Spoiler içeriyor
... ... BİR RÜYA İÇİN AĞIT. Tema müziği hala daha kulaklarımda çınlarken sıcağı sıcağına incelemeye çalışayım. Uyuşturucu. Dört hayat. Dört drama. Filmin anlatısına geçmeden önce hızlıca oyunculukları ve o mükemmel çekim tekniğine değinelim. Her bir oyuncu, sanki ertesi gün oyunculuk…devamı...
...
BİR RÜYA İÇİN AĞIT.
Tema müziği hala daha kulaklarımda çınlarken sıcağı sıcağına incelemeye çalışayım.
Uyuşturucu. Dört hayat. Dört drama.
Filmin anlatısına geçmeden önce hızlıca oyunculukları ve o mükemmel çekim tekniğine değinelim. Her bir oyuncu, sanki ertesi gün oyunculuk dersi verecekmişçesine oynamışlar. Filmin sesini kısın ve rastgele bir noktasına ilerletin, sonra da oyuncuların performanslarına bakın. Ne hissettiğini çok çok iyi anlayabilirsiniz. Kullanılan çekim teknikleriyle de bu performanslar kovayla üzerimize boşaltılmış. Filmin en parlak yönlerinden biri olan 'oyunculuk'un cilası olmuş resmen. Bir tane bile uzak çekim yok, kamera aktörlerle hareket ediyor, çevreyi değil aktörleri ve onların baktığı yeri gösteriyor. Teknik açıdan şölen gibiydi film.
Gelelim filmin hikayesine... Film kendini mevsimlere bölmüş, ben de incelememi mevsimlere bölüyorum.
YAZ(BEREKET)
Harry'nin ve annesi Sara'nın rüyalarını gördüğümüz kısım. Bütün karakterlerin yüzü gülüyor, annesi başarılı bir oğlu olduğu için gurur duyuyor ama aynı zamanda da yalnız bir kadın. Bir yanda rüyası gerçekleşeceği için mutluyken diğer yanda hüzünlü bir yalnızlığa gömülmüş. Ve dramanın ilk başladığı yer. Oğlundan aldığı o ilk söz.
"Yalnız kalmıycaksın, ara ara uğrarım."
SONBAHAR(ÇÖKÜŞ)
Ty L'nin ve Marion'un rüyasını gördüğümüz kısım. Sonbahar mevsimin sembolize ettiği bir çok metaforu karakterlerimizin en gerçek haliyle yaşadığı kısım. Ayrılık, umutsuzluk, karamsarlık. Yazının başında da değindiğim gibi oyunculuklar ve kamera açıları o kadar iyi ki, hepsi ekrandan size geçiyor.
KIŞ(KITLIK)
Uyuşturucunun etkilerini hat safhada gördüğümüz kısım. Yüzü gülen tek insanlar o gerçek olmayan insanlar, o şov programındaki rol yapanlar. Kendinden nefret eden bir kadın, davranışlarından bin pişman -ama telafi etmesi imkansız- bir genç, rüyasının asla gerçekleşmeyeceğini farkeden gencin en yakın arkadaşı, uyuşturucu yüzünden deliren anne... Dramanın hat safhaya çıkışı. İzlerken benim içimde "önümüz bahar, işler kötünün iyisi olacak şekilde yoluna girmeli." düşünceleri.
Bu kısmın sonunda karakterlerin çöküşünün son raddesini görmemiz, "UYUŞTURUCU KULLANMAYIN!" kamu spotunun en nihai haliydi bence. Hepsine değinmeyeyim ama kendinden nefret eden kadının cebindeki uyuşturucuya bakıp gülümsemesi, bunlardan sadece biri.
İLKBAHAR(UMUT)
Gelmedi...
Evet, ilkbahar gelmedi. Umut gelmedi, işler yoluna girmedi, kötünün iyisi gerçekleşmedi. Uyuşturucu bu dört karakteri aldı, yok etti ve öylece bıraktı. Ben de izleyici olarak o epik/dramatik müzik eşliğinde film biterken öylece kalakaldım.
Çok, çok iyi bir filmdi, izlemesi zor bir filmdi. Ama izlemeye başladıktan 1 saat 43 dakika sonra sizi bir nebze de olsa değiştiren bir filmdi. Olaylara bakış açınızı bile değiştirebilir.
Gerçekleşmemiz rüyalar için bir ağıt.