Her şarkının bir müddet sonra sıktığı şu zamanlarda, Gülmek İçin Yaratılmış' ı keşfedip her dinlediğimde başka bir sözün derinliklerine inmemi, kemanın sesine daha da aşık olmamı sağladığı için filme teşekkür ediyorum öncelikle. Filmde herkesin özel gücünün olduğu bir kasabanın oldukça…devamıHer şarkının bir müddet sonra sıktığı şu zamanlarda, Gülmek İçin Yaratılmış' ı keşfedip her dinlediğimde başka bir sözün derinliklerine inmemi, kemanın sesine daha da aşık olmamı sağladığı için filme teşekkür ediyorum öncelikle.
Filmde herkesin özel gücünün olduğu bir kasabanın oldukça sıradan hayatı içindeki Cemal ve Yasemin' in aşkını izliyoruz.
Tıpkı adı gibi, şiir gibi bir film. Her dizesinden ayrı tat alınan, hem göze hem kulağa hitap eden türden üstelik. Felsefi düşüncelere daldığınız da oluyor, bu sıra dışı aşkın gölgesinde kaybolduğunuz da. Ve bu fantastik dünyaya hayret ettiğiniz ama garip bir şekilde bunun sizi çektiği de...
Filmin ne kadar hoşuma gittiğini üç dört gün aklımdan çıkmayınca anladım. Bazı filmler böyledir; değerini anlamak, sindirmek için üstünden bir müddet geçmesi gerekir. Bu da o filmlerden biriydi bana göre. Tekrar tekrar izleme isteği oluştu içimde. Şöyle tüm güzel sahnelerinin bulunduğu kısa bir video olsa da, ara sıra açıp izlesem diyorum kendi kendime ama o kısa video dahi bir saat sürer.
---SPOILER---
Hatta o bir iki sahneden bahsedeyim: Yasemin' in, Cemal' in motorla kendisini takip ettiği zaman onu hafif esen rüzgardaki bir yaprak gibi narin narin bir sağa bir sola savurması... Bir de o şarkı eşliğinde.
Ve malum final sahnesi. Yaptıklarından pişman olan Cemal' in, Yasemin' i geri getirmek için elinden gelen her şeyi yapmasına rağmen elinden hiçbir şey gelmemesi. Hatta filmi kafamda biraz devam da ettirdim: Cemal sonsuza kadar öyle bekliyor. Elleri tekrar çırptığında Yasemin' in ondan daha da uzaklaşacağını biliyor çünkü. En azından böyle kalalım diyor. Ve zamanı aşabilen tek şey sevgi oluyor.
Çoğu filmden daha değerli, seyirciye büyük bir duygu yüklemesi yapan sahneler bunlar.
---SPOILER BİTTİ---
Filmin her anının üstüne düşünülmüş, emek verilmiş olduğu her halinden belli. Her şey yapboz gibi, bir şiirin iki dizesi gibi birbirini tamamlıyor.
İlk defa bir filmde ne hissettiğimi tam olarak bilmiyorum. Elbette hüzün de var ama genel olarak baktığımda bu filmi farklı olarak hatırlamamı sağlayan bir şey daha var. Umarım hiç bulamam, bu belirsiz hissin güzelliği devam eder. Ne de olsa hiçbir şey bilmemekle her şeyi bilmek aynı değil midir:)
Oyuncular tanıdık olmasa ve Ege ağzıyla konuşmasalar tam bir yabancı film havasındaydı. Fantastik sahneler, çekimler, sinematografi, müzik ve görüntünün uyumu. Özellikle Cemal' in Dundar' la konuştuğu ve Yasemin' le uçtuğu sahneler bu açılardan mükemmeldi.
Onur Ünlü, sen hep böyle kal. "Ne kadar izlenir, ne kadar beğenilir?" derdinde olmadan yap filmlerini. Filmin sinemalarda yayınlanmasa da vazgeçme bu sevdandan. Biz seviyoruz bu absürtlüğü, alışılmışın dışındalığı. Ve böyle bir film yapma cesaretinde bulunduğun için de ayrı teşekkür ediyorum.
Ayşenil Şamlıoğlu' ndan çok güzel kabadayı olmuş. İzlerken kadın olduğunu asla farketmedim. Hem makyaj hem oyunculuk mükemmeldi.
Ve Ali Atay. Her ne kadar çok sevsem de çık artık şu Mecnun rolünden. Tamam güzel, hoş ama filme odaklanamıyorum abi, her an bi Mecnun' luk yapacak diye bekliyorum. Artık normal hayatta da böyle olduğu kanaatine vardım.
Lafın özü herkese hitap etmeyen ancak size hitap edip etmediğini ancak izleyerek anlayabileceğiniz, müzikleriyle, görselliğiyle, absürtlüğüyle, izlerken hissettirdiği "Ne kadar farklı, ne kadar güzel bir film?" duygusuyla tam bir kült film.
Siyah beyaz, fantastik filmler nedense ayrı bir güzel geliyor bana. Tavsiyeleriniz varsa alabilirim:)
DÜZENLEME
Dinleye dinleye bu şarkıdan da bıktım. Uzun süre dinlemeyip kaldığım yerden devam edeceğim :)