👀 Steve bugün zihnime girdi, bende yeri ayrı olan bu dizi için gönderi atmamama kırılmış ve üzülmüş, benden beklemeyeceği hareketlermiş. Adamı üzmeye değer miydi? Hayır. 🫒 Evet, her şey bir yana izlediğim ilk dizi. Bisiklet manyağı olduğum için, sırf içinde…devamı👀 Steve bugün zihnime girdi, bende yeri ayrı olan bu dizi için gönderi atmamama kırılmış ve üzülmüş, benden beklemeyeceği hareketlermiş. Adamı üzmeye değer miydi? Hayır.
🫒 Evet, her şey bir yana izlediğim ilk dizi. Bisiklet manyağı olduğum için, sırf içinde bisiklet süren çocuklar olduğundan izlemeye başlamıştım. Konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ama izledikçe sevdim, konusunu bir kenara bırakın. Karakterleri sevdim, duygularını sevdim. Ben arkadaş kelimesine bile bayılırım ve bu dizi benim için o yönden tamamen ayrıydı. Arkadaşlıklar böyle olmalı, dostluklar böyle yaşanmalı...
💻 Ve ilklerin yeri ayrıdır, hayatımızda bizim için ilk olan her ne varsa siz de katılırsınız ki onun hissi hep peşimizdedir. Yıllar önce bizim için ilk olan bir şeyi bugün tekrar yaşadığımızda yine yılların ardına düşeriz. Eski yaşımız oluruz, aynı olan o hissi yaşarız. İşte bana özel güç gibi gelen bu his hafızasına bayılırım.
✍🏻 Aslında her şey bir karakterimiz olan Will'in ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Kasabada küçük bir çocuk kaybolunca, gizli deneyler, korkutucu doğaüstü güçler ve bence izledikçe her şeyine alıştığımız ve bir yandan da şaşırdığımız olaylarla devam ediyor.
Çoğu kişi artık az çok konusunu biliyordur diye düşünüyorum ve birkaç karakter için bir şeyler yazmak istiyorum. Ve bu yazılar hiçbir sezonu izlemeyen biri için SPOİLER sayılabilir. Karakterle alakalı bölümden sonrasını okuyabilirsiniz.
••••
🫳🏻 Eleven: İlk başta her zaman korktu ama sonrasında alıştı hep. Hiçbir şey bilmiyorken bir kaç çocukla tanıştı, sadece başta ne kadar yabancılık çekse de sonradan benimsedi hepsini. Güvendi. Arkadaş olmayı öğrendi ve arkadaşlar için neler yapılması gerektiğini. Korkusunu güce çevirmeyi başarabildiği için ekran başında hep tebrik ettiğim bir karakterdir.
- "Ben arkadaşlarıma gidiyorum. Eve gidiyorum."
🚲 Mike Wheeler: Diğer çocuklarda da vardı ama ben Mike'da daha çok hissettim o özgüvensizliği. Kendine hiçbir zaman güvenemedi tam anlamıyla. Konu sadece arkadaşları olunca kırabildi o özgüvensizliği ve savaşmaya devam ederek konuşturdu yeteneklerini. Gerçekten başından beri görmeyi istediğim, beklediğim şeylerden biri Mike'ın kendini beğenmeyişini bir kenara atıp artık kendine gelmesi oldu.
- "Bazen hâlâ onu görüyormuşum gibi geliyor. Sanki hâlâ yanımdaymış gibi, ama hiçbir zaman değil."
🛹 Maxine Mayfield: Bizim kız Max'de diğer çocukların aksine her zaman özgüvenli görünüyor, ne yaptığını hep biliyordu. Bence gruptaki üyelerden en doğrucusu. Her zaman doğruyu söyler, yaşar ancak içten içe hayaller kuran bir karakter gibi gelmiştir hep bana. Yaşadığı her şey konusunda güçlüydü ama diğer bir taraftan çoktan pes etmiş olduğu için dert etmiyordu artık başına gelenleri. Bu karakterin anlaşılması gereken hisleri aynı şekilde diğer karakterlerden birkaç tık daha derin geldi bana.
- "Beni gözetlemeyi bırakın sapıklar!"
