-yarım porsiyon- doğru bir adam yola çıkmış ince kollu, kalın kafalı hırsız bir adam yolda birkaç kiremit taşı bulmuş koymuş cebine rengarenk kiremit taşlarını birkaçı bacağını acıtmış kiremit taşlarının bacağını acıttıkça kiremit taşları acıyla karışık bir haz hissetmiş doğana kadar…devamı-yarım porsiyon-
doğru bir adam yola çıkmış
ince kollu, kalın kafalı hırsız bir adam
yolda birkaç kiremit taşı bulmuş
koymuş cebine rengarenk kiremit taşlarını
birkaçı bacağını acıtmış kiremit taşlarının
bacağını acıttıkça kiremit taşları acıyla karışık bir haz hissetmiş
doğana kadar benimle olmalı bu taşlar dermiş genç ve güçsüz adam
gün geçtikçe taşlar ile olan ilişkisi ilerlemiş
kimi zaman yasemin koklatırmış taşlara,
arada sırada tuvalete bırakırmış taş olduklarını unutmasınlar diye.
birbirine vururmuş bazen taşları
hatta zaman zaman dışarı çıkarırmış taşları
bazen de eğlenmiş onlarla büyük bir keyifle
ne zaman yatacak olsa bir eline toplarmış kavdan aldığı şarabı koklatırmış taşlarına,
elinde sıkıca tutarak uyurmuş hep taşları...
bir bakraç su yüzündeyken uyanmış;
dilemiş içinden bugün iyi geçsin diye yatağından kalkmakta zorlanırken
uyuyakalmış.
uyanmış pantolonuyla birlikte genç adam
hatırlamış o an neden pantolonuyla uyandığını
sabah uyandığında pantolonunu giymiş hazırlanmış önemli bir şeyler yapmak için
hayır, hayır yanlış hatırlamış düzensiz ve kendine zarar verme bağımlısı adam
gece yatarken giymiş pantolonunu
sabah neden uyandığını hatırlamak için giymişti genç adam pantolonunu
sabah uyandığındaysa artık önemi yoktu uyanmış olmasının
yorganın kokusu hayatta yoktu o'na göre
çünkü bıkmıştı çünkülerden
için demek için yaşamak zor geliyordu güvercinler ve seslerinden eskisi kadar hoşlanmadığı için suçlu hisseden adama.
bir gün hastanede uyanmıştı adam sol el parmakları olmadığı için
kendine hak görmemişti parmaklarını
hiçbir zaman beş yüz bire kadar saymadığı için,
utançtan kıvranan,
diz kapakları kanlı adam.
bir gün derin bir acı hissetmiş terlik giymeyi sevmeyen adam
kendine olan saygısının fazlalığından kendinden nefret etmiş önce,
sonra taşları atmış, beş yüz bire kadar saymış,kendini aynada çıplak görmeye dayanamamış,inanmamış bedenine,uykuyu özlemiş...
kalbi dakikada yetmiş atıyormuş adamın,
sakinmiş,yavaş yavaş bilinci yerine geliyormuş.
kendine tapacak kadar saygı gösteren adam aynı zamanda kendinden dahi nefret ettiğini anımsamış;
hafifçe dudaklarını ıslatmış ve
ölü...