Kitap; evlilik dışı istenmeyen bir gebelik yaşayan kadının psikolojisini işliyor. Ve bunu çok iyi başarmış yazar. Gerek Tanrı'yla çatışmasını gerek doğmamış çocuğuyla olan diyaloğu gerek kendi yaşama biçimi... Çok güzel anlatmış.👍🏻 Kitabın arka kapak yazısında da yazar not düşmüş: Kuşkulanmaktan…devamıKitap; evlilik dışı istenmeyen bir gebelik yaşayan kadının psikolojisini işliyor. Ve bunu çok iyi başarmış yazar.
Gerek Tanrı'yla çatışmasını gerek doğmamış çocuğuyla olan diyaloğu gerek kendi yaşama biçimi... Çok güzel anlatmış.👍🏻
Kitabın arka kapak yazısında da yazar not düşmüş:
Kuşkulanmaktan korkmayana, bıkıp usanmadan ve ölüm tehlikesine aldırmadan nedenleri arayana, hayat verme ya da bunu geri çevirme bilmecesini kendi kendine sorana bu kitap bir kadın tarafından tüm kadınlara adanmıştır.💓
📖Kitaptan bi kesit:
Diyor ki : «Kendini çocuk için feda edeceğin yerde çocuğu kendin için feda etmekle doğru bir şey yaptığını söyleyip seni avutmaya çalışmaya kalkmayacak kadar iyi tanıyorum seni. Bir kadının bir tavuk olmadığını, her tavuğun yumurtasından civciv çıkmadığını, kiminin kuluçkaya yatmaktan kaçtığını, kiminin de kendi yumurtasını içtiğini benden daha iyi bilirsin sen.
Bu yüzden tavukları suçlamıyoruz, tıpkı depremler, hastalıklar yoluyla ölüme yol açtığı için doğayı suçlamadığımız gibi. Doğanın ve tavukların bu kıyıcılığında çok gerçek bir mantık, bir bilgelik olduğunu anımsatmaya kalkmayacak kadar da tanıyorum seni: her varolma olasılığı gerçek bir varlığa dönüşecek olsaydı yersizlikten tümümüz ölürdük. Sen benden daha iyi bilirsin, yeri doldurulamayacak kimse yok yeryüzünde. Homeros, Leonar do da Vinci, İsa ve daha bir çokları doğmamış olsalardı da dünya dönmesini sürdürürdü. Yitirmek istediğin çocuk geride bir boşluk bırakmadı, ne topluma ne de dünyanın geleceğine bir zararı oldu. Yalnız, her türlü ölçünün ötesinde seni yaraladı bu olay, çünkü belki hiç de trajedi olmayan bir trajediyi kafanda büyüttün. (Zavallı sevgilim, düşünebilmenin acı çekmek, kafalı olmanın mutsuz olmak demek olduğunu öğrendin. Ama üçüncü, daha temel bir nokta gözünden kaçmış: Acı, yaşamın tadı tuzudur, acı çekmeseydik insan olmazdık!) Sonuç seni avutmak için değil, seni kutlamak için yazıyorum bu mektubu. Gebeliğin, analığın tutsaklığını silkip attığın için değil, başkalarına olan gereksinmene, bu arada Tanrı’ ya olan gereksinmene de boyun eğmemeyi başardığın için. Bana bunun tam karşıtı oldu. Evet evet. Bu son aylar içinde, Tanrı'ya inananlara karşı böylesine bir gıpta büyüdü ki içimde, bir tür çağrıya dönüştü. Bu çağrıya boyun eğdim. Ne denli yorulduğumu ayrımsayınca anladım bunu. Tanrı, tüm kırılmış parçaları yeniden bir birine yapıştıran bir ünlem işareti; kişi inanıyorsa eğer, demek ki, çok yorulmuştur ve yaşamını tek başına yönetecek durumda değildir.📚 (🤔)
SON...🎈