Pesimizme ithafen Mutluluk nedir? Tanımı var mıdır? Sabit midir salt mıdır? Hep şöyle düşünmüşümdür mutluluk amaçlanması gereken bir şey değildir diye. Ama mutlu olursak da fena değil. Sadece amaç haline getirmemek önemli. Șopi mutluluğu içselliğe bağlar. Kişi içsellikten ziyade dışarıda…devamıPesimizme ithafen
Mutluluk nedir? Tanımı var mıdır? Sabit midir salt mıdır? Hep şöyle düşünmüşümdür mutluluk amaçlanması gereken bir şey değildir diye. Ama mutlu olursak da fena değil. Sadece amaç haline getirmemek önemli. Șopi mutluluğu içselliğe bağlar. Kişi içsellikten ziyade dışarıda mutluluğu arayacak olursa nafile olur der. İçsel mutluluk tamamen zihinsel düşünceye bağlıdır. Münzevi bir hayat diyemeyeceğim ama düşünceyle birlikte içsellikle gelen mutluluk asil mutluluktur ona göre. Kişiler sabahtan akşama kadar karınca davranışlarıyla didinip durur. Elde edeceği kazanımla kendisini mutlu eder ya da hisseder. Șopi ye göre bu mutluluk, mutluluk değildir. Çünkü bunun karşısında sağlığını yok ediyordur. Sağlığın önemine dikkat çeken düşünür bunun mutluluk konusunda oldukça elzem bir durum olduğunu dile getirir. Çünkü eğer sağlığınız yerinde değilse sizi hiçbir şey mutlu edemez. Güzel bir karşılaştırma yaparaktan şöyle demekten kendini alamaz. "sağlıklı bir dilenci sağlıksız bir kraldan daha mutludur. Bu deyişi gerçekten de çok güzeldir. Hele ki sağlık problemleri yaşayanlar bunu çok iyi anlayacaktır. Gözlerinizin görmediğini düşünsenize. Ya da yüksek bir mebla karşısında duyma yetinizi verir miydiniz? Bunlardan hareketle kişinin haz duygusu, en iyi zihinsellikle açıklanır ona göre. En iyi hazlar mutluluklar içsel ve zihinseldir. Mutluluğun düşmanlarını acı ve can sıkıntısı olarak beyan eder. Hal böyle iken kişinin bunlardan kurtulmasının en büyük yolu yine içsel ve zihinsel kabiliyetidir. Dışsallık ise geçici olmakla birlikte insanı rahatlatmaz. Kişi dışsallıktan dolayı elde ettiği mutluluktan keyif alabilir lakin geçici olma ihtimalinden dolayı ve geçicilik baş gösterdiğinde kişide acı ve can sıkıntısı baş gösterir. Șopi'nin böyle düşünmesini çok beğendim açıkçası. Çünkü ben de buna benzer bir şekilde 'ısmarlama mutluluk anlarına' karşıyım. Kişi kendisiyle yalnız kalmadığından ve temelde korktuğundan sürekli gözü dışarıda olur. Sukufe'ye msj atar ve hade sinemaya gidelim der. Ya da Ajdarcan'ı arayıp hade halı saha maçı yapalım der. Yalnızlığı gidermek için sürekli bir kaçış içerisinde olup yalnızlığını sürekli dışsal faktörlerle gidermeye çalışır. Kendisine mutluluk ısmarlar anlayacağınız. Hal böyle iken sukefe ile sinema ve Ajdarcan ile halı saha bittiğinde ve eve gelip başını koyduğunda yine yalnız kalır ve ısmarlama mutluluk anlarının işe yaramadığını en iyi o bilir. Böyle insanlar kör insanlardır. Çünkü içlerine bakmayı hiç düşünmezler bile. İnsan anlam arayışına ilk önce kendinden başlamalı. Kişi kendinden başlamayıp kendini anlamayacak ya da anlamlandıramayacaksa mutluluğun gelmeyeceğini dile getirir. Bunun içindir ki kişi ilk önce yeteneklerini anlamalı ve geliştirmelidir. İnsanın içindeki gizil güç insana yol gösterir anlayışını savunur aynı zamanda. Çokça dile getirdiği boş zamanların değerlendirilmesinde kişinin ilk elden bu uğurda çaba sarfetmesi gerektiğini söyler. Boş zamanlarda kişiler yetenekleri doğrultusunda çalışmalı ve yapıtlarını tamamlamaya çalışmalıdır. Bu boş zaman dediği olgu temelde insan için aynı zamanda en büyük kötülüklere de gebedir. Çünkü boş zamanlarında kişi kendini geliştirmeyip de zihinsel süreçlerden ziyade eğlenceye, hovardalığa kendini verirse işte o zaman büyük ziyan olur kendisi için. Totalde boş zaman önemlidir ama mühim olan nasıl değerlendirildiğidir. Güzel bi ikilem aslında eros anteros zıtlığı gibi. Ya da diyalektik diyecem de işin içine biraz sinizm girmis bulunmakta. Șopi de köpekçilik felsefesinden sanırım biraz etkilenmişe benziyor ve eserine de yansıtmış aynı zamanda. Bunu insan ne kadar az şeye sahip olursa o derece de mutlu olur sözünden anlamaktayız. Pek tabi böyle demesi kitapta geçiyor. Bazı insanların söyledikleri ve yaptıkları da birbirleriyle uyumlu olması gerektiği kanaatindeyim. Tamam