Spoiler içeriyor
-Arsen Lüpen Kibar Hırsız -Maurice Leblanc -Ren Yayınları -207 sayfa Suç dehası bir karakter olan Arsen Lüpen; kılık değiştirme, atiklik, el çabukluğu, sosyal mühendislik ve kıvrak zekası gibi özellikleri vasıtasıyla hırsızlık konusunda olağanüstü başarılı bir şekilde sunuluyor okuyucuya. Gözlem yeteneği…devamı-Arsen Lüpen Kibar Hırsız
-Maurice Leblanc
-Ren Yayınları
-207 sayfa
Suç dehası bir karakter olan Arsen Lüpen; kılık değiştirme, atiklik, el çabukluğu, sosyal mühendislik ve kıvrak zekası gibi özellikleri vasıtasıyla hırsızlık konusunda olağanüstü başarılı bir şekilde sunuluyor okuyucuya. Gözlem yeteneği ve çevresini manipüle edebilmesi dolayısıyla gerçekleştirdiği etkileşimler akıcı bir şekilde ilerliyor ve sıkmıyor. Birbirinin devamı şeklinde ilerleyen hikayeler ile birlikte bir anda flashback hikayelere giriş yapabiliyor ve karakterin nasıl bu aşamaya geldiği hakkında bilgi edinmeye başlıyorsunuz. Karakter ilk başta detaylıca anlatılmıyor ve daha çok gerçekleştirdiği vakalar ile kişiliğine dair yargı oluşturmamız olanaklaşıyor. Robinhoodvari bir karakter olmamasıyla birlikte 'çalma' eylemini tüm ahlaki çerçeveden sıyrılarak zevk ve arzularına bağımlı kılarak gerçekleştiriyor. Yani çaldığı kişileri kötü gösterip karaktere 'güzelleme' yapılmadan okunması gerektiğini düşünüyorum. Olay örgüsü ve mindfuck yapısı dolayısıyla her bölüm okumaya tetikliyor zaten fakat ilk iki bölümden sonra benim için anlaşılması ve erkenden bölümlerin sonunu saptayabilmek olanaklaştı. Çünkü karakterin ünü ve hemen her yerde isminin sayıklanması karaktere olan ilgiyi minimuma düşürüyor(karakterin aşırı egoist ve gösterişe bağımlı olmasıyla alakalı.). Bununla birlikte karakterin iki de bir, bir anda olamayacak yerde olmayacak dediğiniz birey çıkması ile birlikte mantığını kavramaya başlıyorsunuz. Kitapta anlatıcı türü değişkenlik gösteriyor, Hakim bakış açısı ile okuduğunuz bir bölüm bir anda kahraman bakış açısına evrilebiliyor. Yazar büyük ihtimalle 'kafa karışıklığı' oluşturma da zirveyi zorlayayım diye düşünmüş. Bu arada karakterin yaratıcısı Maurice Leblanc bariz şekilde Arthur Conan Doyle'nin karakteri Sherlock Holmes'den esinlenerek karakteri yaratmış. Tıpa tıp aynısı fakat ikisinin farklı misyonları var. Sherlock Holmes'ın bir kitabında şöyle bir söz geçer: "Eğer bir suçlu olsaydım oldukça iyi işler çıkaracağım şeklindeki düşüncemi sana itiraf etmekte sakınca görmüyorum Watson." İşte bu noktaya Leblanc ayak basıyor. Oturuyor ve büyük ihtimalle bu sözün üzerinde oluşturduğu çağrışıma ayak uydurarak Lüpen'i yaratıyor. Ancak benim hoşnut kalmadığım nokta kitabında Holmes karakterine yer vermesi ve kendine göre karakteri biçimlendirmesi. Adeta saçmalıklar ötesi hatta bir de üzerine bu iki karakterin karşılaşmasına dair kitap yazması daniskası. Ne alaka diye soruyorsun(bu hangi paralel evren aq.). Kitabın sonuna doğru Lüpen'in Holmes'in saatini çalması ve geri göndermesi gibi bir detay yaratılması, Leblanc'ın Doyle'un üzerindeki etkiyi kendi üzerine çekme çabasının göstergesi.(bknz. benim karakterim senin karakterini döver.). Sherlock ve bunun gibi karakterleri hiç sevmediğim halde(bu tür karakterlerin polisiye ve suç romanlarındaki realiteyi yok ettiğini ve fantastik bir izlenim yaratarak olay örgüsünün içindeki gizemi yok ettiklerini düşünüyorum. Bu karakterlerin tutulma sebebi durum analizini olağanüstü yapmaları ve manipüle teknikleri ile alakalı. İnsanlar kendileri gibi etten bir canlının aşırı zeka parıltıları göstermelerine bayılıyorlar. ) okunur mu? okunur abi. Bir günde 160 sayfa okunur abi.(: