George orwell-Jack London ve toplum yenilmez midir? Bu iki yazarın ne kadar ortak noktası olduğu konusu o kadar ilginç ki.. Çoğu yazar ve yönetmen toplumun sorunlarını çözmeye ve çözümlemeye çalışır. Jack London ve orwell ise toplumun haksız olduğunu değil organik…devamıGeorge orwell-Jack London ve toplum yenilmez midir?
Bu iki yazarın ne kadar ortak noktası olduğu konusu o kadar ilginç ki..
Çoğu yazar ve yönetmen toplumun sorunlarını çözmeye ve çözümlemeye çalışır. Jack London ve orwell ise toplumun haksız olduğunu değil organik bir süreç içinde oluşan normların kabul edilebilirliğinin tartışma konusu olmadığını,iyinin ya da kötünün değil,toplumsal evrimin kurallarının daim ve mutlak olduğunu fark edebilmiş dehalar. Ve siz de böyle hissediyorsanız biliyorsunuzdur ki bu evrendeki en üzücü duygudur.
Topluma uyum sağlayamıyorsanız,asla mutlu olamayacaksınız. Rol yapabilirsiniz, eğlenmeye ve kendinizi yamamaya çalışabilirsiniz. Ama içinizde her zaman "ben bu zamana ve bu mekana ait değilim" düşüncesi var olacak. Çevrenizde gördüğünüz mantıksızlıklar, bozulmuşluklar sizi bazen isyan ettirebilir. Bazen bu düzen değişmeli diyebilirsiniz ama toplum her zaman kazanacak.
London' ı ele alalım. Martin eden ve beyaz diş gibi popüler eserlerini ki Martin eden aynı zamanda bir Jack London otobiyografisi niteliği taşır. Martin bir gemi işçisi gibi entelektüel hiç bir deneyim gerektirmeyen biriyken biraz okuyarak yıllarca eğitim almış burjuvaları-önceden hayranlık duyduğu burjuvalar- kolayca alt eder. Çünkü o çok az insanın sahip olduğu lanetli bir hastalığa sahiptir. Farkındalık. Koyun sürüsündeki aykırı koyun. Çobanına minnet duymayan bu yüzden daha az otlanan mutsuz koyun.
Dünya yuvarlaktır dediği için idam edilen insanların çağını geçtik. Sizin yaptıklarınızı anlayamıyorum dediği için yaşamdan soyutlanan insanların çağındayız. Ve suskunluğa mahkum edilip kendini kitaplara vuran,eski zamanın kokusunu sigara dumanıymışçasına içine çeken ve bağımlı hale gelen zavallılar.
Toplum insanlar tarafından yaratılmasına rağmen insanların Tanrısıdır. Bunun farkında olmadan yaşayanlar içtiği kahveden ve kurduğu ilişkilerden zevk alabilecekleri cennete gönderilir. Diğerleriyse ölene kadar bir meydanın ortasında bile duyumsayacakları ve asla uyuşmayan bir yalnızlığa yani cehenneme itilirler.
Orwell'in kitaplarında hep sahte bir umut sezersiniz. Kitabın bir bölümünde ana karakterin geçici zaferleri bir başarı olasılığı yaratacakmış gibi görünür. Ama Orwell'in mükemmelliği tam da buradadır. Karşınızda baş edebileceğiniz biri değil yerleşik ve oturmuş bir sistem vardır. En ufak bir başarı şansınız yokken size verdiği umut damlasını acımasızca yok eder. Sizi aşağılar ve küçümser.
“Sen o kemikleri gözlerinle gördün mü, Winston? Görmedin tabii. Onlar on dokuzuncu yüzyıl biyologlarının uydurması. İnsandan önce hiçbir şey yoktu. Bir gün sonu gelirse, insandan sonra da hiçbir şey olmayacak. İnsan dışında hiçbir şey yoktur.”