Her gün, her an yeni bir evrene giriyoruz. Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor , kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü. Hayatta kalıplar var ...…devamıHer gün, her an yeni bir evrene giriyoruz. Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor , kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü.
Hayatta kalıplar var ... Ritimler . Bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde , hüznün , trajedinin , başarısızlığın ya da korkunun , tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Yalnızca yaşamanın değil , belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek. Demek istediğim , acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak , her şey çok daha kolay olurdu . Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını. Tabii ki farklı düzeylerde ve miktarlarda. Ama hiçbir hayatta sonsuza kadar saf bir mutluluk içinde olamayız. Öyle bir hayat olabileceğini düşünmek ancak yaşadığımız hayattaki mutsuzluğumuzu büyütmeye yarar.
Yaşayamadığımız hayatların yasını tutmak kolay. Başka yeteneklerimizi geliştirmiş , bazı teklifleri kabul etmiş olmayı dilemek kolay. Daha çok çalışmış , sevmeyi daha iyi becermiş , paramızı daha iyi idare etmiş , daha popüler biri olmuş olmayı dilemek çok kolay. Edinemediğimiz arkadaşlara , yapamadığımız işlere özlem duymak an meselesi. Kendimizi başkalarının gözünden görmek ve olmamızı istedikleri bin bir kişiye dönüşmüş olmayı dilemek için en ufak bir çaba gerekmiyor . Ama esas sorun yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil . Sorun pişmanlığın kendisi . Büzüşmemize , kuruyup kalmamıza , kendimizin ve bütün insanlığın en büyük düşmanı olduğumuzu hissetmemize neden olan , pişmanlığın ta kendisi . Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz . O hayatlar yaşanıyor , evet , ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız . Her yere gidip herkesle tanışamaz , istediğimiz her mesleği yapamayız tabii ama o hayatlarda hissedeceklerimizin çoğunu hissedebiliriz yine de . Kazanmanın nasıl bir his olduğunu anlamak için bütün sporları yapmamız gerekmiyor . Müziği anlamak için gelmiş geçmiş bütün müzik eserlerini dinlememiz gerekmiyor .
Sevgi ve gülmek , korku ve acı , bu hayattaki en geçer akçeler . Gözlerimizi kapayıp önümüzdeki içeceğin tadını çıkarmak ve çalan müziği dinlemek yeterli . Şu anda olası bütün hayatlarda yaşadığımız kadar eksiksiz ve tam bir hayat yaşıyoruz , aynı türden duyguları burada da deneyimleyebiliriz . Olmamız gereken tek bir kişi var . Hissetmemiz gereken tek bir varoluş var . Her şey olabilmek için her şeyi yapmamız gerekmiyor çünkü zaten sonsuzuz . Yaşadığımız her an sonsuz olası geleceğe gebe . Onun için bu hayatımızdaki insanlara iyi davranalım . Arada bir başımızı kaldırıp yukarı bakalım çünkü nerede olursak olalım gökyüzü her daim sonsuz .