🔦 Will Byers: Ben dizi boyunca her zaman Will'in korktuğunu hissettim. Başına gelen şeyler yüzünden olabilir, doğrudur. Ancak sadece o canavar meseleleri değildi olay. Will ailesi ve arkadaşlarının arasında olabilme ihtimali olabilecek olan o kopukluk duygusundan korktu hep, bence bugün en büyük korkusunu sorsak cevabı, "Sevdiklerimi kaybetmek." olacaktır. Her zaman yanlış anlaşılmaktan, terk edilmekten korktu bence. Grup ne zaman ayrılacak gibi olsa acısını en çok çeken karakterdi. Ve hatta bizim karakterlerin arasında arkadaşlarını en çok önemseyen tam olarak Will'di.
- "Sanki bir rüya görüyorsun ve gerçekten çok düşünmedikçe hatırlayamıyorsun."
🧢 Lucas Sinclair: Lucas'da kendini sevememe konusunda Mike'a benziyordu biraz. Oysa biraz kendine güvendiğinde diğer her karakter gibi başarılı olduğu görülüyordu. Bu karakterle alakalı sandığım şey aynen şuydu ki, bence Lucas arkadaşlarına olan sevgisini hiçbir zaman tam olarak yansıtamadı. Bu konuda Will ile biraz zıtlardı. İçinden kızmak gelmediği zamanlarda bile diğerlerine kızıyordu, bence tam olarak arkadaş olmanın anlamını anlayamamış gibiydi ilk başlarda. Karışık duygularına sahip çıkamamış bir karakter gibi geldi hep bana, ama grubun ona da ihtiyacı vardı.
- "Partimizde bir çok kuralımız var ama en önemlisi; arkadaşlar yalan söylemez."
🗞️ Nancy Wheeler: Her ne kadar korksa bile cesaret konusunda en öncü karakterdi diyebiliriz. Gerçekten tüm korkusunu bastırabilmeyi başarabilen sayılı karakterlerden gibi geldi bana hep. Güçlü bir rolü vardı. Ama Nancy tüm dizi boyunca bana asla net gelmedi. Kötü şeylerle savaşma konusunda hep başarılıydı ancak kendi isteklerini yerine getirme konusunda yetersizdi. Bunun altında kararsız bir kişilik veya kendini henüz tam olarak tanıyamama yatıyor olabilir bence.
- "Biliyor musun, kardeşimin arkadaşları arasında en sevdiğim sensin. Sen her zaman benim favorim oldun."
📼 Jonathan Byers: İlk başlarda bu karakter her şeyden korkuyor muydu yoksa gerçekten hiçbir şeyi umursamıyor muydu anlamakta güçlük çekiyordum. Sonradan tanıdıkça anladım, Jonathan'ın en kötü özelliği buydu; umursamadığı ve sevdiği şeyleri sürekli karıştırıyordu bana kalırsa. Tam anlamıyla umursamamanın ve sevdikleri için çabalamanın karşılığının ne anlama geldiğini bilmiyordu ve kendince her şeyi birbirine karıştırıp yeni hisler çıkarmıştı ortaya. Yapması gereken bir hareketten korkuyor, yapmaması gereken bir şeyi yapmayı sevdiğini sanıyordu. Zaman geçtikçe bunu da içinde fark edip kontrol etmek istiyordu bence. Yaptığı en iyi şeyse bence gerektiğinde hatalarını kabul etmeyi bilen çok iyi bir abiydi. Duygularını iyice takip etmeyince dizide anlaması en güç karakter Jonathan'dı.
- "Bak kişisel bir şey değil, tamam mı? Ben çoğu kişiden hoşlanmam. O da bu büyük çoğunlukta.
📞 Joyce Byers: Sanırım dizideki en cesur karakterlerden biriydi. Bir anne olduğunda dolayı daha çokça cesaret geliyordu karakterine, biliriz ki iyi bir annenin çocukları için yapamayacağı şey yoktur. Birbirine bu kadar benzemeyen iki çocuğu tek başına büyütmek gerçekten zordur ve Joyce bunu aşmayı çoktan başarmış bir karakter. Bence ciddi anlamda Nancy ve Joyce'ın bu denli cesaretli oluşu bir çok olaya ışık tutulmasını sağlamış vaziyette. Korkuları olsa da cesaretini bundan üstün tutan karakterler görmek her izleyici için çok iyi bir şeydir diye düşünüyorum. Bu yüzden bu anneyi, bu cesur ve güçlü kadını izlemek her zaman zevkliydi.
