Spoiler içeriyor
The Human Centipede (İnsan Kırkayak) şizofreni ile karışık mizantropist bir alman cerrahın(Dieter Laser) idealizm tutkusunda deli olması ve bunu eylemlerine yansıtması sonucu portatif bir insan modeli yaratma çabasına girmesini gözlemliyoruz. İlk olarak doktorun 'alman' olması aklımızda insanlar üzerinde eski alman…devamıThe Human Centipede (İnsan Kırkayak) şizofreni ile karışık mizantropist bir alman cerrahın(Dieter Laser) idealizm tutkusunda deli olması ve bunu eylemlerine yansıtması sonucu portatif bir insan modeli yaratma çabasına girmesini gözlemliyoruz. İlk olarak doktorun 'alman' olması aklımızda insanlar üzerinde eski alman nazi uygulamacılığını çağrıştırıyor. Yönetmen de tam olarak izleyici burada yakalamak istese dahi (modern uygulaması bu şekilde olur gibisinden) ben olayı farklı şekilde yorumlayacağım. Günümüzde ve daha eskide her zaman bilgi edinimi farklı yollarca gerçekleşmekteydi ve bu teorik olgular bir şekilde gerçek dünyaya entegre edilmeye çalışılmıştır. Yani bu sürecin doğal işleyen bir döngüsü vardır ve bu döngü kaç yüzyıllardır insanlığın gelişmesini sağlayacak ana etkenleri oluşturur. Bilgi kaynağına ulaşılır -> gözlem gerçekleştirilir -> veri kaydı tutulur -> deney yapılır -> pozitif, negatif sonuçlar doğar -> yeni bilgi kaynaklarına ulaşılır. Bu sürecin işlemesini sağlayan en önemli etken doğanın kendi başına bir bilgi kaynağı olması ve elimize bir çok içerik sunmasıdır. Tabii bu vasıtayla daha ilkel atalarımızdan bu yana var olan 'ham' bilgiyi işleme ve pratik şekilde meydana getirme dürtüsüne sahibiz. Durum bu şekilde ve çevremiz fevkalade bilgi kaynakları ile doluyken bunları işlememek yani üretim haline dönüştürmemek imkansız bir hale bürünüyor. Günümüze dönecek olursak bugün, alman doktorun yaptığı deneyden farklı bir uygulamacılık veyahut sömürü gerçekleştirilmiyor. En basiti ile kozmetik ürünlerin içinde barınan kimyasalların, insana yan etkisinin saptanabilmesi için deney hayvanlarında sömürü olarak gerçekleştirilmesi bilinir bir durum. Bunun gibi bir çok sektör için durum olumlu veya olumsuz şekilde gerçekleşiyor ve gerçekleşmeye devam edecek. Bir noktada bu yapı refaha ulaşabilmek için bazılarının kendilerinden feraget etmesi gerektiği varsayımını doğuruyor. Buradaki 'bazıları' sektörün getirisine ve 'kitlesine' bağlı olarak ürün geliştirmeci 'bilim insanları' tarafından belirleniyor. 'Bazıları'ndan kastım 'denekler'-hayvanlar(insanda dahil.)-, belli bir anayasal hukuk bağlamında üzerlerinde proje gerçekleştirilmesi olanaklaşıyor. Ancak buradaki delici nokta bu deneylerin sonucu ne kadar 'toplumcu' içeriklere sahip oluyor? Buradaki deneylerin sonuçları bir dizi kapitalist firmaların daha fazla kazanabilmek için insanlara pazarlayacakları ürünlerin-zararlı, zararsız??- kendileri olmuyorlar mı? Bunun filmdeki alman doktorun kendi zevk ve egosunu tatmin etmek için uyguladığı 'insan kırkayaktan' farkı nedir? gibi sorular aklımı kurcaladı ve filmin görsel içeriği ile birlikte fevkalade sorgulama arayışına girdim.
Aslında filmi tamamen metafora boğabilirim çünkü buna çok açık bir senaryoya sahip, oradaki iki çaresiz kadını, belli bir 'kişisel' ihtiyaç doğrultusunda tüketmeye arzulu 'kitleler' olarak; doktoru, bu arzlara karşılık kendi çıkarını ön planda tutarak iş yapacak bir sömürü yapısı, sona doğru Japon'un gerçekleştirdiği sorgulama ve eylemi ise arzın toplumlar üzerindeki etkisi olarak yorumlanabilir. Evet bunların hepsi bağlantılı ve gerçekleşmesi her zaman olağan türden şeyler. Çünkü illaki zamanla bir şeylerin eksikliği doğacak ve kesinlikle bir tüketim furyası patlak verecektir. Yani filmden gözlemlediğimiz gibi bir erkek karakterin kanı diğer iki kızla uyumlu olmadığından kaynaklı doktor, karakteri safdışı ederek yerine diğer başka bir deneği buluyor. Bu durum adeta, yeri derhal doldurulan tüketim kitlesinin varlığının resmedilmesi gibi. Olayı komplike hale bürümek istemiyorum fakat filmi bu yönden analizlemek gerçekten iç açıcı oluyor benim için.
Bunların dışında biraz filmin genel yapısından bahsedecek olursam, alman doktor rolünde Dieter Laser'in oyunculuğu muazzam olmakla birlikte gerilim dolu ortamı ve karakterinin içinde bulunduğu psikolojik buhranı fena şekilde yansıtıyordu. Aşırı soğukkanlı bir hava sunsa dahi amacına körkütük bağlanmış doktorun en küçük bir aksilikte bile çok fazla hata yapmaya müsait olması ise gerçekten amacına ve egosuna yönelik ne kadar hassas bir karakter olduğunu yansıtıyordu. Yapacağı ameliyatı ayrıntıları ile kurbanlarına anlatması ve aşırı titiz bir portre sunması yine güzel sekanslardı. Doktor dışında kurgu fevkalade kötü işlenmiş, kız başrollerin oyunculukları çok kötüydü. İlk filmden hemen sonra ikincisi ve üçüncüsü çekilmiş fakat kesinlikle izlemem, ilk baştaki derin gerilimi kişiye yansıtamayacağını düşünüyorum.