tepki olarak resmen kendini kapatmış, hizmet vermemeye, kimsenin ihtiyacı ile ilgilenmemeye başlamıştır. Kitap da adını Kapı'nın önünde uzayan kuyruktan alır zira her şey Kapı'nın iznine bağlanmıştır. Yasaları koyan tek yetke Kapı'dır ve ondan izin almadan günlük hayatı sürdürmek imkansız hale gelmiştir. Öyle ki vücuda giren merminin çıkarılması için dahi izin alınması gerekmektedir. Çoğu işin halledilmesi yine devletten alınacak "Örnek Yurttaşlık Belgesi"nin varlığına bağlıdır. Zengini fakiri yaşlısı genci herkes işini gücünü bırakıp dükkanını kapayıp günlerini bu kuyrukta geçirmektedir. Tüm gücün tek bir elde toplanması sebebiyle her şey ateş pahası haline gelmiş hatta ve hatta vitrine bakmak bile parayla olmuştur. Durum böyleyken kuyrukta beklerken dükkanını kapatan esnafın tüm malı yağmalanmaktadır. Zaten dükkanlar açık olsa bile esnaf ile müşteri arasında "Seçimlerde kime oy verdin?" sorusuna karşılık tatmin edici bir cevap alınamayınca hizmet ilişkisi kesilmektedir. Çoğu zaman bu soruyu sormaya bile gerek kalmaz çünkü herkesin telefonu dinlenmektedir, telefon kapalı olsa dahi etrafında yapılan sohbetler, bir öğretmenin sınıfı dahi gizliden gizliye dinlenmektedir. Kimse Kapı'dan gizli bir iş yapamamakla birlikte tüm yaptıkları işler kurdukları cümleler hususi dosyalarına onların izni olmaksızın kaydedilmektedir...
Okudukça kapıldığım huzursuzluğu tarif edemem. Böyle bir dünyanın tasvirinin zor olduğu kadar tahayyülü de çok zor. Özgür iradenin, haberleşme hakkının hatta yaşam hakkının ortadan kalktığı, su içmenin bile baş olmaz bir tiranlık tarafından yasaya bağlandığı, tacize ayrımcılığa kimsenin sesini çıkaramadığı, kör, sağır,bir yanlışa tutsak halkın yanında sesini çıkaranların azınlıkta kaldığı, insanların bir gece ansızın ortadan koybulduğu dünyanın okuyucusu olmak bile zordu. Yine de okunmaya değer Doğu coğrafyası perspektifinden bir distopya yorumu diyebilirim.