ilk defa bir öykü denemesi gibi bir şey yaptım, feedbacklere açığım^^ - ODA - öylece oturdum, baktım etrafıma ve yalnız olduğumu farkettim önce karanlıktan korktum, ışığı açtım sonra yalnızlıktan korktum, kendimden ve aşağılık kompleksimden hatta yoksunluktan korktum. hemen arayış yapmadım…devamıilk defa bir öykü denemesi gibi bir şey yaptım, feedbacklere açığım^^
- ODA -
öylece oturdum, baktım etrafıma ve yalnız olduğumu farkettim
önce karanlıktan korktum, ışığı açtım
sonra yalnızlıktan korktum, kendimden ve aşağılık kompleksimden hatta yoksunluktan korktum.
hemen arayış yapmadım önce korkumun esiri oldum, karanlığı özledim ışığı kapatmaya çalıştım ama düğmenin yerini bulamadım, düğme olduğunu bile anımsayamadım.
peki ya ışığı nasıl açmıştım, önemli olan bu muydu gerçekten "ışığı nasıl açtığım mı" önemli olan?
hayır tabii ki nasıl açtığım ya da neden açtığım neden önemli olsun ki?
sonuçta bir ışıktı bu, karanlığı ortaya çıkarmaktan başka görevi yok ki.
bir an düşündüm karanlıkta kalsaydı ortaya çıkan yalnızlığımın, farkındalığımın önemi olur muydu acaba?
kesinlikle cevap bulamadım soruma
artık tek bildiğim kaynaksız bir ışığın yalnızlığımı gözler önüne serdiği idi.
kısa bir süre sonra alıştım,artık daha az yorganın altına girmeyi istiyordum
bir süre üstüme gelen duvarlara baktım, ben baktıkça oda daha da küçülüyor, daha da boğuluyordum.
oda en son bayağı küçük bir hale geldi ve öleceğimden emin oldum, ölümün korkusu üzerimden gittikten sonra odayla yüzleşmeye karar verdim.
garip bir şekilde eşyaların bir kısmı ben elime almaya çalışınca küçüldü ve avcuma sığmaya başladı.
ancak bazı eşyalar ise olduğu gibi kaldı hiç değişikliğe uğramadı.
iş gittikçe garipleşmeye başladı; tüm oda ışıkları ilk açtığımdan farklı bir hale gelmişti en başta ve bu değişim uzun süre süratle devam etti.
şu anda ise odanın değişim hızı azaldı, zaman kavramını kaybettiğim için ne kadar oldu bilmiyorum, belki bir saat belki üç gün belki yirmi dakika...
odanın ilk halini unuttum, korkuyu kabullendiğimden olsa gerek sürekli değişen yeni şeylere hızlıca adapte olup önceki durumu çabucak unutuyorum.
hâlen ne yapmam gerektiğini bilmiyorum ve hafızam iyice bulanıklaşıyor,
artık aydınlıktan önce ne vardı hatırlamıyorum bile, karanlık nasıl bir his idi niçin anlayamadığım bir odadayım herhangi bir fikrim yok.
odada geçirdiğim belirsiz bir zaman sonra yalnızlık hissettiğimi hatırladım, derin bir yalnızlık...
artık oda kocaman, eşyalar ise tamamen farklı ebatlarda hiçbir eşya diğeriyle aynı ebatta değil.
ne hissettiğime karar verememeye başladım, huzur mu, umut mu, korku mu, sevgi mi?
en ufak bir fikrim dahi yok.
belirsizlik beynimi bulandırıyor, galiba kötü hissediyorum.
neden eşya dolu bir odadayım, bu bir rüya mı, ben mi tercih ettim bu odayı, yoksa cezalandırılıyor muyum, bir denek miyim?...
açlık ya da herhangi bir temel ihtiyaç hissetmiyorum, bir şeylere dokunup elime alabiliyorum ancak bedensel ihtiyaç duyumsamadan nasıl yaşayabilirim ki, gerçekten bir bedenim var mı yoksa tamamen bir psikoz içinde miyim?
ışık, evet evet ışık açılmıştı, ben mi açmıştım, düğme hah işte bir düğme olmalı, eğer açılabiliyorsa kapanabilmelidir. peki ya kapatırsam n'olacak tüm hayatım ışıkla geçti, diyelim ki kapattım daha mı iyi olacak ki? ışıktan başka bir şey var mı ki, hayatta kalıyorsam sebebi ışık mı kapatınca bedenim patlayacak ve yok mu olacak?...
ah hayır, neden duvarlar daralıyor? korkuyorum, çok korkuyorum.
hayır hayır hayır daralmayın duvarlar, niçin, niçin daralıyorsunuz, yanlış bir şey mi yaptım öldürecek misiniz beni yapmayın ben yaşamayı seviyorum, yaşamak çok ama çok güzel özür dilerim...
oh sonunda duvarlar durdu ama eşyalar, eşyalar niçin dev gibi?
kapı! evet evet bir kapı bir kapı bulursam odadan çıkabilirim, ne de olsa bir kapıdan girmiş olmalıyım buraya.
hayır, hayır! olamaz, peki ya ben burada doğduysam, bu oda beni doğurduysa. peki ya benim olabileceğim her şey bu odaysa?
neye bakıyorum artık bilmiyorum, gerçeklik ne demek, hayal ne demek hiçbir fikrim yok çünkü bedenimde herhangi bir hissiyat veya bir anı yok, sadece bir şeyler biliyorum ama onları da nereden bildiğimi bilmiyorum veya ne kadar daha bilebileceğimi...
kendimi mi öldürsem, yoksa tüm bildiklerimi aklıma getirerek buradan çıkmaya mı calışsam?
tabii ki kendimi öldürmek daha kolay ve cazip, acı diye bir şeyin olduğunu biliyorum insanlar acı çekebiliyor herhalde ben de acı içindeyimdir.
İNSANLAR!? evet başka insanlar da olmalı odada yaşayan, ben odada yaşıyorum diğer insanlar da bir başka odada yaşıyordur muhakkak.
en azından başka bir odaya geçmenin yolunu bulmalıyım.
ama önce kendimi öldürmeyi denemeliyim; etrafıma dikkatle bakındım bir bıçak aradım ve buldum, kocaman, keskin, hafif ve yakışıklı bir bıçak idi. hemen tutup kendime saplamaya çalıştım ama başarısız oldum.
çünkü vücudum ne bir şey hissediyor ne de öleceğime dair bir ipucu veriyor, anlayamadan bıçağı birkaç kere daha farklı şekillerde kullanmayı denedim ama galiba ölümsüzüm.
ne kadar uğraşırsam ugraşayım kendimi öldüremedim.günün sonunda bir şeyler hatırlayabildiğim son ana kadar kurtulmayı ve çözüm aramayı denedim, denemeyi bıraktığım ve artık hiçbir şey hatırlayamadığım ilk anda kapı açıldı ve "artık siz de bir insansınız" dedi.