Israrla belirtiyor Tolstoy, birbirinden farklı iki ayrı son yazdığı novellasını her iki sonda da aynı kelimelerle bitirirken: "Gerçekten de, Yevgeni Irtenyev o zamanlar akıl hastası idiyse, bütün insanlar akıl hastasıdır; ama en ağır akıl hastası olanlar, kendilerinde farkına varmadıkları akıl…devamıIsrarla belirtiyor Tolstoy, birbirinden farklı iki ayrı son yazdığı novellasını her iki sonda da aynı kelimelerle bitirirken:
"Gerçekten de, Yevgeni Irtenyev o zamanlar akıl hastası idiyse, bütün insanlar akıl hastasıdır; ama en ağır akıl hastası olanlar, kendilerinde farkına varmadıkları akıl hastalığı belirtilerini başkalarında görmek isteyenlerdir."
Tolstoy'un iki ayrı önermeye dayandırdığı bu tesbiti özünde aynı noktaya çıkıyor: "Yevgeni tüm insanlar gibidir, akıl hastası değildir" ve "Yevgeni de tüm insanlar kadar akıl hastasıdır."
Sonuç olarak Yevgeni akıl hastası olsun ya da olmasın, tüm insanlar gibidir. Onun da tüm insanlar gibi kusurları, günahları vardır. Tolstoy kitap boyunca bazı noktalara birkaç kez değinme ihtiyacı hissediyor. Bunlardan birincisi, Yevgeni'nin yaptığı davranışın yanlış olduğunu düşündüğü halde vicdanını rahatlatmak için kendi kendine "bunun bir ihtiyaç olduğunu, küçük bir günah olduğunu ve herkesin günahları olduğunu" tekrarlaması. Bu aşamada Yevgeni yaptığı davranışı haklı çıkarma, kendini temize çekme noktasında. İkincisi ise artık iradesizliği, davranış ve duygularını kontrol edemeyişi hastalık derecesine gelen Yevgeni'nin kendini aşağılaması, kendisinin "aşağılık, karaktersiz, zavallı biri" olduğu düşüncesine esir olması.
Kitabın önsöz yazarı, Tolstoy'un kadını hayvanî bir baştan çıkarıcı ve tensel bir haz nesnesi olarak gördüğünü söylemenin yanlış olmayacağını belirtiyor ve Şeytan isimli kitabında Schopenhauer'in kimi görüşlerini eserine yansıttığını ekliyor.
• (Burada bir referans noktası olarak Schopenhauer'un Cinsel Aşkın Metafiziği kitabına bakmak gerekiyor. Schopenhauer; doğanın insanın içine koyduğu bir güdü nedeniyle kadının ve erkeğin birbirlerine cinsel olarak çekildiğini; kadının bir erkekte içgüdüsel olarak aradığının kendisini ve çocuklarını koruyup besleyebilecek yeterlilik, erkeğin ise doğurganlık olduğunu belirtiyor özetle bu kitabında. Fakat bu çekilmenin sonucu kadın ve erkek için farklı tezahür ediyor: Kadın kendisi ve çocukları için erkeğin sadakat ve bağlılığına yani bir yuvaya ihtiyaç duyuyor ve tek erkeğe bağlanıyor. Erkek ise doğanın nesli sürdürmeyi ve çoğaltmayı amaçlayan iradesi gereği 'tohumlarını olabildiğince fazla toprağa saçmak' istiyor bilinçsizce, bu ise onun bir kadına bağlanamayıp belki gördüğü her kadına bu gözle bakmasına neden oluyor. Schopenhauer'un konuyla ilgili görüşleri öyle bir noktaya varıyor ki tecavüzü dahi normalleştirebilecek anlamlar çıkarılabiliyor. Farklı bir bakış açısı kazandırması bakımından okunması gereken bir eser.)
Tolstoy'un eserlerinin didaktik bir gayesi vardır. Nasıl ki Anna Karenina kocasını aldattığı için intihar ediyorsa kitabın sonunda; Yevgeni de kendisini çok seven ve tüm benliğiyle kocasının mutluluğunu düşünen bir kadınla evlendiği hâlde, kendini önemsiz ve gelip geçici olduğuna inandırdığı bir ilişkiye kaptırdığı için bunalıma girecek, hiçbir şeyden habersiz karısını, gayrimeşru ilişkide olduğu kadını ve kendini öldürmeyi düşünecektir.
Burada sorulması gereken soru Şeytan'ın kim olduğudur. İlk izlenim Yevgeni'yi baştan çıkaran Stepanida olacaktır doğal olarak fakat bu büyük bir yanılgıdır. Stepanida öyle pasif bir karakterdir ki baştan çıkarıcı şeytan kadın rolünden oldukça uzaktır. Yevgeni'yi ele geçirme, baştan çıkarma gibi bir niyeti bir an dahi olmamıştır. Yevgeni ne zaman gel dese gelmiş, git dese gitmiştir ve sonrasında Yevgeni'yi hiç düşünmemiştir. Lisa'nın konuyla hiç alakası yoktur neredeyse. Öyleyse Yevgeni'nin ruhunu ele geçiren görünmez bir şeytan olmalıdır bir yerlerde. Bu şeytan Yevgeni'nin iradesini etkisiz kılmış, onu arzularının esiri bir zavallı haline getirmiştir.
"Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok. İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var."
Sabahattin Ali'nin de gayet güzel ifade ettiği gibi Şeytan falan yoktur Yevgeni'nin hayatının hiçbir anında. Yevgeni'nin iradesizliği, aptallığı ve karaktersizliği vardır.