Ödevim için yazdığım yazıyı sizlerle de paylaşmak isterim bir miktar uzun ama faydalı olacağını düşünüyorum keyifli okumalar. İYİYE TARAF OLMAK Belgeselin hatta hayatımızın asıl çarpıcı sorusu ile başlamak istiyorum: ‘’Her konuştuğumuz konuyla ilgili önümüze çıkan reklamlar yüzünden kaçımız dinlenildiğimizi düşünüyoruz?’’…devamıÖdevim için yazdığım yazıyı sizlerle de paylaşmak isterim bir miktar uzun ama faydalı olacağını düşünüyorum keyifli okumalar.
İYİYE TARAF OLMAK
Belgeselin hatta hayatımızın asıl çarpıcı sorusu ile başlamak istiyorum: ‘’Her konuştuğumuz konuyla ilgili önümüze çıkan reklamlar yüzünden kaçımız dinlenildiğimizi düşünüyoruz?’’ bu soru günlük hayatta pek çok kez başımıza gelen dijital deneyimlerimiz sonucu kendimize sorduğumuz sorulardan en çarpıcı olanı. Peki dijital kimliğimiz ne kadar korunuyor? ya da teknoloji nereye kadar yarar veriyor ? Hangi sınırlar aşılınca teknoloji bir silaha dönüşür? Bunların yanıtları çok önemli.
Günümüz modern çağı yüzünden teknolojisiz hayat mümkün gözükmüyor. Yaşlı ya da genç herkesin teknolojiyle bir bağı ve dijital bir kimliği olmak zorunda. İzlenilmez olmak, dijital ayak izimizin olmaması ne yazık ki günümüzde imkansız hale gelmiş durumda zaten teknolojinin verdiği rahatlık ve konforda olmaya o kadar alışmışız ki bizler de onsuz bir hayat düşünemez olmuşuz. Hayatımızı kolaylaştıran hatta sağlığımız gibi çok önemli noktalarda bile devreye giren teknolojinin yararları yadsınamaz boyuttadır. Bundan yıllarca evvel önce çözülemeyen sorunlar bu sayede kolayca çözülmekte. İş alanında, güvenlik alanında hatta yeme içme alanında yani Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en alt basamaktan en üste kadar tüm basamaklarda yanımızda olan teknolojinin yani var oluşumuzun bu dijital izlerinin kimlerin elinde olduğu ya da birer ticari ürünlere dönüşmüş bireyler mi olduğumuz soruları asıl kilit noktalar. En iyisini umup bunun yararlı ellerce kullanılmasını diliyoruz fakat bir yerde de gerçekler göze çarpıyor. Referans aldığım ‘’The Great Hack’’ belgeselinde ise teknolojiyi yanlış ve zararlı bir şekilde kullanıldığında nelere yol açtığını tüm çıplaklığıyla görüp ürküyoruz. Aslında kendimizi daha az yalnız hissedip deneyimlerimizi paylaşmamamız amacıyla açılan masum bir sitenin nasıl bizi vuran bir silaha dönüştüğünü gözler önüne sermekte. Aslında tamamen bizim psikolojik sağlığımıza saldıran bir tetikleyiciye dönüşmüş durumda. Tabii ki dijital çağın gerekliliklerinden biri olan global olma durumu sayesinde de bireyin psikolojisi toplumun psikolojisine sonra da ülkenin hatta dünyanın psikolojisine evrilmiş durumda. Bu durum o kadar güç kazanmış ki yeni bir toplum yaratmak amacıyla mevcut toplumu yıkıp kendi istedikleri toplumu yaratmak için her türlü yola başvuruluyor kötü eller tarafından. Geçmişten beri insanlığın beraberliği ve mücadelesi her zaman iyilikler getirmiş reformlara, inkılaplara, devrimlere yol açmıştır. Yöneten kesim ne olursa olsun bu durumu hiçbir zaman istememiştir çünkü insan beraberse bir şeyler başarıp güçlü olur her zaman. O yüzden evvelden beri süregelen yönetici yönetilen kavgası günümüze kadar ulaşmıştır. Üstelik eskiden kullanılan silahlar, cephe savaşları, tanklar, tüfekler yerini veri savaşları, soğuk savaşlar ve psikografiklerle psikoloji yönetimine bırakmıştır. Bu yapılanların daha sinsi olduğunu düşünmekteyim. Çünkü insanlardan habersizce tamamen kişilik hakları ihlalleri yapılarak kullanılan veri akışları, kime ve ne sebeple bilgilerimizin satıldığından habersiz durumdayız. Aslında bilmediğimiz sularda yüzmek gibi fakat o suyu oluşturan dışardan müdahale eller var ve insanlar hiçbir şeyin farkında değil. Burada önemli olan bir diğer nokta ise zaten var olan bu suyu bir de enformatif bilgilerin yayılışına destek vererek daha da bulandırmamak gerektiği. Yanlış bilgilerin kocaman bir çığa dönüşüp toplumda kargaşa yarattığını bir çok olayda deneyimleyip gördük. Bu durum kaostan beslenen herkesin işine geldiği gibi bir çok masum insanın da yanlış yönlendirilmesi demek. Aslında doğru yönlendirildiğinde çok güzel işlere yol açtığını da gördük örneğin belgeselde müslüman gençlerin Taliban’a katılmamaları için onları doğru yerlere çekmeyi de başarıyor teknoloji. Yanlış yönlendirilmelerde ise demokrasinin yara almasından tutun, ırk soykırımlarına varan yanlış örgütlenmelerde pek çok insanın canı yanabilir. Birliği yok et, böl ve fethet durumu biraz da. Aslında herkesin kendine ait bir gerçekliği oluyor sanal dünyada ve bu gerçeklikler insanların dijital zaaflarıyla kaplı olduğundan manipülasyona çok açık oluyorlar. Kolay tetiklenebilir hale geliyorlar, yanlış bilgiyi yayıp kaosun büyümesine yardım ediyorlar.
Tüm bunlardan yola çıkarak; elimizdeki teknolojik gücün farkında olmalıyız. Bize sunulan ‘’bedava’’ adı altında olan her şeye kanmamalıyız. Bedava indirilen sosyal medya uygulamaları, oyunlar, programlar aslında bizden şuan da günümüzde petrolden bile değerli olan bir şeyi elimizden almakta. Yani verilerimizi. Bu yüzden bilincimizi açık tutmalıyız verilerimiz kimlerin elinde ve ne şekilde kullanılıyor bilmek hakkımız olduğu gibi kime ne kadar bilgi ve veri verip vermeyeceğimiz de bizlerin elinde aslında. Küçük pencereden çıkıp büyük resme odaklanmak da önemli. Bu zararlı kullanımların ne sonuçlara yol açabileceğini ne kadar büyüyebileceğini görüp farkında olmak şart gözüküyor. Bu gücü iyiliğe, insan yararına harcayabilir ya da evrensel bir kaosun baş yaratıcıları olabiliriz. Unutulmamalı ki data hakları insan haklarıdır. İyi tarafta olmak üzere…