Spoiler içeriyor
"Bunu alan bunu da alır diyorlar ya, meğer bütün hayatım öyleymiş...Maaş alan kredi de alır, gittik aldık. Kredi alan araba da alır. Araba alan, ev de alır. Ev alan bilmem ne de alır. En son artık mezar yeri bakıyordum Fevzi.…devamı"Bunu alan bunu da alır diyorlar ya, meğer bütün hayatım öyleymiş...Maaş alan kredi de alır, gittik aldık. Kredi alan araba da alır. Araba alan, ev de alır. Ev alan bilmem ne de alır. En son artık mezar yeri bakıyordum Fevzi. Aile mezarlığı alacaktım. 44 yaşında. "
"Ben diyorum Avrupa'nın en büyük cezaevi, sen diyorsun 'Hayvanımı nerede otlatacağım?' siz köylü olarak bize destek vereceksiniz, biz de sizi cezaevine sokacağız. Maaşli, sigortalı işiniz olacak. Anlaşıldı mı? Sen de anladın mı çoban kardeşim. "
Hakan Günday'ın senaristlik yaptığı 1 sezonluk mini dizi. Romanlarını bayılarak okuduğum yazarın senaristlik yaptığı dizi de güzel olacağından şüphem yoktu zaten. Ben severek izledim. Mesajın doğrudan verilmesi izleyenlerin zekasını küçümsemek gibi geldi ama bu beni aşırı rahatsız etmedi. Varoluş, kim olduğunu bilememek, hayat boyu başkalarını mutlu etmek. İçinde yaşadığın hayatın hiçbir zerresine sahip olmamak...Derdi bugün ile olan insanların hikayesi...
Filmi izlemeyenler burdan sonrasını okumasın spoiler içerir!
📚Oktay, evi terk etmek ve başka bir ülkeye gitmek üzere olduğu bir havalimanı ile başlar dizi. Ailesine bir mektup bırakıp terk etmektir amacı. Havanın sisli olmasından dolayı uçuşlar bir süre ertelenir ve bu süre zarfında Oktay gitmekten vazgeçer. Havanın sisle kaplı olmasın içinde bulunduğu ortamı net görememek, gerçekleri görmekte zorluk çekildiğini bir göstergesidir.
Oktay eve döner ve mektubu Tolstoy'un Aile Mutluluğu kitabının arasına koyar. Bu da Oktay'ın ailesi ile sorun yaşadığının göstergesidir. Hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder. İşe giderken ise Sophekles'in Kral Oidipus kitabını yanlışla yanına alır. Burdaki eserler sıradan ve öylesine yer verilmiş ola eserler değil. Dizide metaforlardan çok sık yararlanılmış ve çok güzel bir şekilde aktarılmış. Kral Odipusun olayı kısaca şöyledir ; babasını öldürüp annesi ile evleneceğini tanrılar tarafından söylenen yeni doğan bir bebek, ailesi tarafından bir çobana verilerek öldürülmesi söylenir. Coban bebeğe kıyamaz ve başka bir aileye verilmesini sağlar, gün gelir babasını öldürür annesi ile de evlenir. Bu evlilikten 4 çocuk dünyaya gelir. Burdaki temel motto 'kaderinden kaçamazsın' ifadesidir. Ege(Oktay 'ın oğlu), bir gün babasına neden duygusuz olduğunu hatta annesinin ölümünde bile alamadığını söyler. Burda Albert Camu' nın Yabancı kitabına bir atıfta bulunulur. Öyle ki kitap şöyle başlar: "Bugün annem öldü, belki de dün bilmiyorum."
Dizideki en olduğu gibi olan karekterimiz ise Ece. Dedesi telefon aldığında yerlere yatıp ağlar yaa ben de sizin gibi olursam diyerekten. Ece'nin bazı cümleleri çok güzeldi. Hostes olmak isteyen ve baskıcı sevgilisi yüzünden hayatına devam edemeyen kıza. "kapı kilitli değil ki, neden çıkmıyorsun?" demesi aslında bizim de hayatımda engel olarak gördüğümüz ama aslında engel olmayan şeylere atıfta bulunur. Oktay'ın tasarlandı gerken bir hapishanesi vardır tıpkı yıllarca kendi hapishanesi tasarladığı gibi. Berhudar ise bu hapishaneye inşaa etmek isteyen kişidir. İstediği tek şey Avrupa'nın en büyük cezaevini inşaa etmek. Bu kısımda çok iyi bir sistem eleştirisi vardı. Avrupa'nın en iyi hapishanesinde sahip olabiliriz ama bu bizim en iyi adalet sistemimizin olduğunu göstermez! En büyük yolu yapalım, en büyük hasteneleri yapalım bu yaptığımız şeyler bizim en iyi olmamızı sağlmaz en iyi olmak nitelik ile olur. Berhudar mesai saatleri dışında bile Oktay'ın hayatına dahil olmak ister. Oteritenin kendisinde olmasını ister. Hatta zorla Oktay'a baba dedittirir ve eve yemeğe davet ettirir. Yemek esnasında alkol kullanmadığını belirterek diğer kişilerin de alkol kullanımını engellemiş olur. Dizide en yerine oturmayan karakterimiz bana göre Ege' dir. Onun olduğu sahneler çok bir anlam ifade etmedi bana. Baştan ege nin psikolojik rahatsızlığı olduğunu bilseydik çok daha farklı olabilir. Tanıştığı kadına babasının hapiste olduğunu söylüyor. Aslında ege de ne istediği bilmiyor. Sınava çalışan bir öğrenci ama istediği bir bölüm bile yok. Mimar olmak istediğini söylüyor ama bunu kendi istediği bir şey olmadığının kendisi bile farkında. Başkalarının istediği hayatı yaşadığımızı, onların istekleri ve arzuları çercesinde hayatımızın şekillendiğini o kadar güzel anlatmış ki bize. (Son kısım Başak Kablan Uysallar film incelemesi vidosundan alıntı yapılmıştır.)📚