Spoiler içeriyor
En sevdiğim kitaptır kendisi, ilk gönderimde bahsetmeme rağmen Raf'la tanışmamın 5.ayında tekrar bahsetmek istedim ondan: Raif Efendi gibi birini bulun, lütfen. Kaybetmiş gibi, her yerde arayın o erkeği. Gün gelir bulursunuz belki de. Sevsin sizi mesela her zerrenize kadar. Her…devamıEn sevdiğim kitaptır kendisi, ilk gönderimde bahsetmeme rağmen Raf'la tanışmamın 5.ayında tekrar bahsetmek istedim ondan:
Raif Efendi gibi birini bulun, lütfen.
Kaybetmiş gibi, her yerde arayın o erkeği. Gün gelir bulursunuz belki de.
Sevsin sizi mesela her zerrenize kadar. Her detayınızı aklınızda tutsun. Mesela; kaybetmekten korkacak kadar çok sevsin.
Sizinle dinleyebilmek için en sevdiğiniz sanatçının tüm şarkılarını ezberlesin veya çayınıza kaç şeker attığınıza kadar aklında tutsun. Sizinle ilgili her detayınızı, birer birer...
Raif gibi vazgeçmesin sevgisinden, Maria gibi umutlu olsun. Evin her detayını, bardak takımına kadar size uygun döşesin. O bardaklar camekanda eskide de olur, bir gün karısı ve çocuklarıyla otururken Maria gelse yine evet desin ona. Bu kadar sevsin sizi. Yıllarca beklesin mesela, yüzünüzü unutmamak için her gün resminizi çizsin. Almanca'yı sizin için öğrensin. Sizin için hiç düşünmeden yıllarını heba etsin. Bir tabloda aşık olsun size, arasın kaybetmiş gibi her yerde...
Maria gibi olsun, hasta haline rağmen dirensin. Son nefesine kadar Raif'i istesin. Umutla beklesin onu, yıllarca küçük kızına bile anlatamasın hasretini..
Nerden öğrendin bu edebiyatı diyebilirsiniz bana :)
Zamanla kaybetmediğiniz şeyi bulmak istiyorsunuz.
Bu satırları Adam Fawer ve @cigdenm adlı kullanıcının çok sevdiğim birazcık eski bir alıntısıyla bitirmek istiyorum:
Kızlar sizi çok seven biri olursa onu üzmeyin
sarılın sımsıkı o kadar sıkı sarılın ki ödünüz kopsun kaybetmekten öylesine sevgiden bahsetmiyorum.
Sizi iki gözünün birinden sakınan ayakkabınızın bağı çözüldüğünde sizin eğilmenizi kendine hakaret sayan
elinizden tutup sizi bebek gibi piti piti diye yürüten ayakkabınız ayağınıza vurduğunda aman yürüsün işte ne olcak demeyen müdehale eden montunuzdaki toza bile tahammül edemeyen canınız çikolata çekti
diye işini bırakıp 2 bucuk saatlik yolu deniz otobüsü+2
minibüsle gelip size cikolata dolu kutuyu verip hemen geri gitmesi gerektiğini söyleyen erkekleri üzmeyin.
Çünkü tekrarı yok. O mutlu edicek birini bulur ama siz onu bulamazsınız.
---------
Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci sahneye fırlayıp Romeo’nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde Titanic defalarca izlenmiştir. Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın. Çünkü Romeo ölmeli, Titanic batmalı, ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı.
Biraz karışık, çok ve öz olmayan bir post oldu. Farkındayım. İçimdekileri dökmek istedim. Satırlara dökmek inanın çok zor...