- "Dünyada yapayalnızmış gibi davranıyorsun ama değilsin. Yalnız değilsin."
Bir de ayrıca hayran olduğum bu üç karaktere bakalım, heyecanlanmamak elde olmuyor. Her ne kadar dizinin tüm karakterlerini izlemek zevkli olsa da bu karakterlerin sahneleri bana hep daha fazla zevk vermiştir.
🎲 Dustin Henderson: Karışık bir kişiliğimden dolayı bütün karakterlere biraz biraz benziyorum ama bana benzeyen sadece bir karakteri seçmek zorunda kalacak olsam o kişi Dustin olurmuş, arkadaşlarım hep öyle der. Ve bende onlara katılırım... Dizinin alternatif beyni bence. Olaylarla bağdaştırabileceği hikâye bilgisi çok fazla var, dizide ki olan çoğu kötü şeylerden Dustin sayesinde kurtulmayı başarıyorlar çoğunlukla, ciddi anlamda çok iyi bir gözlemci. Ve ayrıca arkadaşlar arasındaki oluşan çatışmaları önleyen, çözüm noktası olan bir karakter. Dizideki en korumacı karakterlerden biri olduğunu düşünüyorum. Herkesi seven, herkesle anlaşmak isteyen ve çözümler bulmakta yardımcı olmaktan çekinmeyen biri. Ve bu heyecanı seven kişiliğinden ötürü mü tam emin olamıyorum ama Dustin'in o kadar da derince korktuğunu görmedim hiç. Her şeye şakalar katarak kötü durumları iyileştirdiğinden dolayı ve bütün bu özelliklerini göz önünde bulundurunca gerçekten bu dizide olması gereken cuk bir karakter.
- "Popoma dokun, umrumda değil." :D
🏏 Steve Harrington: (Nasıl beyzbol sopası emojisi olmaz aklım almıyor!) Sen cidden fedakârlık babasısın be Steve! İlk sahnesinden beri anlamıştım aslında ileride böyle birine dönüşeceğini. Gerçekten yaşanmaya değer bir arkadaş, izlemeye değer bir karakterdir kendileri.
Steve'de aslında başlarda kayıptı kendi içinde tıpkı diğerleri gibi, ama ne yapmak istediğini en çabuk bulan karakter oldu. Korkusu açıkça belli olan ama cesaretini de açıkça belli eden karakterin başında bence. Ve başına bir şey gelir diye bu kadar korktuğum tek karakter, çoğu sahnede işte bu sefer bir şey olacak kesin üzüntüsüyle izledim. Nedenini bilemiyordum ama Steve'i izlediğim zaman ne kadar memnun olsam da içimde oluşan hep bir burukluk vardı. İlk zamanların sonrasında sürekli onu mutlu görmek istiyordum. Artık hak etti, o da gönül rahatlığıyla gülsün diye düşünüyordum. Ama işte bu da benim en büyük hatam ve düşüncem olmuştu, çünkü Steve zaten mutluydu. İstediği şeyleri tam olarak elde edemediği zaman bile mutluydu. Dustin'le arkadaş oluşunda ve bol boş konuştukları yerlerde, diğer arkadaşlarına yaptığı iyilikleriyle cesaretleriyle ve fedakârlıklarıyla ve tüm o çocukları korumasıyla zaten mutluydu. Bunun aklıma bir dank edişi var, işte o zamandan sonra bu karakterle alakalı burukluk gitti içimden. Karakterlerle alâkalı anlamamız gerekeni gerçekten anlamamız gerekiyormuş. Her filmde, her dizide ve her kitapta olay tamamen buymuş aslında.
- " Ben çok iyi bir bebek bakıcısıyım."
YORUM KISMINDAN DEVAM EDİYORUM, YETMİYOR :D