șopi'nin böyle demesi güzel de yine adama sorarlar sen ne yaptın boş zamanlarında diye. Pavyon köşelerinde 'karı-kız' ayaklarının olduğunu söyleyenlerin sayısı sanırım baya var. Allahtan çok yakışıklı değilsin. Yoksa belki bu düşünceler bize gelmezdi bile. Șopi șopi... :)) Sahip olduğumuz şeylerin üzerinde bizim etkilerimiz olduğu gibi sahip olduğumuz şeylerin de bizlerin üzerinde etkisi vardır. Șopi genel olarak bunu ekonomik varsıllık ya da yoksunluk üzerine ele almıştır. Paranın gücü insan ve davranışlarını etkileyen durumlardan biridir ve bu hal ve hareketlerimize dahi etkide bulunmaktadir. İçinde bulunduğumuz duyușsal düzeyin ne derece etkilendiğini bize aktarmaktadır. Burada yine Diyojen ve köpekçiliğini, yanisi kinizmden dem vurmuştur. Pek tabi Diyojen ismini kullanmayaraktan. Kişi tanımlanmış duygularla ancak haşır neşir olabilir sanırım. Bu vesileyle yoksul olan kişi varsıl olanların dert ettiği şeylerle ilgilenmez hatta ve hatta aklına dahi gelmez ve üzerinde düşünmez bile. Yoksul kişinin Ferrari düşünmemesi gibi ele alabiliriz ya da düşünememesi. İşin doğrusu bazen düşündüğümüzde buna hak veriyoruz. Normal itibariyle yoksul kişiler genel olarak geçim derdiyle ilişkilidir. Bugün kendimi nasıl geçindirebilirim diye. Hade durumu biraz iyileștirelim ve ay sonunu nasıl getirebilirim diyelim. Emekliler buraya :) oysaki varsılların durumu böyle değildir. Her ne kadar varsıl olduğunu bilse bile hep dahası dahası demektedir. Bundan dolayı elde edemediği şeyler konusunda dert yakınır ve bu duyușsal durumunu etkileyip sıkıntı yaratabilmektedir. Behey adam daha ne istiyorsun gözün doysun gözün doysun :). Çok güzel bir benzetme ile dile getirir șopi bey bunu. Zenginlik deniz suyu gibidir der. İçtikçe içesin gelir der. Aslında hafif diş ağrısı da böyledir. Kaşımak istersin daima diş etlerini. Neyse gevezelik etmeye gerek yok :) Ha birde varsıllık, yürüyüşü de değiştiriyormuș. Varsıl olan biri kendinden emin başı dik yürürmüș genelde. Psikolojik olarak ele aldığımızda bazı duyguların edinilmiş bazılarının da kazanılmış duygular olduğunu görüruz. Elinize minik bir iğne battığında ve bizlerin de kurşun değmiş gibi irkilmemiz, çekinmemiz, feveran etmemiz edinilmiş duygudur. Bu edinilmiş duygular doğuştan gelmekle birlikte refleksif hareketlerdir. Tersi durumda kazanılmış duygular ise doğuştan gelmeyip sonradan kazanılan duygulardır. Köpekten korkmak gibi. Küçük bir bebeğin köpekten korktuğunu göremezsiniz. Șopi bunlar üzerine de deginmistir. Her ne kadar bu şekilde dile getirmese de gurur ve şeref gibi duyguların zaman içinde yaratıldığını dile getirir. Robinson olmuş olsaydık bizim için şeref ve gururun pek bir anlamı olmazdı. Yahu zaten robinsonluk bir durumda seref ve gurur da olmazdı. Șopi bu tür duyguların toplum tarafından yaratıldığını dile getirir. İnsan toplum içinde yaşadığından ötürü toplumdan dolayı topluma karşı bir otokontrol mekanizması geliştirir. Evet evet siz de çok iyi biliyorsunuz bu durumlari:) başkaları benim hakkımda ne der düşüncesi yani. Ya da milletin kızı/oğlu söylemleri. Şeref olgusunu ele alırken özellikle üzerinde durmuştur. Ve şeref olgusunu bizzat karşı gözde tanımlamıştır diyebiliriz. Başkalarının bize vermiş olduğu değer şerefimizin alt yapısını oluşturur ona göre. Peki başkaları olmasaydı. Şerefsiz mi olurduk demekten kendimi alamıyorum :) ama öyle kaba anlaşılmasın. Ona göre şerefsiz olurduk. Ama tanımlanmamış bir şey olduğundan dolayı, ontolojik olarak yokluktan, bilinmemezlikten gelen bir şerefsizlik. Șopi bu tür düşüncelerden ötürü sanırım bazen kendisinin sınırlandırılmış olduğu hissine kapılmıștır. Yanisi toplum, insanın kendisini bizzat sınırlayan bir oluşum ya da olgudur. Kişi sınırlanmıș halinden kurtulmak için bazen kendisine vakit ayırmalı ve yalnızlığı seçmelidir der. Yalnızlığı sevmelidir der aynı zamanda. Çünkü yalnızlik kendini anlama ve diğerlerinden soyutlama düşüncesini doğurur. Hal böyle iken kişi ancak bu şekilde anlam arayışında kendini görür . Satrançta oyunu oynayan rakiplerden çok rakipleri izleyen 3.șahıs olmak yani. O her hamleyi görür ve daha iyi analiz eder..
Devamı yorum kısmında!